9. Kurultay Raporu Ek2: Çalışma Tarzı

ÖRGÜTLÜ MÜCADELEDE ÇALIŞMA TARZI

 

Devrim sadece üretim araçlarına hangi sınıfın veya sınıfların hükmedeceğine karar vermez; bununla birlikte, bilginin ve becerinin de fethidir. Öncü parti ise, daha iktidar olmadan önce emekçi sınıfın düzenden kaynaklanan geriliklerine karşı açılmış bir sa­vaşın öncüsüdür. Öncü, değiştirmek istediği sistemin bilgi birikimini kendine mal et­mekle yetinemez; o düzenin temsilcilerinden daha gelişkin yöntemlere sahip olmalı, zamanı onlardan daha iyi kullanabilmelidir. “Çalışma tarzımızı iyileştirelim” sloganıy­la ortaya koyduğumuz hedef budur.

Çalışma tarzının esası zamanı iyi kullanmak, yani verimdir. Diğer bütün çalışma tarzı ilkeleri bu temel amaç ekseni etrafında sıralanmıştır. Zamanı iyi kullanmak için, başta merkez yöneticilerimiz ve il başkanlarımız olmak üzere yönetici kadrolar, planlı ve sistemli çalışmada ustalaşmalıdırlar. Liderlerin kendi programlarına hâkim olmaları esastır. Yarın ne yapacağını, o hafta ne yapacağını, o ay ne yapacağını, hangi eylemlere önderlik edip, hangi ziyaretlerde bulunup, hangi kitapları okuyacağını esas olarak bilmeyen lider, liderlik zaafı içindedir. Kendi programını yapmayanın progra­mını başkaları yapar, kendi zamanını iyi kullanmayanın zamanını başkaları kullanır.

Partinin bütün örgütlerinde kadroları verimli kullanma anlayışını güçlendirmeliyiz. Bir yu­murtayı on kişi ile taşıma şeklindeki yanlış uygulamaları değiştirmeli, on yumurtayı bir kişinin taşıyacağı, her kadronun terleyeceği bir çalışma tarzı geliştirmeliyiz. Bir işi en az adamla en iyi biçimde, en kısa zamanda yapmak ilkesini uygulamalıyız. Verimi artırmak için, partinin sistemli ve planlı çalışmaya, bürokratik eğilimlerden kurtulmaya ihtiyacı vardır.

Öte yandan verimli çalışmadan çok fedakârlığa da zaman zaman vurgu yapıyoruz. Fedakârlık kuşkusuz devrimci bir niteliktir, ancak verimli ve etkin çalışmayla ta­mamlanmalıdır. Kimi kadrolar, bir işi daha zahmetli yapmayı, daha verimli yapmaya yeğ­liyorlar. Oysa doğru önderlik, var olan emek potansiyeliyle azami işin yapılmasını planla­mak ve örgütlemektir.

 

Yoğunlaşma

Örgütlenmede yoğunlaşma çizgisi, kadroları ve önderlik gücünü belli noktalarda toplayarak sonuç almaya hizmet eder. Her Parti örgütü, elindeki gücü ve mücadele alanlarının durumunu dikkate alarak, bir örgütsel yoğunlaşma planı yapmalıdır. Kendisine yoğunlaşma alanları seçmelidir. Partinin derinlemesine örgütlenmesi, öncüleşmesi ve kitle ilişkilerini bir eylem gücüne dönüştürmesi, yoğunlaşmanın doğru uygulanmasına bağlıdır. Yaygınlaşmanın ve kitleler içinde kalıcı ve dayanıklı bir örgütsel güç yaratma­nın yolu da yoğunlaşmadan geçer.

 

İşbölümü

 Kurum, her şeyden önce bir görevler sistemidir ve ast üst ilişkileridir. Kurumlaşmak, görevlerin, işbölümünün ve ast üst ilişkilerinin belli olması ve uygulanmasıdır. Her görev ve işi rasgele görevlilere yükleme tavrına, herkesin her işi yaptığı bir “kara düzen”in yaratılmasına karşı mücadele etmeliyiz. Bir görev veya işi yapacak ekip belirlenirken, başkanın belirlenmesi, ast-üst ilişkilerinin berrak olarak saptanması, işin ayrıştırılması ve tek tek her işi yürütecek görevlilerin belirlenmesi şarttır. Başkansız görev ve iş olmaz. Başkan, örgütü ve yönetimi çalıştıracaktır. Yönetim kurulu ise, tüm uzuvlarıyla beraber örgütün işlemesini sağlayacaktır. Bunun için yöneticiler ve kadrolar, işlerin ayrıntılı bir tarifini yapacaklar, işleri yürütecek görevlileri belirleyecekler, işleri paylaştıracaklar ve üyeleri de­netleyeceklerdir. İşin birlikte yönetildiği, görev paylaşımının berrak olarak saptandığı, karşılıklı yardımlaşmanın esas olduğu bir görevler sistemi kurulmalıdır. Örgüt içinde üst seviyede bir eşgüdüm ve uyum yaratmalıyız. Orkestra gibi…

Özellikle yeni mücadele arkadaşlarımıza hızla görev vereceğiz. Görev verilirken arkadaşımızın birikimini, niteliğini ve ilgi alanlarını gözeteceğiz. Denetlerken müfettiş gibi olmayacağız. Arkadaşlarımıza yardım edeceğiz, geliştireceğiz, ilerleteceğiz. Görevi olmayan bir üye kalmayacaktır.

 

İşi yönetmek, doğru görevlendirme

Örgütlemek, elbette insanları örgütlemek ve yönetmektir. Ancak insanlar faaliyet ve iş zemininde yönetilir. Faaliyet ve iş dışında soyut bir insan yönetme sanatı yoktur. İnsanların hangi faaliyetini yöneteceğiz? Her örgütlenmenin önündeki ilk soru budur. Yönetmek, kısacası, bu işlerden birini veya bir iş kümesini yönetmektir. Yönetici bu işin yürütülmesini örgütleyecektir. O nedenle işi yöneten, işi bilmek zorundadır. Kadro politikasında da insana iş bulmak değil, işe insan bulmak gerekir. “İnsanı yönetmek” diye dile getirilen anlayışa göre, insana iş buluruz. İşi yönettiğimiz zaman, işe göre kadro buluruz ve işi başarırız. İnsanı yönetmek diye bir uzmanlık yoktur. Uzmanlık, belli bir işin yapılmasında uzmanlıktır.

 Kadro bulmak, kadro keşfetmek, var olan kadroları görev vererek geliştirmek, yönetimlerin esas görevidir. Önderliklerin oluşturulmasından ve görevlerin tanımlanmasından sonra temel mesele, doğru görev ve işlere doğru kadroların atanmasıdır. Hangi iş için görevlendiriyorsak, o kadroda söz konusu işin gerektirdiği özelliklerin olmasına dikkat etmek gerekir. Kadrolardaki yetenek ve birikimlerin keşfedilmesi için, kadrolarla omuz omuza çalışılması, kadroların faaliyeti içinde tanınması gerekir.

 

Sistem kurma ve kurallaştırma

Örgütlenme, öncelikle sistemlerin (düzenekler) kurulmasıdır. Her alanda hayata ve ihtiyaca uygun sistemler kurulacak, bu sistemler şemalar haline getirilecek, planlar yapılacak, görevler belirlenecek, görevlilerin önüne işler konacak ve bu işlerin başarılması takip edilecek ve denetlenecektir. Başarılı modeller, Partinin diğer örgütlerinin yönlendirilmesinde ve eğitilmesinde kullanılacaktır.

Kurallaştırma ve düzgün biçimde arşivleme verimi yükselten en önemli tedbirlerdir. Kurallaştırma parti çalışmasının özetlenmesidir. Hangi tür bildirilerin nerelere dağıtıla­cağına, bildirinin hangi biçimde yazılacağına, dilekçenin nasıl hazırlanacağına kadar bütün parti işleri kurallaştırılabilir ve pratikte büyük zaman tasarrufu sağlar. Toplum­da, düzgün çalışan bir parti izlenimi oluşturmak ayrıca önemlidir.

Herhangi bir görev ve iş belirlenirken, kesinlikle ihtiyacı ve hedefi belirlemek gerekir. Hedef eğer mümkünse sayıyla belirlenmelidir. Hedefler saptanmadığı zaman, hem en çok verimi almak mümkün değildir, hem başarının ve denetimin ölçütleri konmamış olur. Sorular sorarak denetim mekanizmasını daha sağlıklı işletebiliriz ve başarı düzeyimizi çok daha somut ölçebiliriz. Termometre ve barometre kadar kesin ölçüm araçlarımız olmasa da, örgütsel durumumuzu gerçeğe en yakın bir biçimde ölçebilmeliyiz. Bunun için düzenli aralıklarla başarıyı ölçecek olan sorular cevaplandırılmalı ve bu belirli zaman aralığı içinde kaydedilen gelişme tespit edilmeli. Rakamlardaki artışın veya düşüşün sebepleri saptanmalı, ona göre önlem alınmalı veya yeni hedefler konulmalı.

 

Örgütlenme ağı 

Her ilçe, her okul, her fakülte, her bölüm hatta olanaklıysa her sınıf ayrı ayrı birimler halinde örgütlenecektir. Birimlerin başkanları belirlenecektir. Her üye ise, bir kadroya veya doğrudan birim sorumlusuna bağlı olacaktır. Burada aklımızda kalması gereken temel soru şudur: “Ahmet kime bağlı?” Herhangi bir üye hakkında bu soru sorulduğunda, cevapsız kalmamalıdır. Özetle: her üye çizilen örgütsel şemanın içinde yer alacak; tüm birimler de örgütsel şemalarını oluşturacaklar.

Hızlı hareket edebilmek ve örgütü topyekûn seferber edebilmek için bu örgütlenme ağı vazgeçilmezdir. Ayrıca bu sayede hiçbir üye unutulmayacak, yeni üyeler kolayca şemalara eklenebilecektir. İşleyen bir ağ oluşturulmalıdır. Böylelikle eylemler ve işler daha kolay planlanacaktır. Örgütlü gücümüzü de sürekli ve pratik bir biçimde denetleyebileceğiz. Yöneticiler bu ağı yöneteceklerdir. Ağı örmeğe devam edecekler. Hasarları, bağlantı noktalarındaki kopuklukları tamir edecekler. Hedefimiz, her an her hücresi çalışan bir “organizma” yaratmaktır.

 Örgütlenme ağının bir parçası da, üye yapmayı hedeflediğimiz arkadaşlarla ilgili bir plan yapmak olmalıdır. Her birim ve yerel örgüt, üye yapmayı hedeflediği gençlerin listesini çıkarmalı. Bu gençler tek tek paylaştırılmalı ve her üyenin, üye yapmaya özel olarak çalıştığı bir veya birkaç genç olmalı.

 

ÖNCÜ GENÇLİK GENEL YÖNETİM KURULU