KARA DERYALARDAKİ FENER: ÖNCÜ PARTİ

KARA DERYALARDAKİ FENER: ÖNCÜ PARTİ

Fransız İhtilali’ni sonuna kadar götürmek isteyen Jakobenlerden bu yana devrimler tarihi aynı zamanda öncü örgütlenmenin ve ona verilen emeğin tarihidir. Her devrimci yapı kendi çağının, ülkesinin ve toplumunun izini taşır. Her örgüt ve liderlik kendinden önceki devrimlerden çıkan dersleri ve tecrübeleri özümser ama hiçbir devrim bir diğerinin kopyası olamaz. Bu durum devrimci partiler için de geçerlidir. Kendi ülkelerinin ürünleri olmalarıyla, milli geleneklerinin izlerini taşımalarıyla, sınıfsal karakterleri ve programlarıyla, önlerinde duran somut siyasal görevlerle birbirlerinden ayrılırlar. Jakobenler Kulübü, Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi (Bolşevik), Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Çin Komünist Partisi… Bu örgütlenmeler öncülükleri, vatana ve halka bağlılıkları, kararlılıkları, dürüstlükleri, militanlıkları, aklı ve bilimi yol gösterici olarak seçmeleriyle de birbirlerine benzerler.

JAKOBENLER

Jakobenler Kulübü ortaya çıktığında sadece vekilleri kabul eden seçkin bir yapıydı. Kendi içinde çeşitli eğilimlere sahip kulübün Robespierre önderliğindeki kesimi ilk başta küçük bir gruptu. Ancak koşullar hem bir ayrışmayı getirdi hem de kulübün ve içindeki devrimci kesimin adım adım yükselişini… Önce seçkin niteliğinden uzaklaşmaya başladı ve 1793’te, iktidarın merkezi örgütlenmesi haline geldiğinde 6 bine yakın şube ve halk derneğiyle, 100 binden fazla militanıyla ülkeyi yönetiyordu. Jakoben örgütlenme federalizm denen bölücülüğe karşı kararlılıkla mücadele etti ve milletin birliğini sağladı. Anayasayı yaptı, feodal mülkiyeti toplumun alt sınıflarına dağıtarak ezilenlere sırtını dayadı. Kuşkusuz bu duruma bir anda gelinmedi. Sınanan çözümler en sonunda Jakobenizmi tek çare olarak öne çıkardı ve Jakobenler ülkenin ancak bir devrimci iradeyle yaşatılacağını bilerek çalışıp taraftar topladılar. Kritik olan da buydu: Nesnellikle öznel müdahale ve örgütlenmenin uyum içinde ilerletilmesi… Bunun için ter dökülmesi…

BOLŞEVİKLER
Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin Bolşevik kanadı 1. Dünya Savaşı’nda kendi emperyalist hükümetine karşı mücadele etti ve Türkiye gibi ezilen milletlerin vatan savaşını destekledi. Rusya’nın bir anayurt savunması yapmadığı propagandasıyla işçiler, köylüler ve askerler içinde faaliyet yürüten Bolşevikler büyük bir tepkiyle karşılaşıyor ve azınlıkta kalıyorlardı. Çünkü Çarlığın yerine iktidara gelenler ülkeyi savunuyoruz diye emperyalist siyasetleri devrimin meşruiyetine sığınarak sürdürüyorlardı. Fakat bunun da bir sınırı vardı. Hayat emekçi halkı sonunda Bolşeviklerin yanına getirdi. Rus vatanının birliği ve kıtlığa son verilmesi ancak bu örgütlenmenin merkezi siyasetlerini kadrolar aracılığıyla yılmadan kitlelere aşılamasıyla sağlandı. Nesnel koşullar öznel enerjiyle birleşmişti.

MÜDAFAA-İ HUKUK
Kurtuluş Savaşımızın öncü partisi Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti vatanın işgal altında olduğu koşullarda ülke çapında hızla örgütlendi. Mustafa Kemal Paşa, cemiyetin stratejik ve taktik hamlelerini adım adım ördü. İşgale karşı silahlı kurtuluş savaşının başında bu siyasal örgüt ve kadroları vardı. Devrimci kurtuluş, devrimci kuruluşun yani siyasal teşkilatın zoru örgütlemesiyle gerçekleşebilirdi. Mustafa Kemal Paşa kurtuluşun imkansız olarak görülen devrimci bir cumhuriyet programıyla mümkün olabileceğini gösterdi. Kuşkusuz Müdafaa-i Hukuk birden türemedi. 1876 1. Meşrutiyeti’nden İttihat ve Terakki’ye uzanan halkanın en devrimci sonucuydu. Kadro birikimi de bu yatağın içindeydi.

ÇKP
Çin Komünist Partisi uzun ve çetin bir iç savaşın ve milli kurtuluş savaşının ardından iktidara geldi. Parti, sağ ve özellikle “sol” sapmalar nedeniyle ciddi krizlere girmesine rağmen sonunda Mao Zedung’un liderliğindeki doğru çizgisiyle zafere ulaştı. ÇKP’nin tarihi aynı zamanda bir devrimin de uzun soluklu tarihidir. Bu bakımdan oldukça ilginç ve öğreticidir. Ama en önemlisi de şudur: Partili mücadele her koşul altında esastır. Kadrolar, siyasetler ve emekçiler arasındaki halkadır.

VATAN PARTİSİ’NİN GELDİĞİ EŞİK
Üzerinde durduğumuz tarihsel örnekler bizim beslenme kaynaklarımız. Onları taklit etmeyeceğiz ama dersler çıkaracağız. Ülkemiz bugün Rus uçağının düşürülmesi ve son olarak Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesiyle birlikte siyasal krizi daha derinden hissediyor. Sistem içinde çevrilen çarklar ekonomik kaynakların sonuna gelindiğine işaret ediyor. Bu koşullarda liderliğin ve programın belirleyiciliğinin yanı sıra örgütlenme ve bu uğurda sıkı bir çalışma tayin edici oluyor. Çoğu zaman basit sözcükler gerçeği açıklar ve ihtiyaca yanıt verir. O sözcükler bugün için daha çok çalışma ve örgütlenmedir. Önümüzde duran görev vatanın birliği, halkın refahı için seferber olmaktır.
İnsanın gizil güçleri tarihten bu yana kendini emek ve örgütlenmeyle açığa vurdu. Bütün zorluklar bu iki kavramın maddi ve kitlesel bir güce dönüşmesiyle aşıldı. Fedailik de bu süreçlerin ürünüdür. İnsanlığın geldiği bugünkü aşamada en üst örgütlenme biçimlerinden biri olan devrimci parti şimdi bu gizil güçle atağa kalkmanın eşiğindedir. Vatan Partisi liderliği, kadroları ve programıyla bunu yapabilecek biricik örgütlenmedir. O, kara deryalardaki fenerdir.

Emrah Maraşo

Paylaş: