AYKUT DİŞ YAZDI: ERDOĞAN’DA İNÖNÜ’DEKİ GÜVEN ÖZVERİ TECRÜBE VAR MI

AYKUT DİŞ YAZDI: ERDOĞAN’DA İNÖNÜ’DEKİ GÜVEN ÖZVERİ TECRÜBE VAR MI

Aykut Diş, Vatan Partisi Öncü Gençlik Genel Başkanı

 

Bugün Batı Asya’da, Türkiye’nin hem iç hem de dış cephelerde parçası olduğu çok bileşenli bir savaş yaşanıyor.

Geçmişin kitlesel muharebe yöntemlerinden farklı olarak örtülü bir şekilde yürütülen savaşta, emperyalist kapitalist güçler ezilen dünyaya doğrudan kendi üniformalı askerlerinin yerine terör örgütleriyle ve gizli yapılanmalarıyla saldırıyorlar.

Ülkemizdeki yansımasını Türk-Amerikan savaşı olarak nitelediğimiz bu çarpışmanın mahiyetini anlamak ve ona göre konumlanmak ise insanlığın seyri açısından belirleyici.

Çünkü Batı Asya coğrafyası ve havzasındaki ülkeler emperyalizmin zayıf halkasını, insanlığın ön yüzünü temsil ediyorlar.

Savaşın boyutlarını anlayabilmek ve kaybedildiği takdirde bedellerini öngörebilmek için arkada kalan bir yılı hatırlamak yeterli.

  • Sistemin küresel efendileri, Türk ordusunun ve Türk aydınlarının tertipleri bozarak özgürleşmesi ve Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) deşifre olmasının telaşıyla 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde bölücü terör örgütü PKK’nın “yasal” partisi Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) meclise sokarak Türkiye’yi dizayn etmeye kalkıştılar.
  • Ülkenin güneydoğusunda “özerklik”ler ilan ettirerek ve ayaklanma çağrıları yaparak PKK’yı şehir savaşlarına soktular, Türkiye’yi silahlı yoldan bölmeye giriştiler.
  • Yurdun dört bir yanındaki büyük şehir merkezlerinde PKK ve IŞİD (DAEŞ) aracılığıyla bombalar patlatarak kaos istediler.
  • SüperNATO’nun derin aracı FETÖ ile darbe denemesinde bulunarak memleketi işgale yeltendiler.
  • Şimdi de ekonomik yaptırımlarla, itibarsızlaştırmalarla ve uluslararası basındaki “Türkiye diktatörlüğe gidiyor” haberleri ile savaşı sürdürüyorlar.

Türkiye’nin içinde bulunduğu bu ağır savaş hali karşısında ülkeyi yönetenlerin bazı tavırları ise olacak gibi değil. Bu tavırlar tabiri caizse “kafalarda deli sorular” yaratıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün İsmet İnönü ve Lozan Zaferi ile ilgili söyledikleri bunun en yakın örneği.

Erdoğan, Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı tehditler ve bu tehditlerin kaynağı gün gibi ortadayken, üstelik tehditleri savuran kuvvetin bariz hedeflerinden bir tanesi kendisiyken; her şeyi bir kenara koyuyor, ABD’ye açıktan tek bir laf edemiyor ama İsmet İnönü’ye ve Lozan Antlaşması’na çatıyor.

Neymiş, ‘Lozan’ı zafer diye yutturmaya kalkışmışlar’mış.

Erdoğan tarih bilmelidir, hesap bilmelidir, kitap bilmelidir.

En önemlisi de had bilmelidir!

Ecdadımız diye pek övündükleri baykuşlar Osmanlı topraklarını satarken, Yıldız Saray’ındaki burcundan koca burnunu dışarı çıkartamazken, İstanbul’un anahtarını İngilizlere ipek eldivenleriyle teslim ederken çizmesi yamalı Kemalistler, “Ya istiklal ya ölüm” dediler.

PKK’yı ayaklandırarak ve PYD’yi kollayarak, Türkiye’yi bölmek isteyenin ve darbe denemesiyle işgal etmek isteyenin ABD emperyalizmi olduğu bu kadar açıkken, bir tane saray muhafızı ya da AKP’li kararlılıkla “PKK’nın ve FETÖ’nün arkasında ABD var” diyemedi.

Oysa İsmet İnönü Lozan görüşmelerinde “Siz Yunanistan’ı yendiniz, İngiltere’yi değil; bunu unutmayın”* diyerek Türkiye’ye pişkince meydan okuyan Lord Curzon’a:

‘Güneyde müttefikiniz Fransızları yendik. Onun silahlandırdığı Ermenileri ve Pontus çetelerini yendik. Müttefikiniz İtalyanları Anadolu’dan uzaklaştırdık. İstanbul yönetimiyle birlikte azdırdığınız isyancıları yendik. Silah ve para ile desteklediğiniz Kuva-yı İnzibatiye’yi yendik. En son olarak da maşanız Yunan ordusunu denize döktük. Mondros’u yendik, Sevr’i yendik. Üçlü anlaşmayı yendik. Bunların hepsinin arkasında siz vardınız, hepsinin ipleri, dümeni, düğmesi sizin elinizdeydi. Biz asıl sizi yendik. Entrikalarınızın nedeni bu. Bunu örtbas etmeye, kaybınızı gidermeye çalışıyorsunuz. Biz sizi burada da yeneceğiz!’** diye yanıt veriyordu.

İşte Kemalistler budur.

İsmet İnönü budur.

Böylesi zamanlarda en temel kanundur.

Siyasal güç ne zaman mecburiyetlerle çatıştıysa, sonuç mecburiyetlerin siyasal gücü devirmesi olmuştur.

O mecburiyetler Türk-Amerikan savaşında vatan savaşının başarısı için milletin topyekûn birliğinden geçiyor.

Fakat Erdoğan bu ve benzeri fikirlerle tarihe ve büyük devlet adamlarına saygısızlık ediyor, sınırını aşıyor.

Daha da mühimi Türk milletinin yüzde ellisini Amerika’nın kucağına itiyor.

Lozan Antlaşması, Türk mucizesinin belgesidir.

İsmet İnönü de onun kahramanı.

Vatan savaşının başarısı için tutarlı ve cesur bir önderlik sorunu her geçen gün daha da yakıcılaşıyor.

Erdoğan’da İnönü’nün güveni, özverisi ve tecrübesi var mı?

Vatan Partisi’nde var!

 

* Turgut Özakman – Cumhuriyet, Bilgi Yayınevi, Ekim 2009, 11. Baskı, sf.188

** Aynı yerde, sf.189

 

oncugenclik.org.tr, 30.09.2016

Paylaş: