Ana Sayfa Yazılar EREN ÖZTÜRK YAZDI: İTTİHAT VE TERAKKİ’Yİ NEDEN TIBBİYELİ GENÇLER KURDU?

EREN ÖZTÜRK YAZDI: İTTİHAT VE TERAKKİ’Yİ NEDEN TIBBİYELİ GENÇLER KURDU?

245

Eren Öztürk, Öncü Gençlik GYK Üyesi

Tarih: 2 Haziran 1889…

Daha sonraları adı İttihat ve Terakki Cemiyeti olan İttihad-ı Osmani kuruldu.

Mektebi Tıbbiye-i Şahane öğrencilerinin 1889 yılında kurdukları İttihad-ı Osmani Cemiyeti, Sultan Hamit rejimine karşı kurulan bir öğrenci derneğiydi. Gençliğin hedefi, baskı rejimi olarak gördükleri 2. Abdülhamit’in istibdat yönetimine son vermek ve meşruti yönetimi ve Kanuni Esasi’yi tekrar yürürlüğe koymaktı.

Bu hedefe yönelik ilk örgütlenme düşüncesi, iktidarla zihniyet uyuşmazlığı nedeniyle muhalefetin kalesi durumuna gelmiş olan Mekteb-i Tıbbiye’de, 1889 yılında ortaya çıktı. Cemiyetin 1 numaralı üyesi İbrahim Temo cemiyetin kuruluş amacını şu sözlerle anlatmaktadır:

“Sarayburnu’nda, şimdi İmarat-ı Askeriye’ye tahsis olunan Gülhane Mektebi adını alan Mektebi Tıbbiye-i Askeriye’de bir teneffüs vakti… Elimde kitapla dolaşırken İshak Sukûti yanıma sokuldu, yeni bir şeyler olup olmadığını sordu. Ben, aziz vatanın bugünkü durumu ve idare tarzıyla yok olup gideceğini ve bu tehlikenin giderilmesi için bir çare düşünüp faaliyete geçmek, bir cemiyet halinde çalışmak gerektiğinden bahsettim.”[1]

Peki İttihad-ı Osmani’yi kuran gençlerin Tıbbiyeli olması bir tesadüf müydü?

Bizce değil.

CEPHEDE OLAN ÖNCE GÖRÜR

Mevzide olanın gerçekleri kavraması daha öncedir. Çünkü gerçeklerle ilk onlar yüzleşir. Osmanlı devletinin kurmay subaylarını yetiştiren Harbiye, gerçekle ilk yüzleşenlerden olmuştur. Osmanlı’nın Batı karşısındaki geri çekilişi ve siyasal-kültürel alandaki yenilgisinin sebeplerini düşünürlerdi.

Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasıyla birlikte II. Mahmut tarafından kurulan “Asakir-i Mansure-i Muhammediye” (Muhammed’in Muzaffer Askerleri) modern Osmanlı ordusunun hekim ihtiyaçlarını karşılamak üzere Tıbbiye, daha doğrusu Askeri Tıbbiye 14 Mart 1827 tarihinde İstanbul’da açıldı.

Medrese düzeninde açılan bu okulun ilk adı “Tıbhane-i Amire”dir. Bunun yanında, bir de, cerrah yetiştirmek üzere “Cerrahhane” adıyla bir okul daha açılmıştır. Bu iki okul 1836’da “Mekteb-i Tıbbiye” adıyla birleştirilmiştir. Tıbbiye ve Tıbbiyeli kavramları birleşmeden sonra kullanıma girmiştir.[2]

Savaştaki asker kaybını önlemek için kurulan Tıbbiye’de aynı zamanda Harbiye dersleri de verilmekteydi. Bu sebeple Osmanlı’nın Batı’daki fikir akımlarına dönük olan yüzünden etkilenilmiştir.

Tıbbiye eğitimi tıpkı Harbiye ve Mülkiye’deki gibi Batı tarzında ve modern bir anlayışta olduğu için, yeniliklere açık ve ufku geniş öğrencilerin yetişmesini sağladı. Avrupa’da Fransız İhtilali ile ortaya çıkan hürriyet, adalet, milliyetçilik gibi kavramların tartışıldığı ve Osmanlı’daki karşılıklarıyla kıyaslandıkları bir yerdi Tıbbiye. Cemiyetin kuruluş tarihinin, Fransız Devrimi’nin 100. yılına rastlaması kuşkusuz bir tesadüf değildir.

Ord. Prof. Dr. Tevfik Sağlam “Nasıl Okudum” adlı kitabında o günleri şöyle anlatıyor:

“Tıbbiyeli, garp ile şarkın farkını bilen ve geriliğimizin derin acısını duyan insandı. Bu sebepten Tıbbiye Mektebi vatanseverliğin, hürriyet aşkının, şark miskinliğinden kurtulma, ilerleme, bir an önce yüksek bir medeniyet seviyesine ulaşmış memleketlere yetişme cehdinin bir yuvası olmuştu. Tıbbiyeliler, Osmanlı İmparatorluğu’nun son padişahlarının gerici ve müstebit idaresine karşı daima isyancı bir durum almışlardı. Bunun içindir ki, Abdülhamit, tıbbiyelileri sevmez, onlardan korkar, çekinir ve onlara karşı şiddetli bir baskı yapardı. İşte Tıbbiye’deki terör idaresinin sebebi bu idi.”[3]

Değerli tarihçi Prof. Dr. Sina Akşin’in Youtube kanalı Neyin Nesi TV’de dediği gibi “Tıbbiyeliler akıl çağının gençleriydi.”[4]

KURULUŞ ANI

Bir gün İbrahim Temo teneffüs vakti elinde kitapla bahçede dolaşırken, en yakın arkadaşları yanına gelirler. İshak Sukûti yeni bir şeyler olup olmadığını sorar. İbrahim Temo da her vakit birbirleriyle dertleştiklerini fakat bu tehlikenin giderilmesi için bir çare bulamadıklarından bahseder ve cemiyet kurarak faaliyete geçmek gerektiğini belirtir. Bu gücü kendilerinde bulamayan arkadaşlarına ise Türkiye’nin başına musallat olan “Etnik-i Eterya”yı üç Rum çırağının kurduğundan bahsederek arkadaşlarını kalpleri vatan sevgisiyle çarpan, namuslu dört Tıbbiyelinin bu işin altından kalkacağına ikna eder.

1889 senesi dört el sıkışır ve yeminler edilir. İttihat ve Terakki Cemiyeti artık kurulmuştur. Cemiyet ilk toplantılarına başlar, görevlendirmeler yapılır. “İnciraltı” ismini verdikleri yerde toplanırlar, ülkenin gidişatı hakkında değerlendirmelerde bulunurlar, önlerine görevler koyarlar. Tıbbiye sıralarında dertleşen vatanseverler, bu cemiyete sarılarak kendilerini ve hayallerini gerçekleştirmeye koyulurlar.

“İnciraltı Toplantısı” veya “On İkiler Toplantısı” dedikleri toplantılarla cemiyet gittikçe büyür. Cemiyetin İtalyan Karbonari Mason Teşkilatı’nı örnek alarak hücreler halinde yapılanması, her üyeye bir sıra numarası verilmesi bu toplantıda kararlaştırılır ve birinci hücrenin birinci üyesi İbrahim Temo olur. Cemiyet hürriyet fikri etrafında özellikle Osmanlı topraklarında yaşamış ve Balkanlar’da ilerici hareketlerin etkisinde kalan Arnavut, Türk, Romen, Boşnak aydınlarının Türkçülük çatısında birleşmesiyle gittikçe yayılır.

İlerleyen yıllarda Osmanlı devletini de yönetecek olan İttihatçı ekipte başta Dr. Nazım, Dr. Bahattin Şakir, Dr. Rusuhi, Dr. Esat Paşa (Işık), Dr. Tevfik Rüştü ( Aras), Dr. Abdülhak Adnan ( Adıvar), Dr. İbrahim Tali (Öngören) gibi birçok Tıbbiye mezunu önemli görevlerde yer aldı.

Kaynaklar:

[1] İbrahim Temo, İttihat Terakki ve Anılarım, Alfa Yayınları, İstanbul, 2013, s.26-27.

[2] Prof. Dr. M. Tahir Hatipoğlu, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Toplumsal ‘İlerleme’nin ve Türkçe Eğitimin Öncüsü Tıbbiye, Hatiboğlu Yayınları, 2. Basım, Ankara, 2011, s.17.

[3] Ord. Prof. Dr. Tevfik Sağlam, Nasıl Okudum, İşaret Yayınları, 5. Baskı, İstanbul, 2010 s.56-57.

[4] https://www.youtube.com/channel/UCMCyLyJRX8MkUaSKdwOT_wA

oncugenclik.org.tr, 7.6.2019