EREN ÖZTÜRK YAZDI: JEOPOLİTİĞİN DİLİ OLSA DA KONUŞSA

EREN ÖZTÜRK YAZDI: JEOPOLİTİĞİN DİLİ OLSA DA KONUŞSA

Eren Öztürk, Öncü Gençlik GYK Üyesi

Dil, ideolojik hegemonyanın önemli araçlarından biridir. Kendi ekonomik üstünlüklerini kültürel baskınlığıyla perçinlemek isteyen emperyalist kuvvetler, kendileri zayıflasa da güçlü görünmek veya hiçbir zaman yenilemeyeceklerini ispatlamak için ezilen ülkelerin “dil”lerine de belli müdahalelerde bulunmuştur. Türkçenin son dönemde geçirdiği yozlaşma, yabancı kelime istilası ve günlük kullanılan kelime sayısındaki ciddi azalma bir yana, siyasi tartışmalar ve gündem yorumlamalarında dahi Batı merkezli kelimelere rastlıyoruz.

Orta Doğu – Batı Asya

“Orta Doğu”yu ele alalım. Türkçede defalarca kullanırız, haritayı açıp incelediğimiz zaman bu terimin bizim açımızdan değil de Batı merkezli bir değerlendirme olduğu çok açıktır. “Orta Doğu” sözcüğü, İngiliz siyaset diline ilk defa bu ülkenin, Arabistan Yarımadası’nın güneyinde bazı stratejik noktaları işgal ettiği 19. yüzyılda girdi. Dünya siyasetinin belirleyici gücü durumundaki İngiltere’nin yaptığı tanımlama, zamanla herkes tarafından kullanılmaya başlandı. 19. yüzyıl İngiltere’sinin yerinde bugün Amerika Birleşik Devletleri var. Bu değişikliğe bağlı olarak Amerikan merkezli bir dünya tasavvuru Orta Doğu ismini devam ettirdi. Ancak ortada bir sorun var. Güneş batmayan ülkenin güneşi çoktan battı. Dünya ekonomisinin ağırlık merkezinin Atlantik’ten Asya’ya kaymasıyla birlikte Batı merkezli dünya görüşünün maddi temeli yok

olmaya başlamışdı. Bugün Amerika’nın merkezinde olduğu bir dünyadan bahsedilemez.

Amerika’nın dünyadaki hegemonyasından bağımsız olarak bu bölgeye Ortadoğu değil “Batı Asya” denilmelidir. Bölge ülkeleri bu isme sahip çıkmalıdır. Çünkü Avrupa-merkezcilik paradigması, bütün paradigmalar gibi, yalnızca iç yetersizlikleri eleştirilerek yıkılamaz. Bu paradigma, biz yanlış bir tarzda olduğuna inansak da, gerçek sorunlara cevap veriyor. Dolayısıyla onun yerine konacak, olgulara dayalı, doğru cevapları bulmak gerekiyor. Batı Asya ifadesi coğrafi isimlendirme açısından ihtiyaca cevap veren doğru cevaptır.

Kime göre uzak?

Uzak Doğu terimini inceleyelim. Türkiye’ye göre “Doğu” neden uzak olsun? Avrupa’yı merkez alarak yapılan bu değerlendirmenin sorunu isimlendirmenin nesnel ölçülere göre değil, kendi bulundukları konuma göre belirlenmesidir. Avrupa-merkezci bakış açısına göre uzakta olan yer bize oldukça yakın hatta gün geçtikçe daha da yakınlaşıyor. Türkiye için orasını Doğu Asya olarak ele almak en doğru isimlendirme olacaktır.


Çin Devrimi’nin büyük önderi Mao Zedung, kendisiyle ropörtaj yapan bir gazetecinin sorusu içinde geçen “Uzak Asya” tanımı üzerine “Kime göre uzak?” diye sormuş.[1] Gerçekten de Çin’in büyük bir ekonomik, askeri ve siyasi güç olarak ortaya çıkması, dünya ekonomisinin merkezine oturması, “Uzak Asya” tanımlamasını tarihe gömdü. Orta Doğu tanımı da Batı Asya milletlerinin ayağa kalkmasına bağlı olarak “Uzak Asya” tanımlamasıyla aynı kaderi paylaşacaktır.

Artık bu söylediklerimiz sadece anti-emperyalist teorinin savları olarak kalmıyor, hayata da yansıyor. Örneğin geçtiğimiz aylarda bir TÜSİAD üyesi konuşmacı şöyle dedi: “Uzak Batı demiyoruz. Neden Uzak Doğu! Vazgeçelim, uzağı düşürelim…”[2]

Kuzey Kore – KDHC
Kuzey Kore tanımı bir ülkenin kuzeyini belirtmek için kullanabilir ama Kuzey Kore diye bir ülke ve Kuzey Kore hükümeti diye bir tanım yapılamaz. Uzun yıllar bir arada yaşayan fakat emperyalizm destekli iç savaş neticesinde günümüzde iki ayrı devletin hüküm sürdüğü Kore yarımadasının güneyinde Kore Cumhuriyeti (KC), kuzeyinde ise Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) bulunmakta. Bu devletleri günümüzdeki Güney Kore ve Kuzey Kore diye adlandırmak ise kısmen eski alışkanlıklara bağlı. Oysa bu adlandırma hali hazırda var olan resmi ayrışmaya sözcüklerle yapay bir ayrışma ve kötüleme daha ekleyip, bu ülkelerin tekrar birleşmesinin önüne geçmeye hizmet ediyor.
Bugünkü Kore’den bahsederken bu hususa dikkat etmek ve kuzey-güney sözcükleriyle ifade etmeyi tercih etmekten kaçınmak gerekir. [3]

Şincan Uygur Özerk Bölgesi – Doğu Türkistan

Son günlerde yazılı basında ve sosyal medyada sıkça ismini duyduğumuz bölgeye gelelim: Şincan Uygur Özerk Bölgesi, yanlış kullanımıyla Doğu Türkistan. 

Dünya haritasında Doğu Türkistan diye bir bölge bulunmuyor. Coğrafi olarak Doğu Türkistan olarak tanımlanan bölge Çin Halk Cumhuriyeti’nin sınırları içinde ve Çin bu bölgeyi Şincan Uygur Özerk Bölgesi olarak adlandırmıştır. Şincan Uygur Özerk Bölgesi’ni hala Doğu Türkistan olarak isimlendirmek, adlandırmanın yanlışlığının yanında olayı Çin hükümeti ile Türkler arasındaki bir sorun olarak gösterme çabasının da ürünüdür. Şincan Uygur Özerk Bölgesi’ne Doğu Türkistan diyenler, bir nevi başkalarına da Türkiye’nin güneyine Kürdistan deme hakkı vermektedir. İki bölgede de teröristlerin niyetleri ülkelerin toprak bütünlüğüne zarar vermektir ve bu adlandırmalar teröristlerin gayelerine uygun olarak dizayn edilmiştir. Teröre bu hakkı tanımamak için kelimelerimizin kullanımına ayrıca önem vermeliyiz.

Dağlık Karabağ- Artsakh Cumhuriyeti

Ermenistan’ın işgali altında olan Azerbaycan toprağı Dağlık Karabağ’da 20 Şubat 2017 günü referandum yapıldı ve ülkenin ismi “Artsakh Cumhuriyeti” olarak değiştirildi. Azerbaycan yapılan referandumun yasadışı olduğunu vurgularken Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklama gereği sonuçların Türkiye tarafından tanınmayacağı açıklandı.

Bu referanduma destek veren ABD eyaletleri mevcut. California, Georgia, Hawaii, Louisiana, Massachusetts, Michigan ve Rhode Island bölgeyi Artshak Cumhuriyeti ismiyle tanıdı. Colorado, Kentucky, Mississippi, South Dakota, Tennessee, Wyoming bölgeyi Azerbaycan bölgesi olarak tanımayı reddetti, Vermont ise Artshak olarak tanımayı reddetti. Bu tablo aynı zamanda ABD’de Ermeni diasporasının etkisinin görülmesi açısından önem arz ediyor. Dil hegemonyasında diasporanın etkisi açıkça görülüyor.

Sonuç

Saydığımız örnekler çoğaltılabilir.Bir ülkeyi veya bölgeyi, dahil olduğu büyük kıtadaki konumlanışına göre adlandırmak gerekir. Güney Amerika, Güney Afrika, Doğu Avrupa, Orta Asya gibi tanımlamalar, herhangi bir ülkenin ekonomik, siyasi ve askeri hesaplarına göre değil, dahil oldukları kıtadaki konumlarına göre, coğrafya bilimine göreyapılmaktadır. Böyle bir adlandırma bugün de doğrudur, dün için de doğruydu ve yarın da doğru olacaktır.

Kemalist Devrim’in teorisyenlerinden Yusuf Akçura, bu Batı merkezli coğrafya tanımlamalarıyla ilgili olarak tarih kitaplarında sürekli olarak bir “Doğu meselesi”nden bahsetmenin saçmalığına dikkat çekiyordu. Akçura, “Eğer olgulara Batı’dan bakılırsa bir “Doğu meselesi” mevcut olabilir, fakat olgulara bizim taraftan bakılırsa bir “Doğu meselesi” değil, bir “Batı meselesi” vardır.” diyordu.[4]

Dünyanın değişen dengelerini dilimize de yansıtalım. Tartışmalarımızda Orta Doğu, Uzak Doğu, Doğu Türkistan, Kuzey Kore gibi isimlendirmeleri kullanmayalım.

KAYNAKÇA


[1] Batı Asya Birliği, 5 Ülke 5 Deniz, Mehmet Bedri Gültekin, İstanbul, 2014, Kaynak Yayınları, s. 30

[2] https://www.aydinlik.com.tr/uzak-bati-demiyoruz-neden-uzak-dogu-sule-perincek-kose-yazilari-ekim-2018

[3] Uslanmayan emperyalizme kötek hakkı, Hakkı Erman Ergincan, Teori sayı 338, Mart 2018

[4] Batı Asya Birliği, 5 Ülke 5 Deniz, Mehmet Bedri Gültekin, İstanbul, 2014, Kaynak Yayınları, s. 25.

oncugenclik.org.tr, 28.12.2018

Paylaş: