Ana Sayfa Yazılar EREN ÖZTÜRK YAZDI: NAZIM’IN AYDINLIK ŞİİRLERİ

EREN ÖZTÜRK YAZDI: NAZIM’IN AYDINLIK ŞİİRLERİ

92

Eren Öztürk, Öncü Gençlik GYK Üyesi

“yıllar var ki ter içinde
taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran ’63’ü”

 Ardında büyük eserler bırakan devrimci şair, Türk halkının mücadelesini yazdı, emekçinin ve ezilen sınıfların sesi oldu. Kendisi oğluna yazdığı mektupta “Büyük şair olamadığını ama namuslu şair olduğunu” söylese de mütavazılık etmiştir. Hem büyük şair, hem namuslu şairdir Nazım Hikmet.
MEVZİDEKİ ŞAİR 
İstanbul’un işgaline çok üzülen Nazım Hikmet, Milli Mücadele’ye katılmak üzere ailesinden habersiz Anadolu’ya geçti, Bolu’da kısa bir süre öğretmenlik yaptı. 1921 Martı’nda Ankara Hükümeti’nce, kendisine ve çocukluk arkadaşı Vala Nureddin’e, İstanbul gençliğini milli mücadeleye çağıran bir şiir yazma görevi verildi. Bu görevi 3 gün içinde başarıyla yerine getiren ikilinin şiirleri on bin kopya basıldı ve dağıtıldı. Şiirin yankıları öyle büyüdü ki, Vala Nureddin ve Nazım Hikmet, İsmail Fazıl Paşa tarafından meclise çağrılarak, Mustafa Kemal ile görüştürüldü. Mustafa Kemal genç şairlere şunları söyledi:
“Bazı genç şairler modern olsun diye mevzusuz şiir yasmak yoluna sapıyorlar. Size tavsiye ederim, gayeli şiirler yazınız.(Vala Nureddin’in Bu Dünyadan Nazım Geçti adlı kitabından)
AYDINLIK GÜNLER
Daha sonra Batum üzerinden Moskova’ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okudu. 1921’de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık oldu ve komünizm fikriyle tanıştı. O yıl Türkiye’ye dönerek Aydınlık dergisinde çalışmaya başladı. Osmanlı devletinin ilk sosyalist dergisi olarak, Dr. Şefik Hüsnü (Deymer) önderliğinde, 1 Haziran 1921 tarihinde aylık olarak yayın hayatına başlayan Aydınlık; Şevket Süreyya Aydemir, Kerim Sadi ve Nazım Hikmet ile yazar kadrosunu güçlendirdi. Milli Mücadele ve sınıf kavgasının desteklendiği Aydınlık dergisinde, Nazım Hikmet’in 15 tane şiiri yer almaktadır. Bu şiirler: Grev, Müşterek Zahmet, Aydınlık, Şair, Yayından Fırlayan Ok, Heyecanımız,Yine Bu Bahse Dair: İlim, 7 Teşrin-i Sani Şark Garp, Aydınlıkçılar, Ayağa Kalkın Efendiler, Resm-i Geçit, Ustamızın Ölümü, Kitabe, Komsomol. Büyük şair, Aydınlık dergisini sınıf kavgasını aydınlatan bir mevzi olarak görüyordu. 1925 yılında kaleme aldığı”Aydınlık” şiiri:

Evet onlar
On-lar
Kof çınarlar gibi karanlıklarda sallanıp yıkılırken,
Onları ben
Ateş aydınlığımın altına koyarak,
Oyarak
Gözbebeklerinin deliğini;
Aydınlatıyorum
Köklerine saplanan baltamızın
Çeliğini!
Aydın Aydınlık Ay-dın-lık!**

Şiirlerini işçi sınıfının örgütlenmesi hizmetine sunan Nazım Hikmet, Aydınlık çevresini Türkiye’deki emekçi hareketin başında görmüş ve kendisi gibi birçok kişiyi Aydınlıkçı olarak tarif etmiştir. İşte onun 1924 yılında yayımlanan “Aydınlıkçılar” şiiri: 

Şu!
Şu da!
Şuradaki de!.
Şuradaki işçilerin hepsi!.
Şunların yarısı!
Şu ateşçinin kendisi, kızı, karısı!..
Şu şimendiferci, şu vatman!
Şu patronunu selamlayan usta başı değil!..
Ötekisi!..
Şu bol paçaları dalgalı iki gemicinin ikisi!.
Şu iğneden
Parmaklarıyla dikiş diken
Kadınlar!..
Şu taşlı yolları çarıklarına dolayan,
Dağlardan
dağlara
güneşi kovalayan
Köylü ırgat!…
Şu Marks’in kafası,
Lenin’in gözüyle yazan muharrir!..
Sonra bu şiiri söyliyen şair!..
Bütün bunların,
şunların,
onların,
hepsi…
Hepsinin alnında (güneşten) tacı!.
Hepsi Aydınlık’çılardan
Hepsi Aydınlık’çı.”*
ŞARKIN KURTULUŞ GÜNÜNE
Bu şiirlerden günümüze de ışık tutan bir şiir var ki bahsetmeden geçilmez. Asıl adı Julian Viaud (1850-1923) olan Piyer Loti, yazdığı “Azade” adlı romanda, Doğu’yu bir miskinler tekkesi gibi göstermiş ve bunu gören Nazım Hikmet, “Azade” romanı üstünden tüm şarkiyatçılara cevap vermiştir. Şiirdeki vurgular adeta Lenin’in “Gerici Avrupa, İlerici Asya” tezini ve emperyalizme direnen milletlerin başkaldırısını yansıtmaktadır. Denilebilir ki Nazım Hikmet bu şiiriyle bile “emperyazlime direnme çağı”nın çığlığı, yükselen Asya’nın haykırışı olmuştur.
Nazım Hikmet’in şarkiyatçılara (orientalistlere) ve özellikle Piyer Loti üstünden bu öfkeyi dile getirdiği şiir ilk yayınlandığında “Şark-Garp” adıyla Aydınlık dergisinin Teşrinisani (Kasım) 1924 tarihli 27. sayısında çıkmıştır. Şimdi sözü Nazım Usta’ya bırakıyorum:

Şark-Garp
“Esrar!
Tevekkül!
Kısmet!
Kafes, han, kervan,
Şadırvan!
Gümüş, tepsilerde rakseden sultan!
Mihrace, padişah,
bin bir yaşında bir şah.
Minarelerden sallanıyor sedef nalınlar,
burunları kınalı kadınlar ayaklarıyla gergef dokuyor
Rüzgarlarda yeşil sakallı imamlar ezan okuyor!”
İşte frenk şairinin gördüğü şark!
İşte dakikada 1.000.000 basılan kitapların şarkı!
Lakin
ne dün
ne bugün
ne yarın
böyle bir şark yoktu, olmayacak!
Şark
üstünde çıplak esirlerin aç geberdiği toprak!
Şarklıdan başka herkesin
Orta malı olan memleket!
Açlığın kıtlıktan öldüğü diyar!
Ağzına kadar buğdayla dolu ambar!
Avrupa’nın ambarı!
Asya!
Amerikan dretnotlarının tel direklerine
senin Çinlilerin uzun saçlarından sarı mumlar gibi asıyorlar kendilerini!
Himalaya’nın en yüksek en dik en karlı tepesinde
Britanya zabitleri cazbant çaldırıyorlar,
kara tırnaklı ayaklarını daldırıyorlar,
Paryaların beyaz dişli ölülerini attığı Ganj’a.
Anadolu baştan başa Armistrong’un talim meydanı oldu.
Asya’nın bağrı doldu.
Şark yutmayacak artık.
Bıktık be bıktık.
İçinizden biri can verebilse bile
açlıktan ölen öküzümüze,
burjuvaysa eğer
gözükmesin gözümüze.
Hatta sen
sen Piyer Loti.
Sarı muşamba derilerimizden
birbirimize geçen
tifüsün biti
senden daha yakındır bize
Fransız zabiti.
Fransız zabiti sen,
o üzüm gözlü Azade’yi
bir orospudan
daha çabuk unuttun.
Kalbimize diktiğin
Azade’nin taşını
bir tahta hedef gibi topa tuttun.
Bilmeyenler
bilsin:
sen bir şarlatandan başka bir şey değilsin.
Şarlatan!..
Çürük Fransız kumaşlarını
yüzde beş yüz ihtikarla şarka satan
Piyer Loti!
Ne domuz bir burjuvaymışsın meğer…
Maddeden ayrı ruha inansaydım eğer,
şarkın kurtulduğu gün
senin ruhunu
köprü başında çarmıha gerer
karşısında cıgara içerdim.
Ben elimi size verdim
Size verdik biz elimizi
kucaklayın bizi
Avrupa’nın san-külotları
Sürelim yan yana bindiğimiz al atları.
Menzil yakın
Bakın
Kurtuluş günü artık sayılı
Önümüzde, Şarkın gelecek isyan yılı
Bize kanlı mendilini sallıyor.
Al atlarımız imperyalizmin göbeğini nallıyor.

Parya: Hindistanlıların en fakir kısmı.
Armistrong: İngiltere’nin silah fabrikası.
Azade: Piyer Loti’nin romanındaki kadının ismi.
Zabit: Piyer Loti, Harbi Umumide Çanakkale’yi topa tutmuştur.
San-külot: Donsuz. Fransız ihtilali kebirinde devrimci amele ve fakir halka verilen isim.
NAZIM AYDINLIĞI 
Şubat 1925’te Şeyh Said İsyanı’nın başlaması üzerine, 4 Mart 1925’te çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu uyarınca birçok dergi kapatıldı ve yazarları tutuklandı. Aydınlık dergisi ve Nazım Hikmet de bu durumdan etkinlendi. Ankara İstiklal Mahkemesi’nin, gizli örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle kendi adına çıkardığı 15 yıllık mahkûmiyet kararını öğrendikten sonra, İzmir’den İstanbul’a gelerek gizlice yurt dışına çıktı. 
Nazım Hikmet’in Aydınlık macerası 1925 yılında bitti. Ancak Türkiye ve insanlığın mücadelesine katkısı hiç bitmedi. Nerede olursa olsun; üretti, sevdi, yaşadı. 

Dipnot:

  • Haziran’da ölmek zor, Hasan Hüseyin Korkmazgil, 1977.
    ** Aydınlık, Eylül 1925, Sayı: 25, s.647.
  • Aydınlık, Aralık 1924, Sayı: 28, s.738.

oncugenclik.org.tr , 15.1.2019