EREN ÖZTÜRK YAZDI: “VATAN SAVAŞI’NIN ROMANI: GÜNLÜK”

EREN ÖZTÜRK YAZDI: “VATAN SAVAŞI’NIN ROMANI: GÜNLÜK”

Eren Öztürk, Öncü Gençlik GYK Üyesi

Gazeteci-yazar Ceyhun Bozkurt’un geçtiğimiz ay çıkan yeni kitabı “Günlük”, hendek ve barikatlara karşı vatan savunmasında en önde yer alan bir Jandarma Özel Harekat timinin komutanı olan Üsteğmen Koray Akbaş ve üsteğmenin operasyonda bulduğu terörist bir kızın günlüğü üzerinden bize terörle mücadele gerçeğini kavratıyor.

Destek Yayınları’ndan çıkan kitapta kentlerde hendek-barikatların kazıldığı dönem yaşanan çok sayıda olay başarılı bir kurguyla birleştirilerek okuyucuya roman tadında aktarılıyor. Kitap, bir meskun mahalde 3 teröristi kıstıran JÖH timinin operasyonuyla başlıyor. Operasyon sırasında gizemli bir keskin nişancının vurmasıyla tim askerlerinden “Servet” şehit veriliyor. Bu arada saldırının yapıldığı yerde bir terörist kıza ait günlük bulunuyor. Timin Komutanı Üsteğmen Koray Akbaş, günlüğü okumaya başlıyor. Günlükte terör örgütüne katılım sürecindeki heyecandan adım adım örgütün gerçek yüzünü gören bir profil görüyor. Bu süreçte hem bu günlüğün hem de askerini şehit eden gizemli düşmanın peşine düşen Üsteğmen Koray Akbaş’ı timindeki askerleri de yalnız bırakmıyor. Koray Üsteğmen ve timdeki askerler, 5 gün sürecek heyecanlı bir kovalamacanın içine düşüyor.

Esas düşman

24 Temmuz 2015’te Türk Ordusu’nun PKK’yı hendeklere gömme harekatının ardından Güneydoğu’da yaşanan olaylar JÖH askerlerinin gözünden işleniyor. Çözüm süreci denilen dönemde PKK’nın şehirlerde yaptığı saldırı hazırlıklarını da gözler önüne seren kitapta, siperin gözündeki askerler açısından mevzilenmenin ne kadar net olduğu Koray üsteğmenin ağzından dökülen şu sözlerle anlaşılıyor:

“Devletimiz bir mücadele veriyor. Sanma ki bu mücadele bir başıboş terör örgütüne karşı verilen mücadeledir. Mesela bak biz Yunan’a karşı savaşırken sadece Yunan’a karşı mı savaşıyorduk? Hayır. Biz esas olarak onları destekleyen İngilizlere karşı savaşıyorduk. Şimdi de öyle. Bunların arkasındaki esas güçle savaşıyoruz biz. “

“Dünya liderliği isteyen her gücün ilk olarak elini uzattığı Anadolu… Binlerce yıl önce Türklerin gelmeye başladığı, 1071’de de artık mührünü vurduğu Anadolu… İşte bu bin yılın intikamını almak istiyorlardı. Onlar için Türkiye, sadece Türklere bırakılmayacak kadar önemli ve değerli bir ülkeydi. Enerji koridorlarında, Asya’ya karşı yapmayı planladıkları taarruzda, denizyollarını tutma konusunda hep merkez Türkiye’ydi. …Bu nedenle 2002 yılında ‘Bin Yılın Meydan Okuması’ tatbikatını yapmışlardı. Tatbikatın senaryosundaki düşman ülkenin bütün özellikleri Türkiye’yle eşdeğerdeydi. Ancak kendi yaptıkları, senaryosunu çizdikleri o tatbikatta bile yenilmişlerdi. Biz kendimize güvenmezken, düşman kudretimizi bizden daha iyi biliyordu. Bu nedenle sinsice yaklaşıyor, sırtımızdan vurmaya çalışıyordu. Kardeşi kardeşe kırdırmaya çalışıyorlardı. Dilanları, Berivanları bu yüzden kullanıyorlardı. Amaçları bu ülkeyi zayıflatmaktı. Zayıflamayan bir Türkiye’yi teslim almaları zordu. Stuartlar, Michaellar, Davidler her zaman gözlerini bu coğrafyaya dikecekti.”

Bu bölümde geçen “Biz kendimize güvenmezken, düşman kudretimizi bizden daha iyi biliyordu” ifadesi kitabın aynı zamanda parolası niteliğinde.

“Günlük”te okuyucu çatışma sahnelerinde heyecanlanırken, Koray üsteğmen tarafından da vatan savaşı gerçeği yer yer kavratılıyor. O yerlerden biri vekalet savaşının Koray Üsteğmen tarafından anlatıldığı kısım olarak karşımıza çıkıyor.

“Esas maşa terör örgütleri. Kendi ordusu gelirse büyük kayıp verir. Bunu da kendi halkına anlatamaz. Üçüncüsü de bu harekat tarzı ekonomik açıdan daha az maliyetli. Bu durum hedefine de uygun. Kendi ordusunu sokarsa Türk ile Kürt bunlara karşı birleşir, toprağını savunur. Bu şekilde ise sanki Türk ile Kürt savaşıyormuş görüntüsü veriyor. Terör örgütünü de bunun için maşa olarak kullanıyor.”

Kurgunun gerçekçiliği

Roman her ne kadar kurgu ögeleri barındırsa da, cephede savaşan Mehmetçik bugün bu gerçeği görüyor. Çünkü ABD askerlerinin PYD-PKK unsurlarını eğittiği ve birlikte devriye gezdiği cepheden daha net görülüyor. Çünkü FETÖ ve PKK ortaklığı siperde daha net ortaya çıkıyor. Henüz vatan savaşı mevzisine gelemeyenler ise bugünlerde Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyona şimdiden burun kıvırmaya başladı.

Biz kitabımıza dönelim. Kitaptaki çatışma sahneleri film şeridi gibi gözünüzün önüne geliyor. Bunda Ceyhun Bozkurt’un “İsimsizler” dizisinin Senaryo Danışmanlığı’nı yapması ve ABD-FETÖ-PKK konularına (2000 yılında Aydınlık’ta başlayan) gazetecilik yıllarından hakim olması etkili olmuş olabilir. 

Kitapta ayrıca yıllardır gündemde olan terör örgütü içindeki terörist kadınlara yönelik taciz, tecavüzlere de çarpıcı bir şekilde yer veriliyor.    

Türk-Amerikan Savaşı terör örgütleri üzerinden de olsa çetinleştikçe bu mücadelenin yansımalarını edebiyat alanında daha sık göreceğiz. “Günlük” de vatan savaşının romanları arasında şimdiden yerini aldı.  Keyifli okumalar…

oncugenclik.org.tr, 19.12.2018

Paylaş: