Ana Sayfa Yazılar FERDİ TANHAN YAZDI: ÖNCE PROGRAM İKTİDARA GELİR

FERDİ TANHAN YAZDI: ÖNCE PROGRAM İKTİDARA GELİR

708

Ferdi Tanhan, Öncü Gençlik Genel Sekreteri

Ya İstiklal, Ya Ölüm dizisi bitti. 12 bölüm bir yudum su gibiydi. Görsel sanatımıza ve tarihi kurgu eserlerin niteliğine açtığı ufuk ve derinlik ise okyanuslarla boy ölçüşebilir.

Tarihi gerçeklik bu kadar canlı yaşatılabilir. Oyunculuklar, senaryo, her şey enfesti. İstanbul-Ankara arasındaki iktidar mücadelesinin Kurtuluş Savaşı’nın esas sorunu olduğu bütün izleyenlere net bir şekilde anlatıldı. Bu iktidarı elde etme yolunda yaşanan iç çelişkiler, öncelikler, tehditler ve iniş çıkışlar bugünkü süreci anlamak için de çok önemli bir işleve sahiptir. 

Evet, Kurtuluş Savaşı’nın esas sorunu yeni bir devlet, yeni bir ordu ve yeni bir hükümet kurmaktı. Dizinin son bölümünde #CumhuriyetinTemeli1920 etiketinin kullanılması bu açıdan çok anlamlıdır. Daha 1920’de cumhuriyetin temeli atılmıştır, yeni hükümetin yeni bir devlet kurduğu tarih 1920’dir.

AŞAMALI STRATEJİ

Peki, yeni bir devlet kurmanın ön koşulları nedir? Kemalist Devrim bütün devrimler gibi dört temel görevi sırasıyla başarmıştır. Sırasıyla kelimesinin altını çiziyoruz çünkü Mustafa Kemal Atatürk’ün belirttiği gibi “Başarı için pratik ve güvenilir yol her aşamayı vakti geldikçe uygulamaktı.”

Bir: Devrimin öncü örgütlenmesi ve milli teşkilatın inşası.

İki : Yeni hükümetin yani Anadoludaki devrimci iktidarın inşası.

Üç: Milli Ordunun inşası.

Dört: Toplam olarak yeni devletin inşası.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in Kemalist Devrim – 4 Kurtuluş Savaşında Kürt Politikası kitabında böylece açıkladığı bu dört temel görevin merkezinde iktidar sorunu vardır. Milli Teşkilat önce iktidara hükmetmek, sonra da iktidarı ele geçirmek için şarttır. Bütün iktidarlar zor gücünü dayanmak zorundadır, silahı olmayan bir otoritenin yaptırım gücü olamaz, Milli ordunun inşası iktidarın silahlı gücüdür. Yerel ve düzensiz milli güçleri tek merkezden kumanda edilen düzenli orduya katmak, Ya İstiklal Ya Ölüm dizisinde de yeri geldikçe işlenmiştir. Devlet ise iktidarın bütün topluma önderlik etmesi, toplumu örgütlemesi ve kurumlaşmasıdır. 

NESNEL DURUMUN DOĞRU SAPTANMASI

Kemalist Devrim önderliğinin bu dört temel görevi başarıya ulaştırmada uyguladıkları bütün faaliyetleri nesnel gerçekliğe dayanan (devrimci durum) üç düzlemde incelemek gerekmektedir. Nesnel gerçeklik eski sistemin ve devletin çöktüğü saptamasıdır. Mustafa Kemal yanlış nesnel durum analizlerine karşı bunu Nutuk’ta şöyle ifade etmektedir: “Gerçekte içinde bulunduğumuz tarihte, Osmanlı Devleti’nin temelleri çökmüş, ömrü bitmişti. Osmanlı memleketi tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son mesele bunun da paylaşımı sağlamaya çalışmaktan ibaretti. Osmanlı Devleti onun istiklali, padişah, halife, hükümet bunların hepsi anlamı kalmamış bir takım boş sözlerden ibaretti.” 

Yukarıda bahsettiğimiz üç düzlemin birincisi, program düzlemidir. İkincisi, strateji düzlemidir. Sonuncusu ise siyaset düzlemidir. Program iki kelimeyle tam bağımsızlıktır. Strateji, ulusal devleti inşa etmek için iktidarı ele geçirmektir. Taktik, iktidara hükmetmek ve ele geçirmek için stratejinin güncel duruma yüklediği görevlerdir. 

TARTIŞMAYA AÇILAN SORULAR

Kemalist Devrim’in başarıya ulaşmasının ilk nedeni şüphesiz doğru bir programa sahip olması ve bu programı dönemin bütün çözümlerinin karşısında tek anlayış, yöntem ve hedef olarak bütün toplum ve devlet güçlerine benimsetmesidir. Arkadaşlarımızla ve büyüklerimizle dizi hakkında yaptığımız tartışmalarda bu konu hakkında farklı görüşler ortaya çıktı. Söz gelimi, Mebusan Meclisi’nde Atatürk’ün meclis başkanı seçilmesi mi daha önemliydi yoksa Misak-ı Milli’nin kabul edilmesi mi? Bu soruyu şöyle de sorabiliriz programın doğruluğu büyük çoğunluk tarafından kabul edilmeden, iktidara sahip olanlara bu program dayatılmadan hatta onlar programın doğruluğunu kabul etmeden iktidar ele geçirilebilir mi? Daha net soralım, önce program mı iktidara gelir yoksa o programı ortaya çıkaran bilimsel birikime ve kadrolara sahip öncü örgütlenme mi? Bu soruları herkesin tartışmasına açıyoruz.

Bunun istisnası var mıdır? Sanırız yoktur. Bütün devrimlerde önce program iktidara gelir. Bir toplumsal sistem, insanlık için, millet için çözümsüz hale gelince yeni sistem meydana çıkmaya başlar. Program, bu yeni sistemin dayandığı esası ortaya koyar. Bu esas öncüler tarafından teorize edilir ve uygulanmaya sokulur. Toplumun hazır olmadığı bir programı kimse uygulayamaz. 

İKTİDARA YÜRÜYEN PROGRAMIN SLOGANI

Bunu örneklerle açıklamak için program etrafında şekillenen sloganlara göz atmak yeterlidir. Sloganlar, bir programın en özlü ifadeleridir. Ya İstiklal Ya Ölüm dizisi aslında adıyla da Kurtuluş Savaşı’nın dayandığı programı özetlemiştir. Bu iki kelime aslında toplumun önünde duran seçenekleri göstermektedir. Ya bağımsız olunacak ya da başka milletlerin elinde esir kalınacaktır. Türk milletinin tam bağımsızlıktaki kararlılığı o program uygulanmayacaksa ölümü tercih edecek düzeydedir. 

Zira yalnızca Kurtuluş Savaşı’nda değil bütün dünyada devrimci süreçler önce programın iktidara geldiğinin daha doğrusu toplum ve devlet güçleri tarafından benimsenmeye başlandığının örnekleriyle doludur. Fransız Devrimi’nde önce “eşitlik, kardeşlik ve hürriyet” sloganı bütün toplumca benimsenmiştir, sonra Fransız Devrimi olmuştur. Bolşevik devriminde “ekmek, barış, özgürlük” sloganı Bolşeviklerin yönetmediği yürüyüşlerde daha Ekim Devriminden çok önce pankartları süslemekte, halkın dilinden düşmemektedir. “Çinli Çinliyle değil Japonlarla savaşmalı” sloganın özetlediği program olmasa ÇKP’nin başarılı olabileceğini kim söyleyebilir? Hz. Muhammet’in “Allahın birliği ve bütün müslümanların kardeşliği” programının Medine’de iktidara gelmesinde de aynı süreçleri görmüyor muyuz?

ATATÜRK’ÜN PROGRAMI İKTİDARA NASIL GELDİ

Ya İstiklal Ya Ölüm dizisi hakkında ele aldığımız yazıda bu yüzden son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin Misak-ı Milli’yi kabul etmesinin Atatürk’ün çok büyük bir başarısı olduğunu iddia ettik. Anadoludaki devrimci hükümet programını İstanbul’a benimsetmişti. Atatürk’ün programının iktidara gelmesi çok yakında o programı uygulayacak irade ve yeteneğinde iktidara tam olarak gelmesini sağlayacaktı. Nitekim o programın benimsenmesi İstanbul’un işgal nedeniydi. Dolayısıyla Ankara’da kurulacak yeni meclisin oluşma koşullarını sağlamıştı. Evet, Atatürk meclis başkanı seçilmemişti, mecliste Müdafayı Hukuk grubu değil Felah-ı Vatan grubu kurulmuştu, hatta Atatürk’ün düşürülmesini istediği Ali Rıza Paşa kabinesine güven oyu bile verilmişti. Ancak İşgal kuvvetleri bütün bunlara rağmen meclisin Atatürk’ün programını kabul etmesine tahammül edemezdi. Aynı şekilde o meclisin Atatürk’ün programını benimsemekten başka bir çaresi yoktu. Bütün kararsızlıklara, ikirciklere hatta korkaklığa rağmen bu programın benimsenmesi Atatürk’ün oluşturduğu programın koşullara cevap üreten tek seçenek olmasıydı. 

Atatürk’ün meclis başkanı seçilmemesi şüphesiz Atatürk’ün iktidarı ele geçirme sürecini yavaşlattı ama engel olamadı. Misakı Milli’nin mecliste kabul edilmemesinin yaratacağı sonuçları düşününüz. Şüphesiz bu durum Atatürk’ün meclis başkanı seçilmemesinden çok daha vahim sonuçlar yaratacaktı. 

PROGRAMDA YALPALAMALAR

Şüphesiz programların iktidara gelmesi büyük toplumsal dönüşümler için yeterli değildir. O programı yaratan uygulayıcıların da iktidara gelmesi şarttır. Programın tam olarak uygulanabilmesi, kararsızlıkların yaşanmaması ve hedeften şaşılmaması doğru bir liderliği gerekli kılar. Bunu, henüz programın yaratıcıları iktidara gelmediği için Mustafa Kemal’in Mebusan Meclisi’ne gönderdiği Misak-ı Milli programında yapılan küçük değişikliklerden çok iyi anlıyoruz. Meclis-i Mebusan’da kabul edilen Misakı Milli ile Atatürk’ün hazırladığı Misakı Milli arasında tek bir sözcükte ifadesini bulan çok esaslı bir fark vardı. Mecliste kabul edilen metinde “Osmanlı İslam çoğunluğunun, Mondros Ateşkes Hattı “dahilinde ve haricinde” oturduğu” belirtilmiştir. Atatürk’ün hazırladığı Misakı Milli metninde “haricinde” sözcüğü yoktur. Bu değişiklik iki farklı milli sınır anlayışından ve iki farklı devlet tasavvurundan ileri gelmektedir. Rauf Bey, hala Osmanlı’yı yaşatmak ve kaybedilen Suriye topraklarını kazanmak derdindedir. Atatürk ise Türk çoğunluğun yaşadığı sınırlarda bir ulusal devlet kurmak istemektedir. Bu hedef şaşırtan yanlış TBMM açılınca, Atatürk iktidarı tam olarak ele alınca kabul edilen Misakı Milli programıyla düzeltilmiştir. 

VATAN PARTİSİ PROGRAMI İKTİDARA GELİYOR

Dizinin bugünkü süreci açıklamak için de çok önemli bir işlevi olduğunu söylemiştik. Bunu nereden mi çıkarıyoruz? 20 Nisan 2020 günü Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan çok önemli açıklamalarda bulundu. “Türkiye Koronavirüs ile mücadelesini dört ana başlık etrafında hayata geçirmektedir.” sözleriyle başlayan açıklamada vurgulanan ana başlıklar Vatan Partisi’nin Milli Direnme Ekonomisi programının aynısıydı: 

1. Gıda güvenliği.

2. Güvenliğin güvenliği.

3. Sağlığın güvenliği.

4. Eğitimin güvenliği

Gıda güvenliğini sağlamak, halka etkin sağlık hizmeti vermek ve Ekmek teknesini korumak için uygulanan siyasetin benzerliğine çok büyük bir anlam yüklediğimizi düşünenler olabilir. Ancak, 2014’te Silivri duvarlarını yıkılmasından beri Vatan Partisi’nin Milli Hükümet Programının bir kamu klavuzu haline geldiğini herkes söylemiyor mu? Emperyalist güçler Türkiye’nin üzerine o programı uyguladığı için, PKK’yı temizlediği, FETÖ’yü bitirdiği, Asya’ya yöneldiği ve Kemalist Devrim’e sarıldığı için gelmiyor mu? Bu süreç hükümetin bazı yalpalamalarıyla ilerlemiyor mu? Bugün herkesin dilinde yine “Üretim Devrimi”, “Milli Hükümet”, “Aynı Gemideyiz”, “Tam Bağımsız Türkiye”, “İkinci İstiklal Savaşı” sloganları yok mu?

Vatan Partisi programı Koronavirüs yüzünden değil, çok daha önce borçlanma ekonomisi yürümediği için gündeme gelmişti. Virüs bu süreci yalnızca hızlandırdı. Üretim Devrimi programının bir kolu olarak hazırladığımız Milli Direnme Ekonomisi’nin hükümetçe uygulamaya başlamasını sevinçle karşılıyoruz. Bu gelişmelerin Vatan Partisi’nin merkezinde bulunduğu yeni bir hükümetin ayak sesleri olduğunu biliyoruz. 50 yıldır bugünler için hazırlanıyoruz.

oncugenclik.org.tr