HAYAL SATANLAR VE ÇÖZÜM ÜRETENLER

HAYAL SATANLAR VE ÇÖZÜM ÜRETENLER

Onur Özcan, Öncü Gençlik Genel Sekreter Yardımcısı

31 Mart yerel seçimlerinde son düzlüğe giriyoruz. Seçim maratonunun heyecanı tüm yurdu sardı. Halkımız bir yandan Türkiye’yi borç batağına sokan iktidar seçeneğine bir yandan terör örgütleriyle kol kola gezen muhalefet partilerine mahkum edilmiş durumda. Ama halkımız çaresiz değil, Türkiye’nin öncü birikimi, Vatan Partisi var.

Televizyon ekranları, gazeteler, dergiler millete hayalden başka bir şey vadetmeyen adaylar ile dolu. Eğer sürtünmesiz ortamda olsaydık bu duruma isyan etmeyebilirdik ancak Türkiye her alanda giriştiği vatan savaşına devam ediyor ve ekonomik kriz göz ardı edilemeyecek derinlikte. Üstelik kentlerimiz yıllarca süren neoliberal politikaların sonucunda kültüründen kopmuş, betona gömülmüş bir ceset halini almış. Peki, milletin “bahtı kara maderini” kurtaracak seçenek yok mu? Elbette seçenek var ancak bu sorunun cevabını vermeden çözümsüz partilere ve onların önümüze çıkardığı karikatür adaylara bakalım.

Cumhur İttifakının Çıkmazı

1980’den bu yana Türkiye’ye dayatılan model çöküyor. Turgut Özallar ile başlayan borçlanma, yoksullaşma sürecinin sonuna gelindi. Türkiye’yi yönetenler ise hala o sistemin içerisinde çırpınma derdinde. Cumhur İttifakının adaylarına bakalım; millete dilencilikten başka ne vadediyorlar? Milletin bekası içi boş projeler ile vatandaşa hayal satarak ve borçlanarak mı sağlanacak? Belediyeleri belirli bir siyasi zümrenin çıkarları için şirket gibi kullanan anlayış millete, üreticiye ne vadedebilir? Beka meselesi ülkemizin en önemli meselesi. Milletin ve devletin bekası ise toplumda huzuru sağlayarak aşılabilir. Başarıyla yürütülen askeri operasyonlar bunun önemli bir ayağı ancak bu ekonomik ve ideolojik/kültürel ayaklarıyla birleştiği ölçüde mutlak başarıya ulaşacaktır. AKP-MHP ittifakı kulaç atmaya çalıştıkları denizin bittiğinin farkında değiller. Deniz bitti ve Türkiye artık sistemin içerisinde kalarak, borçlanarak bu cendereden çıkamaz.

Millet Düşmanı Millet İttifakı

Bazı dostlarımız kızsa da yapacak bir şey yok. Bunu söylemek zorundayız. Millet İttifakının Cumhur İttifakından eksiği yok, fazlası var. Evet, seçim stratejisini bölücülükle kol kola girme ve AKP’ye kaybettirme üzerine kurmuş olan CHP’nin HDP ile kurduğu ittifakı cümle alem biliyor. Vatandaşa hayal satma konusunda da AKP’den geri durmayan CHP’nin sadece üç büyükşehir belediyesi adaylarının açıklamaları bile Türkiye’yi yönetemeyeceklerinin göstergesi. CHP/İyi Parti ortaklığı eteklerinin altına saklamaya çalıştıkları PKK ile seçimlere girerken sistemin en kullanışlı seçeneğinin kendisinin olduğunu kanıtlamaya çalışıyor.

CHP’nin Esareti

“Muhafazakar/Milliyetçi diye tanımlanan kitlede bağnazlık ve otoriteye mutlak bağlılık daha yoğundur.” Kendisini Atatürkçü diye tanımlayan cenah içerisinde böyle yorumları çok sık duyarız. Bu yorum mücadeleden kaçmanın, mağlubiyete kılıf bulmanın da mazeretidir aslında.

Günümüzde ise vaziyet biraz daha değişti. CHP kitlesi köklerinden kopartılarak Tayyip Erdoğan düşmanlığı üzerinden öyle yerlere çekildi ki en son vardığı yer PKK ile birlikte seçim ittifakını desteklemek ve PKK’lı meclis üyelerine, belediye başkanı adaylarına oy vermeye kadar geldi. Bütün olgulara, gerçeklere gözünü kapatan ve bağnazlaşan bir güruh yaratıldı. Bu kitle öyle bir iklim yaratıyor ki CHP/İyi Parti/HDP ittifakının adaylarını desteklemeyen herkes cadı kazanına atılmalı, yağlı kazığa oturtulmalı (!)

Mesela bu zihniyete göre AKP’ye muhalif olan bir seçmenin ”Oylar Kürdistan’a” diyen Edremit CHP belediye başkanı adayına oy vermesi şart. Başka bir seçenek tartışmaya bile kapalıdır. Ya da İzmir’in emekçileri, üreticileri PKK’ya destek açıklamalarından çekinmeyen CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer’i seçmek zorunda. Aksi halde demokrasiye ve Cumhuriyet değerlerine ihanet etmekle suçlanacak. Bu durumu normalleştirmeye çalışan bu güruh ülkenin her köşesinde az sayıda ama çok ses çıkaracak şekilde bulunmakta. Mesela bu iklim “muhalif” adını alan medya organlarıyla sabah, akşam yayılabilir. Yine bu güruh Mansur Yavaş’ın belediyeyi uluslararası denetim merkezlerine açmak istemesini, yolsuzluğa karışmasını görmezden gelir. Eğer buna ses çıkarırsan başlar linç korosu: “AKP’ye destek veriyorsun!” Çünkü onlara göre milletin başka bir seçeneği yoktur. İstanbul’da Ekrem İmamoğlu kendi anayasasını yapabilir, hayaller satabilir, Kadıköy’de HDP’nin adayı CHP’den Belediye Başkan adayı gösterilebilir ama sen bunlara ses çıkartamazsın çünkü AKP gidecekse her yol mubahtır. Bölücülükle de kol kola girilebilir, cemaatlerin, tarikatların desteği de alınabilir. 

Türkiye elbette bu iklime teslim olmayacak ancak bu kitlenin yaptığı çığırtkanlıktan etkilenen herkesi uyarmakta bizim görevimiz.

İki Program Tek Seçenek

Türkiye yerel seçimlere denizlerinden kuşatılmaya çalışılan, ekonomik krizin derinleştiği ve en önemlisi büyük fırsatların gün yüzüne çıkmaya başladığı, devrimci seçeneğin keşfedilme arifesinde olduğu günlerde giriyor. Kentlerimizden başlayarak Türkiye’yi devrimci seçenek ile Vatan Partisi ile buluşturmak için önümüzde çok önemli bir fırsat duruyor. Sistemin iflas ettiği, farklı isimlerle ancak aynı program ile çıktığı bu seçimlerde bir tek Vatan Partisi vatandaşa gerçekleri sunuyor, hayal satmıyor. Bir tek Vatan Partisi bağımsızlıktan, çağdaşlıktan, refahtan ve ferahtan yana tavır alıyor. Halkçı belediyeciliği bir tek Vatan Partisi savunuyor. Bir tek Vatan Partisi, ismi hiçbir yolsuzluğa, talana bulaşmamış adaylarla yola çıkıyor. Bir tek Vatan Partisi gençliğe özel program hazırlıyor ve kadın adaylarıyla tüm ülkeye örnek oluyor. Türk milleti, bugün veya yarın bu fırsatı keşfedecektir. Bu fırsatı daha fazla bedel ödemeden keşfetmek için bugüne kadar seçenek diye sunulan sistem partilerinin dışına çıkmak, cesur olmak ve harekete geçmek zorundayız.

   Cumhur İttifakı da Millet İttifakı da çözümsüzlükten başka bir şey sunmuyor. Birisi ekonomik krize çözüm bulamıyor ötekisi ise bölücülük ile kol kola girmiş. 31 Mart Yerel Seçimlerinde Vatan Partisi’ne verilecek her oy Türkiye’nin yakın geleceğinin en anlamlı oyları olacağı şimdiden aşikar.

Türkiye’nin büyük çözüme ilerlediği ve Vatan Partisi programının yürürlüğe girdiği günlere giderken en başta sorduğumuz soruyu Mustafa Kemal’in 13 Ocak 1921’de meclis kürsüsünde yaptığı konuşma ile cevaplayalım:

“Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini

Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini!”

oncugenclik.org.tr, 23.3.2019

Paylaş: