IPHONE KIRMAK YA DA DOLARA SARILMAK

IPHONE KIRMAK YA DA DOLARA SARILMAK

Sezer Özseven, Öncü Gençlik GYK üyesi ve Ankara İl Yöneticisi

Ülkemizdeki saflaşmalar, 2013 yılının sonunda Amerikancı gladyonun Türkiye’deki ayağı FETÖ’nün ve 2015 yılının Temmuz ayında piyon terör örgütü PKK’nın üzerine yürünmeye başlanmasıyla birlikte yeniden belirlenmeye başlandı. Bu saflaşmalar 15 Temmuz kalkışması ve PKK’ya karşı yapılan siyasi ve askeri operasyonlar gibi kırılma noktalarında daha da keskinleşti. Son günlerde ajan Brunson olayı üzerine gerilen ABD-Türkiye ilişkileri de bu kırılma noktalarından birisidir. ABD’nin bu olay üzerine Türkiye’ye ciddi vergi ambargoları uygulaması, müttefikliğini sorgulaması ve tehditler savurması daha önceki PKK-FETÖ gerilimleriyle birlikte Türkiye-ABD ilişkilerini kopma noktasına getirdi. Günümüz koşullarında ileri ve gerinin tarifini ancak bu ana çelişmeye karşı alınan tavır üzerinden belirleyebiliriz.

Türkiye’de ilerinin tarifi 150 yıldır bağımsızlıkçılık ve çağdaşlaşma üzerinden yapılmıştır. Fakat Tanzimat deneyinin bize gösterdiği şudur ki çağdaşlaşma bağımsızlığa bağlıdır ve tek başına kendini gerçekleştiremez. Ancak bağımsız bir ülkede laiklik, cumhuriyet, demokrasi gibi kavramlar gerçek anlamıyla hayat bulabilir. Bu yüzden bağımsızlıktan kopuk bir laiklik tek başına ileriyi ifade etmez. Günümüz koşullarında da bu formül değişmemiştir. Günümüzde cumhuriyeti de savunmanın laikliği de savunmanın yolu antiemperyalist olmaktan geçer. 21.y.y. koşullarında antiemperyalist olmadan laik ya da cumhuriyetçi olunamaz.

Türkiye ile ABD arasındaki çelişmenin son 3 yılda gittikçe daha da derinleşmesiyle birlikte 50 yıl önce komünizm karşıtlığı zokasıyla ABD filolarına secde eden muhafazakar-milliyetçi çevreler ABD karşıtlığıyla tanışmaya başladı. Hayatın zorunlulukları bu çevreleri antiemperyalizmle tanıştırırken 50 yıl önce ABD askerlerini denize döken bir geleneği sahiplenen kimi çevreler ise AKP karşıtlığı ile antiemperyalizm arasındaki çelişmede önceliği AKP karşıtlığından tarafa vererek antiemperyalizmden vazgeçtiler. Kendini aydınlanmadan yana sayan kuvvetler arasında Vatan Partisi dışında hiçbir kuvvet bu çelişmede doğru bir tavır alamayarak ABD gemisinde yerlerini almışlardır.

Muhafazakar-milliyetçi çevrelerde yükselen Amerikan karşıtlığı onları aynı zamanda Atatürk’le, BRİCS’le, Venezüella gibi diğer ezilen ülkelerle yan yana getirmiştir. Maddenin kanunlarından biridir: Eğer ABD’yle karşı karşıya gelirsen yanında bir anda Atatürk belirir, Maduro belirir, Mao Zedung belirir ve bunları sevsen de sevmesen de tanımak zorundasındır. Muhafazakar-milliyetçi çevrelerde Amerikan karşıtlığının zirveye çıkması o çevrelerde Atatürk’ün, ezilen dünya liderlerinin, aydınlanma değerlerinin de tanınmaya başlamasına vesile olmuştur. Bu yönüyle bu çevreler, “antiemperyalizm beğenmemezcilik” yapan “sol” çevrelerden daha ileri ve bilinçlidir. Antiemperyalizmden vazgeçen bu çevre Atatürk’le, aydınlanmayla, ezilen dünyayla da bağlarını koparırken antiemperyalizmle yeni tanışan muhafazakar-milliyetçi çevrelerde bu değerler gittikçe yükselmektedir. Bu yükselişi kabullenmek istemeyenler ise kimi marjinal eylemleri baz alarak kendilerince dalga geçmektedirler. Amerikan ambargolarına karşı tepkilerini kola idam ederek, iphone parçalayarak ya da dolara sümkürerek ifade eden çevrelere karşı kendini sol, ileri ya da antiemperyalist olarak tanımlayan kimi çevreler, 200 yıldır çıkmadıkları inlerinden yaptıkları tespitlerle HDP’ye oy çağrısı yaparak, AB ve NATO’yu Türkiye’ye müdahale etmeye çağırarak, ABD ajanlarına özgürlük talep ederek emperyalist ambargoyu kendilerince protesto eden bu çevrelerle dalga geçmektedirler. Tarihe ve olgulara bilimsel ve sınıfsal bir gözlükle baktığımızda ise asıl dalga geçilmesi gerekenlerin bu şezlong solcularının olduğunu görebiliriz. Bugünün koşullarında emperyalist saldırıyı protesto etmek için dolara sümküren bir vatandaşımız, mağarasından yaptığı tespitlerle o vatandaşla dalga geçip HDP’ye oy çağrısı yapan sözde “solcu”dan daha ilericidir. Bugünün devrimcilerinin görevi ise o vatandaşa doğru bir antiemperyalist bilinç aşılayıp onu asıl hedefe yöneltmek ve emperyalizme karşı verdiğimiz 2. Kurtuluş Savaşı’nda tutarsız olan iktidarı değiştirmektir. Bu bilinç ve birikim ise yalnızca Vatan Partisi’nde vardır.

Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik kriz ancak Vatan Partisi’nin tutarlı dış politika programı ve üretim ekonomisi programıyla çözülebilir. Bu yüzden Türkiye’nin büyük çoğunluğunu oluşturan emekçi sınıfların ve Amerikan karşıtlarının Vatan Partisi’nden başka bir seçeneği yoktur. Aynı zamanda bugün Türkiye’de yeniden şahlanan antiemperyalist tepkinin sınıfsal karakteri de Vatan Partisi’nin programını zorunlu kılmaktadır. Emperyalist saldırıyı göğüslemeyi beceremeyen AKP iktidarı açıkladığı ekonomi programlarıyla birlikte bu saldırıyı çoğunlukla emekçi sınıfların sırtına yıkacağının vaadini vermektedir. Ezici çoğunlukla Amerikan karşıtı olan emekçi sınıflar bu çelişmeyle birlikte Vatan Partisi’nin programıyla tanışacaklardır. Fakat hem sınıfsal olarak bu kitleye uzak olan hem de Türkiye-ABD arasındaki çelişmede ABD gemisine binen tatlı su solcularımız üstten bakışlarıyla bu kitlenin önünde hiçbir zaman seçenek olamayacaklardır. Bu da devrimcilik ile muhalifçilik arasındaki en önemli farklardan biridir. Devrimcilerin görevi sistemle emekçi sınıflar arasındaki çelişmeleri emekçi sınıflar lehine derinleştirmek ve çözerek sistemi yıkmaktır. Bugün ise emperyalist sömürü sistemi hem Türkiye’de hem de tüm dünyada krizdedir. Hem ezilen uluslar hem de Batı kampı ABD’nin mutlaklığını sorgulamaktadır ve yeni ittifaklar aramaktadır. Türkiye ise buraya ABD’nin piyon örgütlerini temizleyerek dolaylı bir savaşla dahil olmuştur. Bu çelişmede üstten bakış, beğenmemezcilik, “siz ömür billah antiemperyalist olamazsınız”cılık ya da 3. gemi arayışçılığı ABD gemisinde kürek çekmenin kamuflajıdır. İçinde bulunduğumuz tarih itibariyle Türkiye’de iki gemi vardır. Biri işgal kruvazörü iken öbürü bu toprakların bağımsızlığını savunan Bandırma gemisidir. ABD ile karşı karşıya gelen herkes bu savunma gemisinde iken kamuflajlı kamuflajsız tüm Amerikancılar ise işgal gemisindedirler. Vatan Partisi tutarlı siyasetleriyle yükselen antiemperyalist tepkiyi kucaklayacak ve Bandırma gemisine kaptan olacaktır.

oncugenclik.org.tr, 19.08.2018

Paylaş: