IŞIKGÜN AKFIRAT YAZDI: BÖLGESEL BİRLİĞE AMERİKAN KAMASI: BARZANİSTAN

IŞIKGÜN AKFIRAT YAZDI: BÖLGESEL BİRLİĞE AMERİKAN KAMASI: BARZANİSTAN

Işıkgün Akfırat, Öncü Gençlik GYK Üyesi

Dünya devletleri, bir hafta sonra güney sınırımızın az ötesinde gerçekleşmesi planlanan bir referanduma kitlenmiş durumda. Uluslararası medya Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’yle ABD arasında yaşanan nükleer krizle çalkalanadursun, diplomatik trafiğin en hararetli gündemini bu mesele işgal ediyor.

 

Türkiye kamuoyu, henüz meselenin sıcaklığını yeterince hissetmedi. Bu durumda ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu’nun referanduma verdiği sessiz sedasız desteğin de(1), hükümetin kararlılığı yansıtan yaptırımları masaya koymakta gecikmesinin de payı var.

 

Devlet Bahçeli en üst perdeden bu girişime karşı çıktı. Hükümet kanadı, başta Başbakan Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere referanduma karşı olduklarını ifade etti. Fakat Türkiye’nin başkenti Ankara’da yapılma cürreti gösterilen sözde Kürdistan etkinliğinin karşısına Vatan Partisi Öncü Gençlik dikildi.(2) Kukla Devlet’in yaratıldığı merkez olan İncirlik Üssü’nde, girişimin tek açık destekçisi olan İsrail’in konsolosluğu önünde Vatan Partisi’nden başka hiçbir siyasi kuvvet boy göstermedi.(3)

 

TÜRKİYE’YE AYDINLIK HAREKETİ ANLATTI

 

Vatan Partisi’nin aldığı bu kararlı tavrın kuşkusuz bir tarihi var. Uzun yıllar önce, Aydınlıkçıların çıkardığı Yüzyıl dergisi, 10 Şubat 1991 tarihli sayısının kapağına şu başlığı atmıştı: “İsrail, Türkiye, Kürdistan: Amerika’nın Üç İsrail Planı”.(4) Bu saptama, gizli istihbarat bilgilerine veya komplo teorilerine değil, doğrudan doğruya emperyalist yayınlara ve ABD’nin görevlileri tarafından ifade edilen sözlere dayanıyordu.

 

Vatan Partisi geleneği o tarihten bugüne tüm gövdesiyle emperyalizme karşı bölgenin bağımsızlığı mevzisinin en önünde yer aldı. Türkiye’de iktidarlar değişti, ordu zaman zaman teslimiyetçi, zaman zaman kararlı bir tutum aldı, fakat Doğu Perinçek ve Aydınlık Hareketi bu hain planı Türkiye’ye, bölgeye anlatmaya, karşısında sapasağlam durmaya devam etti.

 

TÜRK ORDUSUNUN DİRENCİ ENGELLEDİ

 

Nihai sözü silahların söylediği bölgemizde, Üç İsrail Planı’nın engellenmesinde en büyük gelişmeler Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kararlı tutumuyla sağlandı.

 

1991 yılında Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay’ın istifasıyla, Türk Ordusu’nu Kuzey Irak’ta ABD’nin jandarması yapmak isteyen Özal planı akamete uğratıldı. Türkiye, üslerinin operasyonlarda kullanılmasına izin verdiyse de Mehmetçiği Coni’ye kalkan yaptırmadı.

 

Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis’in üst düzey görev yaptığı dönem boyunca bölgede ABD’yi safdışı bırakan girişimleri ABD’yi öyle ürküttü ki 1993 yılında Orgeneral Bitlis bir Gladyo tertibiyle şehit edildi.(5)

 

1995 yılına gelindiğinde ABD raporları, TSK’nın artık tam anlamıyla “hizadan çıktığını” yazıyordu. Org. İsmail Hakkı Karadayı’nın genelkurmay başkanlığı yaptığı dönemde ordumuz Irak’ın kuzeyine bir Çelik Harekatı düzenledi. ABD, birliklerini kaçırmak zorunda kaldı. “Vietnam’dan sonraki en büyük yenilgimiz” dedi.(6)

 

Ordu, 28 Şubat’ta da Batı destekli irticayı baş tehdit olarak kabul ederek ABD’nin “ılımlı İslam” veya “yeşil kuşak” projesine karşı mevzilendi. Gülen tarikatına karşı yürüttüğü mücadeleyle, ABD Gladyo’sunu hedef aldı.(7)

 

ABD buna 24 Temmuz – 15 Ağustos 2001 tarihlerinde, yani Lozan Antlaşması’nın yıldönümünde başlayan ve Sakarya Meydan Muharebesi kadar süren, 250 milyon dolarlık bir “işgal tatbikatı”yla karşılık verdi. Tatbikatın senaryosuna göre işgal edilecek yer Akdeniz’de bir ada sorunu yaşayan, üç tarafı denizlerle çevrili, iki kıtayı birbirine bağlayan bir ülkeydi. Tatbikatın adı da “Binyılın Meydan Okuması”ydı (Millenium Challange). Bin yıla bin yıl!

 

Milletimizin belleğine kazınan en çarpıcı hadise 4 Temmuz 2003’te, bugün referandum yapılacağı ilan edilen bölgeler içerisinde yer alan Süleymaniye’de, 11 Türk özel kuvvetler askerinin başına Amerikan askerlerince çuval geçirilmesi oldu. Savaş biçim olarak örtülü olabilirdi ama, apaçık ve kıran kırana bir Türk-Amerikan Savaşı’ydı.(8)

 

ÜÇ İSRAİL PLANININ REVİZYONU: BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ

 

Fakat Ordu’nun “bin yıl kararlılığı” kısa süre içinde Gladyo tertipleriyle kırıldı. Türkiye 1999 yılında AB kapısına zincirlendi. Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı, başbakanlığa yerleştirildi. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Büyük Ortadoğu Projesi ile 22 ülkenin sınırlarını ve rejimlerini değiştireceklerini ilan ediyordu.

 

1991 Körfez İşgali’yle istediğini alamayan ABD, 2003’te yine bir ABD Gladyosu tertibiyle önce Afganistan’ı ve ardından tekrar Irak’ı işgal etti. Büyük Ortadoğu Projesi, Üç İsrail Planı’nın bu emperyalist taarruz koşullarında genişletilmiş haliydi. Türkiye için belirlenen başlıkların en tepesinde, Türkiye’nin güneydoğusunun sözde Kürdistan’a dahil edilmesi vardı.

 

ABD, Türkiye’de iktidar aygıtını bu plana bağlamayı başardı. Fakat 2003 Irak Tezkeresi’nin meclisten dönmesi, Türkiye’nin milli dinamiklerinin gücünü gösteriyordu. Bu nedenle ABD’nin Türkiye’deki yeraltı örgütlenmesi olan Fethullahçı Terör Örgütü, vatansever direncin tasfiyesiyle görevlendirildi. Ergenekon, Balyoz ve takip eden tertipler bu amaçla gerçekleşti. “Açılım Süreci” denilen Bölünme Süreci’nin önü bu şekilde açıldı.

 

“MİLLİ DEVLET DİRENİR, MİLLİ ORDU DİRENİR”

 

Fakat Vatan Partisi’nin (o zaman İşçi Partisi) 2003 yılında cesaretle kongre raporuna yazdığı tarihin içinden süzülüp gelen bir hakikat vardı: “Milli devlet direnir, milli ordu direnir!”(9) Milli güçlerin 2014’te tertipçilerin zindanlarını yıkarak sonuçlandırdığı uzun bir mücadele sonunda Türkiye, iktidarına varıncaya kadar Büyük Ortadoğu Projesi karşısında mevzilendi.

 

24 Temmuz 2015 tarihinde ise taarruza geçildi. İnisiyatif, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin PKK’yı Açılım Süreci’nde kazdığı hendeklere gömmesiyle Türkiye’nin eline geçti.

 

Türkiye, tehditlere rağmen PKK ve PYD’yle mücadelesinden geri adım atmıyor, üstüne bir de Suriye’de ABD denetimindeki bölgelere sınırötesi operasyonla girmeye hazırlanıyordu.(10) 15 Temmuz FETÖ Darbesi, tasfiye edilmekte olan bir aygıtın son çaresi olarak, Türkiye’nin bağımsız hareket etme inisiyatifinin kırılacağı hesabına dayanarak sahneye konuldu.(11)

 

Fakat, Türkiye geri adım atmak şöyle dursun, geciktirdiği adımları da sahneye koydu. Önce Rusya ve İran’la giriştiği bir diplomasi trafiğiyle Fırat Kalkanı Operasyonu’nu başlattı.(12) Güney sınırımıza komşu toprakların %70’ini ele geçirmiş olan Amerikan Koridoru’na hançer gibi daldı. ABD Özel Kuvvetleri eşliğinde Fırat’ın doğusuyla batısında işgal ettikleri koridoru birleştirmek için ilerleyen PYD kuvvetlerini durdurdu.

 

Ardından Ocak 2017’de başlayan Astana Süreci’yle ABD’yi dışarıda bırakan bölgesel inisiyatifin içinde yer aldı. Rusya ve İran aracılığıyla Suriye’yle görüşmelere başladı.

 

ABD’NİN BATI ASYA BİLANÇOSU: HÜSRAN

 

ABD uzun yıllar bölgenin tek hakimiydi. İktidarları deviriyor, iktidarları belirliyordu. Şimdi, toparlanan Rusya’nın füzeleri, ABD’nin manevra alanını belirliyor.

 

Irak’ı iki kez işgal etmesine, milyonlarca Iraklıyı öldürüp şehirleri yerle bir etmesine rağmen bugün Irak merkezi yönetiminin kararlı duruşuna söz geçiremiyor.

 

İran’a yıllardır uyguladığı ambargolara, ülkeyi kaosa sürüklemek için tezgahladığı oyunlara rağmen, İran’ın tüm bölgede Amerikan karşıtlığını körüklemesini engelleyemiyor. Son örneği, Katar’ın İran’a yaslanarak “Arap NATO’su” girişiminde yer almaması oldu.

 

Suriye’de 2011’den bu yana sahneye koyduğu kanlı senaryo milyonlarca insanın yerine, yurduna ve canına mal olmasına, onlarca şehir talan edilmesine rağmen Esad’ın liderliğinde yürütülen büyük direniş başarıya ulaştı. Bunu artık bütün dünya böyle kabul ediyor.

 

Belki de en çok yatırım yaptığı stratejik üssü Türkiye’de Gladyo aygıtını kaybetti. İktidarın dizginlerini elinden kaçırdı. Şimdi yeniden şahlanan Türk Ordusu efsanesiyle karşı karşıya.

 

BÖLGESEL BİRLİĞİ BOZMA GİRİŞİMİ

 

ABD’nin bu tepetaklak gidişi, bölgemize özgü değil. Batı Avrupa’dan Doğu Asya’ya kadar güç erozyonu yaşadığı, emperyalist merkezlerce de saptanmış durumda. “Dünya liderliğimizi kaybediyoruz” diye itiraf ediyorlar.(13) Tabii kabullenme içerisinde değil, inisiyatifi yeniden kazanma derdindeler.(14)

 

Barzanistan referandumu da, işte ABD’nin bu inisiyatifi yeniden eline alma çabaları bağlamında doğru anlaşılabilir. Amerikan sözcüleri kamuoyu önünde girişime karşıymış gibi demeç veriyorlar ama bütün dünya Barzani’nin bu referandumu ABD ve İsrail desteği olmadan dayatamayacağını biliyor.

 

Dikkatli gözler referandum sürecinde IŞİD’in tek mermi sıkmadan boşalttığı alanları PYD’nin doldurduğunu görecektir.(15) ABD birkaç aydır adeta açık bir şekilde tavşana “kaç”, tazıya “tut” taktiği izliyor. Üstelik, ilerlediği yönde IŞİD’den başka hiçbir kuvvet bulunmayan Suriye ordusunu defalarca bombalı saldırıyla durdurmaya çalışarak.(16) Amaçları kabak gibi meydanda.

 

Öte yandan PKK-PYD ömründe görmediği Amerikan yüksek teknoloji silahlarını yüzlerce tırla depolarına dolduruyor.(17) Suriye’nin kuzeyinde işgal edip etnik temizlik yaptıkları(18), ABD’nin pıtırak gibi askeri üsler kurduğu(19) bölgelerde Barzanistan referandumunun başarıya ulaşmasıyla “demokratik” bir referandum furyasının yayılacağı, kendilerinin hakim olduğu daha geniş bir Kürdistan’ın kurulacağı beklentisiyle ellerini ovuşturuyorlar.

 

Fakat hepsinin üzerinde ABD’nin en önemli hesabı, Barzanistan krizinin yarattığı kaos ortamını bölgesel birliğe kama sokmak için körükleme. Birleşmekte olan ülkeleri, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi üzerinde çatışan çıkarları üzerinden karşı karşıya getirme.

 

Fakat avuçlarını yalayacaklar.

 

Suriye ordusu Amerikan bombalarına göğüs gererek lojistiğin kalbi olan Deyrezor’u IŞİD’in elinden aldı, PYD’nin “geçilmez” dediği Fırat’ın doğusuna geçti.(20) ABD’nin, “tavşan-tazı” taktiğini bozdu. İran destekli Haşdi Şabi milisleri aynı taktiğin Kerkük’te yaşanmasının önüne geçti.(21)

 

Referanduma karşı İran, Rusya, Suriye, Irak merkezi yönetimi çok net tavırlar aldılar. En önemlisi Türkiye, Kilis’e tabur tabur asker yığarak yaptığı tatbikatla büyük bir gözdağı verdi. 22 Eylül’de ilan edeceği MGK kararlarıyla devamının geleceğini vurguladı.

 

Avrasya’nın Batı derinliğinde yer alan ve Amerikan hegemonyasından kopma mücadelesi veren Almanya gibi ülkeler de referanduma karşı tavırlarını açıkladılar.

 

Sözün özü, ABD’nin bölgesel birliğe kama sokma girişimi olan Barzanistan referandumu şimdiden umutsuz görünüyor. ABD’nin genel görüntüsü ise, yıllar önce Vietnam’da yaşadığı bozgunu hatırlatıyor. Dönemin dış politika mimarları, muazzam askeri varlığına karşın fakir bir ulusa karşı yenilen ülkelerini şöyle tanımlamıştı: “Çitlerde debelenen inek!”(22)

 

Üstelik bugün altın çağında değil, çöküş döneminde bir Atlantik sistemi var. Gelişmeler, yükselen Asya uygarlığının en sıcak bölgesinde yer alan Batı Asya uluslarının, Amerikan ineğinin çitlerinde daha fazla debelenmesine izin vermeyeceğini müjdeliyor.

Kaynakça:

(1) “Kılıçdaroğlu’na Kürdistan referandumu ziyareti”, 11 Ağustos 2017, http://www.kurdistan24.net/tr/news/215744e5-4ee8-47b5-8f57-36538355c73b

(2) “Öncü Gençlik: Türkiye’nin kalbinde bölücü konferansa izin verilemez”, 15 Eylül 2017, https://www.aydinlik.com.tr/oncu-genclik-turkiye-nin-kalbinde-bolucu-konferansa-izin-verilemez-turkiye-eylul-2017-6

(3) “Vatan Partisi’nden İkinci İsrail protestosu”, 19 Eylül 2017, https://www.aydinlik.com.tr/vatan-partisi-nden-ikinci-israil-eylemi-politika-eylul-2017-8

(4) Bundan üç yıl önce 1988’de, 2000’e Doğru dergisi “Pentagon’un Kürt Senaryosu” manşetiyle geliştirilen planı duyurmuştu. Ayrıca Vatan Partisi geleneğinin konuyla ilgili kamuoyunu bilgilendirme çalışmalarından bir kısmı için bkz. “Vatan Partisi’nin programı bölge ülkelerinin politikası oldu”, 18 Eylül 2017, https://www.aydinlik.com.tr/vatan-partisi-nin-programi-bolge-ulkelerinin-politikasi-oldu-dunya-eylul-2017

(5) Adnan Akfırat, Eşref Bitlis Suikasti, Kaynak Yayınları, Ekim 2010

(6) Fikret Akfırat, Kukla Devlet, Kaynak Yayınları, Ağustos 2007

(7) Doğu Perinçek, 28 Şubat ve Ordu, Kaynak Yayınları, Nisan 2000. Bugün hükümet cenahının hala “postmodern darbe” çığırtkanlığı yapması, emperyalistlerin kodladığı ideolojiden kopamamalarıyla açıklanabilir. 28 Şubat’ın “bin yıllık kararlılığı” sürseydi, Türkiye’de FETÖ Darbesi diye bir şey yaşanmazdı.

(8) Bu sürecin çarpıcı bir anlatımı için bkz. Kıran Kırana Türk-Amerikan Savaşı, yön. Serkan Koç, 49/51 Yapım

(9) İşçi Partisi’nin 6. Genel Kongre’de Kabul Edilen Merkez Komitesi Raporu, 28-29 Mart 2003, http://vatanpartisi.org.tr/genel-merkez/kongre-belgeleri/6-genel-kongre-de-kabul-edilen-merkez-komitesi-raporu-4131

(10) MİT’e ve orduya operasyon yapılacağı istihbaratı Genelkurmay’a ulaştığı esnada 18 Temmuz’da yapılması planan sınırötesi operasyon ile ilgili bir toplantı yapılıyordu. Mete Yarar-Ceyhun Bozkurt, Darbenin Kayıp Saatleri, Destek Yayınları, Kasım 2016, s. 22-23

(11) Doğu Perinçek, FETÖ Darbesi, Kaynak Yayınları, Kasım 2016, s. 81-95

(12) Dr. Fatih Erbaş, “Fırat Kalkanı ve Türk Diplomasisinin Başarısı”, 2 Ocak 2017, Anadolu Ajansı sitesi, http://aa.com.tr/tr/analiz-haber/firat-kalkani-ve-turk-diplomasisinin-basarisi/718823

(13) “Pentagon: ABD’nin imparatorluğu çöküyor”, 22 Temmuz 2017, https://tr.sputniknews.com/columnists/201707221029387496-pentagon-abd-imparatorluk-cokuyor/

(14) ABD son olarak Afganistan’a 3 bin asker daha yollama kararı aldı. “ABD Afganistan’a 3 bin asker daha gönderiyor”, 19 Eylül 2017, https://www.aydinlik.com.tr/abd-afganistan-a-3-bin-asker-daha-gonderiyor-dunya-eylul-2017-1. Ayrıca ABD’nin zaten muazzam boyutta olan askeri harcamaları da yüksek oranlarda artmaya (%9) devam ediyor. “ABD Savunma Bütçesi’nde 54 milyon dolar artış”, 28 Şubat 2017, http://www.aljazeera.com.tr/haber/abd-savunma-butcesinde-54-milyar-dolar-artis

(15) “ABD ile IŞİD, Rakka için anlaştı”, 31 Mayıs 2017, https://www.aydinlik.com.tr/dunya/2017-mayis/abd-ile-isid-rakka-icin-anlasti

(16) “ABD Suriye ordusunu 3. kez vurdu”, 8 Haziran 2017, https://www.aydinlik.com.tr/dunya/2017-haziran/abd-suriye-ordusunu-ucuncu-kez-vurdu

(17) En son Eylül başında bir sevkiyat daha yapıldığı öğrenildi. Toplanda tespit edilen silah sevkiyatının boyutu bugün itibariyle 1350 tıra ulaştı. “PYD’ye 90 tır silah daha”, 9 Eylül 2017, https://www.aydinlik.com.tr/abd-den-pkk/pyd-ye-90-tir-silah-daha-dunya-eylul-2017

(18) “Uluslararası Af Örgütü: PYD etnik temizlik yapıyor”, 13 Ekim 2015, http://www.ulusal.com.tr/dunya/uluslararasi-af-orgutu-pyd-etnik-temizlik-yapiyor-h78001.html

(19) “Suriye’de 10 noktada PKK/PYD’ye ABD desteği”, 17 Temmuz 2017, http://www.ahaber.com.tr/dunya/2017/07/17/suriyede-10-noktada-pkkpydye-abd-destegi

(20) “Suriye ordusu Deyr ez Zor’un doğusunda Fırat nehrini geçti”, 18 Eylül 2017, https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201709181030188826-suriye-ordusu-deyr-ez-zor-firat-nehri-gecti/

(21) “Haşdi Şabi komutanları Kerkük’e girdi”, 19 Eylül 2017, https://www.aydinlik.com.tr/hasdi-sabi-komutanlari-kerkuk-e-girdi-dunya-eylul-2017

(22) Sadık Can Perinçek, “Çitlerin üzerinde debelenen inek: Amerika’nın Vietnam savaşı politikası”, Teori, Şubat 2016, s. 70-77

20.9.2017, oncugenclik.org.tr

Paylaş: