KUTLUHAN TENCAN YAZDI: İFLAS İSTİFALARI

KUTLUHAN TENCAN YAZDI: İFLAS İSTİFALARI

Kutluhan Tencan, Öncü Gençlik GYK Üyesi ve Gaziantep İl Yöneticisi

 

II. Enternasyonal’de en etkin parti olan Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) ilk başta tüm diğer Enternasyonal partileri gibi savaşa karşı çıkıyordu fakat 4 Ağustos 1914’de savaş kredilerini onayladı. Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin savaş yanlısı bu kararını duyan Lenin, bunları Alman hükümetinin yanlış bilgilendirme seferberliğinin ürünü sayıp ciddiye almadı. Ama haberlerin doğru olduğunu anladığında geçirdiği sarsıntıyı atlatınca, hemen kâğıda sarılıp İkinci Enternasyonal’in ölmüş olduğunu yazdı ve onun yerine, devrimci işçi partilerini kapsayan yeni bir enternasyonalin kurulması çağrısı yaptı.

Ölüm kararları vermek ise sadece Alman Sosyal Demokratların şahsına münhasır olmadı. Emperyalizm destekçisi partilerin bu durumu paylaştıklarını tarihte görüyor ve biliyoruz. Özellikle de bağımsızlık savaşı veren güzel Türkiye’mizde.

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in istifası ve onun öncesinde birçok parti kurucusunun, il ve ilçe yöneticilerinin istifaları, daha 1 ay önce %10 çoğunlukla meclise girmiş bir partinin, bu tür olumsuzlukları yaşaması, aynı tarihsel sonun paylaşılmasına denk düşüyor.

SİSTEMİN ‘’ANTİCİ’’ PARTİLERİ

İngilizlerin Tayyip Erdoğan’ı devirecek olan Demir Leydi’si Akşener, seçim boyunca Tayyip Erdoğan düşmanlığı üzerine siyaset kurmuş, ülkemizin esaslı sorunu olan terör meselesine, AKP’nin bırakmış olduğu yerden devam ederek, PKK’nın yasal partisi HDP’yi Kürt siyasetinin temsilcisi görmüş, Selahattin Demirtaş’a özgürlük çağrıları yapmış, Türkiye’ye darbeler tezgahlayan, sınırında PKK’ya tırlarca silah ve mühimmat veren Amerika’ya bağlılık sözü vermiştir. Ekonomide ise iki yüzlülük taktiği benimsenmiştir. Basit bir örnek olarak, siyasi programlarında özelleştirme varken, şeker fabrikalarını kamulaştıracaklarını vaat etmişlerdir. Zaten Amerika’ya bağlılık yemini, ekonominin de kime teslim edileceğinin ilanı demektir. Dünya ekonomisinin realitesini göremeyip, borçlanarak iktidar olacaklarını düşünmek de büyük bir aymazlığın eseri olsa gerek. Ezcümle, isminden de ideoloji akan(!) İyi Parti’nin Türkiye’de yeni bir Amerikancı hükümetin alternatifi olan Millet İttifakı’nda yer alması milliyetçi, vatansever kesimde büyük bir infilak yaratmıştır.

Vatanseverliği Tayyip Erdoğan’a hediye edip, HDP ile yan yana gelince iktidar olacağını sananlar, görmüş oldukları düşün, çocuk masallarındaki gerçekçiliğe bile yaklaşamadığını görmüşlerdir. Esas düşmanı, Amerikan emperyalizmini ıskalayıp, ‘’anticilik’’ siyasetiyle köşe kapmacanın bu millet tarafından mahkûm edilmesi ise son derece anlamlıdır.

Birey hiçbir zaman bütün şeylerin ölçüsü olamaz. Çünkü birey, nesnel gerçeklikle karşılaşınca, yalnızca öznel kabul ya da ret yanıtları vermesine olanak tanıyan hazır ve değiştirilemez bir nesneler karmaşasıyla yüz yüze kalır. (1) Bugün karşılaşılan nesnel koşullar, işbirlikçilerin boyunu fazlasıyla aşmaktadır. Siyasetlerinin iflası, onlara istifa çözümünü dayattığı için memnun kalmalıdırlar. Zira önüne kâğıt konmadan, gazeteciye cevap bile veremeyen bu siyasi figüranlar daha büyük bir yükün altında kalabilirlerdi.

 

 

ÖZGÜRLÜK ZORUNLULUĞUN KAVRANMASIDIR

Bu ara başlık tarihsel bir yasadır. Yasayı tanımayanların, tanınamayacağı bir döneme girmiş bulunmaktayız. Sınıfsal gözlükten yoksun, tarihini ve milletini tanımayan, tarihin ilerleyiş yasalarından bir haber olanların dönemi, gelecek nesiller için tarih kitaplarına ibretlik olay olarak kayda geçiyor. Aynı kayıt değişen dünyamızın rüzgarına yön veremeyip, içinde yalpalayanların sonunu da tutmaktadır.

 

TÜRKİYE’NİN ŞANSI

1917 Ekim Devrimi’nin ardından, II. Wilhelm’in de tahtan düşmesiyle beraber gözler Almanya’ya çevrilmişti. Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht önderliğinde Almanya’da yaşanacak bir devrim tüm dünyayı etkileyebilirdi. Ancak 1918-1919 devrimleri başarısızlığa uğradı. Başarısızlığın en büyük nedeni ise devrimcilerin yeterince örgütlü olmayışıydı. Almanya’da devrimcilerin iktidarı mümkün olsaydı, belki de Hitler faşizmi doğmayacak, Avrupa işçi sınıfı kurtuluşa erişecekti. Almanya’daki devrimci partinin yoksunluğu ise ne yazık ki bu kötü sonuçları beraberinde getirdi.

Türkiye ise bu konuda çok şanslı. 150 yıllık Türk devrim tarihine, dünya devrimlerine ve kendisinin yaratmış olduğu 50 yıllık devrimci mücadele pratiğine sahip, feleğin yedi çemberinden geçmiş, son yıllarda nesnel koşulların baş öznesi olmuş bir Vatan Partisi var. Alman devrimcilerinin dünyayı değiştirme fırsatını, bugün Vatan Partisi’nin önderliğinde Türk milleti yakalamıştır. Bugün, Avrasya fikrinin dünyanın her ücra köşesinde nefes bulduğu bir dönemde, zorunluluk, baş öznenin Doğu’dan doğduğunu ilan ediyor!

 

Kaynakça

1- Paul Blackledge, Marksist Tarih Kuramı Üzerine, Yordam Kitap, 1.Basım, İstanbul, Aralık 2017

 

oncugenclik.org.tr, 28.7.2018

Paylaş: