MEHMET ARDA YALÇINKAYA YAZDI: “ATLANTİK’İN ULUSAL PORTRESİ: MERAL AKŞENER”

MEHMET ARDA YALÇINKAYA YAZDI: “ATLANTİK’İN ULUSAL PORTRESİ: MERAL AKŞENER”

Mehmet Arda Yalçınkaya, Öncü Gençlik Konya İl Yöneticisi

Batı Asya’nın birlik sürecinde bölgede yenilen, sahada kaybettiklerini, basit diplomatik krizler yaratarak, kendisi için yaratılan bu puslu havayı dağıtacağını ve bölgede nihai hedeflerini gerçekleştirmeyi hedefleyen ABD,  bu program ve stratejisini Türkiye üzerinden yürütüyor.

Sadece bu değil, bu program ve stratejiyle ABD, Türkiye’nin uzun zaman sonra mevzilendiği ve yürüttüğü bağımsızlıkçı siyasetin önünü tıkamak, Türkiye’yi bölgesel, siyasal, iç ve dış dinamikleriyle krize sokmak amacıyla, uzun soluklu planlar yapıyor. Türkiye’nin Siyasal Konjonktürel yapısı, Muhafazakar-İslamcı, Neo-Liberal(Yeşil Kuşak) akımlarından sıyrılıp, Bağımsızlıkçı, Milliyetçi, Atatürkçü rotaya girmesi, ABD’yi, daha geniş bir ifadeyle Atlantik’i, bu minvalde Ulusal Maskeli Atlantik Program Koordinatörü yaratma girişimine zorluyor.

700 Kişilik Çiller Örgütü

1 Haziran 1996 tarihlerinde Aydınlık Gazetesi’nde çıkan manşet, “500 Milyar’ın Adresi, Çiller’in 700 Kişilik Örgütü”, bu yazıda çok fazla 28 Şubat Süreci’ne derinleşemeyeceğiz ama buna rağmen atlayamayacağımız hususlar var. Çok uzatmadan konuyu açalım:

1985 sonrasında, kurulması planlanan ve fikir babalığını Turgut Özal’ın üstlendiği bu Özel Örgüt, Mit Raporu’nun 1988’de, 2000’e Doğru dergisinde yayınlanması üzerine oluşturulamamıştır. Orduyu sivilleştirme atağının, kamu oyuna sızması bu girişimin, fiyaskoyla sonuçlanmasına neden olmuştur.

Bu örgütün, görev ve misyonunu ilerleyen zaman diliminde bahsedildiği üzere Çiller Örgütü devralmıştır. Hatta öyledir ki, MİT Raporu’nda ve Çiller Örgütü’nde adı geçen, MİT Müsteşar Yardımcısı Hiram Abas ve onunla aynı çatıda bulunan diğer devlet çalışanları, görevlerinden uzaklaştırılmışlardır. Bir kısmı da etkisiz görevlere getirilmiştir.

CIA-MOSSAD temelli bu örgüt, 1993’te TSK’dan atılan Fettullahçı subayları, PKK tetikçisi/itirafçıları ve ülkücü tetikçileri bir araya getirmiştir. Ve tartışmasızdır ki, Fettullahçı-Bölücü Çete’ye karşı, istenilen sonuç alınmasa da, Milli Ordu, 28 Şubat’ta korkusuzca mücadele etmiş ve bu çetenin  üzerine yürümüştür.

Ağar’dan Akşener’e Orak’ın Kulağı

Ve şimdi asıl konuya geliyoruz.

Bugün “Milli Aday, Milliyetçi Lider” sıfatlarıyla küresel ve bir takım ulusal medyada palazlanan, Atlantik’in yere göğe sığdırılamadığı Akşener’in unutmadığımız ve onu bu noktalara getiren sürece geçiyoruz.

Çiller’in sözde Kontr-Terör Daire Başkanı, dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın “Susurluk Olayı” ve devamında yaşanan olaylar nedeniyle görevinde kalması çok uzun sürmedi. Ağar’ın kendisine yöneltilen suçlamalara “Ödülüm bu mu olacaktı?” açıklamasından 2 gün geçmeden, kızının sağlık problemlerini bahane göstererek, İçişleri Bakanlığından istifa etti. Yerine dönemin DYP İstanbul Milletvekili Meral Akşener getirildi.

1 yıl sonrasına gidelim…

Başlamadan önce bir not:

FETÖ’nün Balyoz tezgahında, “Kafes Eylem Planı” çerçevesince yargılanan, dönemin  Deniz Kuvvetleri  İstihbarat Başkanlığı’nda görev yapan Kıdemli Yüzbaşı  Levent Gülmen, aynı zamanda, o döneme damgasını vuran, 1997 yılında ki Köstebek Skandalı/Sarmusak Olayı’nı ortaya çıkaran subaydı.

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi’nde görevli polis memuru olan ve 1996 yılında, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda askerliğini yapan Onbaşı Kadir Sarmusak, Emniyet İstihbaratı’nın Ankara’daki karargâhına gidip geliyordu.

Onbaşı Kadir Sarmusak , dönemin Emniyet İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcısı Hanefi Avcı, C Şube Müdürü Mehmet Tomruk, 28 Şubat’ın hemen ardından 12 Mart 1997’de Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na atanan Bülent Orakoğlu ve bazı personellerle bir dizi görüşmeler yapıyor.Onbaşı Sarmusak, Orakoğlu’yla Niğde Emniyet Müdürlüğü döneminden tanışmaktaydı.

Kadir Sarmusak + Bülent Orakoğlu = Meral Akşener

26 Nisan 1997 tarihli MGK toplantısı sonunda dönemin İç İşleri Bakanı olan Meral Akşener’in, yerde unuttuğu “Gizli İstihbarat Raporu”, hükümet-ordu gerilimini tırmandırıyor, “Gizli İstihbarat Raporu”, dönemin TSK Kulakçısı ve Ergenekon Kumpasının İtirafçısı Bülent Orakoğlu imzasını taşıyordu.

Kadir Sarmusak, Deniz Kuvvetleri’ne ait bilgi ve belgeleri, yine dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener’e “Dört Sayfalık Bilgi Notu”, şeklinde sundu. Sunulan notta, oluşumun BÇG(Batı Çalışma Grubu) olduğu belirtilerek, ekleriyle beraber 30 sayfalık bir raporla dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e gönderildi. Demirel, Emniyet İstihbarat’ın bu çalışmalarının araştırılması amacıyla bu raporu, dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’ya ulaştırdı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından başlatılan soruşturmanın başında, FETÖ’nün Balyoz Kumpasında tutuklanan Albay Levent Gülmen vardı. Kısa sürede karargahtan bilgi ve belgeleri sızdıran Köstebek’in Onbaşı Kadir Sarmusak olduğu ortaya çıktı. Onbaşı Sarmusak, disiplin mahkemesine verdiği ifade de, bilgi ve belge sızdırma görevinin Bülent Orakoğlu ve Hanefi Avcı tarafından verildiğini söylüyordu. 4 Haziran 1997 tarihli ifadesinde Onbaşı Sarmusak, Emniyet İstihbarat Dairesi’ne “Özel Basılı Yayın ve Evrak” götürdüğünü itiraf etmişti.

Şimdi sorulması gereken sorular şunlardır;

“Ergenekon Kumpas Şemasında bende varım.” diyerek üstüne yöneltilen hedef oklarını dağıtmaya çalışan Akşener, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait bilgi ve belgeleri sızdıran muhbir Kadir Sarmusak ile ilişkisi nedir?

-İkinci olarak, ‘Gizli İstihbarat Raporu’nu hazırlayan dönemin TSK Kulağı, 2009’da Ergenekon Kumpası’nın Tanığı Bülent Orakoğlu’yla nasıl bir bağlantısı vardır? İnkar etme süreci, Basında orduyu suçlayan naralar atması, Çiller’in “BÇG Raporu” sorusuna, Akşener yanıtı vermesi sorduğumuz soruların yanına ek olarak gösterilebilir.

Ve bu soruların hepsi nitelikli bir açıklama beklemektedir ve maalesef Akşener’in açıklayamadığı, cevap verirken terler döktüğü bu soru ve olaylar şaibeli FETÖ sicilini yansıtıyor.

FETÖ’nün Diyalog Sözcüsü:Meral Akşener

Meral Akşener, FETÖ Lideri Fettullah Gülen’in hayatını anlatan belgeselde konuşuyor:

Aynen aktarıyorum…

“80 öncesinin öğrencilerinden birisiyim, aşağı yukarı bizim görüşümüze sahip insanlardan, gençlerden 5.000’e yakın kayıp var. Karşı görüşten belki bir o kadar vardır. Bu kayıpları engellemenin yolu toplumun bütün katmanları arasında, işte farklı görüşler arasında, Sayın Gülen’in yapmaya çalıştığı gibi, farklı dinler arasında konuşmayı mutabık kalınabilecek noktaları ortaya koyabilmek için bir çalışma yapmanın kimseye zararının olmadığı aksine faydasının olduğuna inanıyorum. Eğer 80 öncesinde bu yapılmış olsaydı, o kadar genç yaşıyor olacaktı.”

Fetullahçı Gladyo’nun lideri Fettullah Gülen’in, dinler arası diyalog parolasıyla Papa II. John Paul’a yazdığı, birliktelik mektubunda Batı’ya emir kulluğunu ve Müslüman coğrafyayla ilgili çizilen plan çerçevesince görevini açıklamış, ABD/Yeşil Kuşak Projesi’nin öncüsü olduğunu belirtmiştir. “Devlet’in can damarlarına sızacağız” diyen Fettullahçı Gladyo, yakın dönemde Ergenekon ve Balyoz kumpası tezgahını kurmuş, operasyon gazetesi ve gazeteci kadrosuyla, sahte delil ve belgeler piyasaya sürmüştür. Türkiye’nin şerefli, onurlu birçok yurtsever, aydın ve askerini tutuklatmıştır. Unutulmasın, 1980 öncesi emekleyen, 1980’den sonra 2016’ya kadar devlete ağlarını ören Fettullahçı Gladyo, Atlantik’le göbekten bağlı durumdadır.

AKP Kuruculuğu/MHP Rozeti’nden Muhalifliğe

Refah/Yol Koalisyonu’nda dönem arkadaşı olanlar, Milli Gömlek’ten sıyrılıp revizyon iddiasıyla ülke siyasetine girmeye hazırlanıyordu. Abdurrahim Dilipak’ın “ABD-İsrail Proje Partisi” diye adlandırdığı AKP, bu söylem ve strateji çerçevesinde kuruldu.  Kurucu isimlerinden birisi olan Meral Akşener, “Erdemliler Hareketi” ile birlikte yürüyordu. Akp’den ayrılışını “Kadrolaşma-Çıkar İlişkisi” konularıyla özdeleştirip basına bu şekilde açıklayan Akşener, ilerleyen süreçte MHP’ye üye oluyor ve ilk yerel seçimde iddialı bir şekilde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösteriliyordu. 28 Mart 2004 Yerel Seçimlerinde %5 gibi oldukça düşük oy alan Akşener, ilerleyen dönemde MHP’nin milletvekili listesine girmiş ve 23,24,25.Dönem MHP Milletvekilliği yapmıştır. MHP’den ayrılış sürecinde FETÖ’nün Türkçe Olimpiyatlarında  Gülen övgüleri ile farklı bir çıkış yaratması bir yana, Devlet Bahçeli ile yaşadığı Başkanvekilliği krizi o döneme damgasını vurmuştur. Dönemin Çatı Cumhurbaşkanı Adayı  olan, MHP Milletvekili Ekmelledin İhsanoğlu’nun, parti tarafından ve özellikle Bahçeli’nin öngörüsü üzerine seçilmesiyle, kriz Akşener aleyhine derinleşmektedir. Ve nitekim, 2015 Kasım Türkiye Genel Seçimleri’nde MHP tarafından milletvekili adayı gösterilmemiştir.

Muhalefet Hareketi ve Akşener

Özellikle 2015 sonrası “Bahçeli Diktatörlüğü”, “Parti içi demokrasi yok” söylemlerinde birleşen Muhafelet Ayağı’nı  Koray Aydınların, Yusuf Halaçoğluların, Ümit Özdağların, Sinan Oğanların, İsmail Okların arasında oluşmasına karşın, “Kurultay Krizi” ile başlayan dönemle, yeni parti oluşumuna kadar öne çıkan, medyanın sürekli üzerine tartıştığı, konuştuğu, hatta ve hatta MHP’nin tüzüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle partisinden ihraç edildiği süreçte, “Devrimci-Milliyetçi” olarak lanse edilen Meral Akşener’den başkası değildi.

-“15 Temmuz’da İşler değişecek!” söylemiyle, FETÖ Darbe Girişimi sonrası “Fettullahçılık” sıfatıyla sarılsan siyasi imajını, TSK’nın yaptığı Fırat Kalkanı Operasyonu’nda “Kahraman Mehmetçik, Aslan Mehmetçik!” kurtarmaya çalışan,

-Eline “Ay-Yıldızlı” kına yaktırıp poz veren,

-Referandumda Hayır oyu için çalışmalar yapan,

Ve hatırlarsınız, Çanakkale’de elektiriği kesildiği için  kahramanlaştırılan Meral Akşener’le ilgili asıl gerçeği, Adalet Yürüyüşü, 2.İsrail Girişimi sonrası açıklamaları ve kuracağı Parti’nin açığa çıkan tüzüğünden görebiliyoruz.

Adalet Yürüyüşü’nde Akşener’in Desteği

Önce bir soru: Adalet Yürüyüşü’nde , kimin için adalet  isteniyor?

Ömer Halis Demir’in için mi?,

Fethi Sekin için mi?,

Aybüke Öğretmen için mi Adalet?

Yoksa, FETÖ tarafından katledilen Kuddussi Okkır’a, Ali Tatar’a mı Adalet?

Sahi Akşener’in şu “Allah Gücünüzü Artırsın” diyerek destek verdiği Adalet yürüyüşünde ne olmuştu?

Öncelikle Adalet Yürüyüşünü oluşturan olaylara bakalım:

Çok değil Adalet Yürüyüşü olmadan önce Mustafa Balbay ve yanında birkaç CHP Milletvekili volta atma eylemi başlatmıştı. “Madem Türkiye Yarı Kapalı Cezaevi, Biz de Volta Atıyoruz!sloganlarıyla sözde KHK’ları protesto ediyorlardı. Fakat özde çok ama çok farklı şeyler vardı. Bu sıkı hak hukuk arayan kadrodan Tuncay Özkan, ABD’nin Proje Partisi, PKK’nın Siyasal Hareketi HDP’nin tutuklu Genel Başkanı Sellahattin Demirtaş’la görüştü. Selahattin Demirtaş’ın Türkiye’ye mesajı var diye anlattı. Kendisine yöneltilen eleştirilere, “Ülkenin Birliği için, Barışı için görüştüm. dedi.

İlerleyen sürece bakalım, Enis Berberoğlu’nun tutuklanışı, Kılıçdaroğlu’nun Bu ülkede Adalet kalmadı, Türkiye Diktatörlükle yönetiliyor. açıklaması, ardından maraton İstanbul’a, koşunun adı da Adalet Yürüyüşü…

Ulusları aşan bir adalet olmaz, milli karakter ve değerleri taşımayan adalet hiç ama hiç olmaz. Adalet Yürüyüşü’nde öne çıkan isimler bakalım, hastane raporuyla mahpus damların kaçan, TSK’ya “Yılan” diyerek hakaret eden HDP’li Ahmet Türk ve ESP döneminde Ergenekon’a Balyoz’a tam destek!” sloganları atan Figen Yüksekdağ’ın şurekası idi.

Sesler bir çıkıyordu: Milletvekillerine Özgürlük! Tutuklu Gazetecilere Özgürlük!”

Peki, bugün tutuklu olan milletvekilleri kimler?

PKK’yla göbekten bağlı Selahattin Demirtaşlar ve Figen Yüksekdağlar

Peki bugün tutuklu gazeteciler, kimler?

FETÖ’nün kalemşörleri, Ahmet Altanlar, Nazlı Ilıcaklar Mehmet Baransular

Ve son olarak Kılıçdaroğlu, İstanbul’da, ‘ Atlantikçi Demokrasi Metnini okumadan batıya bir selam çaktı. The Guardian’a yazdığı yazıda Batı Asya birliklerine “Demokrasi Düşmanı”, “Dikta rejimleri”, “Baskıcı Otoriter Yönetimler” dedi. Atlantik’i ve Avrupa’ya da işbirlik çağrısını eksik etmedi.

Adalet Yürüyüşü’nün ardından peydahlanan Adalet Kurultayı ile de, HDP’yle ittifak zemini hazırlandı.

Cumhuriyet Devrimleri’ne küfredenler, PKK savunucusu sahte solcular ve Nursici gerici şüreka, bir çatı altında toplandı.

Türkiye’nin siyasetini Atlantik’le tekrar buluşturmaya kalkanlar büyük bir hezeyan içerisindedir. Ülkenin barışını ve bütünlüğünü FETÖ’yle, PKK’yla, HDP’yle ve hepsinin büyük ağabeyi ABD’yle arayanlar, adalet yollarını Ankara’da değil, Washington’da bulur. Ömer Halisdemir’e, Fethi Sekin’e, Aybüke Öğretmene kurşun sıkanlarla aynı safta yer almaktadırlar. Vatanın birliği ve bütünlüğü ABD’ye, Emperyalizmine ve onun yamağı olan PKK’ya karşı korkusuzca savaşmakla sağlanır. Nitekim bugün Türkiye birliği ve bütünlüğü için içte ve dışta Vatan Savaşı veriyor.

Kuzey Irak Referandumu Üzerine Not

Türkiye’nin Habur’u kapatma girişimine, Irak ile ortak tatbikat yapmasına “İsraf” açıklaması yapan Meral Akşener, Türkiye’yi bölge de ana aktör olmaktan çıktığını belirtiyor. Sanırım bugün Suriye’yle alakalı kararların, Cenevere’den değil, Astana’dan çıktığını unutuyor. Fırat Kalkanı Operasyonu ile Türk Ordusunun ABD kara gücü olan PKK/PYD’nin kantonlarını yara yara El Bab’a kadar gittiği unutuyor. Sadece bölge devletleri İran, Türkiye, Suriye, Irak değil, Atlantik’e göbekten bağlı Almanya referanduma karşı çıkıyor. Fransa’nın Atlantik Gömlekli Cumhurbaşkanı Macron bile, Suriye konusunda,  “Esad’dan başka meşru lider yok.” diyor. Meral Akşener bunu göremiyor mu? Her şeyi geçelim, bugün bölge ülkeleri Türk Ordusu’nun önderliğinde  İdlib’e Afrin’de ki PKK/PYD kantonlarını yarmak için  giriyor. Akşener’in büyük yanılgısı şu, bölgede rezil olan biz değil, ABD’dedir. Süreç ve olaylar bunun en büyük göstergesidir.

Tüzük’ün Öngörüsü

Maddeler üzerinden kısa bir şekilde gideceğiz.

ABD basının “Akşener’i Erdoğan’ı Devirecek Aday!” diyerek güzellemeler yapmasının boşuna olmadığını bu tüzükte geçen maddeler üzerinden görebiliyoruz.

Tüzükte dikkat çeken bölümler:

Sayfa 24, “Baskıcı, dayatmacı ve geleneksel güvenlikçi uygulamalar, çözüm değil sivil siyasetle konuşalım”

-Terörle mücadele hedef alınmakta ve “sivil siyaset” kavramıyla HDP işaret edilmektedir.

Sayfa 129, “ABD’yle Ortadoğu politikaları geliştirmek”

-Amerikan Emperyalizmine karşı bölge ülkeleri İranıyla, Suriyesiyle, Irakıyla, Türkiyesiyle birleşirken, Akşener ABD’li çözümlerin tezgahtarlığını yapıyor.

Sayfa 134, “NATO:Savunma politikasındaki en üst şemsiye”

Meral Akşener, 15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimi’nde aktif rol oynayan NATO’ya, bağlılığını bildiriyor.

Sayfa 129, “Müttefik ABD”

Mehmetçiğimize, Polisimize, Öğretmenimize kuşun sıkan PKK/PYD’nin ağabeyi ABD’yi müttefik olarak görüyor.

Özetle:

-CIA-MOSSAD temelli örgütün kilit ismi, dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait bilgi ve belgeleri sızdıran muhbir Kadir Sarmusak ve TSK Kulağı, 2009’da Ergenekon Kumpası’nın Tanığı Bülent Orakoğlu’yla ilişikisini açıklayamamaktadır.

-FETÖ’nün Belgesel ve Türkçe Olimpiyatları’nda Fettullah Gülen’e güzellemeler yaptığı apaçık ortadır.

“Allah Gücünüzü Artırsın” diyerek destek verdiği Adalet yürüyüşünde HDP/PKK/FETÖ vardır.

– Kuzey Irak Referandumu sonrası Türk Ordusu’na, Türk Milleti’ne güvensizliğini “İsraf” açıklamasıyla pekiştirmiştir. Bölge de kazananın Türkiye, kaybedenin ABD olduğunu görmemekte veyahut işine gelmemektedir.

– Partisinin Tüzüğünde, HDP(Sivil Siyaset), ABD(Müttefik), NATO(Savunma politikasındaki en üst şemsiye)’ya, Türkiye’nin birliğine ve bütünlüğüne düşman olan bütün güçlere yer vermiştir.

FETÖ’nün kulakçılarıyla, muhbirleriyle, gazetecileriyle birlikte iş tutanlar, kurtuluşu HDP/PKK/FETÖ’yle Adalet naralarında arayanlar, Türkiye’yi yönetemez!  Türk Ordusu’na güvenmeyenler, Türkiye’ye yön veremezler!

Türkiye’nin bağımsızlıkçı siyasetinin tersine adım atanlar, Türk Milleti’ni karşısında bulur.

Ve son olarak:

Vatansızların, “Milli Aday” olarak gösterdiği Meral Akşener, dünüyle ve bugünüyle, Gayri Millidir.

Meral Akşener, Türkiye’yi yönetmeye değil, Atlantik Program Koordinatörülüğü’ne adaydır!

oncugenclik.org.tr , 19.10.2017

Paylaş: