MURAT SANCAKLI YAZDI: ‘EMPERYALİZMLE MÜCADELENİN ANAHTARI: ÖNCÜ PARTİ’

MURAT SANCAKLI YAZDI: ‘EMPERYALİZMLE MÜCADELENİN ANAHTARI: ÖNCÜ PARTİ’

Murat Turgay Sancaklı, Öncü Gençlik Ankara Propaganda Sorumlusu

Usta yazar Yaşar Kemal, “Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca” adlı eserinde kapitalizmin son aşaması olan emperyalizmin ezilen milletler üzerinde kurduğu baskı ve sömürü düzenini kurgusal ve alegorik bir anlatımla kaleme almıştır. Birkaç çelişkisi olsa da kitabın içeriği günümüzde hala dersler çıkartılacak niteliktedir. Hikaye, kendi yağında kavrulan, birlikte üretip paylaşan karıncalara, onları sömürmek isteyen fillerin saldırısıyla başlar:

Kendi halinde ülkelerinde yaşam süren karıncalar, onların çalışkanlığından ve kalabalıklığından etkilenerek karıncaları sömürmek isteyen fillerin saldırısına uğrarlar. Milyonlarca karınca fillerin ayakları altında ezilir ve ülkeleri mahv-ü perişan olur. Çaresiz kalan karıncaların aman dilemesi ile Filler Sultanı anlaşmaya varır. Anlaşmaya göre karıncalar fillere bir saray yapacak ve bu sarayın ambarlarını ağzına kadar yiyecek ile dolduracaklardır. Saldırıda bir bacağını kaybederek topal kalan ve sultanın sömürüsünü kabul etmeyen Kırmızı Sakallı Topal Karınca ise oradan kaçar ve bir mağaraya sığınır.

Bir millet ne kadar üretken, ne kadar çalışkan olursa olsun silahlı bir gücü olmalıdır. Fillerin karıncaları yenmesi çok büyük olmalarından değil, dev ayaklarını karıncaları ezecek bir silah olarak kullanmalarındandır. Sömürüyü sağlayan esas etken, silahlı güçtür. Günümüz koşullarında ordusuz bir millet sömürülmeye mahkumdur. Emperyalist ABD’nin Türkiye’yi sömürgeleştirmek için planı da tam olarak budur. Ergenekon, Balyoz kumpaslarından tutun 15 Temmuz 2016 darbe girişimine kadar Türk ordusu yıpratılarak, Türk milletinden koparılarak Türkiye, emperyalizmin boyunduruğu altına sokulmak istenmiştir. Ordumuz bu kumpaslardan alnının akıyla çıkmış, Türk milleti emperyalizmin oyununa gelmemiş “Ordu millet el ele, tam bağımsız Türkiye!” sloganıyla ordusuna sahip çıkmıştır.

Hikayeye devam edelim, karıncalar ile filler arasında tarafsız arabulucu olarak gözüken Hüdhüd Kuşu ile Filler Sultanı plan yaparak sömürüyü sistemleştirme adımları atarlar. Karıncalar özgür olduklarına inandırılır, kendi dillerini konuşmaları yasaklanır, her karınca artık fil dili konuşmak zorundadır. Ayrıca karıncalara, zamanında fillerin de karınca olduğu ve çok çalışarak, filler sultanına hizmet ederek karıncaların da fil olabileceği düşüncesi aşılanır. Karıncalar arasında sarı olanlar filler gibi yaşama vaadiyle kandırılır ve ajan olarak filler sultanına bilgi taşımaları sağlanır.

Emperyalizm, sömürüyü devam ettirebilmek için hedef ülkenin iç dinamiklerini yok etmeli, milletini ayrıştırmalı ve benliğini kaybetmesini sağlamalıdır. Kimliğini, kültürünü kaybetmiş ve kendi içinde kavgaya tutuşmuş bir millet emperyalizm ile mücadele edemez. ABD, sömürgeleştirmek istediği devletleri ‘küreselleşme’ adı altında etnik, dinsel, mezhepsel olarak ayrıştırmakta ve tasmasını tuttuğu örgütleri üzerlerine saldırtmaktadır. Türkiye üzerinden düşündüğümüzde Kürt-Türk, Müslüman-gayrimüslim, Sünni-Alevi ayrımı; devletin üst mevkilerine yerleştirilerek devlet sırlarını ABD’ye aktaran FETÖ militanları; batılılaşma düşüncesiyle yozlaştırılarak bireyci, tembel, kendi kültürüne yabancı hale getirilmeye çalışılan milletimiz; beli ABD’ye bağlı sözde aydınlarımız; anarşizm ve vatansızlık gibi hegemonya araçlarına aldanarak emperyalizmin maşalığını yapan sahte sol örgütleri ve yaptıkları eylemler… ABD’nin Türkiye’yi sömürgeleştirme çabası gün ışığı gibi ortadadır. Türk milletinin bu saldırıyı savuşturmasının yolu, yıllardır Amerikancı iktidarların yıkmaya çalıştıkları Cumhuriyete ve Kemalist Devrime sıkı sıkıya sarılmak, Amerika’nın kara gücüm dediği PKK’yı hendeklere gömen Mehmetçiğimizin arkasında durmaktır. Bizi parçalamak isteyenlere karşı birleşerek yek vücut olmak, milli hükümeti kurarak, milletin bütün imkan ve yeteneklerini harekete geçirmektir. Çürüyen Atlantik cephesinden sıyrılarak, yükselen Avrasya’nın safına geçmektir.

Hikayenin devamında, benliklerini kaybeden ve fil olduklarını zanneden karıncalar, kış geldiğinde kendi ambarlarının boş olduğunu fark ederek aç kalırlar. Kışın ortasında yemek bulamayan karıncaların birçoğu açlıktan ölür ve en sonunda el mecbur Filler Sultanı’na giderek yiyecek isterler. Filler Sultanı, karıncalardan daha fazla çalışmaları, daha az dinlenmeleri karşılığında onlara yarı aç kalacakları şekilde yiyecek verir. Bu duruma daha fazla dayanamayan karıncalar kabileler halinde isyan eder ve fillere savaş açarlar. Ayrı ayrı verilen mücadeleler sonrasında karıncalar ağır bir yenilgiye uğrar. Sonrasında sömürülmeye devam edilen karıncalar, yarı aç şekilde daha fazla çalıştırılırlar. Filler gazete, sinema, televizyon gibi sistem araçlarını kullanarak 7/24 yapılan propaganda ile bu düzenin değişmeyeceğini, doğanın kanununun böyle olduğunu karıncaların beynine kazırlar. Karıncaları yetiştirmek için fil okulları açılır. Bu okuldan mezun olan karınca fil olur fil olur ama ‘karınca kadar fil’ olabilir.

Lenin, çağımızın başında dünyanın iki kampa bölündüğü tahlil etmiştir: ezen ve ezilen. Devrim, ezen ve ezilen kitlelerin arasındaki sınıf mücadelesinin eseri olacaktır. Devrimin ilk şartı ise farkındalıktır. Emperyalist sistem, insanlarda farkındalığın oluşmaması için onları ekmek derdine düşürür. Yaşamını sürdürebilmek için sürekli çalışmak zorunda kalan emekçinin sistemi sorgulamak için vakti kalmaz. Emperyalizm sadece bununla da kalmaz, sistemin bütün araçlarını propaganda aygıtı haline getirir. Televizyonlar ve gazetelerde gerçek tersine çevrilir. Okullarda bağımsız ve bilimsel düşünmenin önü kapatılır. Toplumsallıktan koparılan insanlar, bireycileştirilir. Kapitalizmin, emperyalizmin özü de zaten budur: insanları haksız rekabet ortamına sokarak bireyciliğe yöneltmek. Bu ağır saldırılara direnmenin ve defetmenin ise bir tek yolu vardır: ezilenlerin birleşmesi, örgütlenmesi. Parçalar halinde verilen savaş, hikayedeki gibi hezimetle sonuçlanır ve daha ağır bir sömürünün önünü açar.

Hikaye karıncaların ağır koşullarda çalışmalarıyla devam eder. Bir gün karıncalar bir türkü sesi duyarlar. Karıncalar bu türküyü bilmektedirler. Yıllardır mağaraya kapanmış kitap okuyan, filleri yenmenin yolunu düşünen Kırmızı Sakallı Topal Karınca da bu türküyü duymaktadır. Türkü, karıncaların yüreklerinden gelmektedir. Meydanda toplanan karıncalar aralarına gizlenen hainleri bularak kafalarını kopartırlar. Gruplar halinde dünyaya yayılarak “Yeryüzünün bütün karıncaları birleşiniz!” çağrısı yaparlar. Birleşen tüm karıncalar fillerin yaşam alanını yeraltından kazarlar. Bu başkaldırıyı haber alan filler, karıncalar ülkesine saldırır ve birer birer yerin dibini boylarlar. Hikaye karıncaların filleri yenerek özgürlüğüne kavuşmasıyla sonlanır.

Sınıf mücadelesinin olduğu yerde sınıfların örgütlü güçleri de vardır. Sınıf mücadelesinin tarihi aynı zamanda sınıf örgütlerinin çatışmasının tarihidir. Yaşar Kemal’in eserinde emekçi karıncaların filleri yenerek iktidara yerleşmesi, halkların kendiliğinden bir bilince ulaşmasıyla sağlanmıştır. Karıncaların en bilgesi Kırmızı Sakallı Topal Karınca, kitlelere sadece ideolojik olarak önderlik etmektedir. Oysa kökten ve kalıcı sonuçlar milli bir programa sahip öncü önderliğinde örgütlenen milletler tarafından kazanılabilir. Kurtuluş Savaşımız ve Cumhuriyet Devrimimiz bu tarihsel gerçekliğin en büyük örneklerindendir. Emperyalist saldırıya karşı önce meclis, ordu ve programıyla bir milli devlet kurulmuştur. Kurtuluş ise bir sonraki aşama olmuştur.

ROMAN ELEŞTİRİSİ

Yaşar Kemal, büyük bir aydın olmasına rağmen parti üyesi değildir. Kitabın sonunda emekçi karıncaların devrimini kendiliğindenciliğe bırakması bunun apaçık bir örneğidir. Bugün bu sorun birçok aydınımızda da kendini göstermektedir. Partisiz aydının partiyi küçük görüşü çözümü hayalperest bir şekilde kendiliğindenciliğe bırakmaya yöneltir. Gerçeklikte ise devrim, öncü partinin önderliğinde, kitlelerin eseri olacaktır.

Ülkemiz bugün emperyalizm ile mücadele içerisindedir. Emperyalizme ve bölücü teröre vurulan her darbe Türk milletini ortak nokta olan ‘Vatan Savaşı’nda birleştirmektedir. Vatan savaşını sekteye uğratacak her girişim, birleşen Türk milletinin ayakları altında ezilecektir. Bu birleşmenin örgütlenmesi ve sonuca ulaşması ise ancak milli bir hükümet programına sahip öncü bir parti önderliğinde gerçekleşebilir. Türkiye’de bu ihtiyacı bugün Vatan Partisi karşılamaktadır.

oncugenclik.org.tr , 14.8.2017

Paylaş: