Ana Sayfa Yazılar BERKE MUSTAFA BERKİL YAZDI: SİYASİ AYAĞI GEÇMİŞTE DEĞİL SAVAŞ MEVZİSİNDE ARAYALIM!

BERKE MUSTAFA BERKİL YAZDI: SİYASİ AYAĞI GEÇMİŞTE DEĞİL SAVAŞ MEVZİSİNDE ARAYALIM!

474

Berke Mustafa Berkil, Öncü Gençlik MYK Üyesi ve İstanbul İl Başkanı

Türkiye’de uzun zamandır FETÖ’nün siyasi ayağının kim olduğuna ilişkin tartışma yürüyor. Son olarak dün önce İYİ Parti Grup Toplantısı’nda Akşener’in “FETÖ’nün siyasi ayağı ortaya çıkartılsın”, ardından CHP Grup Toplantısı’nda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’nün siyasi ayağıyla ilgili “Devleti FETÖ’ye teslim eden kişi Recep Tayyip Erdoğan’dır.” şeklinde açıklamalarına şahit olduk.

Televizyon ekranlarında, gazetelerin köşelerinde ve kürsülerde başta CHP olmak üzere İYİ Parti ve Millet İttifakı’nın bileşenleri FETÖ’nün siyasi ayağının ortaya çıkarılması gerektiğini ifade ediyor. Peki kim bu siyasi ayak? CHP ve İYİP bu sorularda hedefi Cumhurbaşkanı ve AK Parti’ye yönelterek neyi amaçlıyor? Bu sorulara cevap vermek için siyasi ayağın ne anlama geldiğini ifade ederek başlayalım!

Siyasi Ayak İçin Neye Bakacağız?

Savaşlarda “an” çok önemlidir. An gelir askerlerine ölmeyi emredersin, an gelir “kontrollü geri çekilmek” gerektiğinin farkına varır ve talimatı verirsin. Bu da bir subaylık, liderlik sorunudur. Fakat meselemiz liderlik sorunundan daha çok ana ilişkin…

Türkiye 2015 yılından bu yana bambaşka bir sürecin içerisinde. Bu süreç içerisinde iktidarı, muhalefeti konum değiştiriyor. Sürecin adı ise sürecin ana hattını belirleyen olaydan geliyor. Devletimizin, sınırlarının güvenliğini sağlamak, varlığımıza kast eden terör örgütlerinin kökünü kazımak için verdiğimiz ‘Vatan Savaşı’nda Türkiye, Amerika’yla ittifak sürecinde ülkemizin içinde mevzi edinen düşmanlardan ve tortularından temizleniyor. İşte siyasi ayak tartışması tam da bu süreç içerisinde anlam kazanıyor!

Milletimizin birliği ve devletimizin bütünlüğü için savaş veriyoruz. Kim kiminle yan yana, kim kiminle savaşıyor? Bu soruların cevabı için önemli olan şu an. Her kuvvet mevcut anda konumlanması üzerinden siyaset geliştiriyor ve bir cephe içerisinde yer alıyor. Çünkü savaşların kuralı budur. İçinde bulunduğun cephe, tavrı aldığın zamanda belirleniyor.

Dolayısıyla bugün, tartışmaya açtığımız FETÖ’nün siyasi ayağını bulmak istiyorsak cevap vereceğimiz soru “Bugün FETÖ’ye ve siyasetlerine kimin alan açtığıdır.” Bu kadar basit!

Kim bugün FETÖ’ye ya da FETÖ’nün siyasetlerine alan açıyorsa siyasi ayak oradadır, daha fazla uzağa gitmeye ya da başka taşların altına bakmaya gerek yoktur.

FETÖ’ye Alan Açan Siyasetler Nereden Geliyor?

FETÖ, aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti içerisindeki Gladyo’ydu. Bütün kadroları ile Amerika’nın bu topraklar üzerinde hedeflediği devleti kurmada görevli memurlarıydı. Yani FETÖ demek Amerika demekti. Türkiye’nin başta Vatan Partisi olmak üzere vatanseverlerinin verdiği mücadele ile bu memurların oyunları boşa düşürüldü. Bu noktada Vatan Partisi olarak alnımız ak, başımız dik! Türkiye’de 40 yıldır FETÖ’ye, Gladyo’ya karşı mücadele eden kuvvetlerin en başındayız. En son Ergenekon kumpasında da görüldüğü üzere o dönemki adımızla İşçi Partisi ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak kumpasın hedefinde ve merkezindeydik. Dolayısıyla FETÖ ve Amerika Türkiye’ye yönelik atacağı her adımda önce Vatan Partisi’ne saldırdı ve kuşatmaya çalıştı fakat başarılı olamadı.

Türkiye açısından BOP’ta bölünme planları tarihin çöplüğüne giderken Dışişleri Bakanımız Çavuşoğlu’nun da dediği gibi Asya Çağıbaşlıyordu.[i] İşte bu dönemeçte AK Parti içerisinde bir ekip gemiyi terk etmek zorunda kaldı. Çünkü o ekip Amerika’nın Türkiye’deki memurları olarak FETÖ’ye ve Amerika’ya alan açmak bir yana AK Parti içerisinde nefes alabilecek durumda değillerdi.

Tam da bu süreçte AK Parti’den ayrılan Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan FETÖ’nün siyasi ayağıdır! Geçmiş siyasi çizgileri, yaptıkları ve şu anki çizgilerinin de geçmişin kararlılıkla devamı niteliğinde olması başlı başına bir kanıttır. Hatta Pentagon’un gölge kuruluşlarından Foreign Policy dergisi Davutoğlu’nun Başbakanlık görevinden ayrıldığı süreci “ABD, Ankara’daki adamını kaybetti.” diyerek duyurması da siyasi ayağın kimin olduğunu gözler önüne sermektedir.[ii]

Davutoğlu’nun Genel Başkanı olduğu Gelecek Partisi kuruluş toplantısında[iii] Amerikancı siyasetleri, FETÖ’nün devletin yönetiminde olduğu dönemin siyasetlerini uygulayacağını ilan etmişti.

Abdullah Gül ise son dönemde yaptığı açıklamalarda Türkiye’de demokrasi, hukuk, adalet noktalarında ciddi sıkıntıların olduğunu ifade ederek FETÖ’nün yargılandığı ve hapislerde yattığı bir süreçte FETÖ’ye özgürlük bayrağını dalgalandırmıştı.[iv]

Ali Babacan ise Karar gazetesine verdiği röportajda kurulacak partinin önceliklerinde Türkiye’nin başat sorunları teröre değinmezken, ekonomik krizde “sıcak parayı” vadederek Türkiye’nin Amerika’ya bağımlılığını savunmaktaydı.[v]

Her şey ortada! Üç isim de attıkları her adım, söyledikleri her sözde Amerika’ya selam duruyor, FETÖ’ye özgürlük naraları atıyor. İşte size FETÖ’nün siyasi ayağı…

CHP’nin Demokratik Cephesi Amerika’nın Umutlandığı Seçenek

Peki CHP neden bunu dile getirmek yerine Cumhurbaşkanı’nı hedef gösteriyor? Bu sorunun cevabı CHP’nin bugün oturduğu siyasi zeminde saklı… CHP’nin özellikle Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığa gelmesi ile köklerinden tamamen koptuğunu bugün rahatlıkla görebiliyoruz. Dersimli Kemal olarak başlanan yol Zaman Gazetesi yazarı Faruk Loğoğluların, Kemal Derviş’çi Selin Sayek Bökelerin, PKK avukatı Pentagon’un TR705 kod adını verdiği Sezgin Tanrıkuluların ve Türk milletini soykırımcılıkla suçlayan Canan Kaftancıoğluların Partiye yerleşmesi ile başka bir evreye geçmiş durumda. Hal böyle olunca FETÖ’nün yayın organlarına el konunca CHP soluğu FETÖ ile dayanışmada alabiliyor.

Türkiye’nin terörle mücadelesinde en kapsamlı hukuki süreç olan PKK ve FETÖ mensuplarının yargılanması ve hapislere tıkılmasına karşılık hapisteki FETÖ’cü ve PKK’lılara özgürlük için bir koluna Ahmet Türkleri takıp Ahmet Altan, Nazlı Ilıcaklar için “Burada” diye mitinglerde insanları bağırtabiliyor.[vi]

     Türkiye’nin birliği ve bütünlüğü için verdiği mücadeleye “Savaş çığırtkanlığı doğru değildir.” diyerek karşı çıkabiliyor.[vii]

Bu siyasi çizginin doğal sonucu da Ali Babacanlar, Ahmet Davutoğlu ve Abdullah Gül ile ittifak oluyor. Hatta Kılıçdaroğlu bunu gizlemeyerek “Millet İttifakı’nın öngördüğü noktalarda benzerliklerimiz çok fazla. Hatta yüzde 99 oranında diyebilirim.”[viii] diyerek ittifaklarını kamuoyuna ilan ediyor.

Ancak bu ittifakla da kalmıyor! FETÖ’den üyesi Hüseyin Fatih Tamer “Daha hızlı uyum sağlarım” diyerek CHP’ye sızıyor.[ix]

Çünkü FETÖ başta AK Parti olmak üzere devletten temizlendikçe CHP’nin yanına gidiyor. Çünkü FETÖ başta AK Parti olmak üzere devletten temizlendikçe CHP onlara el uzatıyor! El uzatmanın somutlaştığı yer Kılıçdaroğlu başta olmak üzere CHP’nin son dönemde dile getirdiği “Demokratik Cephe” de kendisini gösteriyor. Amerika’nın yıllardır bölgeye müdahale etmek için bahane ettiği kavramın üzerinden cephe tanımı, her şeyi bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Sonucunda ise Pentagon’a bağlı Rand Corporation’ın raporunda belirttiği üzere Amerika’nın bu cepheden umut ettiğini söylemesiyle her şey tamamlanıyor.[x]

Devletin ve Hükümetin Doğru Yaptığı İşler ile Kılıçdaroğlu ve CHP’nin Bugünkü Çizgisi

CHP’nin ve İYİ Parti’nin siyasi ayak tartışmalarını geçmişe gömmelerinin sebebi manidar. Çünkü tartışmayı geçmişe gömmek demek bugünü ıskalamak demek. Bugünü ıskalamak ise, CHP’nin PKK ve FETÖ ile bugün kurduğu ilişkiyi ıskalamak anlamına geliyor

Çünkü bu tartışmalar geçmiş ekseninde yürürse CIA’nın MİT içerisindeki elemanı Enver Altaylı hakkında hazırlanan iddianameyle ortaya çıkan gerçekler tartışılmayacak. İddianamede bağlantılarıyla birlikte CHP Genel Başkanı Başdanışmanı Rasim Bölücek ile Altaylı arasında bin 159 kez telefon görüşmesi yapıldığı saptanıyor. CIA’nın 15 Temmuz dahil olmak üzere ülkemizde casusluk faaliyetleri için görevlendirdiği istihbarat elemanı ile CHP’nin Başdanışmanı yüzlerce kez ne görüşmüş olabilir? Bunu bütün kamuoyu merak etmektedir. Kılıçdaroğlu’nun önce bunun hesabını vermesi gerekmektedir. [xi]

Sadece Bölücek de değil, Kılıçdaroğlu’nun önceki Başdanışmanı Fatih Gürsul da 28 bin 66 kez ByLock üzerinden erişim sağlaması sebebiyle hapis cezasına çarptırıldı. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nun önce bunun da hesabını vermesi gerekmektedir. [xii]

Tartışma 10 sene önce üzerinden yürürse CHP’nin Adalet Yürüyüşleri ile Nazlı Ilıcakların hakkını savunması, Bugün TV ziyaretleri, Ahmet Altan’ın hapisten çıkışında koşa koşa sarılmaları, KHK’lıların mağdur olduklarını ifade etmeleri, Başdanışmanlarının CIA-FETÖ ile irtibatlı olmaları tartışılmamış olacak.

İşte bunun için CHP tartışma zeminini geçmişe kaydırarak aslında hem kendi durumlarının üstünü örtmeye çalışmakta hem de Cumhurbaşkanı’na, iktidara ve toplam devlet mekanizmasına güvensizlik pompalamaya çalışmaktadır. CHP bu tartışmalar ile suyu bulanıklaştırmaya çalışmaktadır.

Bu güvensizlik yaratma gayesinden ötürü FETÖ’nün üstüne aslanlar gibi kararlılıkla giden Türk yargısına “Bank Asya’nın önünden geçenin, aidat yatıranı hapse atıldığı” iddiasıyla iftira atılmaktadır. Tıpkı İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “Çaycı, çorbacı, garip gureba hapiste” demesi gibi…CHP ve İYİ Parti bu girişimleri ile FETÖ ile mücadeleyi de suistimal etmeye çalışmaktadır. 

Fakat şunu çok net bir şekilde ifade edelim:

Bugün başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu, Adalet Bakanımız Abdülhamit Gül ve toplam olarak devletimiz ordumuz, polisimiz ve yargı mensuplarımız FETÖ ile ciddi bir mücadele vermektedir. Bu mücadelenin arkasında kenetlenerek FETÖ ile mücadeleyi akamete uğratmamak aksine bu kararlılığı devam ettirmek gerekmektedir. CHP başta İYİ Parti, Saadet Partisi bu kararlılığı kırmaya çalışmaktadır. 

Üreten ve Birleşen Türkiye için Mücadele Siyasi Ayakla Mücadelenin Ta Kendisidir!

Rand Corporation’ın Türkiye’ye ilişkin makalesinde Amerika’yı umutlandıran muhalefet tam da CHP ve İYİ Parti’nin başında olduğu Millet İttifakı’dır. Sorumsuz ve Türkiye’nin yürüttüğü mücadelenin altını oyan, iktidar olduğu takdirde de programlarında belirttikleri üzere açılımcı, sıcak paracı yani Türkiye’yi Amerikan sularına sokmayı amaçlayan bir ittifakla karşı karşıyayız. Bu ittifaka karşı mücadele aslında FETÖ’nün siyasi ayağı ile mücadelenin ta kendisidir.  Bu mücadelenin programı da bellidir.

O program sınanmış, denenmiş Türkiye’yi var etmiş Kemalist Devrim’in programıdır. Terörün kökünün kazınması, ekonomik darboğazdan çıkış ve yabancıların hiçbir şekilde Türkiye’ye müdahale edememesinin çözümü o programın kararlılıkla uygulanmasına bağlıdır. Bunun için Türkiye’deki vatansever kuvvetlerin oluşturacağı ve Vatan Partisi’nin merkezinde yer alacağı bir Milli Hükümet’in kurulması gerekmektedir.

Vatan Partisi kadrolarıyla görevlere hazırdır!



[i]

[ii]    https://foreignpolicy.com/2016/05/05/america-loses-its-man-in-ankara/

[iii]

https://www.aydinlik.com.tr/davutoglu-acilim-sureci-siyasetlerini-partisinin-ilkeleri-diye-acikladi-turkiye-aralik-2019-1

[iv]   https://www.aydinlik.com.tr/abdullah-gul-goruntumuz-bozuldu-politika-kasim-2017

[v]    https://www.aydinlik.com.tr/ali-babacan-in-sicak-para-partisi-mustafa-ilker-yucel-basyazi-kose-yazilari-eylul-2019

[vi]   https://www.aydinlik.com.tr/politika/2016-aralik/kumpascilara-kalkan-oldu

[vii]  https://www.aydinlik.com.tr/chp-den-sinir-otesi-operasyona-karsiyiz-aciklamasi-politika-eylul-2017-3

[viii] http://www.diken.com.tr/kilicdaroglundan-davutoglu-ve-babacana-ortak-noktalarda-benzerliklerimiz-yuzde-99/

[ix]   https://www.aydinlik.com.tr/haber/%E2%80%98daha-hizli-uyum-saglarim%E2%80%99-diyerek-chp%E2%80%99ye-sizmis-200226

[x]    https://www.aydinlik.com.tr/haber/pentagon-raporundan-cikanlar-199960

[xi]   https://www.aydinlik.com.tr/haber/feto-nun-siyasi-ayagi-ortaya-cikti-199942

[xii]  https://www.sabah.com.tr/gundem/2020/01/23/kemal-kilicdaroglunun-6-danismani-feto-ile-irtibatli