Şimdi Büyüme Zamanı

Mehmet Bedri GÜLTEKİN

TEORİ DERGİSİ
SAYI: 94 – KASIM 1997

Son bir yıldır sürekli söylediğimizi tekrarlayarak söze başlayalım. Kritik sorun.
Partinin bir bütün olarak yaşadığımız dönemi kavramasıdır. Yaşanan dönemi kavramak;
dönemin gerektirdiği ruh haline sahip olmak, davranış biçimini geliştirmek, döneme uygun
hareket etmek demektir. Kısaca belirtirsek bugün herşey bizim lehimizedir. Savunmada değil,
saldırıda olmalıyız; tutuk değil, atak olmalıyız; perspektifimiz elimizdekileri korumak değil,
yeni mevziler kazanmak olmalıdır.

Karşımızdaki güçler moral bozukluğu içindedirler ve parçalanmaktadırlar. Amerikancı
cephe, şeriatçılar ve faşistler her geçen gün kendileri açısından daha elverişsiz koşullara
gözlerini açıyorlar. Onlar için, içine girilen dönem, ellerindeki mevzileri kaybetme dönemidir.
Kitle tabanlarında erime başlamıştır. Son elli yılın temel olumsuzluklarının faturası onlara
çıkmaktadır. Mafyalaşan ekonominin, uyuşturucunun hayatın her alanına nüfuz etmesinin,
dışarıda artan bağımlılığın, ülkemizin sömürgeleşme tehdidiyle yüzyüze gelmesinin, Kürt
sorunundaki çözümsüzlüğün, Türkiye’nin hemen bütün komşularıyla çok sorunlu bir döneme
girmesinin, faili meçhul cinayetlerin, gelir dağılımındaki büyük bozulmanın, vurgun ve
soygunların sorumlusu, bugüne kadar koalisyon halinde ülkeyi yöneten amerikancı, şeriatçı
ve faşist sağ partilerin tümüdür. Son bir yıl içinde yaşanan çarpıcı saflaşmada bu partiler,
bütün bu olumsuzlukların söz konusu olduğu her yerde ortak bir fotoğraf sundular
kamuoyuna. Bu tablo aynı zamanda onlar açısından sonun başlangıcıdır.

Neoliberal cephe açısından durum farklı değildir. Yakın zamana kadar Türkiye Solu
içinde partimize yönelik bir neoliberal kuşatmanın varlığı bir gerçekti. Son bir yılın
gelişmeleri bu kuşatmayı tersine çevirmiştir. Artık Neoliberal cephe üzerinde Cumhuriyet
devrimcilerinin bir kuşatmasından söz edebiliriz. Bütün ciddi kitle örgütlerinde ve
sendikalarda, aydınlar içinde durum hızla değişmektedir.

Çelişmeler keskinleşti ve buna bağlı olarak saflar netleşti. Neoliberal sol, son bir yıl
içinde yaşanan saflaşmalarda amerikancı, şeriatçı cephe ile aynı safta yer aldı. Hasan Celal
Güzel’in mahkemesinde izleyici sıralarında Đnsan Hakları Derneği Başkanı ve ÖDP Genel
Yönetim Kurulu üyesi Akın Birdal’ın MHP, BBP ve RP’li milletvekilleri ile birlikte
bulunması mevcut tablonun ibret verici bir örneğidir. Ekim ayında başlayan Sürekli Aydınlık
eylemlerinde neoliberal takımın her yerde Đşçi Partisi’nin gündeme getirdiği “Çiller
Yargılansın, Refah Partisi Kapatılsın” sloganına saldırması diğer örnektir.

Neoliberal cephe, kaderini Amerikancı ve Şeriatçı Cephe birleştirmiştir. Dolayısıyla
aynı akıbeti kaçınılmaz olarak paylaşacaktır.

Đşte bu tablo işçi Partisi’ne ve Cumhuriyet Devrimi kuvvetlerine büyük bir tarihi fırsat
sunuyor, Đşçi Partisi kuvvetlerini, 11 ay önce gerçekleştirdiğimiz 4. Genel Kongremizden bu
yana yaklaşık bir misli büyüttü. Siyasi etkinliğimiz ise, kuvvetlerimizdeki büyümeden çok
daha fazla arttı. Etrafımızda örgütlenmeye hazır hatırı sayılır bir potansiyel varolmaya devam
ediyor. Hatta bu potansiyelin giderek arttığından söz edebiliriz. Şimdi sorun, her kademede
parti örgütlerimizi siyasi mücadele mevzilerine yerleştirmek, etrafımızdaki potansiyeli
örgütleyerek Partiyi daha da büyütmek ve buradan hareketle Cumhuriyet Devrimcilerinin
bağımsızlık ve laiklik cephesini örgütlemektir.

Bulunduğumuz Yer

Durumun doğru bir şekilde kavranmasından sonra atılacak adım, örgütsel durum
açısından bulunduğumuz yeri iyi tahlil etmek ve görevlerimizi netleştirmektir. Parti
örgütlerimizi çeşitli özellikleri itibariyle belli başlı üç grupta toplayabiliriz.

Birinci grup: Sadece genel propaganda yapan, merkezden gelen afişleri asan ve
bildirileri dağıtan ama kolektif çalışma arasından yeterli olmayan, Parti’nin genel olarak
yürüttüğü mücadelenin bulundukları yerde, biraz da kendiliğinden kendilerine ulaşan
sonuçları ile yetinen örgütler.

ikinci grup: Yerel politika yapmayan ama, Parti’nin merkezi olarak belirlediği
mücadele konularında bulundukları yerde gereğini yapan örgütler. Bu örgütlerimiz merkezi
olarak açıklanan politikalar ve açılan kampanyalar doğrultusunda harekete geçmekte; afiş
asmakta, bildiri dağıtmakta, paneller ve konferanslar düzenlemekte, yerel televizyon
programlarına çıkmakta, basın toplantıları ve açıklamaları ile yerel basına girmektedirler.
Ama bu örgütlerimiz bulundukları alana özgü politika yapmamaktadırlar.

Üçüncü grup: Değişen ölçülerde yerel politika yapan örgütler. 12 kadar örgütümüz bu
kategori içinde sayılabilir. Hatta sınırlar biraz esnetilerek bu rakam 15’e kadar da çıkarılabilir.
Bunlar büyük örgütlerimizdir. Üye sayıları 300 ile 2 bin arasında değişmektedir. Bu
örgütlerimiz önderlik sorunlarını belli ölçülerde çözdükleri, profesyonelleşme ve kadro
konularında adım attıkları ve yerel politika yaptıkları için geçtiğimiz iki yıllık dönem içinde
örgütsel bir atak gerçekleştirdiler. Üye sayılarını arttırdılar. Örgüt sayılarını çoğalttılar.

Yerel politikadan kastettiğimiz şudur: Belirtilen il ve ilçe örgütleri, yönetim kurulları
düzeyinde bulundukları yerde meydana gelen gelişmelerle ilgili olarak politika saptadılar,
tutum açıkladılar, yerel eylemler örgütlediler. Genel yerel sorunlarla ilgili olarak bildiri ve
afiş çalışmaları gibi yaygın propaganda yöntemlerini kullandılar.

Bu örgütlerimiz, bugün gelmiş bulundukları noktada birtakım sorunlarla yüz
yüzedirler. Bu sorunları; daha da büyümek, kitlesel bir güç haline gelmek için gerekli
tedbirleri almak, bu açıdan çözüm üretmek olarak tanımlayabiliriz. Büyük örgütlerimizin
sorunları, partimizin örgütsel açıdan var olan sorunlarının esasıdır. Üye sayımızın büyük
çoğunluğu bu illerde bulunmaktadır. Sınıf mücadelesi açısından kritik yerler buralardır. Bu
illerdeki gelişmeler bütün Türkiye’deki gelişmeleri belirlemektedir ve belirleyecektir. Diğer il
örgütlerimiz bu örgütlerimizi izleyeceklerdir. Onun için büyüme ve örgütsel atak açısından
üzerinde kafa yoracağımız ve bu yazımızın da konusu olan sorunlar, bu örgütlerimizin
sorunlarıdır.

Birinci ve ikinci grupta yer alan örgütlerimiz açısından bugün canalıcı sorun, yerel
politika yapan örgütler haline gelmektir. Yani büyük örgütlerimizin geçtiğimiz dönemde
başardıklarını bu örgütlerimiz görev olarak önlerine koymalıdırlar. Yönetim kurulları kolektif
çalışmayı geliştirmeli, illerinin ve ilçelerinin düzgün bir tahlilini yapmalı, mücadele konusu
olacak sorunları belirlemeli ve örgüt olarak bu konuda politika saptamalı, mücadeleye
girişmelidirler. Bu tedbirler sözkonusu örgütlerimizi hızla toparlayacak, onları bulundukları
yerin büyük siyasal güçleri arasına çıkaracaktır. Biraz sonra büyük örgütlerimizin sorunlarının
çözümü açısından dikkat çekeceğimiz noktalar elbette bütün parti örgütlerimizin
çalışmalarında gözönünde bulundurması ve çalışmalarında yararlanmaları gereken konulardır.
Ama bu örgütlerimizin esas dikkat edecekleri şey, bulundukları yerde yerel politika yapan
merkezler haline gelmek için gerekli tedbirleri almaktır.

Büyük Örgütlerimizin Sorunları

Büyük örgütlerimiz, bütün işlerini çok az sayıda profesyonel ve parti kadrosu ile
yürütmektedirler. Hemen hemen tüm faaliyetlerin peşinde aynı adamlar koşmaktadır. Geriye
kalan üye kitlesinin büyük kısmı sadece yürüyüş ve miting gibi büyük parti eylemlerine
katılmakta, bunun dışında aidat ödemek ve bulundukları yerde genel anlamda parti
propagandası yapmakla yetinmektedirler. Az sayıda kadronun bütün parti işlerini
yüklenmesinden dolayı, geriye kalan diğer parti üyelerinin tümünün asgari parti üyeliği
görevlerini hakkıyla yapması da mümkün olamamaktadır.

En yetenekli parti önderlerinin ve kadrolarının da bir sınırı vardır. Üye sayısı
bakımından belli bir büyüklüğe ulaşmış olan örgütlerimizde rutin işler bile önemli bir
yoğunluğu ifade eder. Parti binalarının düzenli olarak açık tutulması, aidat ve bağışların
toplanması, harcamalar için gerekli kaynakların yaratılması, yayın satış işinin
gerçekleştirilmesi, afiş asmak, bildiri dağıtmak ve çeşitli etkinliklerin organize edilmesi gibi
rutin parti faaliyetleri şimdiki durumda büyük örgütlerimizin yönetimlerinin ve kadrolarının
bütün zamanını almaktadır.

Önderlik, örgütlenme ve çalışma tarzında gerekli tedbirler alınmadan ve düzeltmeler
yapılmadan şimdi bulunulan noktadan daha ileriye gitmek mümkün değildir. Mevcut durumda
daha fazla üyeye de ulaşılamaz. Çünkü en yetenekli önderlerin ve kadroların bile bir sınırı
vardır. Bu sınır, zamanla ve olanaklarla belirlenmiştir.

Bu sorunları aşağıdaki tedbirleri alarak aşabiliriz:

1- Önderlikleri ve kolektif çalışmayı güçlendirmeliyiz: Mevcut önderliklerimizin
kadro olarak güçlendirilmesi veya gerekirse değiştirilmesi artık bir zorunluluk haline
gelmiştir. Bu amaçla bütün örgütlerimiz acilen bir kadro taraması yapmalı ve nitelikli
kadroları profesyonelleştirmelidir. Đşler çoğalmıştır. Ancak kadro sayısı bakımından
güçlendirilmiş yönetimlerle bu işler yürütülebilir ve parti büyütülebilir. Bu konu liberalizme
karşı muadele konusu olarak ele alınmalıdır. Bir bütün olarak Parti’de, bütün üyelerin her
şeyleriyle kendilerini halka, devrime ve partiye sunmaya hazır oldukları bir bilinç ve ruh hali
yaratmalıyız. Kendini esirgeyen, özel işlerini ve çıkarlarını partinin ve devrimin çıkarlarının
üzerinde tutan liberal ve bireyci tavır ve bilince karşı ideolojik bir mücadele yürütmeliyiz.

Kadro sorununun çözümünde yönetimler tayin edicidir. Kolektif bir çalışma ortamı,
politik ve örgütsel açıdan yapılacak işin belirlenmesi, eğitimin örgütsel yaşamın ayrılmaz bir
parçası haline getirilmesi, devrimci ve dayanışmacı bir ruh hali ancak doğru bir önderlik ile
gerçekleştirilebilir. Böyle bir önderliğin varlığı, çok sayıda kadronun yetişmesi için uygun bir
ortamın sağlandığı anlamına gelir. Her örgüt veya herhangi bir örgütteki üyeler, önderliğe
göre şekillenir. Bir örgütte kadro yetişmiyorsa, orada önderlikte sorun var demektir. Buradaki
önder arkadaşlar kendilerini gözden geçirmelidirler.

Önderlikleri güçlendirmek bakımından büyük il ve ilçe örgütlerimizde il ve ilçe
meclisleri kurmak yeni bir örgütsel biçim olarak kullanılabilir. Bu örgütsel biçimden şimdiye
kadar birçok örgütümüz bu adla, birçok örgütümüz ise adını koymadan fiilen uygulayarak
yararlandı. Örgütlerimizi böyle bir pratiğe iten, zorunluluktur: Büyümenin vardığı noktada,
daha çok kadrodan daha fazla yararlanma ihtiyacının dayattığı bir zorunluluk.

Đl ve ilçe meclisleri, partinin faaliyet yürüttüğü çeşitli kesimlerden gelen temsilciler ve
önemli temel örgütlerimizin sorumlularından oluşabilir. Parti meclislerinde görev alacak
arkadaşlar yönetimler tarafından titizlikle seçilmeli, organ faaliyetlerinde aranan disiplin bu
meclislerin çalışmasında da aranmalıdır. Amaç, yönetim kurulunun sorumluluklarının,
doğrudan doğruya çok daha fazla kadro tarafından paylaşılmasını sağlamak, daha çok kişiye
sorumluluk vererek hem işleri paylaştırmak, hem de kadroları geliştirmektir. Đl ve ilçe
meclisleri, il ve ilçe yönetim kurullarının gerekli gördüğü zamanlarda toplantıya çağrılmalı,
yerel olarak izlenecek politikanın saptanmasının yanısıra, örgütsel açıdan var olan sorunların
tartışılması ve çözümler geliştirilmesi sağlanmalıdır.

2- Partiyi temel örgütlerde örgütleme çalışmasında ısrar etmeliyiz: Đşçi Partisi’ne
üye olan herkesin bir temel örgütte görevlendirilmesi tüzük hükmüdür. Öte yandan pratiğimiz,
temel örgütlerin kurulmasının ve istikrar kazanmasının en zor işlerden biri olduğunu
göstermiştir. Böyle olması normaldir. Temel örgütler parti piramidinin en altında yer alan ve
kitle ile iç içe örgütler oldukları için en problemli örgütlerdir. Bu bakımdan bir temel örgütün
istikrar kazanması zaman ve sabır işidir. Örgütler bu noktada ısrarlı olacaklardır.

Üye sayısı çok fazla olmayan örgütlerde, yönetimler, bire bir ilişkilerle bütün üyeleri
yönetebilmekte, bir anlamda temel örgüte çok fazla ihtiyaç da duymamaktadırlar. Tabii
burada her şeyden önce işçi sınıfı partisinin örgütlenmesinin nasıl olması gerektiği konusunda
yanlış bir anlayış söz konusudur. Bu yanlış anlayış temel örgüte olan ihtiyacı da ortadan
kaldırmaktadır.

Temel örgüt, bulunduğu yerde parti adına politika yapan ve bulunduğu yerde iktidar
olmayı hedefleyen temel parti örgütlenmesidir. Partinin ülke çapında iktidar için mücadelesi,
ülke çapında yüzlerce, binlerce parti temel örgütünün iktidar için yürüttüğü mücadeleden güç
alır. Bir anlamda her temel örgüt bulunduğu yerin partisidir. Orayı tahlil eder, politikalar
üretir, üye kazanır, ittifaklar geliştirir ve iktidar olmaya çalışır. Bu özellik devrimci partiyi,
burjuva partilerinden ayırır.

Parti yönetimlerimizin üyeleriyle bire bir ilişkiyle yetinmesi bir anlamda işin kolayına
kaçmaktır. Büyük örgütlerde bu kolaya kaçış, şimdi birçok yerde gördüğümüz gibi hiçbir
sorunu çözememekte, tam tersine mevcut üyelerin bile değerlendirilmesini önlemektedir.
Dolayısıyla atılım yapmak ve büyümek, temel örgütlerin varlığına sıkı sıkıya bağlı hale
gelmiştir.

Pratiğimiz, temel örgütlerin kurulması, çalışması ve istikrar kazanmasında önderliğin
tayin edici olduğunu kanıtlamıştır. Lider sorunu bulunmayan temel örgütle çalışmakta,
politika üretmekte ve büyümektedir. Bu açıdan sorunlu olan örgütler ise bir müddet sonra
işlevsiz hale gelmekte ve dağılmaktadır. Onun için her alanda kurulmuş olan veya kurulacak
temel örgüt, önderlik sorununu kendi içinden çözemiyorsa dışardan bir önder kadronun
doğrudan doğruya temel örgüte dahil olmasıyla bu sorun çözülmelidir. Bir ilçede veya ilde
diyelim ki eğer 10 tane önder kadro varsa orada 10 tane temel örgüt kurulabilir ve başarılı bir
şekilde çalışmaları sağlanabilir.

3- Temel örgütlerin varlığı ve çalışması politik çalışmayla doğrudan bağlantılıdır:
Örgütlerin kâğıt üzerinde kalmaması ve bir işlevinin olması gerekir. Fabrikada, işyerinde,
mahallede ve köyde temel örgütler ancak ortak iş yapma temelinde hayat bulabilirler.

Parti örgütlerimizin hayatında, yönetim kurulları düzeyinde yerel politika yapmak bir
aşamadır. Geçtiğimiz dönemde bu aşamaya başarılı bir şekilde geçen örgütlerimiz oldu.
Kartal ilçe örgütümüzün Refahlı belediyeye karşı yürüttüğü başarılı muadele yerel politika
yapmanın güzel bir örneğidir. Söke ilçe örgütümüz Pamuk Çiçeği adlı yayın organıyla başta
pamuk üreticilerinin sorunları olmak üzere çeşitli yerel konularda bir başka başarılı yerel
politika örneği ortaya koydu. Aynı şekilde Zonguldak il örgütümüz de maden işçilerinin
sorunları ve diğer yerel meselelerde politika üreten ve zaman zaman gündemi belirleyen bir
mücadele pratiği sergiledi. Bu örnekleri, değişen ölçülerde olmak üzere büyük örgütlerimizin
hemen hepsi ile ilgili olarak verebiliriz.

Ve bu durum büyümeyi de beraberinde getirdi. Şimdi bu örgütlerimizin bir adım daha
atması gerekiyor. Bu adıma, “yerel politikanın yerelleştirilmesi” diyebiliriz. Söz konusu
örgütlerimiz, temel örgütler düzeyinde politika yapmayı gerçekleştirmek zorundadırlar. Temel
örgütler düzeyinde politika yapmak demek, üye sayısının çoğalması ve partinin kitlelerle
buluşması, birleşmesi demektir. Binlerce, on binlerce üyeye sahip il örgütleri bu durumda
hayal olmaktan çıkacaktır.
Ayrıca temel örgütler düzeyinde politika yapmak demek, parti yönetimlerinin bütün
parti kitlesine komuta etmesi demektir. O zaman yönetim kurullarının, en basit işleri yapmak
için bile bütün üyelerle birebir ilişki içinde olması gibi bir ihtiyaç ortadan kalkar. Parti üyeleri
temel örgütler kanalıyla mücadele içine girer. Yönetim kurulları ise politik mücadele
merkezleri ve örgütsel işleyişin beyni olma görevini hakkıyla yerine getirebilir. Gene bu
durumda yönetim kurullarının sınıf mücadelesi açısından kritik önem taşıyan noktalara
yoğunlaşması mümkün olur.

4- Kitlelerle buluşmak açısından kitle örgütlerinin önemi üzerine tartışmaya
gerek yok: Köy derneklerinden hemşeri örgütlerine, mahalle örgütlerinden büyük kitle
örgütlerine, meslek örgütlerinden sendikalara kadar bütün kitle örgütlerinde çalışmak,
kitlelerle birleşmek açısından önemlidir. Başkanlık Kurulumuz daha önce yayınladığı bir
genelgeyle her İşçi Partisi üyesinin en az bir kitle örgütüne üye olması gerektiğini
kararlaştırmıştı. Bütün üyelerimiz bulunduğu yerde mutlaka bir kitle örgütüne üye olacak,
bulunduğu yerde bir kitle örgütü yoksa kurulmasına önderlik edecektir.

5- Mali sorunu kurumsallaşarak çözmek zorundayız: Örgütlerimizin aşağı yukarı
tamamına yakını bugüne kadar mali sorunlarını üye aidat ve bağışları ile yayın satışlarından
elde ettikleri gelirle çözmeye çalıştılar. Bir-iki parti binasının ve birkaç profesyonelin olduğu
durumlarda, zorlanarak da olsa bu kaynaklar parti çalışmalarını yürütmeye yetti. Ama
geldiğimiz noktada büyük örgütlerimiz açısından mali sorunu kurumsallaşarak çözmek artık
bir zorunluluktur. Bu örgütlerimiz mali bürolar kurmalı, yetenekli kadroları bu alanda
görevlendirmen, mevcut kaynakları büyütmeli ve yeni kaynaklar yaratmalıdırlar.

Üye Kampanyamız Hedefine Ulaşacaktır

Merkez Komitemiz, üye kampanyasını kararlaştırdığı 15 Aralık 1996 tarihli
toplantıda, partinin etrafında örgütlenmeye hazır büyük bir potansiyel olduğuna vurgu
yapmıştı. Aradan geçen süre Merkez Komitemizin bu tespitinin yerinde olduğunu
kanıtlamıştır. Partimizin etrafında üyelenecek potansiyel, o günden bu yana azalmamış
artmıştır. Gelişmeler ve Partimizin gelişmeler içinde oynadığı rol, Partimizin etrafındaki
sempatizan halkasını genişletmiştir. Dolayısıyla yılsonuna kadar sürdüreceğimiz Üyeleme
Kampanyası’yla Đşçi Partisi daha da büyüyecektir.

Bugün büyümek, ülkemizin ve Partimizin önündeki sorunları çözecek biricik
anahtardır. Kritik sorun Üye Kampanyası’na bütün partiyi, bütün üyeleri katmaktır.
Örgütlerimizin önemli bir kısmında üyeleme çalışmaları belli sayıda kadronun yürüttüğü bir iş
durumundadır. Bütün parti üyelerinin, yetenekleri ve olanakları ölçüsünde üye kazanma
çalışmasına seferber olması durumunda, birçok arkadaşımızın hayal bile edemeyeceği ölçüde
üye kazanacağımız açıktır.

Her kademede yönetici organların, üye kazanma konusunda ısrar etmeleri tayin
edicidir. Sonuç olarak parti üyelerinin yeni üye kazanmak için sürekli bir çalışma içine
girmesi, önderliklerin tutumu ile yakından ilişkilidir. Önder kadrolar bir yandan bizzat üye
kazanma çalışması içinde olacak, öte yandan bütün parti üyelerini bu çalışmaya seferber
etmede inatçı bir tutum içinde olacaklardır.

Üye kazanmak, bir parti üyesinin normal görevlerinden biridir. Bizim son yıllar içinde
zaman zaman üye kampanyası açmamız iki nedenden kaynaklanıyor. Birincisi, partimizin son
yıllarda kazandığı siyasi başarılardan sonra etrafımızda üye olmaya hazır geniş bir potansiyel
oluştu ve dolayısıyla bu durum üyeleme konusunda kampanyalar açmak gibi özel tedbirler
gerektirdi.

Ama kampanyalar bir başka açıdan ele alındığında bir zaafımıza da işaret etmektedir.
Devrimci parti, mücadelesi içinde kazandığı emekçileri üye olarak kazanır. Bütün Parti
üyelerinde mücadele içinde partiyi büyütmek bilinci olmalıdır. Yürütmekte olduğumuz üye
kampanyasının bir amacı da aynı zamanda üyelerimize bu bilinci kazandırmak olacaktır.

Paylaş: