BİR’İN İÇİNDEKİ İKİ

BİR’İN İÇİNDEKİ İKİ

Doğu Perinçek / 7 Şubat 2016, Aydınlık

 

Doğada ve toplumda bir diye bir şey yoktur. Bir dediğiniz her varlığın içinde iki vardır.

Atom bile bir değildir. Başlangıçta “maddenin en küçük parçası” diye tanımlanan atom bölündüğüne göre, her varlık zıtların birliğidir.

MATEMATİKTEKİ BİR

Bir, yalnız matematikte vardır.

Matematikteki bir ise, madde değildir, elle tutamazsınız, soyutlamadır.

Matematikteki bir de, en az ikidir.

Bir, bölünür.

1=1/2+1/2

1= 1/3+1/3+1/3

1= 1/4+1/4+1/4+1/4

1= 1/5+1/5+1/5+1/5+1/5

Gördüğünüz gibi, 1’i sonsuza kadar bölebilirsiniz. 1’in içinde sonsuz sayıda 1 vardır.

DOĞADAKİ BİR

Her varlık, zıtların birliğidir.

Varlığın içindeki çelişmeleri görmezseniz, hiçbir olayı ve süreci açıklayamazsınız. O zaman tavuk yumurtlamaz, çiçek açmaz, su akmaz, elektrik akımı gitmez, rüzgâr esmez, deniz dalgalanmaz, mehtap uyanmaz.

Yumurtanın içindeki ikiyi görmezseniz, civcivi bilemezsiniz. Sizin zihninizdeki yumurtalar hep cılk çıkar.

Çiçeğin içindeki milyonlarca tohumu bilmezseniz, filizi de, fidanı da ağacı da, meyveyi de anlayamazsınız. Erik çekirdeğinin değerini bilmez çöpe atarsınız, oysa o çekirdek yarın bir ağaçtır.

Buzağının içindeki ikiyi bilmezseniz, danayı anlayamazsınız, tosunu anlayamazsınız, öküzü de ineği de anlayamazsınız.

Kenger sütünü sıvı bellerseniz, kenger sakızı nerden çıktı diye sorarsınız. Size kalsa, su donmaz, buhar da olmaz; katı sonsuza kadar katı, sıvı sonsuza kadar sıvı, gaz da sonsuza kadar gazdır.

BENDEKİ BEN

“Bir ben vardır bende benden içerû.”

Demek ki ben dahi, bir değil, ikidir. Koleratur Soprano Müveddet Günbay, Mozart’ınSaraydan Kız Kaçırma Operasında aryasını söylerken, siz onu bir sanıyordunuz değil mi, oysa karnında Tunç Günbay vardı.

Yunus Emre’nin “Çok canavarlar yürür donunda dervişlerin” dizesindeki kerâmeti anlamazsanız, insanı anlayamazsınız: Derviş dahi ikidir ve birisi de canavardır. Ve her canavarda bir derviş saklıdır.

“İnsanın içinde hem kaplan hem maymun bulunduğunu” bilmezseniz, kaplanın hep kaplan, maymunun hep maymun kalacağını sanır ve kaplanı da maymunu da anlayamazsınız.

Destanlar da en sonunda hayattan gelir. Firdevsî’nin Şahnâme’sinde kaplanlarla ceylanlar aynı pınardan su içer. Hacı Bektaş Veli’nin kucağında bir kolunda arslan, diğer kolunda ceylan vardır.

İTAATİN BAĞRINDAKİ İSYAN

Kapitalizmin içindeki ikiyi bilmezseniz, kapitalizmin hep kapitalizm kalacağını sanırsınız, kapitalizmin içinden çıkan emperyalizmi de anlayamazsınız, kapitalizmi yıkan sosyalizmi de anlayamazsınız.

Sosyalizmin kuruluşundaki ikiyi, başka deyişle sınıflar mücadelesini görmezseniz, Sovyetler Birliği’nin niçin kapitalizme geri döndüğünü açıklayamazsınız.

Devrimin içindeki karşıdevrimi bilmezseniz, devrimi de karşıdevrimi de anlayamazsınız.

Boyun eğen halkın hep boyun eğeceğini sanırsanız, boyun eğenin bağrından çıkan isyanı anlayamazsınız.

Gecenin hep gece kalacağını düşünürseniz, gecenin koynundaki gündüzü anlayamazsınız. Sizin dünyanızda şafak sökmez ve horoz ötmez.

BİR DEĞİL İKİ NEHİR

Bir nehrin içinde iki kez yıkanamazsınız. Çünkü bir nehir yoktur. Şu anda yıkandığınız nehir, biraz önceki nehir değildir. Demek ki, en az iki nehir vardır.

Birin içindeki ikiyi anlamazsanız, hareketi anlayamazsınız ve dünya öküzün boynuzları üzerinde durmaya devam eder.

Paylaş: