9. Kurultay Raporu Ek1: Devrim ve Dönüşüm

 DEVRİM VE DÖNÜŞÜM HAYATIN İÇİNDEDİR!

 

Yönelimler ve rota

Yeni örgütsel anlayışların yerleşmesi, örgütün yeni bir yönelime girmesi demektir. Yapısal sorunların çözülmesi için rota değişikliği gereklidir. Öncü Gençlik yeni bir yönelime giriyor. İçine girdiğimiz süreçte, ısrarla uygulayacağımız ilkeler olacak. Takip etmemiz gereken ve örgütsel anlayışlara dönüşmesini beklediğimiz bu esasları aşağıda örgütümüzün tartışmasına sunuyoruz. Örgütün ve mücadelenin ihtiyaçları, yeni yönelimimizin doğrultusunu belirlemiştir. Hareket noktamız ise, birbiriyle bağlantılı olan 3 temel meseledir:

  1. Örgütlenmek insan dönüştürmektir. Devridaime son.
  2. Büyük gençlik kitlelerini harekete geçireceğiz. Kitleselleşeceğiz.
  3. Nitelikli gençlerle buluşacağız. Önder kadroları örgütleyeceğiz.

 

1) Hayatın Dışında İnsan Dönüştürülmez

Kitle çalışması, gençlik kitlesini dönüştürme çalışmasıdır. Gençlik kitlesi içinde mücadele ederken; varlığımız, yaşantımız ve yaptığımız her iş, temas ettiğimiz genci dönüştürmeye hizmet etmeli. Aralıksız ve sürekli bir dönüştürme faaliyetini temel alan bir örgüt ancak büyüyebilir. Hayatın dışında ise dönüştürme olmaz. Salt güncel siyasi sorunların çözümüne ilişkin ürettiğiniz politikalar aracılığıyla bir insanı dönüştüremezsiniz. Bir gencin hayatını oluşturan her alanda, onun ilerlemesini sağlayacak seçenekleri daima yaratarak ve devrimci çözümler geliştirerek ancak dönüştürme faaliyeti yürütülebilir. Meselenin düğümlendiği yer burasıdır. Gencin hayatını oluşturan alanları tespit etmek, bu alanların koşullarını tahlil etmek ve sisteme seçenek oluşturacak devrimci politikalar saptamak öncelikli görevimizdir.

Mücadelemiz ve örgütlenme çizgimiz bir yönüyle hayattan kopuk olduğu için, istikrarlı büyümenin ve kitleselleşmenin önündeki engelleri aşabilmiş değiliz. Okul yaşamı olmayan, günlük hayatı tekdüze ilerleyen, genel kültürü ve hayata dair bilgileri genişlemeyen, çevresinde ilişkide olduğu insan sayısı artmayan, dış görünümüyle saygınlık ve sempati uyandırmayan bir devrimci, hayatın dışına düşmüştür. Bir devrimcinin hayatı, örgütlenme faaliyetinin pratik işlerinden ibaret olmamalı. Bu hataya düşenler, siyasi mücadeleyi, okul hayatının ve günlük yaşantının dışında ayrı bir iş olarak tanımlıyorlar, kadrolarımızın da öğrenci kitlesine yabancılaşmasına sebep oluyorlar. Öğrencinin gözünde “başka bir dünyadan geliyor” ve “zorluklarla dolu, sıkıcı bir hayat sürüyor” gibi görünen bu tip kadrolar, imrenilen ve örnek alınan bir konumda olamıyorlar. “Hariçten gazel okuyan”, “gaipten haber bildiren” kadrolar önder olamazlar. Örgütlenme çizgisindeki bu bozukluk, ideolojik kavrayış sorununun bir ürünüdür. Devrim ve iktidar vurgusu, aceleciliğe, kolaycılığa ve kadroların hayattan kopmasına yol açmamalı. Darpratikçilik bizi hayattan kopartıyor; öğrenciyi dönüştürmek için yapılması gereken bazı “işler” o zaman ihmal edilebiliyor.

Sonuç olarak her insan kendi yaşam pratiği içinde değişti­rilebilir. Bunun için iki unsurun gerçekleştirilmesi lazımdır. Birinci olarak yaşamın maddi alanındaki çelişmelerin içinde yer alacak ve onu değişti­rebilecek şekilde konumlanmış bir örgütlenme. İkinci olarak ise, sistemin kişide boğduğu yaratıcılığı ve yetenekleri gerçekleştirebileceği, işiyle arasındaki yaban­cılaşmayı kaldıran bir işbölümünü hayata geçiren bir örgütlenme. Bunları yaptığımız ölçüde kitle çalışmasını ger­çekleştirebiliriz. Sistemin tıkadığını örgüt açmalıdır.

 

  1. a) Yeni Bir Hayat Sunuyoruz

Sistemin içinde değil, hayatın içinde olacağız. Bu ikisi birbirinin karşıtıdır. Ancak yeni bir hayat sunarak insanı dönüştürebiliriz. Çürümüş olan toplumsal sisteme ve piyasalaşmış üniversite hayatına isyan eden büyük bir gençlik kitlesi var. Öğrencinin ilerlemesini ve yeteneklerini geliştirmesini engelleyen, onu yalnızlaştıran, yabancılaştıran, akılsızlaştıran, umutsuzlaştıran, özgürlüğünü elinden alan, sıradanlaştıran, vicdansızlaştıran bu kültürden memnun değiller ve çıkış yolu arıyorlar. Örgütlü olduğu zaman, insan gibi yaşayacak, ilerleyecek, kendini her anlamda geliştirecek ve özgürleşecek. Dönüştürme de ancak bu şekilde olur. Öğrencinin hayatını oluşturan her alanda dönüştürme faaliyeti yürütmek. Bu da devrimcileşmek anlamına geliyor ve devrimcileşmeyi gerektiriyor. Çünkü insan dönüştürebildiğimiz ölçüde biz de devrimcileşiriz.

 

  1. b) Günlük Hayat

Daha nitelikli bir hayat sürmek, daha iyi mücadele etmenin gereğidir. Hayatın içinde olduğumuzda, mücadeleye daha iyi önderlik edeceğimizi bilelim. Bu ihtiyacı hissedersek, güçlü bir irade geliştirebiliriz. Çünkü nihai amacımız salt “iyi insan” olmak değil, daha başarılı mücadeleye etmektir. Bu ihtiyacı hissetmek için ise mücadelenin içinde olmak gerekir. Örgütlerimiz bu önkoşulu yerine getiriyor, mücadelenin içindeyiz. Şimdi sıra hayatın içinde olmakta!

Günlük hayatımız sığlıktan kurtulacak, çok yönlü ve zengin olacak. Spor yapacağız, sinemaya gideceğiz – film kültürümüzü geliştireceğiz, tiyatroyu takip edeceğiz, yaşadığımız şehri tanıyacağız, konsere gideceğiz, doğa gezisi yapacağız, dostlarla buluşmalar düzenleyeceğiz. Roman okumak hayatımızın ayrılmaz bir parçası olacak. Düzenli takip ettiğimiz yayınlar dışında farklı kaynaklardan besleneceğiz. Gündemi bileceğiz, sistemin-medyanın yarattığı önemli fikir tartışmalarını izleyeceğiz ve bunları tartışacağız. Gereğinden fazla internet, televizyon, alkol vb. kullanımıyla zamanımızı öldürmeyeceğiz.

 

  1. c) “Koşturmaca” Çalışma Tarzı 

Kadrolarda günlük yaşamın, yaşam tarzının, bozukluğu bir taraftan da “takatsiz kalmamıza” yol açan ve “koşturmaca halinde” olan çalışma tarzından kaynaklanıyor. Plansızlık, koşturmaca ile telafi edilmeye çalışılıyor. Gece geç saatlere kadar pratik işlerin peşinden koşunca, çok çalışmış ve çok iş yapmış olmuyoruz. Örgütsel yapı bozuluyor. Hayatın dışına düşüyoruz. Hâlbuki durmasını, pratik işlere ara vermesini ve planlama yapmasını bilmeliyiz.

Bir an önce önemli sonuçlar almak isteği, sabırlı çalış­ma gerektiren görevlere sarılmamızı sürekli ikinci plana itiyor, dolayısıyla gerçekten başarılı sonuçlar almamızı zorlaştırıyor. Örgütlerimiz, uzun soluklu mücadele anlayışını özümseyecekler. Darpratikçi ve aceleci anlayışları ortadan kaldıracaklar. İstikrarlı, sürekli ve düzenli bir çalışma ancak başarı getirir. “Ucuz kahramanlık” peşinde olmayacağız. Özveriyle çalışarak, küçük küçük işler yaparak, adım adım büyümeyi esas alacağız. Bu hedef küçültme değil, seferber olma halidir.

 

  1. d) Öğrenci Kitlesinin Organik-Doğal Bir Parçasıyız

Öncü Gençlik üyesi, öğrenci kitlesinin içinde yaşayacak. Her şeyden önce öğrenci olacak, öğrenci hayatı yaşayacak. Öğrencinin dostu, öğrencinin öğrencisi, öğrencinin öğretmeni, öğrencinin önderi olacak. Öğrencinin mutluluğunu, heyecanını, sorununu, tasasını, kederini, talebini paylaşacak. Öğrencinin nabzını tutacak, onun gündemini bilecek. Gençliğin gelecek kaygısını anlayacak ve bunu bir silaha çevirecek. Gelecek kaygısı içinde olan gençlere sırt çevirmeyecek. Onları sistem içi düşünüyor olmakla suçlamayacak. “Gençliği geleceksizleştirme” programının bir iktidar ve sistem sorunu olduğunu gençlere kavratacak. Kitlenin karamsarlığı ve yılgınlığıyla uzlaşmayacak. Önderliği öğrenci kitlesi içerisinde kendiliğinden kabul görmüş kadroların, yani doğal önderlerin sayısını arttırdıkça öğrenciyle bütünleşiriz: sürekli okulda, derse giren, başarılı, sevilen, sayılan, sözü dinlenen kadrolar. Öncelikle kulüp üyeleriyle ve kitle örgütlerinde İP’li olmayan gençlerle sıkı bağlar ve güçlü dostluklar kurmak, öğrenciyle bütünleşmeye giden yolda atılacak ilk önemli adımlardan olmalı. Öğrenciyle birleşme, öğrencilerin geri yanlarıyla birleşme olarak anlaşılmamalı. Kitlenin karamsarlığıyla, yılgınlığıyla ve sıradanlığıyla uzlaşmayacağız.

 

  1. e) Okullara yerleşme

Okullar bizim çalışma ve örgütlenme alanımızdır. Kısacası yaşam alanımızdır. Yaşam alanımızı özümseyeceğiz, kendimizi buraya ait hissedeceğiz. Bulunduğumuz alanın doğal bir parçası olacağız. Yabancı veya misafir gibi olmamalıyız. Yerleşkeler, rutin işleri hızla tamamlayıp, terk edeceğimiz alanlar olmayacak. Eğitim çalışmalarımızı, toplantılarımızı bile yerleşkelerde yapmayı önümüze koyalım. Yaşam düzenimizi de okul çalışmasıyla uygun kılmalıyız. Üyelerimizin sabahları okulda olmaları, öğrenci kitlesinin yoğun olarak okulda bulunduğu gün boyunca koordineli bir çalışma yürütmeleri son derece önemlidir. Üyelerimizin okuldan kopmasına yol açan görev tarifleri yapmamalıyız.

Yerleşkeleri “kendi kaderine” terk edemeyiz. En lider kadrolarımız, okul çalışmasına doğrudan önderlik edecekler. Doğrudan önderlik, temel örgütlerin ve birimlerin meselelerini, çelişkilerini yani mücadelesini ve gerçekliğini bilerek; çözüm önerileri getirerek ve kadroların ufkunu açarak olur. Gençlik mücadelesine önderlik etmenin de temel koşulu, okullara mevzilenme yoluyla gençlik kitlesinin nabzını iyi tutmak ve mücadele ettiğimiz alanı bizzat gözlemleyerek tanımaktır. Merkezlerden önderlik, faaliyete yol gösteremez, olsa olsa yanlış politikalar üretir. Alanlarda gençlik mücadelesini örgütlemek, tek önderlik ölçütüdür.

İş ve görev, okul çalışmasından, öğrenci kitlesinin hayatından ve gençlik mücadelesi gerçeğinden çıkarılmalıdır. Gençlik kadrosunun temel görevi, okul çalışmasının sorunlarını çözmek ve gençlik kitlesine fiilen önderlik etmektir.

 

2) Topluluk – Kulüp Çalışması

Topluluk çalışması üniversite merkezli çalışmanın ruhudur! Üniversitelerde öğrenciyle birleşmenin birinci aracı öğrenci kulüpleridir. Kulüp faaliyetini özel bir faaliyet olarak kavramak gerekir. Kulüp çalışması, siyasi çalışmanın veya salt kitle örgütünün faaliyetinin yerleşke sınırları içinde yürütülmesi değildir. Kulüp çalışması, en geniş öğrenci kitlesine hitap etmeyi hedeflemelidir. İlgi alanı ve bilinç seviyesi bakımından farklı kesimlere seslenmek, buna göre faaliyet alanını genişletmek ve çeşitlendirmek gerekmektedir.

Belirlediğimiz genel siyasetleri dillendirmekle yetinme­yip, bu siyasetlerin ışığında üniversiteye ve öğrencilere iliş­kin, özgün siyasetler uygulamayı / faaliyetler gerçekleştirmeyi başarmalıyız. Alanlara özgü siyasetlerimizi, öğrencilerin gün­delik yaşamından hareketle, onlarla birlikte üreterek yaşama geçirebiliriz. Her öğrenci kulübü, öğrencilerin ve üniversitenin sorunlarına çözüm üretmeyi önüne bir görev olarak koymalıdır. Yerel sorunları esas alan, bunu genel politik hedeflerle birleştiren bir eylem çizgisi kuvvet toplar. Fakat alana özgün işler yapmayı sadece öğrenci sorununa indirgemek de doğru değildir. Bir sorunun patlak vermesine odaklanmak ve bunun bir hak mücadelesine dönüşmesini beklemekle de yetinmemek gerekir. Sistemin kendisi en büyük sorun.

Kulüplerin çalışma ilkelerinden biri de yerelleşme olmalıdır. Bunun bir gereği olarak, alanlara (fakülte) özgü etkinlikler geliştirilmelidir. Özel konuları genel siyasetle birleştirmenin yolu da özellikle buradan geçmektedir. Özetle, kulüp çalışması, Parti’den üniversiteye bakarak değil, yerleşkenin içinden ülkeye ve gençlik kitlesine bakılarak yürütülebilir. Bunun yolu ise genel politikaları kulübün diline tercüme etmektir.

Sonuç olarak, bir gencin hayatını oluşturan her alanda, onun ilerlemesini sağlayacak seçenekleri daima yaratarak ve devrimci çözümler geliştirerek ancak dönüştürme faaliyeti yürütülebilir. Kulüp faaliyeti bunu başarmalıdır. Bunun gerçekleştirilmesi, gençlerin gün­lük hayatları ve talepleriyle birleşmekten geçer. Öğrenci kulüpleri aşağıda maddeleştirdiğimiz gündeme yoğunlaşacaklar.

  • Eğitim ve öğretim hayatı mutlaka gündemimizin önemli bir maddesi olmalı. Derslere, öğretmenlere, eğitim yöntemlerine, fakülteye, müfredata ilişkin; fikir tartışması yapmalıyız, eleştiri getirmeliyiz ve öneri sunmalıyız.
  • Yerleşke hayatı, üniversite hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. Kantinleri, kafeleri, spor salonunu, kütüphaneleri vs. öncelikle bizler kullanmalıyız. Bu yerlerin, öğrenci kitlesinin de yeterince yararlanabileceği ve onları geliştiren alanlar haline gelmesini gözetmeliyiz. Yerleşkede sosyal faaliyetlere ilişkin / daha iyi bir yerleşke hayatına ilişkin seçenekler yaratmalıyız ve planlar geliştirmeliyiz.
  • Gençliğin gelecek kaygısını anlayacağız ve bunu bir silaha çevireceğiz. Gelecek kaygısı içinde olan gençlere sırt çevirmeyeceğiz. Onları sistem içi düşünüyor olmakla suçlayan arkadaşlarımız var. “Gençliği geleceksizleştirme” programının sistem sorunu olduğunu gençlere kavratacağız. Öğrencilerin mesleğinde gelişmesine yardımcı olacak çalışmalar yürüteceğiz, meslekle tanışmasını sağlayacağız. Bunun için meslek kuruluşlarıyla ve odalarla iç içe olacağız.
  • Sistemin yapmadığını yapacağız. Öğrencinin kendini gerçekleştirmesine, yeteneklerini geliştirmesine hizmet edecek sosyal, kültürel ve sanatsal faaliyetler yürüteceğiz. Öğrencinin üretmesini ve ilerlemesini sağlayacak bir kültür-sanat hayatı yaratacağız.

 

3) Canlı fikir hayatı

Genel siyasi propagandayı amaçlayan faaliyetlerin yanında, örgüt içine dönük ve üyelerin katılımını esas alan etkinlikler düzenleyeceğiz. Bu etkinliklerin kolaylıkla uygulanabilir, düzenli ve sık yapılmasına özen gösterilmelidir. Üyelerin örgüte olan bağlılıklarını artırmak ve bilinç düzeylerini yükseltmek hedeflenmelidir. Örgüt içerisinde fikir hayatının canlanmasını ve siyasi bir iklimin oluşmasını beraberinde getirecektir bu etkinlikler. Bu çerçevede düzeye uygun teorik ve siyasal eğitim programları oluşturulmalı ve yeni üyeler dâhil tüm örgüt sistemli bir eğitimden geçirilmelidir. Üyelerin günlük mücadele içinde karşılaştıkları teorik, siyasi ve örgütsel sorunların tartışılması, çözüm formüllerinin geliştirilmesi ve birikimin arttırılması hedeflenmelidir.

Eğitim faaliyetini eğitim toplantılarından ibaret sayan hatalı kavrayışı değiştiriyoruz. Teorik çalışmayı ve okuma-araştırma faaliyetini kadrolar ve üyeler temel bir görev olarak algılayacak. Her kadronun ve üyenin bireysel olarak, sürekli ve istikrarlı biçimde yapacağı bu çalışmalar ayrıntılı planlanacak. Eğitim toplantıları ise, bu faaliyetin destekleyici bir unsuru işlevini görecek.

 

4) Mekanik değil organik

Zorlamayla ve yöneticilerin “ittirmesiyle” çalışan, işleri erteleyen veya ortada bırakan biri kadro olamaz. Sürekli olarak “iş takibini” gerekli kılan, örgütü yoran ve disiplin anlayışına zarar veren bu çalışma tarzına karşı savaş açıyoruz. Öncü Gençlik kadroları özdisiplin ve inisiyatif sahibi olacaklar. Alınan kararı uygulamamak, üstlenilen görevi yapmamak kabul edilemez. Parti kararı, üyeler için kanun niteliğinde olmalı ve koşulsuz yerine getirilmelidir. Kararları uygulamama hastalığı, enerji kaybına ve moral bozukluğuna sebep olmaktadır. Bize “patinaj yaptırmaktadır”. Kadroların bu konudaki duyarlılığı en yüksek seviyede olacak. Hızlı harekete geçecekler, çevik ve atak olacaklar. Heyecanla ve coşkuyla işlere sarılacaklar.

Her birim, inisiyatifli bir şekilde kararlar alma ve uygulama yeteneğine sahip olmalıdır. Gerçek bir örgüt, kendi başına mücadele etme yeteneği kazanmış organ demektir. Yerel ör­gütler bu yönleriyle Partinin bünyesinin ve sürekliliğinin aygıtlarıdır. Birimler yukardan talimat beklememeli, girişimci olmalı ve özellikle kendi alanına ilişkin iş üretmelidir. Gelişmelerin ardından sürüklenmeyen, tam tersine öngörüde bulunabilen ve alanında gündemi belirleyen birimler kurmayı hedeflemeliyiz. Parti, yaşayan bir organizma gibi olmalı. Ne yapması gerektiğini bilen ve çalışan hücrelerden oluşan bir bünye. Mücadele koşullarının zorlaşması, bir organizma gibi çalışmamızı her geçen daha fazla gerekli kılıyor.

Öte yandan denetimi, düzenli “iş takibi” ile özdeşleştirmeyelim. Öyle olduğu takdirde, kadrolar yalnız dürtüldükten sonra harekete geçmeye alışıyor, uyarılmadan çalışmamaya başlıyorlar. Böyle olunca örgütün bütünü; yöneticiler, kadrolar (en yukarıdan aşağıya zincirleme) sürekli bir sonrakini (altındakini) uyaran, ona görevini hatırlatan, sürekli “basit” eleştiriler yönelten ve bu yüzden gerçek işini yapamayan bir konuma sürükleniyorlar. Bunun yerine yöneticiler sonuçları denetlemeli, iş esnasında sürekli hatırlatma yapmamalı. Hata yapılması pahasına bu tarz uygulanmalı. Denetim mekanizması özellikle kurullarda ve toplantılarda işletilmeli. Genel değerlendirmeler, eleştiri-özeleştiri ve rapor sistemi gibi yöntemler uygulanmalı.

 

5) Alışılmış Olmayanı Keşfedeceğiz!

Geniş kitleleri harekete geçireceğimiz ve önderlik niteliğimizi arttıracağımız döneme giriyoruz. Bu sıçramayı başarmamız için, “alışılmış olmayanı keşfetmeliyiz”. Sıradan, alışılmış, kendini tekrar eden tarzlara son verelim. Olağanüstü yöntemlerle, ezber bozan tarzlarla, yeni biçimlerle, köktenci tutumlarla örgütü inşa etmeliyiz. Çünkü mücadele büyüdükçe, icatçılığa ihtiyaç da o oranda artıyor. Bunun için öncelikle mevcut durumu koruma eğilimi, işleri “rutine bağlama” anlayışı ve tutuculuk alt edilmelidir. Bu da kendini yenileyen ve sorgulayan kadrolarla mümkün olur. Kadrolarımız “Hayatın İçinde” oldukları ölçüde yaratıcı olacaklardır. Diğer taraftan alışılmış örgütlenme biçimlerini ve çalışma tarzlarını yeni önder kadroların yardımıyla da aşacağız. Yeni doğal önderler kazandıkça, yaratıcılığımız artacak.

 

6) Öncü Gençlik’i Büyütmek

Öncü Gençlik’i hızla büyüteceğimiz koşullar olgunlaşmıştır. Öncü Gençlik’in büyümesi, kitle çalışmasında da eşik atlamamızı sağlayacaktır. Önceki dönemlerden çok daha geniş bir ilişkiler ağı çevremizde oluşmuştur. Öncü Gençlik kadroları, planlı ve hedefli bir çalışmayla bu gençleri Parti’ye kazanacaklar. Görevleri ayrıştırma yöntemini olabildiğince uygulamaya devam edeceğiz. Öncü Gençlik başkanları kitle örgütlerinde mümkün olduğu kadar sorumlu görevler üstlenmemeli. Amacımız özellikle kitle çalışmasının olgunlaştığı, büyük örgütlere böyle bir düzen vermek olmalı. Parti’nin siyasetlerinin anlatıldığı ve tartışıldığı toplantılar, Parti eğitimleri, Parti yöneticileriyle söyleşiler, film gösterimleri düzenlenmeli. Yayın organlarının satışı arttığı ölçüde, tabi ki örgütsel büyüme de ivme kazanacaktır. Yönetim kurulları, yayınların özellikle gençler tarafından okunmasını sağlayacak. Militan-meydan satışlarını bir örgütlenme aracı olarak değerlendireceğiz. Temel örgütleri işler duruma getirteceğiz, yeni örgütler kuracağız. Üye kazanmak için yapılması gereken çalışmaları da temel örgütlerin önüne görev olarak koyacağız. Öncü Gençlik’i büyütmenin birinci yolu, faal temel örgütler yaratmaktır. Öncü Gençlik’i büyütürken, kitle çalışmasına zarar vermemek için azami özeni ve dikkati göstereceğiz. Aceleci tutumlardan kaçınacağız. Esas görevimizin kitle çalışması olduğunu unutmayacağız.

 

ÖNCÜ GENÇLİK GENEL YÖNETİM KURULU