9. Kurultay Raporu Ek3: Eğitim Tarzı

ÖNCÜ GENÇLİK EĞİTİM TARZI ÜZERİNE

 

            1- Mevcut Eğitim Tarzının Değerlendirilmesi:

 

  1. Ezberci: Kitabi bilgileri hiçbir şekilde değişiklik yapmadan şemalaştırarak, maddeler haline getirerek arkadaşlarımızı sunuyoruz. Bu maddeleri açamadan eğitim bitiriliyor. Arkadaşlarımızın eğitimlerden aldığı ana başlıklar altında sıralanmış arabaşlıklar ve klişeler oluyor. Konular geçmiş dönemlerdeki örneklerle açılıyor, günümüze değinilemiyor.

 

  1. Sıkıcı anlatım: Partili büyüklerimiz tarafından monoton bir şekilde yukarıda anlatılanları dinlemekle yükümlü oluyoruz. 2 saat boyunca durmadan anlatan ve aynı ses tonuyla, görsel ve işitsel öğeler (video, powerpoint sunusu, fotoğraf, gazete manşeti) olmadan sunum yapan anlatımcılar dikkati toplayamıyorlar. Bu sıkıcı eğitim süresince arkadaşlarımızın dikkatleri dağılıyor ve ”bitse de gitsek” havasına giriyorlar.

 

  1. Konu: Arkadaşlarımızın söz konusu eğitim konularına ilişkin yeterli temeli ve konuların mücadeleyle ilgisine ilişkin bir öngörüleri olmadığından konular havada kalıyor ve daha en baştan eğitim ilgi çekici olma şansını yitiriyor.

 

  1. Eğitimlerin Düzeni: Eğitimlerde telefonlar çalıyor, insanlar içeri girip çıkıyor ve daha en baştan eğitimler (çeşitli nedenlerle: geç kalanlar nedeniyle, eğitimci nedeniyle, uyarılar ve duyurular nedeniyle) geç başlıyor. Eğitimlerin ciddiyetini azaltan bu tür düzensizlikler de olumsuz bir rol oynuyor.

 

  1. Eğitime hazırlık: Eğitim öncesi hazırlıklar metinlerin gönderilmesinin ötesine geçmiyor. Bu metinler doğrudan eğitimin içeriğine ilişkin olduklarından arkadaşlarımızın temeli yeterli değilse okunamıyor, anlaşılamıyor. Eğitime hazırlıkla eğitim içeriği arasındaki ayrımı unutuyoruz. Kaldı ki eğitim metinleri okunup anlaşılıyorsa, çoğu zaman eğitimde bu metinlerin derinliğine inilemediğinden ya da bu metinler dışındaki konulara girildiğinden hazırlık metinleri işlevini göremiyor. Kimi zaman da bu metinler aynen tekrar ediliyor, bu kez de eğitimin yapılması ya da metnin önceden iletilmesi anlamsızlaşıyor.

 

2- Eğitimlerden beklenenler: Eğitimden ne bekliyoruz? Amacımız ne?

 

  1. Parti’nin tüzük ve programını kavratmak:

Partimizin tüzük ve programı birçok arkadaşımız tarafından bilinmiyor. Bu mücadele açısından büyük bir eksikliktir. Program ve tüzük partilerin temel metinleridir. Parti tüzüğünü bilmeyen kimse partideki araçların nasıl işlediğini, parti hiyerarşisini ve komünist disiplini kavrayamaz. Burjuva disiplininden farklı olarak partinin mücadelesi için gerekli olan disiplin ve hiyerarşisi için gerekli olan ve demokratik merkeziyetçiliğin temellerini oluşturan eleştiri, uyum için çalışma ve özeleştiri gibi mekanizmalar komünist disiplinin somut içeriğidir. Bu içerik tüzükte sunulmaktadır. Sol lafazanlık, sekterlik, koşulsuz itaat gibi kronik bozukluklar program ve tüzüğün doğru bir şekilde kavranması ve uygulanmasıyla mücadele içerisinde düzeltilebilir. Görüldüğü gibi bunun için en başta program ve tüzük kavranmalıdır.

 

  1. Parti tüzük ve programının dayandığı teorik çerçeveyi kavratmak:

Partimizin tüzük ve programı gökten inmemiştir, keyfi değildir. Mücadelenin getirdiği zorunlulukların ve partinin yürüttüğü mücadelenin ruhun sonucudur. Bu ruh benimsenen teorik yaklaşımla özetlenir. Partimizin benimsediği ideoloji bilimsel sosyalizmdir. Bu ideoloji üyelerimiz tarafından net bir biçimde kavranmalıdır, yaşama uygulanabilir şekilde içselleştirilmelidir.

 

  1. Parti’nin bu tüzük ve programı oluşturmasının maddi zeminini, partinin deneyimlerini ve parti tarihini kavratmak:

Partimiz kendi omuzlarının üstünde kendi kafasını taşıdığından benimsediği teorik ve pratik tutumu yürüttüğü mücadelenin sonucunda kazanmıştır. Bu mücadelenin tarihinin ve sonuçlarının kavranması zorunludur. Yürüttüğümüz mücadelenin ötesinde benimsenen program ve ideoloji gereği insanlık tarihinde sahiplendiğimiz uzun soluklu mücadeleleri de bu çerçevede değerlendirmeliyiz. Tarih bizimle başlamadı, bizimle son bulmayacak. Bu açıdan tarihin neresinde olduğumuz ve tarihte yürüttüğümüz ve yürütmemiz gereken mücadele kavranmalıdır.

 

  1. Parti’nin mevcut ve hedeflediği çalışma tarzlarını ve başarılı örneklerini üyelere aktarmak:

Eğitimler aynı zamanda ileriye dönük bir bakış açısı kazandırmalııdr. Hedef bulunulan yer göz önünde bulundurularak oluşturulur. Mevcut durumumuz, eksiklerimiz ve başarılarımız açık bir biçimde anlatılmalıdır. Bu sayede önümüzdeki işler berraklaşır. Başarılı örneklerin üyelere tüm ayrıntılarıyla aktarılarak kavratılan teorik miras somutlaşır, örneklerine kavuşur ve daha büyük başarıların zihinlerde canlanmasını sağlanır.

 

  1. Mücadele yöntemlerini ve araçlarını kavratmak:

Doğru eylem, yasallık-yasadışılık-meşruluk üçlüsü örnekleriyle birlikte anlatılmalı. Buna ilişkin eylem senaryoları işlenmeli. Hukuki, psikolojik, felsefi, maddi, mali açılardan mücadele bir bütün olarak kavranırken bu yönler ayrıntılı olarak ele alınmalı.

 

  1. Devrimci ahlakı ve yaşam tarzını kavratmak:

Zaman yönetimi, etkili çalışma ve iletişim yöntemleri öğretilmeli, öğrenilmeli.Devrimcilerin ve ÖG yönetiminin içerisinden devrimci yaşam tarzına yakın yaşamlar süren arkadaşların pratikleri ve deneyimleri arkadaşlarla paylaşılmalı. Yaşam tarzının tarifinin dışında bu tarife uygun bir biçimde yaşamanın araçları ve yolları ortaya çıkarılmalı ve öğretilmeli.

 

  1. Üyelerin ve kadroların mücadele azmini ve motivasyonunu arttırmak:

Sistem sürekli olarak devrimcilerin motivasyonunu azaltacak, halkımızı edilgenleştirecek ürünleri topluma yaymakta ve dayatmaktadır. Buna karşılık üyelerimizin ve kadroların motivasyonlarını arttırmak ve azimlerini beslemek eğitimlerimizin hedeflerinden biri olmalıdır. Çalışma verimi, propaganda başarabileceğimiz inancı artmadan yeterince başarılı olamayacaktır.

 

  1. Eğitimcileri yetiştirmek:

Burada özetlenen amaçların pratik sonuçlarından biri olan arkadaşlarımızdan eğitimci yetiştirme maddesi bizim amaçlarımızdan da biridir. Öğrenciliği sürdürecek bir biçimde eğitimci ve propagandist, ajitatör haline gelinmesi pratik açıdan belki de en önemli amaçtır.

 

3- Amaçlara ulaşmak için izlenecek yol:

            Yol ile amaç diyalektik açıdan bir bütündür. Öncelikle amaçların sürekli farkında olmalı ve eğitimlerin başarıya ulaşması için amaçlar her etapta bir denek taşı olarak baş ucumuzda durmalıdır. Bu amaçlara ulaşabilmek için arkadaşlarımız gerekli temele ulaştırılmalı ve etkin araçlar oluşturulmalıdır.

 

  1. Okuma-yazma-not alma:

Arkadaşlarımıza okuttuğumuz ya da okuttuğumuzu zannettiğimiz birçok eser ve metin okunmamaktadır. Bunun maddi nedenleri vardır. Sistemin halkımızı edilgenleştirmesi ve düşünce tembelliğine mahkum etmesi eğitimlerimize bir de bu açıdan yansımaktadır. Okul derslerinin çalışılmasında da gördüğümüz bu durum bize eğitimlerimizin özelinde değil, daha genel olarak okuma edimi konusunda bir temelsizliği gösteriyor. Okumanın yaygınlaşması, verimli hale gelmesi için arkadaşlarımızın seviyeleri düşünülerek yalın ve ilgi çekici metinler seçilmelidir. Eğitim konusuna ilişkin böyle bir metinde uzlaşılamazsa bu tür bir metin eğitimciler tarafından yazılmalıdır.

Yazma konusunda da okuma sorununun yansımalarını görüyoruz. Kompozisyon yazamayan üyelerimiz eğitim sorularını da düzgün bir biçimde yanıtlayamamaktadır. Bu sadece bir biçim meselesi değildir, öz biçimdir ve biçim özdür. Örgütlenmemiş düşünceler sürreal tablolardaki gibi kağıda fırlatılmakta bu düşüncelerin birleştirilmesi ve anlamlı bir hale getirilmesi es geçilmektedir. Yazmanın temeli düşünceleri örgütlemek, belirli bir sıraya ve düzene sokmaktır. Bu yazmanın tasarım yanıdır. Bir de not alma, ana düşünceyi çıkarma, arabaşlık oluşturma gibi aşamalar ise yazmanın biçimsel öğeleridir. Bu öğeler yazıda ele alanacak olan olguları, konuları ve olayları ilişkileri içerisinde yazmanın aracıdırlar.

Not almadaki eksiklikler eğitimlerin verimini düşürmektedir. Medrese eğitimindeki gibi konuşmayı aynen geçirmek ya da sadece eğitim başlığını ve istatistiki verileri kağıda geçirmek bizim açımızdan ilkeldir. Not alma (not tutma) tam aksine eğitim özünü ve eğitimi sonradan anımsatmaya yardımcı olacak özlü ifadeleri kayda geçirme işlemidir. Bu elbette kişiye özgü bir biçimde yapılacaktır. Ancak not alma (not tutma) konusundaki tembellik ve deneyimsizlik kişinin, çoğu zaman kendi başına aşabileceği sorunlar değildir.

Özetlersek not tutma, okuma ve yazma, yalın ve kolay konular üzerinden eğitim süreci içerisinde, doğru not tutma-okuma ve yazma örneklerinin verilmesiyle kavratılmalıdır.

 

  1. Belleğe kazıma ve etkili sunum:

Etkili sunumun bilinmemesi etkili sunumların yapılmasına ve eğitimlerin belleklere kazınmasına engel olmaktadır. Arkadaşlarımızın belleğine kazımanın ötesinde arkadaşlarımızı da eğitimciler haline getirmemizi anımsatırsak burada yapılması gereken durulaşacaktır. Belleğe kazımanın en etkili yöntemi belleğe ve belleğe nasıl kazındığına ilişkin  arkadaşlarımıza gerekli bilgilerin verilmesidir. Bu soyut bir psikoloji eğitimi gibi düşünülmemelidir. Bu bilgi maddeler, arabaşlıklar, deneyler eşliğinde verilmemelidir. Onun yerine doğru ve etkili bir sunum yapılırken uygulanan yöntemlere dikkat çekerek ve eğitim sonrasında eğitimin değerlendirilmesi aşamasında kavratılmalıdır.

Etkili sunum için zihinsel çağrışıma ilişkin bilgimizi derinleştirmeli ve bu amaçla eğitimlerimizde çağrışım gücü yüksek görsellere iliştirilmiş akılda kalıcı özlü ifadelerle eğitimin çatısı oluşturulmalıdır. Öncelikle eğitimin ana hatları görsellerle, işitsel öğelerle sunulmalı sonrasında ise diyaloglardan(aktarılan bilginin karşıtı yaratılarak bu karşıtla çarpışmaya girilmeli), eğitim konularına ilişkin gerçek olaylardan ve farazi kurgulardan (senaryolardan) yararlanılmalıdır.

Etkili sunum için eğitim malzemeleri kolay, takip edilebilir ve duru bir biçimde örgütlenilmeli ve powerpoint, görsel, ses kaydı, senaryo, soru-cevap, karikatür, fotoğraf biçiminde sunulmalıdır.

Etkili sunum için :

Eğitim süreleri en fazla 1 saat olmalıdır. Buna soru-cevap bölümü dahildir. Bunun çok kısa bulunduğundan eminiz. Ancak bu 1 saat çağdaş bir biçimde tasarlanırsa bu endişelerden kurtulacağız.

Gün içerisinde toplam 2 saatlik iki eğitim yapılabilir. Bu hem daha fazla konunun işlenmesini ve kavratılmasını sağlayacaktır hem de eğitimin arkadaşlarımızın gözündeki önemini ve etkisini arttıracaktır.

1 saatlik eğitim süresinin ayrıntıları:

Eğitimin başlığının, alt başlıklarının, özlü sözlerin ve temel soruların karikatürize edilerek sıralanmış bir dökümünün arkadaşlarımıza bir A4 içerisinde dağıtılması (eğitime girerken yandaki masadan almaları şeklinde de olabilir).

Sunum süresi 20 dakikadır. 20 dakika içerisinde şu an işlediğimiz konular daha etkili ve daha anlaşılır bir biçimde işlenebilir. 20 dakika içerisinde ilgili görsel öğeler ekrana ya da duvara yansıtılacak, arkadaşlarımız ellerindeki kağıtlardan eğitimcinin izlediği sürecin bütünün görebilecek ve böylece konudan kopmayacak ve eğitim hareketli geçecektir.

Soru-cevap süresi ise 40 dakikadır. Bu 40 dakika boyunca eğitimin özsel yanının anlatılması üzerine ayrıntılara değinilecek, arkadaşlarımıza sorular sorulacaktır. Bu sorular 20 dakikaya ilişkin kavrayışlarını izlemeye yarayacaktır. Ancak bu yanlış anlaşılmamalıdır. Arkadaşlarımıza anlatılanları tekrar etmelerinin istendiğini hissettirecek sorulardan kaçınmalıyız. Bunun yerine anlatılanları kavramalarının ölçütü olarak hayattan örnekler vermeleri, bilgilerin uygulama alanına yönelik pratik sorulara yanıtlamarı yönünde sorular sorulacaktır. Anlatılanlar çerçevesinde derinleşmek isteyen ve ayrıntıları merak eden arkadaşların soruları da genel düşünülerek gerektiği kadarıyla (konu bütünlüğünün dışına çıkmadan) anlatılacaktır. Arkadaşlarımıza dağıtılan kağıtlarda ek okumalar ve bu okumaların içeriklerine yer verilebilir.

Etkili sunumun eğitimci açısından önemli bir yanı eğitim öncesinde her bir dakikanın ayrıntıyla planlanmasıdır. Burada genellikle gözden kaçırılan nokta öğrencilerin eğitim öncesinde hazırlanmalarına ilişkin planlamadır. Öğrenci açısından hazırlık şunları içermelidir:

  • Eğitimin neden verildiği
  • Eğitiminden ne amaçlandığı. İşlenecek konular ve bunların bizim açımızdan önemi.
  • Eğitimi derinleştirmek için ortaya atılacak sorular. Bu sorular sayesinde öğrencilerin zihni eğitime hazırlanacaktır.
  • Eğitimde geçecek kavramlara ilişkin sözlük ya da kısa bir yazı.

 

  1. Eğitimde disiplin:

Eğitim başlangıcı: Eğitimler söylenen saatte ve yerde başlamalı. Eğitimlere geç kalanlar içeri alınmamalıdır. Eğer sunuma başlanmayıp bazı duyurular yapılıyorsa öğrenciler içeri alınmalı ancak sunum başlamışsa geç kalanlar yaptırımla karşılaşmalıdır.

Eğitimlerde telefonu çalan (sesi açık bir biçimde) gerekli uyarılar önceden yapıldığından eğitim salonunun dışına çıkarılmalıdır.

Eğitimlerde içeri girip çıkma olmamalıdır.

Eğitimlerin sunum bölümleri videoya alınmalıdır. Böylece eğitimcinin, eğitim sorumlusuyla birlikte yahut yalnız bu videoyu izleme ve kendi hatalarını görme şansı olacaktır. İleride yapılacak eğitimlerin planlanmasında bu videolardan yararlanılmalıdır.

Eğitimin sadece sunum bölümlerinin videoya alınmasını önermemizin nedeni soru-cevap aşamasında arkadaşlarımızın üzerinde çekinmelerine ve edilgenleşmelerine yönelik baskı öğelerini hafifletme isteğimizdir.

Not tutmak için birçok arkadaşımız kalem ve kağıt getirmemektedir. Bununla başa çıkmanın yolu uyarılarla yetinmemektir. Bunun yerine önerimiz şudur:

Derslikte duracak bir masanın üzerine bir tomar kağıt koyalım. Herkese diyelim ki ”yanında defteri, kağıdı olmayanlar buradan kağıt alabilirler”. Bu kağıtların alınmasının ardından kimlerin kağıt aldığını saptayalım ve soru-cevap bölümünün de bitmesiyle adlarını anıp bir dahaki eğitime ilişkin bir uyarıda bulunalım. Bir dahaki eğitimde bu arkadaşlar yine kağıtsız-deftersiz gelirlerse dersliğe alınmayacaklarını bildirelim.

Bu ve bunun gibi ritüellerle soyut disiplin algımız somutlaşır ve eğitimleri ciddiyetsizleştiren tavırların önüne geçebilecek bir disiplin örneğini yerleştirebiliriz.

 

  1. Eğitim konularının seçimi:

Yukarıda eğitimlere ilişkin beklenti ve amaçlarımızı yazmıştık. Eğitim konularının içeriği bunlar olmalıdır. Ancak bu içeriklerin anlaşılması için bunların belirli bir sıra ve düzen içerisinde sunulması gerekmektedir. Bilimsel açıdan doğru olan sıra kitabi sıra değildir. Aksine doğrusu pedagojik bir sıralama yapmaktır. Eğitime katılan arkadaşlarımızı, genel olarak, yakalayan bir sıralamanın yapılması gereklidir. Burada izlenecek felsefeyi ve somut sıralama önerimizi ele alalım:

Bilim yanlıştan, bilim olmayandan bilime doğru ilerler. O nedenle tezlerimizi anlatmak için tezlerimizden başlanmamalı. Tezlerimiz hangi tezlere karşı hangi olgu ve deneyimler üzerine oluşturulmuşsa bu süreç içerisinde anlatılmalıdır. Önce karşıtlar sonra biz, önce arkadaşlarımızın karşı çıkan yalanlar ve sonra bize-mücadeleye katılmasıyla gördüğü gerçekler işlenmelidir. Bireyin gelişim serüvenine ve mücadeleye katılma sürecine değinen ve bunu Türkiye’nin genel iklimini düşünerek yapan önce neoliberal-islamcı-ırkçı-Kemalist tezlerin sunarak yapan bir eğitim programı oluşturmalıyız. Bilimsel bir makalede bu sıranın tam tersi izlenmelidir. Ancak eğitimde tam da bu sıra izlenmelidir. Bilimsel makalelerde önce kavramsal çerçeve ve kavramsal arkaplan sunulur sonrasında ele alınan konu hakkındaki tezler özetlenir ve oluşturulan tez dayanaklarıyla birlikte tartışmacı ve eleştirel bir dille sunulur. Görüldüğü gibi esasında kavramsal çerçeve bölümünde tezi yazan kişinin duruşu net bir biçimde ortaya konur, dolayısıyla teori önceliklidir. Fakat eğitimde öğretilmesi hedeflenenler en başa konmaz. Bunun yerine eğitilenin bulunduğu yerden ya da geçmişinden başlanarak eğitim süreci boyunca sunulan bir gelişme sonucunda vurucu tezler sona yerleştirilir. Bu anlamda diyalektik yöntem esastır.

Araçlar ve amaçlar süreç içerisinde kaynaştırılmalı, ayrık otları gibi ayrı ayrı sunulmamalıdır. Eğitimin herhangi bir metinden temel farkı da budur zaten.

Okuma-yazma-not tutma eğitim sürecinde ete kemiğe büründürülmelidir. Yani önce bunlara ilişkin teorik bir bilgi sonra bunların pratiği öğretilmemeli. Bu yapıldığında soyutta kalınacağından eğitim amacına ulaşamayacaktır. Bunun yerine tüm bunlar yalın ve kolay bir konu üzerinden uygulamalı olarak gösterilmelidir. Bunlar öğretilirken eğitilen kendisine öğretilenin konu olduğunu düşünecektir. Fakat eğitimci burada esas olarak muhakeme gücünü, okuma-yazma-not tutma becerisini hedeflemelidir. Konu burada araca indirgenmelidir. Bunlar iyi kavranıp edinildikten sonra diğer konuların hatta söz konusu konunun öğretilmesi kolaylaşacaktır.

Partili olmak kişinin gelişiminde henüz yeni birşey olduğundan eğitimlerin son konularından biri olmalıdır. Parti tüzük ve programı ilk eğitim olmamalı tam tersine son eğitim olmalıdır. Bu eğitimde tüzüğe ve mali konulara yer verilmelidir. Program ise tüm eğitimlerin içerisine yedirilmelidir. Çünkü programlar partilerin duruşlarının özet metinleridir. Bu özet eğitimlerin özüne yerleştirilmelidir. Görünen ise kanıyla canıyla bu özden beslenmelidir.

Bu nedenle ilk konu diyalektik materyalizm, bilimsel sosyalizm, MDD vs. gibi konular olmamalıdır.

İlk konunun içeriği ideolojik hegemonya (tabii ki adı bu olmamalıdır. Belki de en yalın bir dille mahalle baskısı denmelidir), kuşatma (neoliberal ve emperyalist kuşatma) gibi konular olmalıdır. Burada diktatörlük, faşizm, neoliberalizm, emperyalizm gibi kavramlar ete kemiğe kavuşturulmalıdır. Ancak bu kavramlar bilimsel sosyalist bir jargon içerisinde ele alınmamalıdır. Bunların ayrıntılı bir ele alınışı daha kapsamlı ve daha sonraki eğitimlerin konusudur.

İkinci konu bu kuşatmanın ideolojik araçları diyebileceğimiz medya, polis, din, aile gibi kurumların ele alınması olmalıdır. Bunlar ele alınırken bilimsel sosyalist bakış açısı konulara yedirilmelidir.

Üçüncü konu bu baskı öğelerinin neyi baskıladığı  olmalıdır. Baskılanan insanın özüdür, insanın özgürlük isteği, üretici güçlerin gelişimi, insanlık tarihinde kazanılmış bilişsel ve maddi kazanımlardır. Burada ”insanın özü”, ”diyalektik materyalizm”, ”ekonomi-politik” gibi alanların ve konuların teorik bilgisi verilmeye başlanmalıdır.

Dördüncü konu şimdiye dek ele alınanların Türkiye pratiğinde betimlenmesidir. Bu konu da örgütlenme zorunluluğu, örgütlülüğün ve halkın seferber edilmesinin teorik çerçevesi olmalıdır. Bu başlık altında MDD’ye giriş yapılmalıdır.

Beşinci eğitimde bilimsel sosyalizm ve MDD daha ayrıntılı olarak ele alınmalıdır.

Altıncı eğitimde partinin bu tezleri nasıl ve hangi zeminde yarattığı, oluşturduğu kavratılmalıdır. Bu amaçla parti tarihi ve psikolojik savaş anlatılmalıdır. Bu eğitim çerçevesinde eski yayınlarımızdan görsel örnekler sunulmalı ve tartışılmalıdır.

Yedinci eğitimde devrimci yaşam tarzı işlenmelidir. Bu eğitimde partili olmanın sağladığı (dayattığı değil) disiplin ve mutluluk anlatılmalıdır. Komünist disiplinin betimlenmesinin hemen sonrasında bu disipline kavuşmanın yolları anlatılmalıdır. Bu yollardan biri olarak, yani kişinin özgürleşmesinin ve mutluluğu seçmesinin bir yolu olarak devrimci yaşam tarzına özel bir yer verilmelidir. Bu yapılırken mücadeleyi seçmenin diğerkamlık (altruism) erdeminin yanı sıra aynı zamanda da kişinin kendi iradesinin ve öznelliğinin de sonucu olduğu gösterilmelidir. Kendi kaderini halkının kaderiyle birleştirme konusu işlenmelidir.

Sekizinci eğitimde mücadeleyi vermemiz için gerekli araçlar anlatılmalıdır: Disiplin ve hiyerarşi, maliye ve bunların bir özeti olan tüzük, hukuki (yasal) ve meşru mücadele yöntemleri öğretilmelidir. Bunların içiçe geçişi ve pratik içerisinde yaşama zemini olarak ”Doğru Eylem” konusu işlenmelidir.

Dokuzuncu eğitimde bütün bir eğitimin değerlendirilmesi ve planlanmasından uygulanmasına kadar üyelere açıklaması yer almalıdır.

 

  1. Temel Örgüt Başkanlarının ve Kadroların eğitimi:

Bu arkadaşların eğitiminde yukarıdaki eğitimler ayrıntılandırılmalıdır. Fakat bu ayrıntılandırma yukarıdaki eğitimlerin yapılmasından önce gerçekleşmelidir. Bunun nedeni eğitimler süresince bu arkadaşlarımızın üyeleri ileri çekebilmelerini sağlamaktır.

Ayrıntılı eğitimlerin yapılmasıyla bu arkadaşlar üyelere eğitimin önemini anlatmakta zorlanmayacaklardır. Dahası ayrıntılı eğitimlerin sonucunda bu arkadaşlarımızda gözle görülür bir nitelik artışı sağlanabilirse üyeleri ve çevremizdekileri eğitimlere çekmek ve onların istikrarlı bir biçimde eğitimlere devam etmesini sağlamak kolaylaşacaktır.

Yine bu ayrıntılı eğitimler sayesinde temel örgüt başkanları üye arkadaşlarımıza yönelik ek okuma listeleri yapabilecektir. Böylelikle eğitimlerin hemen sonrasında kişiye özgü derinleşme için gerekli çalışmalar eğitim bürosunun uzaktan kumandasıyla değil yerinden ve hayatın içinden yapılabilecektir. Temel örgüt başkanlarımız üyelerini etraflıca tanıma ve onları değiştirme olanağına kavuşacaktır. Bunun da ötesinde daha sağlam arkadaşlıklar kurulabilecektir.

 

  1. Eğitimlerin okullara seyreltilerek sunulması:

Seyreltme işlemi madde azaltılarak yapılmaz. Aksine maddenin bileşimli yapısı daha da arttırılarak yapılır. Eğitimlerin genişletilmesiyle ve derinleştirilmesiyle eğitimler kitlelere daha rahat sunulabilecektir. Bu amaçla AİKM’de başlattığımız hayat topluluğu türünden okuma toplulukları ya da Uğur Aytaç’ın Boğaziçi’nde yaptığı gibi başarıyla ilerleyen ekonomi-politik toplulukları, kırmızı-beyaz okumaları, teori tartışmaları kampuslerde daha da işlevli hale gelecektir. Üyelerimiz bu çalışmalarda önderlik kazanacaktır. Hatta bu eğitimlerin sonucunda girdikleri kulüplerde dahi önderlik kazanma olanaklarını arttıracaklardır.

 

  1. Münazaralar yapılması

Eğitim yapılan konulara ilişkin münazara usulüyle her iki tezin çarpışmasını sağlamak konuların kavranmasını daha da kolaylaştırır.Bu sayede üyeler kitle çalışmasındaki eksikliklerinin kitle çalışmasına girmeden farkına varabilecek ve bunları düzeltebilecektir.Üyelerin gelişim durumu da bir yandan takip edilebilecek ve üyeler kendi haline bırakılmamaış olacaktr.Sadece konuların içeriğinin kavranması açısından değil bir tartışma kültürü yaratması açısından münazaraların ciddiyetle yapılması gerekmektedir.Yıllardır övündüğümüz tartışma kültürümüzün son yıllarda eskisi gibi olmamasını da münazaralar yoluyla aşabiliriz.

 

  1. Eğitimlerin sonunda sınav yapılması

Toplamda 1 saatlik eğitimlerin hemen ardından 20 dakikalık sınavlar yapılması da eğitime katılanların durumunu değerlendirmek açısından yararlanılması gereken bir yöntemdir.Burada sınavların neden hemen eğitim sonrası yapılabileceği sorulabilir.Eğitimlerin sınavların hemen ardından yapılması eğitime katılanları konuyu kavrayıp kavramadığını anlamak açısından daha iyi bir yöntemdir.E-postalara yollanana soruların cevaplanması şeklinde yapılan yöntemde hem konunun sıcaklığının geçmesi hem de tam bir sınav mahiyeti taşımaması nedeniyle tam verim alınamıyor ve üyelerin gelişim durumu anlaşılamıyordu.Soruların cevapları genelde önceden yollanana makalelerdeki cümlelerin budanmış hali oluyordu.Bu hem üyenin yazı yazmasını yeteneği ve pratik düşünmesini engellemesi  hem de bu makaleleri ezberlenecek birer ‘ayet’ gibi algılaması sebebiyle verimli bir sonuç alınamıyordu.Eğitim sonrası 20 dakikada yapılacak sınavlar hem eğitime motive olmak açısından hem de konunun kavranıp kavranmadığını daha net görmek açısından daha yararlı olacaktır.

 

ı)   Araştırma konuları vererek yazı yazılmasını sağlamak    

Her üyeye o üyenin durumuna göre araştırma konuları verilerek üyelerin amaçlı okuma faaliyetine girişmelerini sağlamalıyız.Dağınık yapılan okumalar belli bir birikim sağlasa da daha sonrasında bir faaliyete dönüştürülmediği sürece uçup gider.Bunun yerine belli konularda üyelere görevler verip bu konularda nitelikli yazılar istemek üyeyi hem geliştirip uzmanlaştıracak hem de okuma eylemini amaçlı yapacak ve bu eylem daha etkili olacaktır.Yazmak ise hepimizin vurguladığı gibi insanı dönüştüren eylemlerin başında gelmektedir.Bu amaçlı okuma hem üyenin okuma motivasyonunu artırırken diğer yandan örgütü de düşünsel açıdan besleyecektir.Burada dikkat edilmesi gereken nokta bu görevlerin kısa vadeyle sınırlanmaması aksine 2 ay gibi uzun bir süreye yayılması gerekmektedir.Diğer yandan konu seçiminde Öncü Gençlik merkezinin uzaktan kumanda yöntemiyle konuları belirlemesi yerine bunun temel örgüt başkanları üzerinden gerçekleştirilmesi daha verimli bir sonuç elde edilmesi açısından önemlidir.

 

4) Eğitim Konuları Önerileri Taslağı

Burada sadece bir taslak sunulmaktadır. Bu taslak tartışmalarla zenginleştirilmelidir.

1-İdeolojik Hegemonya

2-Hukuk ve Siyaset

3-Kitle Çalışması Nasıl Yapılır? Öncü-Kitle Diyalektiği

4-Devrimci Yaşam Tarzı

5-Faşizm ve Diktatörlük

6-Emperyalizm ve Mafyokrasi

7-Kapitalizm ve Sosyalizm

8-Meşruluk, Yasallık ve Araçlar

9- Devrim, Demokrasi ve Diktatörlük

10-Parti Nedir, Partili olmaya neden ihtiyaç var?

11-Yazmak, Dinlemek, Okumak ve Not Almak

12-Parti Tarihinden Sayfalar

 

ÖNCÜ GENÇLİK GENEL YÖNETİM KURULU

Yorum Yap