Ana Sayfa Yazılar ARİF NİHAT ASYA’DA KIBRIS BİLİNCİ

ARİF NİHAT ASYA’DA KIBRIS BİLİNCİ

324

Bugün KKTC’nin kuruluş yıl dönümü. Kutlu olsun!

Gazetemiz Aydınlık KKTC’yi tanıtmak için çok güzel bir ek hazırlamış. Herkesin okuması gerekir.

Bu titiz çalışmanın yanında Arif Nihat Asya’nın Rubailerini okuyalım. Aydınlık’ın bilgiyle ördüğünü duyguyla zenginleştirelim.


KUNDAKLAR

“Yer yer, koyu servilerle çardaklar var.

Yer yer, kümelenmiş gibi topraklar var. 

Toprakta ufaktan, iriden kundaklar;

Üstünde helâl edilmemiş haklar var!”

Hem çocuk, hem yetişkin şehitler mezara değil kundağa girmektedir. O yiğit ölülerden bir devlet doğacaktır.

KALİFLER

“Ey sevgili, sabret ki bu rüzgâr yorulur;  

Bir gün yine, çalkanan denizler durulur…  

Bir gün, ki döner her kıyı bayram yerine;  

Beşmil’de, Sekizmil’de kalifler kurulur!”

Sevgili Kıbrıs’tır. Deniz ve Rüzgar hain planlardır. Türkiye’nin gelişi bir bayramdır.

GEMİ

“Yâd el kıyısından koparıp iplerini

Hayrette bırakmış gemi, gaaliplerini

Mâzîyi anıp arar bugün Akdeniz’in

Çalkantılarında eski sâhiplerini!”

Eski sahiplerini arayan halatı koparılmış gemidir Kıbrıs, emperyalist oyunlardan bıkmıştır. Halat Kıbrıs’ın Türkiye’ye bağlılığı.

KUĞU

“Çıktın yola, ey sevgili, yol vermedi su!

Gördün  köpükler pusudur, dalga pusu;

Hem kendine ağla şimdi, hem sevdiğine,

Ey Akdeniz’in ellere kalmış kuğusu!”

Türkiye’siz Kıbrıs Akdeniz’in ellere kalmış kuğusudur. Kıbrıs’a gafil olanlara bir isyandır sanki bu rubai.

CANBOLAT

“Sen, kişnemelerle, ey gazânın al atı;

Sen, Tanrı sözüyle, ey şehitlik beratı;

Sen, mehterlerle ceddimin saltanatı;

Birlikte gelip uyandırın Canbolat’ı!”

Asya bu rubaisinde Magosa kuşatması sırasında şehid düşen Osmanlı süvarisi Canbolat Bey efsanesine atıf yapıyor.Buna göre Canbolat Bey, şehre girişi engellemek üzere yapılmış ve üzerinde keskin bıçaklar olan çark denilen büyük bir tekerleğin dönüşünü durdurmak için atıyla birlikte bu korkunç savunma silâhının üzerine atlamıştır. Kıbrıs işte böyle Türk toprağı olmuştur.

MİMBER

“Tehdîdini aşk, burda yenmiş ecelin!

Rü’yâsını görmüş buralardan, güzelin… 

Yaptırdığı katla merdiven, ey hücre,

Mimberlere benzemekte Nâmık Kemâl’in.”

Namık Kemal’in hürriyete karşı sevdası burada pişti diyerek şair Türk’ün hürriyetini Kıbrıs’a bağlamaktadır.

YÜREK
“Açsın yine yükseklerin aldan çiçeği
Ey Lefkoşe, al böyle güzel, böyle iyi
Yalnız o gülün değil bugün,
Kıbrıs’ta Kıbrıs’lıla da ayla yıldız, yüreği!”

            Yükselerin al çiçeği Kıbrıs’ta dalgalanan Türk bayrağıdır. Gül, Kıbrıs’ın Türk bayrağıdır. Her bir Kıbrıslı, Türk bayrağıdır.

BULMAK

“Gül gül dolaş; uçar, konar; bal yaparız… 

Nîsanda çiçek, yazda petek, kışta karız… 

Bir gün, arayan, bulur gönüllerde bizi. 

Ölsek de, gömülsek de, silinsek de varız!”

Kıbrıs’ta yatan şehitlerimizin çağrısıdır bu. Kıbrıs’ı Türklükten koparamayacaklarının ispatı.

EHLİ

“Ehlî aslandan ummayın kükremeyi:

Kaldıysa sesim, hatırlatır inlemeyi

Vaktiyle yanardağ gibi korkunçmuşum;

Çoktan sönmüş, unutmuşum gürlemeyi!”

Kıbrıs’la ilgili cılız çıkışlar için yazılmış bu mısralar sanki. Asya, rahat uyusun: Aslan kükrüyor, yanardağ korkunç bugün.

PEHLİVAN

‘’Geldim yine… ey gök göğüm, ey yer yerim ol!

Ey ses –çalarak, söyleyerek- mehterim ol!

Görsün beni bir güreşle dünyâ, yeniden;

Ey Kıbrıs’ım, altımda güreş minderim ol!’’

Kıbrıs emperyalistlerle kapıştığımız bir güreş minderidir.Yine getireceğiz sırtını yere 7 düvelin.


Dilden Dile Dolaşmalı

           
Arif Nihat Asya’nın bu mısraları sanatsal açıdan bir mecaz hazinesidir, ustalıktır. Ancak bundan da çok bir bilinç berraklığıdır. Kıbrıs bu şiirlerde ayrı bir yer değil vatan toprağıdır. Kıbrıs’a dair bilinçsizlik çok şey kaybettirdi. Asya’nın Rubaileri dilden dile dolaşmalıdır.