Ana Sayfa Yazılar ATA OGÜN KAPLAN YAZDI: HEPİMİZİN ŞEHİDİ

ATA OGÜN KAPLAN YAZDI: HEPİMİZİN ŞEHİDİ

577

Ata Ogün Kaplan, Öncü Gençlik GYK Üyesi ve Edirne İl Başkanı

İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani, dün sabaha karşı ABD güçleri tarafından Bağdat Havaalanı’nda bombalı saldırıya uğrayarak şehit düştü.

Süleymani, İran’ın en üst düzey komutanlarından biriydi. 1991 Körfez Savaşı’nda ve 2003 Irak işgalinde, ABD’ye karşı direnişler yönetmişti. Hali hazırda İran, Irak ve Suriye’de ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizmi karşıtı kuvvetleri birleştirmek ve büyütmek için çalışıyordu. Öyle ki ABD tarafından katledilmesine ilk sevinen İsrail Başbakanı Netanyahu oldu.

MAZLUM MİLLETLERİN ŞEHİDİ
Ana başlığa “Hepimizin Şehidi” yazdık. Hepimiz, “söyleyenin kendisi de içinde olmak üzere onunla bir arada olanların tümü” anlamına geliyor. Esasıyla bir kader birliği sözü. “Türkiye de içinde olmak üzere, Türkiye’yle bir arada olanların tümü.” İki cephe var. Birincisi kendisinden on bin km uzaklıktaki yerleri dahi canavarca işgal etmeye kalkan emperyalizm. İkincisi ise kendi vatanlarında bağımsız yaşamak isteyen ve emperyalizme karşı savaşan mazlum devletler. İşte ikinci cephe “hepimiz.” Türkiye, İran, Irak, Suriye, Rusya, Azerbaycan…

Süleymani, Batı Asya’dan emperyalizmi def etmek için mücadele ediyordu ve emperyalizm tarafından şehit edildi. Tanıdık geldi mi? Aynı, eski Jandarma Genel Komutanımız Org. Eşref Bitlis’in katledilmesi gibi. Bitlis Komutanımız da emperyalizmin kukla bir devlet kurmasına karşı mücadele ediyordu ve bir CIA operasyonuyla uçağı düşürülmüş ve şehit edilmişti. Komutanımızın mücadelesini hep birlikte omuzlamasaydık ne olurdu? Türkiye, İran, Irak ve Suriye tek parça kalabilir miydi?
Ömer Halisdemir… Hain Amerikancı/Fethullahçı darbe girişimine karşı direnen ve girişimin bastırılmasında kilit rol oynayan kahramanımız. O da ABD menşeili teröristler tarafından şehit edildi. Halisdemir Komutanımız o kahramanlığa imza atmasaydı ne olurdu? Türkiye fiilen işgal edildiğinde komşu ülkeler sorunsuz bir şekilde yaşamaya devam edebilirler miydi?
Fethi Sekin… Kahraman polisimiz İzmir’in ortasında, ABD tarafından binlerce tırla gönderilen ve teröristin şarjörüne giren mermilere göğsünü germeseydi ne olurdu? Teröristler Türkiye’yi yangın yerine çevirmezler miydi? Türkiye yanarken omuzdaş ülkeler nefes almaya devam edebilirler miydi?
Nasıl ki Eşref Bitlis, Ömer Halisdemir, Fethi Sekin sadece Türkiye’nin şehidi değillerse Kasım Süleymani de sadece İran’ın şehidi değildir. Açık bir kader birliği vardır. Çünkü düşman aynı düşman: Emperyalizm. Mazlum milletler arasında doğal bir müttefiklik var.
Daha da derinleştirelim.


KATİLİ TANIYALIM


Kasım Süleymani’yi kim katletti?

  • Mehmetçiğimizin katili PKK’ya binlerce tır silah veren ABD.
  • 15 Temmuz alçak girişimi planlayan ve yapan, yüzlerce vatandaşımızı şehit eden ve yaralayan ABD.
  • Türkiye’nin vatan savaşında atmış olduğu haklı adımlara karşı yaptırım uygulayan ve alenen PKK’nın yanında olan ABD.
  • Türkiye’yi ekonomisini mahvetmekle tehdit eden ABD.
  • Şehirlerimizde bombalar patlatmış olan ABD.

Yukarıda da yazdığımız üzere Eşref Bitlis gibi, Ömer Halisdemir gibi, Fethi Sekin gibi nice kahramanımızı şehit eden ABD.
İşte kader birliği. İşte doğal dostluk. Düşmanımız aynı. İranlıların deyimiyle “büyük şeytan”a karşı savaşıyoruz.
İçimizdeki Amerikancılar tarafından piyasaya sürülen bir diğer kaçak dövüş unsuru ise “Türkiye taraf olmamalı” safsatası. Açıkça söyleyelim, bu Türkiye’ye düşmanlıktır. Türkiye taraf olmak zorundadır.
-Türkiye taraf olmazsa yeni 15 Temmuz’lar olur. -Türkiye taraf olmazsa Mehmetçiğin katilleri ABD silahlarıyla var olmaya devam eder. -Türkiye taraf olmazsa Doğu Akdeniz’de Antalya sahiline sıkışır kalır. -Türkiye taraf olmazsa Kıbrıs, Amerikan-İngiliz toprağı olur.
Türkiye bu mücadelede taraftır. Tarafı, kendisi gibi emperyalizme karşı etiyle tırnağıyla mücadele edenlerin tarafıdır.


BÜYÜK TUZAK: YALNIZLAŞMA ve MEZHEPÇİLİK
Haberin yayılmasıyla birlikte emperyalizm kültürel hegemonyasını kullandı ve insanların hassas duygularına oynamaya başladı. “Türkiye ve İran dosttur, düşman ABD’dir” cümlesine “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” gibi ithal menşeili cevaplar yazıldı, konuşuldu. Bu cümle başta milliyetçi gibi gözükse de bizzat emperyalizm tarafından Türk’leri yalnızlaştırmak ve müttefiksiz bırakmak için üretilmiş bir cümledir. Tarihe bakalım. Kurtuluş Savaşı yılları, Lenin’in önderliğindeki Sovyetler Birliği, milli mücadelemize maddi manevi yardımlarda bulundu. Atatürk, “arkadaş sen Türk değilsin senin yardımına ihtiyacımız yok” mu dedi?
1970’lerin ortasında Kıbrıs Barış Harekatı’nı yaptığımız için ABD’nin uyguladığı ambargoyu nasıl deldik? Muammer Kaddafi’nin lideri olduğu Libya sayesinde. Libya elinde bulundurduğu silahları ve uçak yakıt rezervlerini Türkiye’nin kullanımına sundu. Konuyla ilgili olarak, Libya devleti ve halkının desteğini iletmek üzere 2 Ocak 1975’te Türkiye’ye gelen Libya Başbakanı Callud yaptığı açıklamada: “Bizim Libya Devrim Konseyi olarak ve Libya halkı olarak şu veya bu nedenle kopan tarih bağlarının tekrar birleştirilmesi hususunda ısrarımız vardır. İki ülke arasında köprülerin onarılması için her türlü gayreti göstermeye hazırız. Bu hususta kapıları tamamıyla açık tutuyoruz. Arap milletiyle Türk milletinin bir araya gelmesi büyük bir olaydır” dedi. Dostluk bu değil mi? Hatta tam olarak kötü gün dostluğu.
15 Temmuz alçak darbe girişimine karşı en büyük tavrı alan ve Türkiye’nin yanında konumlanan, sahip olduğu büyük zenginlikleri ülkemize güvenerek Türkiye’de tutan Venezuela dost değil mi?
Bir de mezhepçilik boyutu var. Mazlumların cephesini boydan boya bölüyor. Düşman bizi bölmek için sürekli bu hususu sahaya sürüyor. O düşmanı yenmemiz için varımızla yokumuzla birleşmemiz ve bu ezberi saf dışı bırakmamız gerekiyor. Özellikle muhafazakar vatandaşlarımız bu konuda kendilerine ezberletilenlerin dışına çıkamıyor. Hükümete yakın medya kuruluşları Kasım Süleymani’nin şehit edilmesine sevinen ve bunun üzerine tatlı dağıtan insanları paylaşıyor. Oysa bu tatlıyı dağıtanlarla Türk bayrağını ve Erdoğan posterlerini yakanlar aynı kuvvet. Mezhep duyguları olguların ve gerçeklerin önüne konuyor. Bu tavır esasıyla Türkiye’nin vatan savaşını baltalamanın da önünü açıyor. Emperyalizmin yalanlarına İran’da kanarsanız aynı yalanlarla sıkıştırılmaya çalışılan Türkiye’yi nasıl savunacaksınız? Büyük fotoğrafı görmeliyiz. Bizi yok etmek isteyen emperyalizmi mezhepçilik yaparak değil ancak sıkı sıkıya kenetlenerek alt edebiliriz.


EMPERYALİZMİN SON ÇIRPINIŞLARI
Emperyalizm dünyanın her köşesinde ağır yenilgiler alıyor. Kasım Süleymani’nin katledilmesi esasıyla bir çöküntü psikolojisinin sonucu. Emperyalizm çöküyor. “Giderayak ne zarar verebilirsem kardır” ilkesiyle hareket ediyor.
Dünya değişiyor. Yeni bir dünya kuruluyor. Yeni, eskinin yerini alırken süreç sancılı olabiliyor. Zorluklar, çetin dönemler, acılar olabiliyor. Fakat mücadele omuzlandıkça, dünyanın dönmesini, zamanın ilerlemesini, koşulların değişmesini ve mazlumların tarih yapmalarını kimse engelleyemez. Bu “hepimizin” mücadelesi.

oncugenclik.org.tr, 4.1.2019