AYKUT DİŞ YAZDI: ÖNCÜLÜK SORUNUNUN ÇIKARDIĞI FATURA

AYKUT DİŞ YAZDI: ÖNCÜLÜK SORUNUNUN ÇIKARDIĞI FATURA

Aykut Diş, Vatan Partisi Öncü Gençlik Genel Başkanı

14 yıl önce bugün aramızdan ayrılmış olan Genel Başkan Yardımcımız ve ağabeyimiz Hasan Yalçın’ın “İşçi Partisi’nin öncülük iddiası ne kadar geçerlidir” diyerek önümüze getirdiği soruyu tekrar tartışmak zorundayız. Arşivlerden edindiğimiz bilgilere göre Hasan Yalçın ağabeyimiz bu soruyu ustalıkla yanıtlamıştı.

Hasan Yalçın’ı yakından tanıyamamak, bugünkü Aydınlıkçı gençlik kuşağının en büyük şanssızlıklarındandır. Bizler Hasan Yalçın’ı yalnızca eserlerinden ve anılardan öğrenebildik.  O nedenle, bu denememizde onu anlatmak gibi eksik bir girişimde bulunmayacağız.

Cumhuriyet tarihinin en hareketli zamanları yaşanıyor.

2007 Cumhuriyet Mitingleri, Ergenekon-Balyoz kumpasları, 2012 yılındaki Atatürkçü dalga, komşulara düşmanlık dönemleri, Haziran Ayaklanması, seçimler, terör saldırıları, darbe girişimi, Cerablus harekâtı…

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Eşbaşkanlığından istenmeyen adam konumuna düşmüş bir yönetim…

Emperyalizmle içerde ve dışarda karşı karşıya gelmiş bir Türkiye…

Adını koymaktan korkmak iddiadan vazgeçmektir. Çünkü nesnel bir tespittir bu. Bu nesnelliği tespit edememek hareket zeminini kaçırmaktır.

Evet, bugün Türkiye’yi yönetenler o ya da bu sebeplerle emperyalizmin kan kokulu nefesini enselerinde hissetmişlerdir ve onunla karşı karşıya gelmişlerdir.

Bu, Türkiye’yi yönetenleri antiemperyalist mi yapmaktadır?

Öyle bir şey öne süren olmamıştır. Kimin ne olduğunu zaman gösterecektir. En nihayetinde her koyun kendi bacağından asılacaktır fakat ne denilirse denilsin şu gerçek değişmemektedir: Türkiye’yi yönetenler ve emperyalistler arasındaki ilişki artık “al gülüm ver gülüm ilişkisi” değildir.

Amerikan emperyalizminin ülkemizin güneydoğusunu da kapsayarak, Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e uzanan bir koridor yaratma hülyası; Türkiye’yi, Suriye’yi, İran’ı ve Irak’ı bölerek dört devletin tam göbeğine kurulacak İkinci İsrail planı bugünleri getirmiştir: Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Eşbaşkanlığından istenmeyen adam konumuna düşmüş bir yönetim, içeride ve dışarıda sıkıştırılmaya çalışılan bir Türkiye.

Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetinin istenmeyen adam konumuna düştüğünü görmek içinse birazcık İngilizce bilmek –Almanca da kurtarır- ve ortalama bir zekâya sahip olmak yeterlidir.

Açılımın sona erdirilmesi ve PKK terörüyle mücadele hattına girilmesi, FETÖ tasfiyesi, Rusya’yla yapılan barış, özelleştirme paketinin geri çekilmesi, Suriye’ye zeytin dalı uzatma sinyalleri ve Cerablus operasyonu hepsi yeni durumun ürünüdür. Yeni durum, hem Türkiye’nin hem de AKP hükümetinin yaşamsal zorunluluklarından doğmuştur.

Peki, Türk devrimcileri ne yapacaktır?

“Şu iktidar yeniden Amerika’nın işbirlikçisi olsa da biz de rahat rahat muhalefet etsek” diyerek leş kargaları gibi artık mı bekleyecektir?

Yoksa, “Bu ülkede artık Amerika’nın iktidarlar belirleme dönemi bitsin” diyerek Atlantik sisteminden kopuşun gerçekleşmesine mi odaklanacaktır?

Türk devrimciliğinin lügatinde memleketin kötülüğünü düşünmek yoktur! İktidar da muhalefet de emperyalizmin Türkiye’ye biçtiği kalıplara karşı mücadeleden geçer.

Emperyalizmin memlekete biçtiği kalıpları yırtmak, süreci Atlantik sisteminden kesin bir kopuşa götürmek nasıl olacaktır?

Türkiye’nin zorunluluklarını –Kemalist Devrimin programıdır bu zorunluluklar- kararlı ve tutarlı biçimde hayata geçirebilecek bir milli hükümetle.

Gelinen noktada, ülkenin milli hükümetten yoksun kalışının Türkiye’ye maliyeti Mafya-Gladyo-Tarikat diktatörlüğünün devamlılığıdır.

Vatan Partisi daha 1991 yılında emperyalizmin Türkiye’yi bölecek bir kukla Kürt devleti kurmayı amaçladığını ortaya koymuştur.

Ergenekon-Balyoz tertiplerini görerek Türk ordusunu teslim alma planlarını bozmuştur.

FETÖ’yü hücre hücre teşhir ederek kamuoyunu uyarmıştır.

7 Haziran 2015 seçimlerinin hemen ardından gelişen sürecin hali hazırda devam eden Türk-Amerikan savaşının şiddetlenmesi olduğunu görmüştür.

İlk günden beri Suriye’deki emperyalist dayatmaya karşı çıkarak bölge ülkelerinin işbirliği ve dostluğu için roller üstlenmiştir. Rusya Federasyonu ile ilişkilerin normalleşmesinde Vatan Partisi’nin ağırlığını cümle âlem dillendirmektedir.

15 Temmuz gecesinde girişimin Amerikancı Fethullahçı karakterde olduğunu ve Türk Silahı Kuvvetleri’nin bütününü temsil etmediğini en önce duyuran Vatan Partisi’dir.

Cümleler geçmişe doğru derinleştirilerek uzatılabilir…

Mesele yalın ve nettir.

Ya Vatan Partisi önderliği, ya sömürgelik!

Öncülük sorunun çıkardığı fatura budur.

Ordu, cumhuriyet ve devrim tarihi düşmanlığıyla, küçük hesaplarla ve kinle olaylara yaklaşanlar Türkiye’yi emperyalistlerin ayaklarının altına, kendileri en önde ezilecek şekilde yeniden sererler.

Lamı cimi yok!

Türk devrimcileri ve vatanseverleri açısından temel görev, vatanseverlik ve devrimcilik fikirlerinin maddi gücü Vatan Partisi’nde örgütlenmek ve onu büyütmektir.

Bu vesileyle, ortak aklın müstesna devrimcisi, Genel Başkan Yardımcımız Hasan Yalçın’ı bir kez daha saygıyla anıyoruz.

 

oncugenclik.org.tr, 29.08.2016

Paylaş: