Ana Sayfa Teoman Alili Akademisi Fulya Beder yazdı: ❝İŞÇİ SENDİKALARININ SİYASİ KONUMLANIŞI❞

Fulya Beder yazdı: ❝İŞÇİ SENDİKALARININ SİYASİ KONUMLANIŞI❞

216

Sanayi Devrimi’yle birlikte ülkelerin işçi sınıfları oluşmuştur. Ezilen işçilerin haklarını aradığı işçi hareketlerinin en örgütlü hali sendikalar ve konfederasyonlardır. Sendikal örgütlenme, anayasamızın 51. maddesiyle güvence altına alınmıştır ve bilinçli işçilerin, üreten ülkelerin, ahlaklı ve huzurlu toplumun olmazsa olmazıdır. Sendikada örgütlü işçi ve işveren, bütün bunları sağlayacak bilince sahiptir.

50’li yıllarda Türkiye’nin de çok partili hayata geçmesinin etkisiyle sendikalaşma artmıştır. Özelleştirmelerin yoğun olduğu dönemlere, sendikalara karşı çıkıp işçiyi yalnızlaştırmak isteyenlerin güçlü olduğu dönemlere, siyasi nedenlerle sendikaların kapandığı veya bölündüğü dönemlere rağmen kararlı ve örgütlü sendikacılık gittikçe güçlenmiştir.

Günümüzde sendikaların birleşmesiyle oluşmuş üç büyük konfederasyon vardır. Ocak 2021’de Resmi Gazete’de yayımlanan rapora göre Türk-İş 1 milyon 131 bin üye ile en fazla üyeye sahip konfederasyondur. Onu 711 bin üye ile Hak-İş, 192 bin üye ile DİSK izler.

Zamanında yaşanan bölünmeler günümüze de yansımaktadır. 1952 yılında kurulan Türk-İş, kuruluşunun ilk yıllarında -devlete düşmanca bir tutum sergilemeden- hükümetle yaşadığı bazı gerginliklerin sonucunda “partilerüstü” bir tutum izlemeye karar vermiştir. Bu, günümüzde “sendikaların bağımsızlığı” olarak ifade ediliyor. Ancak 1967’de dönemin sosyalist bir partisi olan Türkiye İşçi Partisi’nin etkisinde olanlar Türk-İş’ten ayrılıp Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)’i kurdular. İleriki yıllarda farklı partilerin etkisinde Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu (MİSK), Türkiye Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İş) ve etkili olamayan bazı konfederasyonlar da kuruldu.

DOĞRU SENDİKACILIK ANLAYIŞININ ÖNEMİ

Halkın içinden bu sendikalar ülkenin yaşadığı siyasi olaylardan her zaman etkilenmişlerdir. Örneğin 80 Darbesi öncesi sağ-sol ayrımı sendikaları yıpratmış, 80’li yılların özelleştirmeci anlayışı ise onları zorlamıştır. Günümüz siyasetini anlayarak sendikaları da anlayabiliriz. Bugün Türk-İş, bağımsız ancak işçi, işveren ve ülke çıkarlarını gözeten anlayışıyla en büyük ve etkili işçi konfederasyonudur. 1952 yılından beri büyük kitlesel eylemleriyle, kararlılığıyla, temel hak ve özgürlükleri önceliğine alan yapısıyla Türkiye’deki işçi hareketlerinin etkisinin ve işçilerin artan gücünün çağdaş bir ülke ve sosyal bir devlet için önemini göstermektedir.

Öte yandan DİSK ve HDP’yi sık sık yan yana görmekteyiz. HDP’ye ziyaretlere giden, kurultaylarında PKK’nın sloganlarını atan, İstiklal Marşımızdan uzaklaşmış DİSK’in masum görünümü vermeye çalıştığı politikaları PKK’nın özgürlük ve HDP’nin demokrasi söylemleri kadar büyük bir perdedir. Devlet düşmanı siyasetlerinden gelen siyasi çıkar odaklı politikaları işçi mücadelesini yolundan saptırmakta, kendisine bağlı işçilerin mücadelesine ket vurmaktadır.

İşçinin haklı mücadelesi bir zorunluluktur. Bugün PTT işçileri, Bel Karper ve Döhler işçileri, bir sendikaya bağlı oldukları için işten atılmaktadır. Bugün sendikalar, işçilerin gerek ücretleri gerekse canları konusunda gerekli çalışmaları yürütüp taleplerini sunmalarını sağlayan yegane kuruluşlardır. İnsalık onurunu, ahlakı, birliği ve güveni sağlayan halktan yana doğru sendikacılık anlayışını desteklemeliyiz. Bu kutsal mücadelenin Türkiye düşmanı politikalarla baltalanmasına izin veremeyiz.

  1. https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/isci-sendikalari-arasinda-dengeler-degisti/2128875
  2. https://www.evrensel.net/haber/385684/disk-kesk-ttb-ve-tmmobden-hdp-ziyareti-kayyumlara-karsi-dayanisma-cagrisi
  3. KOÇ, Yıldırım. “Sendikacılık Tarihi”, Türk-İş Eğitim Yay. No.1 Ankara, 1998

Fulya Beder
Türkiye’nin İktisadi Düzeni ve
Üretim Devrimi Çalışma Grubu Üyesi