VATAN PARTİSİ TÜZÜĞÜ

Ali Karşılayan, MKK Üyesi
Mayıs, 2014

GİRİŞ

22-24 Aralık 2006’da Ankara’da toplanan 7. Kurultay’ da kabul edilen Tüzük, önceki Tüzüğün günün koşullarında ve 18 yılın pratiğinden çıkarılan derslerle zenginleştirilmiş halidir.
Partimizin teori ve programına ışık tutan dünya gerçeği:

VATAN SAVUNMASI DEVRİM DÜZLEMİDİR!

2006 yılında tüzük ve programımızda, bu anlayışla bir devrimcileşme ve yenileşme yaptık. Parti olarak görevimizi, Türk devriminin önderlerini, halk önderlerini Vatan Partisi’ nde örgütlemek, olarak belirledik. Türk devriminin milliyetçi, halkçı ve sosyalist birikimini tek bir disiplin altında birleştirmek üzere yolumuzu belirledik. Vatan Partisi Milli Demokratik Devrim programına uygun olarak, bütün milli sınıfların ortak iktidarı için mücadele ediyor. Milli Demokratik Devrimcilik, sosyalizm ile milliciliğin bileşimidir.
Milliyetçi, halkçı ve sosyalistlerin birliği, bizi vatan savunmasına götürür. Bu birliğin elbette ortak bir yol göstericisi vardır, o da bilimdir (Tüzük 4.madde). Bilimsel sosyalizm, bilimin doruğudur. Bilim yapmak için başlangıçta bir teorinin olması şarttır. Bilimsel sosyalizm, bilim yapmak için bir teorik anahtardır. Parti tüzüğü herkesi, en hakiki yol gösterici bilimde buluşturuyor.
VATAN PARTİSİ’NİN TÜZÜK VE PROGRAMI,TÜRK DEVRİM TARİHİNİN PRATİĞİNE DAYANIR!
Tüzük ve programın dilini, bizi tarihe daha sıkı bağlayan, kendi milletimizin devrimci pratiklerinden üretilen kavramlardan oluşturduk. Türk devrimi tarihinin derinliklerinden gelen bu pratiğin tüzüğünü ve programını yaptık.
VATAN PARTİSİ ÖNCÜ PARTİDİR!
Öncü Parti geleneği bize Türk devrim tarihinin mirasıdır (İttihat-Terakki, Müdafa-i Hukuk). Türkiye’de ve dünyada devrim tarihi, fedai örgütlerinin tarihidir. Öncü Parti olmak, iktidar sorununu çözmek için millete önderlik etmek demektir. Partiyi örgütlemek, halk yığınlarını eylemli olarak örgütlemekle birlikte olacaktır.
VATAN PARTİSİ’NİN AMACI KEMALİST DEVRİMİ TAMAMLAMAKTIR!

Kemalizm ile Bilimsel Sosyalizm arasında aşılmaz duvarlar yoktur. Kemalizm, Türk devriminin teorisi ve pratiğidir. O da 1789 Fransız devriminden ve 1917 Rus Bolşevik devriminden esinlenmiştir.
Partimiz, 1978 yılında kurulan Türkiye İşçi Köylü Partisi döneminde de, 1988 yılında kurulan Sosyalist Parti döneminde de, 1992 yılında kurulan İşçi Partisi döneminde de aynı devrimci program ve tüzük ile, Doğu Perinçek’in başkanlığında, örgütlü mücadelenin içinde olmuştur. Bu durum 2015’de Vatan Partisi adını aldığımızda da değişmemiştir. Programın özü ve ideolojisi değil, günün görevlerine uygun politikaları ve örgütlenme biçimleri değişmektedir.
Vatan Partisi tüzüğü 5 bölümden meydana gelir.

1-Temel ilkeler: Partinin ideolojisini ve devrim teorisini anlatır.
2-Örgütlenme ilkeleri: Vatan Partisi’nin temel ilkesi olan demokratik merkeziyetçiliğin ne olduğunu ve Parti örgütlerinde nasıl uygulandığını anlatır.
3-Üye: Vatan Partisi’ne nasıl üye olunacağını, üyenin haklarını ve ödevlerini, üyelik şartlarını anlatır.
4-Örgüt: Vatan Partisi örgütlerinin hangi organlardan oluştuğunu, organların seçimi, organların görev ve yetkilerini anlatır.
5-Disiplin: Disiplin kurullarının görev ve yetkileri, disiplin cezalarının neler olduğu ve üyenin disiplin kurullarına nasıl sevk edileceğini anlatır.

I. TEMEL İLKELER

Madde 1. Partinin Adı ve Niteliği
Partinin adı Vatan Partisi’dir.

Vatan Partisi, programında belirtildiği gibi, emeği en yüce değer sayan, milli geliri “herkese emeğine göre” ilkesine uygun olarak paylaştıran bir ekonomi programı uygular. Vatan Partisi, toplum içinde vurgunculuğa, tefeciliğe, rantiyeciliğe, köşe dönmeciliğe, havadan ve başkasının sırtından para kazanma anlayışına karşı kültürel ve ideolojik bir mücadele yürütür. Bu nedenle en uygun isim “Vatan Partisi”dir.

Vatan Partisi, Türkiye işçi sınıfının, köylülerin, esnaf ve zanaatkarların, kamu çalışanlarının, fikir emekçilerinin, milli sanayici ve tüccarların ortak milli iktidarı için mücadele eden öncü partidir. Vatan Partisi, Milli Demokratik Devrim programına uygun olarak, bütün milli sınıfların ortak iktidarı için mücadele ediyor. Dolayısıyla bütün milli sınıfların öncü nitelikli mücadeleci insanlarının Partide örgütlenmesi gerekiyor. Bu bileşim siyasal planda şöyle ifade ediliyor: “Vatan Partisi, Türk devriminin milliyetçi, halkçı ve sosyalist birikimini, Partinin tüzük ve programı temelinde tek bir disiplin halinde birleştirir.”

Burada Parti, Türk devriminin köklerine sarılıyor; 1876 Meşrutiyet devriminden bu yana gelişen devrimci süreçte yetişen devrimci öncülere ve o gelenekten gelen günümüzdeki öncü devrimci birikime kapılarını açıyor. Yıllar içinde devrimci akımlar milliyetçi, halkçı ve sosyalist kollara ayrılmıştı; Vatan Partisi bugün bunları tek çatı altında, tek tüzük, tek program ve tek disiplin halinde birleştiriyor.

Parti’nin simgesi, buğday başaklarının kucakladığı Çoban Yıldızı’dır. Buğday başakları, vatan ve emeği simgeler. Çoban Yıldızı ise öncü partiyi ve bilimin yol göstericiliğini temsil eder.

Madde 2. Amaç
Vatan Partisi Kemalist devrimi tamamlamak, emperyalizmin baskı ve denetimine son vermek, ortaçağ kalıntısı bütün ilişkileri hayatın her alanından temizlemek; böylece halkı özgürlüğe, refaha, mutluluğa ve dolayısıyla demokrasiye kavuşturmak istiyor. Bu da ancak bir devrim ile mümkün olacaktır. Ancak toplumun dönüştürülmesi arasız devrimlerle mümkün olacaktır. Uzun vadeli amacımız, Atatürk’ün dediği gibi, imtiyazsız, sınıfsız bir toplum düzenine ulaşmaktır.

Madde 3. Öncü Geleneği ve Devrim Mirası
Geçmişi olmayan partilerin geleceği de olamaz. Vatan Partisi Türkiye’nin 150 yıllık devrim geleneğinin, bu devrimlere önderlik eden öncü partilerin örgütsel ve ideolojik mirasına sahip çıkar; kendisini bu geleneğin mirasçısı olarak görür. Vatan Partisi aynı zamanda, dünya halklarının devrim tarihinden ve bu devrim pratiklerinden gelişen ve olgunlaşan devrimci teorinin de mirasçısı ve savunucusudur.

“İktidar hedefine ulaşmak için, Türk devriminin yalnız programı değil, başarılar kazanmış örgütlenme modeli de geçerlidir. Namık Kemal, Talat Paşa, Mustafa Kemal Atatürk’lerin simgelediği kuşaklar, büyük tecrübeler içinde bir öncü parti modeli üretmişlerdir. Yeni Osmanlılar, İttihat-Terakki ve Müdafa-i Hukuk partileri ile sosyalist partilerin temsil ettiği örgütlenme geleneği, Türkiye’nin 19. ve 20. yüzyıldaki bütün ileri atılımlarının yaratıcısıdır.” (Milli Hükümet Programı Giriş bölümü)

Madde 4. Bilimin Yol Göstericiliği
Partilerin de bir yol göstericiye, rehbere ihtiyaçları vardır. Ne ilahi güçler, ne “46 ruhu” gibi ruhlar, ne piyasa ekonomisi gibi emperyalist söylemler bizim için yol gösterici olamaz. Vatan Partisi’nin kılavuzu bilimdir. Atatürk “En hakiki mürşit ilimdir” demiş. Vatan Partisi de bu sözden hareketle, milletimizin ve bütün milletlerin, bütün insanlığın milli kurtuluş, demokratik ve sosyalist devrimlerinden beslenen bilim ve kültür mirasını kılavuz olarak kabul etmiştir.

Madde 5. İdeolojik ve Örgütsel Bağımsızlık
Vatan Partisi gücünü halktan alan ve sadece halka hesap veren bağımsız bir Partidir. Ülke içindeki sermaye güçlerine ve emperyalist sermaye örgütlerine hiçbir diyet borcu yoktur. Partimiz ne devletten, ne holdinglerden, ne tarikatlardan para ve icazet almaz; hiçbir Enternasyonele bağlı değildir; hiçbir partinin yolunu izlemez; hiçbir devrim modelini kopya etmez. 1980 öncesinde Sovyet modelini uygulamaya çalışan, Sovyetler Birliği Komünist Partisi’ni ağabey parti olarak gören partiler vardı. Bazı partiler de kendilerini “Maocu” olarak tanımlıyordu. Vatan Partisi “Maocu” nitelemesini hiçbir zaman benimsemedi. Ancak biz, Mao Zedung’u sadece Çin devriminin önderi değil, ama aynı zamanda Bilimsel Sosyalizmin büyük ustası olarak görüyoruz. Vatan Partisi, 1968’lerden başlayarak Mao Zedung’tan öğrenme ve öğrendiklerini Türkiye’deki sınıf mücadelesi pratiğinde sınayarak teorisini geliştirme çizgisini benimsemiştir.

Vatan Partisi ne 1968’lerde, ne daha sonraki yıllarda Çin Komünist Partisi ile bağımlılık ilişkisi kurmamıştır. Vatan Partisi kendi yolunu bilimin rehberliğinde kendi çizdi, bu yolda çelik adımlarla yürüdü.

Madde 6. Halka Dayanmak
Vatan Partisi en büyük üretici ve yaratıcı güç olarak halkın kendisini görür. Milli Kurtuluş Savaşımız ve Cumhuriyet devrimimiz de Türk halkının gücüyle başarılmıştır. Halkın bu gücünü harekete geçirmek, halkı örgütlemek, sıradan emekçileri öncüler haline getirmek de Partinin görevidir.

Madde 7. Milleti Birleştirmek
Özellikle emperyalizmin milletimizi ırk ve mezhep temelinde bölmeye çalıştığı koşullarda, Kürt, Türk, Alevi, Sünni, kökeni ve inancı ne olursa olsun, bütün vatandaşlarımızı tek bayrak altında birleştirmek, Partimizin en önemli görevlerinden biridir.

Madde 8. Emperyalizme Karşı Dayanışma
Dünyanın neresinde olursa olsun emperyalizme karşı mücadele eden milletleri, devletleri, halkları, sınıfları destekleriz. Emperyalizme hizmet eden, emperyalizmin böl ve yönet politikasına alet olan hareketlere, adı ve söylemi ne olursa olsun, karşı çıkarız. PKK – BDP gibi örgütlenmelerin kendilerine “milli kurtuluş örgütü” veya “devrimci-solcu” etiketleri yapıştırması gerçeği değiştirmez. 1946 yılından bu yana, Amerikan işbirlikçisi partiler kendilerine “demokrat” adını takmışlar, halka demokrasi getirdiklerini söylemişlerdir.

II. ÖRGÜTLENME İLKELERİ

Madde 9. Demokratik Merkeziyetçilik
Vatan Partisi’nin temel örgütlenme ilkesi demokratik merkeziyetçiliktir. Parti hayatında demokrasi esastır. Parti içi demokrasinin en ileri düzeyde uygulandığı parti, Vatan Partisi’dir.
Peki, demokrasi merkeziyetçilikle nasıl birleşir?
Önce Vatan Partisi’nin demokratik yapısını açalım: Vatan Partisi demokratik yapısını, üyelerinin ve organlarının emekçi karakterine dayandırır. Bu ne demektir? Üyelerinin ve yönetim organlarında yer alan yöneticilerinin çoğunun emeğiyle geçinen insanlardan oluşmasına dikkat eder. Demokrasi nedir? Emekçilerin Parti içinde ve ülkede iktidar olmasıdır. Bu nedenle Vatan Partisi, milletvekili seçimlerinde ve genel seçimlerde aday olanlardan herhangi bir şekilde para almaz, seçim kampanyası harcamalarını adayların kendi cebinden yapmasını şart koşmaz. Ayrıca kadınların ve gençlerin de yönetimlerde bulunması için çalışır. Öncü Kadın ve Öncü Gençlik başkanlarının yönetim kurullarında temsil edilmeleri de demokrasi gereğidir. Vatan Partisi içinde farklı fikirler bastırılmaz, üyeler yöneticilerle aynı şeyi düşünmek zorunda değildir. Yönetim kurulları farklı fikirleri öğrenmek için danışma toplantıları yapar. En önemlisi eleştiri ve özeleştiri mekanizmasıdır. Üyeler yöneticilerine olan eleştirilerini yazılı olarak veya Parti içi toplantılarda söyleyebilirler. Yönetim kurulları toplantılarında, yönetim kurulu üyeleri başkana ve diğer yöneticilere açıkça eleştiri yapabilirler. Eleştiriye uğrayan yönetici veya üye bunu kendisine bir saldırı olarak değil, hatasını düzeltmesine yarayacak yardım olarak kabul eder. Ancak, eleştiride amaç hastayı tedavi etmektir, öldürmek değil.

Şimdi, demokratik merkeziyetçiliğe değinelim: Bu kavram, demokrasi ile merkeziyetçiliğin birlikte ele alınmasıdır. Bir karar alınıncaya kadar her türlü fikir ve eleştiri söylenebilir. Ancak karar alındıktan sonra uygulamaya geçildiğinde, her üye disipline uymalıdır. Kararı beğenmeyenler, bu karara oy vermemiş olanlar, bu kararı yanlış bulanlar, “ben bu kararı uygulamıyorum” diyemezler.

Kararların uygulanmasında ve görevlerin yerine getirilmesinde azınlık çoğunluğa, alt kademeler üst kademelere, bütün parti Merkez Karar Kuruluna uyar. Üst kademeler kararın uygulanmasını denetler, alt kademeler üst kademelere rapor verir, üst kademeler bu raporlara cevap verir.

Madde 10. Üyelerin ve Alt Organların Girişkenliğini Geliştirmek
Vatan Partisi Genel Merkezi il örgütlerinin, il örgütleri de ilçe örgütlerinin kendi kararıyla eylem düzenlemesini, bildiri yayınlamasını yasaklamaz, tersine, teşvik eder. Sistem partilerinde bu tam tersidir. Vatan Partisi’nde üye yazılımı tamamen ilçe yönetim kurullarının kararlarıyla olur. Sistem partilerinde üyelerin yazılması genel merkezin onayına bağlıdır.

Madde 11. Saydamlık
Vatan Partisi’nde teoriye, programa ve siyasete ilişkin sorunlar açık tartışma yoluyla çözülür. Bu uygulamayı en çok kurultaylarda görürüz. Bütün üyeler, hatta Parti üyesi olmayan dostlar, program ve siyasetlerin değiştirilmesi tartışmasına katılırlar. Fikirlerini, eleştiri ve önerilerini kürsülerden ifade edebilirler.

Partinin her kademesinin gelir ve giderleri organların ve üyelerin bilgisine sunulur. Uygulama şöyledir: İlçe örgütleri il örgütlerine, il örgütleri genel saymanlığa mali rapor gönderir. Bu raporda örgütün ödenti, bağış gibi bütün gelirleri ile giderleri açıkça yer alır. Ayrıca ilçe örgütlerinin genel üye toplantılarında mali raporu üyelere de sunmaları gerekir.

III. ÜYE

Madde 12. Üyelik Şartları
Vatan Partisi’ni sistem partilerinden, reformcu partilerden, kitle partilerinden ayıran devrimci ilkesi, üyelik şatlarında bulunur. Yüz yıl önce devrimci partilerin tüzüklerinde yer alan bu ilke, Partinin örgütlü bir üye yapısıyla açıklanır. Tüzükte üyeliğin 3 şartı, “Tüzük ve programı benimsemek, ödentisini düzenli olarak vermek ve Parti örgütlerinden birinde çalışmayı kabul etmek” olarak ifade ediliyor.

Tüzük ve programı benimsemek ideolojik birlik için gereklidir. Vatan Partisi’nin mali gücü üyelerinin ödentisi ve bağışlarıdır. Bu güçle Vatan Partisi herhangi bir sermaye gurubunun veya AB fonlarının desteğine muhtaç olmadan ayakta durabilir.

Parti örgütlerinden birinde çalışmayı kabul etmekle, Partinin örgütlü bir bütün olduğunu ve özellikle temel örgütleri ile halkın mücadelesine önderlik edebileceğini anlamış oluyoruz. Vatan Partisi’nin öncü parti olarak örgütlenmesini ortaya koyan hükümler bunlardır. Bu nedenle Vatan Partisi kitle partilerinden ayrılır.

Madde 13. Üye Ödentisi
Üyelik ödentisi o kadar önemlidir ki, ödentisini ödemeyen üyeler için yaptırımlar getirilmiştir. Ödentisini altı aydan fazla bir zaman içinde ödemeyen üyeler, yönetim kurulunun kararıyla Partiden çıkarılır. Devrimci partilerde böyledir. CHP’nin 1931 yılında kabul edilen tüzüğü incelendiğinde, aynı hükümlerin orada da yer aldığı görülebilir.

Madde 14. Üyeliğe Giriş
Üyeliğe giriş ile ilgili olarak bir yönetmelik hazırlanmıştır. Bu yönetmelikte ilçe örgütünün ve il örgütünün üyenin Partiye kazanılması ile ilgili görevleri ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Parti örgütlerinin en önemli görevi çok sayıda üye kazanmak, aday üyeleri eğitmek ve örgütlemektir. Üye kayıtları, üye fişleri, üye kayıt defteri düzgün olarak işlenmelidir.

Tüzükte şöyle deniyor: “Üyelik için başvurular, çalıştığı veya oturduğu ilçeye bildirilir.” Yani üye kayıtları, ya çalıştığı işyerinin bağlı olduğu ilçe örgütüne veya ikamet ettiği ilçe örgütüne yapılır. Ancak, siyasi partiler yasası gereğince, yalnız ikametgah adresinin bulunduğu ilçe örgütüne üye kaydı yapılabileceği görüldüğünden, tüzükteki bu maddenin değiştirilmesi gerecektir. Bu durum, Vatan Partisi Üye Yönetmeliğinde bu yönde bir değişiklik yapılarak, geçici olarak çözülmüştür.

Madde 15. Üyenin Görevleri
Üyelere dokuz görev verilmiştir. Ancak üyenin bu görevleri başarabilmesi için örgütlü bir bütünün parçası olması yani, bir temel örgütün üyesi olması gereklidir. Üyenin bir temel örgütü yoksa bu görevleri yerine getiremez. İlçe başkanlığı üyeyi bir temel örgüte yerleştirememişse ve denetleyemiyorsa, üyenin görevlerini yerine getirip getirmediği bilinemez. Önce ilçe başkanlığının görevini tam olarak yerine getirmesi gereklidir ki üye görevlerini yerine getirsin.

Madde 16. Üyenin Yer Değiştirmesi
Burada da üyenin bir temel örgütte örgütlü olması önem kazanıyor. Üyenin bir temel örgütü olacak ki, o üye başka bir ilçeye veya başka bir ile taşındığı zaman yeni adresini ilçe örgütüne bildirsin; o da yeni adresindeki il örgütüne bildirebilsin. İletişim, il başkanlıkları üzerinden yapılır. Üyeler örgütsüz olursa bu nakil işlemleri yapılamaz veya sınırlı olarak yapılır.

Madde 17. Üyelikten Çekilmek
Üyelikten çekilmek bir hak olarak tanınmıştır. Ancak, üyenin hangi sebeplerden dolayı istifa ettiğini bilmek önemlidir. Bu nedenle istifa eden üyenin bu eylemine sebep olan etkenler öğrenilmeli ve mümkünse giderilmelidir. İlçe yöneticilerinin bu konuda kendi kusurları varsa düzeltme yönünde hareket etmeleri doğru olur.


IV. ÖRGÜT

Bu bölümde 18. Maddeden 44. Maddeye kadar merkez organları, il, ilçe ve belde örgütleri ile kollar ve yan kuruluşların yetkileri ve görevleri, nasıl seçilecekleri, seçimlerin temel kuralları anlatılıyor.

Bu bölümde dikkat çekilmesi gereken önemli kurallar şunlardır;
Partiyi Genel Başkan temsil eder ve Genel Başkan sadece Merkez Karar Kurulu (MKK)’nun ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK)’nun değil, Partideki bütün örgütlerin başkanıdır. Aynı şekilde, il başkanı da sadece il yönetim kurulunun değil, o ilde bulunan bütün örgütlerin (ilçe örgütleri, köy-mahalle temsilcilikleri, temel örgütler) başkanıdır. Elbette ilçe örgütlerinin ve temel örgütlerin başkanları olacaktır. Ama burada bilinmesi gereken özellik, hiyerarşi olarak Genel Başkanın ve il başkanlarının durumudur.

MKK, MYK, Merkez Disiplin Kurulu (MDK) üyelerinin seçildiği genel kurultaylarda ve, il ve ilçe yönetim kurulu üyelerinin seçildiği kurultaylarda, adaylar tek bir listeye yazılır; buna çarşaf liste denir. Aday listelerinde asıl ve yedek ayrımı yapılmaz. Farklı görüşteki adaylar kendilerini ifade edebilir ancak ayrı bir liste ile seçime giremez. Bu kural Parti içi demokrasi ilkesinin önemli bir unsurudur.

Temel Örgüt 31. Maddede anlatılmıştır. Ayrıca temel örgütlerin işleyişini düzenleyen bir yönetmelik vardır (Temel Örgüt Yönetmeliği). Bu durum temel örgütlere ne kadar önem verildiğini gösterir.

44. Maddede yer alan Gelirler bölümüne 8. Kurultayımızda bir ilave yapılmış, Üst Örgüt Ödentisi yaptırıma bağlanmış ve işleyişini düzenleyen bir yönetmelik hazırlanmıştır. Mali çalışmayı düzenleyen Maliye Muhasebe Yönetmeliği de özellikle saymanlar tarafından bilinmeli ve uygulanmalıdır.

V. DİSİPLİN

Bu bölümdeki 45, 46 ve 47. Maddelerde disiplin suçları ve disiplin cezaları ile disiplin işlemleri anlatılır. Ayrıntılı bilgi Merkez Disiplin Kurulu yönetmeliğinde bulunur.
Vatan Partisi’nde kimseye fikirlerinden dolayı ceza verilmez. Farklı fikirlerin ifade özgürlüğü korunur. Ancak Parti tüzük ve programına ve organ kararlarına aykırı hareket edenler ile hizip kuranlar cezalandırılır.

Parti ahlakını sağlamlaştırmak
Öncü Partide çıkarcılığa, ayak oyunlarına, sinsi yöntemlere, dolap çevirmelere, dedikoduculuğa izin verilemez. Halkın ve Partinin çıkarını yüksekte tutmak, saydam, açık sözlü, dürüst olmak esastır.
Öncü Parti üyeleri Parti yönetimini ve arkadaşlarını, organlarda ve Parti kamuoyu önünde açıkça, çözüm göstererek, yapıcı bir üslupla ve arkadaşça eleştirmekten çekinmez. Eleştirilere misillemede bulunmak yerine, eleştiriden öğrenmeye gayret gösterirler. Hata yapan arkadaşların hatalarını yenmelerine ve örnek Partili olmalarına yardımcı olur. Bütün Parti örgütleri, hatadan öğrenme yöntemini izler. Hatalarını, doğruların öğretmeni olarak değerlendirir.
Partimizin namusu, bencilliğe değil elseverliğe dayanır.
Emek en yüce değerdir, emeğe göz dikmek namusla bağdaşmaz.
Cumhuriyet Devrimi halkımıza çağdaş namusu ve kamuculuğu getirdi. Bizim namusumuz, aynı zamanda Atatürk Cumhuriyetinin namusudur, Halkevlerinde, Köy Enstitülerinde, Cumhuriyet kurumlarında yetişen Cumhuriyet yurttaşının namusudur. Haziran Ayaklanması ile ayağa kalkan namus, aynı birikimden geliyor.
Amaç birliği, milletimizin büyük özlemlerine hizmet ruhu, karşılıksız emek, vatanımız için fedailik geleneği, kamuya öncelik, devrimci arkadaşlık, acıları ve sevinçleri paylaşma geleneği, sevgi, saygı ve paylaşma, Partimizi başarıya taşıyan namus değerleridir. Bu değerler halkımızın binlerce yıllık geleneklerinde mevcuttur ve biz bu halkın öncüleri olarak bu değerlerin doruğunu temsil ediyoruz. Bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz.

Partimizi Güzelleştirmek
Programımızın özü, halkımızın hayatını güzelleştirmektir, Türkiye’mizi güzelleştirmek, çağdaşlaştırmak ve aydınlatmaktır. Bu yoldan insanlığın güzelleşmesine katkıda bulunan bir mücadelenin partisiyiz.
Halkımızın hayatını güzelleştirmek, Partimizi güzelleştirmekten başlar. Öncü, halka örnek olacaktır.
Türkiye’yi yönetme birikimine sahip olduğumuzu, güzelliğimizle ortaya koymalıyız.
Güzelleşmenin denek taşı, kadın-erkek ilişkilerinin güzelleşmesidir. Kadına içten saygı, kadının değerini bilmek, kadının önderlik yeteneklerini geliştirmek ve önündeki barikatları elbirliğiyle yıkmak, güzelleşmenin ölçüsüdür.
Partimizin dilini güzelleştireceğiz. Türkçe’nin kurtuluşu, Türkiye’nin kurtuluşudur. Türkçe’yi, bir bilim, uygarlık ve sanat dili olarak geliştirmek, Partimizin görevidir. Türkçe’ye özenmek, devrime ve uygarlaşmaya özenmektir. Halkımıza güzel seslenecek, güzel Türkçe’yle yazacak, güzel Türkçe’yle konuşacağız.
Güzel olmak, bir mutluluk ilkesidir. İnsan, yalnız maddi araçlarla mutlu olmaz, asıl mutluluk kaynağı güzelliktir.
Emekçi kültürü ve Cumhuriyet ülküleri, aynı zamanda güzellik ideolojisidir.
Partimizdeki Ortaçağdan kalma veya sömürücü sınıflara özgü kabalıklara, hoyratlıklara, çirkinliklere elbirliğiyle son vereceğiz.
İşçi Partililer, halka, yurttaşlara ve birbirlerine gül yaprağından daha ağır söz söylemeyecek, ince ve zarif davranacak, birbirlerini güzellikle güzelleştireceklerdir.
İçte güzellik. Yüzde güzellik. İşte güzellik.
(Vatan Partisi 9. Genel Kurultayında kabul edilen Merkez Karar Kurulu Raporundan)

SORULAR
1-Parti hukuku açısından Tüzük ne ifade eder?
2-Partinin ideolojisi ve teorisi hangi belgesinde bulunur?
3-Sınıf partisi, kitle partisi, öncü parti, merkez sağ parti, merkez sol parti kavramları neyi ifade eder? Vatan Partisi bunlardan hangisidir?
4-Vatan Partisi’ne neden bütün işçiler üye olmuyor? Bütün işçilerin üye olması mümkün mü ve doğru mudur?
5-Kitle partisi olmadığı için mi Vatan Partisi’nin üye sayısı artmıyor? “Öncüleri Partiye kazanalım” diyoruz. Öncü dediğimiz insanlar kimlerdir, nasıl örgütlenir? “Halkın mücadelesine önderlik etmek için ve mücadele içinde örgütlenmek” ne demektir?

KAYNAKLAR
1.Vatan Partisi Tüzüğü
2.İşçi Partisi 7. Genel Kongre’de Genel Başkanı’nın kapanış konuşması ( Teori Haziran 2007)
3.İşçi Partisi 7. Genel Kongre Raporu ( Teori araalık 2006)
4.Vatan Partisi Temel örgüt Yönetmeliği
5.Vatan Partisi ÜYELİK YÖNETMELİĞİ

BU DERSİN EK NOTU: VATAN PARTİSİ TÜZÜĞÜNDE ÖRGÜTLENME İLKELERİ-Utku Reyhan

EK NOT: VATAN PARTİSİ TÜZÜĞÜNDE ÖRGÜTLENME İLKELERİ
Utku Reyhan, İP MKK Üyesi
Mayıs, 2014

Partimiz, örgütlenme anlayışına ilişkin ilkelerini tüzüğünde üç başlık altında özetlemiştir. Bunlar:
a)Demokratik Merkeziyetçilik
b)Üyelerin ve Alt Organların Girişkenliğini Geliştirmek
c)Saydamlık
olarak belirlenmiştir. Bu üç maddede belirtilmiş olan ilkeleri, mücadelemizden güncel örneklerle birlikte açmaya çalışacağız.

Demokratik Merkeziyetçilik
Bu ilke, uluslararası düzeyde geçmişten bugüne devrimci partilerin en temel ilkelerinden biri olagelmiştir. İlke, birbirine zıtmış gibi görünen iki temel kavrama gönderme yapmaktadır: “Demokrasi” ve “merkeziyetçilik”. Yaygın liberal, sahte özgürlükçü yaklaşımlara göre demokrasi ile merkeziyetçilik yan yana bulunamayacak, birbirinin karşıtı olan iki kavramdır. Eğitim boyunca, yaygın kanının aksine, bu iki kavramın devrimci bir partide nasıl yan yana gelebildiğini, dahası, yan yana gelmediği durumlarda kavramların tam anlamıyla kendilerini gerçekleştiremediğini kanıtlamaya çalışacağız.

Demokratik Merkeziyetçilik, çağdaş tarih boyunca ilerici örgütlenmeler içinde -ismi değişse de- tartışılmış bir ilkedir. Birinci Enternasyonal’de Marx ve Engels ile anarşistler arasındaki tartışma, Rusya Sosyal Demokrat Vatan Partisi’nde Bolşevikler ile Menşevikler arasındaki tartışma ya da Avrupa’nın özgürlükçü “sol” partileri ile Doğu’nun geleneksel devrimci partileri arasındaki tartışma, örgütsel boyutta bu temelde yürütülmüştür.

Tüzüğümüzde yer alan ifade ile “Vatan Partisi’nin temel örgütlenme ilkesi, demokratik merkeziyetçiliktir.”

O halde Partimiz, en üst karar ve yürütme kurullarından en alt temel örgütlerine kadar, bu ilke temelinde örgütlenmelidir. Bu ilkeyi şöyle şemalaştırabiliriz:

Parti organlarının seçimi ve karar alma süreçleri  Aşağıdan yukarıya = Demokrasi
Parti kararlarının uygulanması  Yukarıdan aşağıya = Merkeziyetçilik

Partimiz bu iki yönden “demokrasi” yönünün esas olduğunu tüzüğünde belirtir: “Parti hayatında demokrasi esastır.” Nitekim tüzüğün “Demokratik Merkeziyetçilik” başlığının açıklandığı bölümlerde esas ağırlık Partimizde demokratik bir hayatın neden gerekli olduğuna ve demokrasinin nasıl uygulanacağına ayrılmıştır.

“Parti, üyelerin girişkenliğini geliştirir; farklı görüşlere ifade özgürlüğü sağlar, saydamlığı uygular.”
Partimiz Türkiye’nin aydın ve öncü birikiminin bir kısmını örgütlemiştir. Bu birikim yalnızca Partimizin değil, Türkiye’nin de birikimidir. O halde Partimizin mücadelesinde bu birikimi değerlendirmesi hayati önemdedir. Farklı yetenek ve görüşteki binlerce üyenin yeteneklerini ve fikirlerini Partimizin ortak akıl ve iradesine katmak, üyelerimizin yeteneklerini değerlendirebileceğimiz görevler icat etmek Partimizi daha da güçlendirecek ve çok çeşitli alanlarda daha donanımlı hale getirecektir.

Bu anlayışa karşı dönem dönem Partimiz içerisinden tutucu itirazlar yükselmektedir. Sözgelimi Partimize yeni üye olmuş emekli bir generali ele alalım. Koca koca birlikleri, bazen büyük çaplı operasyonları yönetmiş bir komutanın, bir parti örgütünü yönetemeyeceğini düşünen arkadaşlarımız oluyor. Genelde itirazlar “Partiyi tanımıyor”, ”Ordu yönetmek parti yönetmeye benzemez” biçiminde olmaktadır. Bir parti örgütü ile bir askeri birlik arasında farklar bulunmakla birlikte itirazlar, ideal ve hayat dışı bir parti tanımını göstermektedir. Burada iki yönlü bir yanlış vardır. Bir orduyu sadece silah taşıyan kimselerden oluşan ve siyasal, toplumsal bütün anlamlarından soyutlayan dar bir bakışın yanı sıra, ordu yöneten bir kişinin neden parti yönetiminde başarısız olacağına dair gerçek ve nesnel bir gerekçe de söylenememektedir. Bu anlayış Partimizi dar ve mafyatik bir çizgiye sürükler. Sorulması gereken soru şudur: Ordu yönetmiş general, kürsü yönetmiş öğretim üyesi, sendika yönetmiş işçi, orkestra yönetmiş şef ya da binlerce kişilik yürüyüşleri yönetmiş gençler yönetemeyecekse, Partimizi kim yönetecektir? Üyelere karşı güvensizlik, yeteneklere karşı şüphe ve yeniliklere karşı “korumacılık” bünyemizden atmamız gereken hastalıklarımızdandır. Bırakalım “rahatımız kaçsın”!

Tüzüğümüzden okuyoruz: “Vatan Partisi, demokratik yapısını, organlarının ve üyelerinin emekçi karakterine dayandırır. Organların ve delegelerin bileşiminde kadınların ve gençlerin etkili oranda yer almasına özel önem verilir. Öncü Gençlik ve Öncü Kadın başkanları, bütün kademelerde yönetim kurulu toplantılarına katılırlar.”
Kadınların ve gençlerin hayatın her alanında temsili Türkiye’nin en ciddi demokratik sorunlarından biridir. Partimiz, kadın ve gençlerin yönetim organlarında temsil edilmelerini örgütlerin iradelerine bırakmamış, bunu bir zorunluluk olarak tarif etmiştir. Öncü Kadın ve Öncü Gençlik temsilcileri Partimizin bütün kademelerinde yönetim kurulu toplantılarına katılırlar, o yönetim kurulunun doğal üyesi olarak değerlendirilirler ve yönetim kurulunun diğer üyelerinin hak ve yetkilerine sahip olurlar. Toplantıya katılımları için o kurula seçilmiş olma şartı aranmaz.

Tüzüğümüze devam edelim: “Parti içinde canlı bir düşünce hayatı geliştirmek, bütün yönetici organların ve üyelerin görevidir. Parti içindeki farklı görüşler teorik gelişmenin motorudur. Bütün Parti üyelerinin, topluma karşı, programı ve temel siyasetleri savunma sorumlulukları vardır. Bununla birlikte, programın değişmesini önermek ve gerekçelerini açıklamak her üyenin hakkıdır. Parti, teorik ve siyasal olgunluğunu geliştirmek, birliğini sağlamlaştırmak ve mücadele gücünü yükseltmek için, bütün organlarında eleştiri ve özeleştiriye önem verir.”
Partimiz yaşayan, hayatın içinde olan bir partidir. Dünyanın ve ülkemizin ihtiyaçlarına göre sürekli siyasetler üretmekte, açıklamalar ya da eylemler yapmaktadır. Partimiz, kendisini sürekli güncel tutmalı, siyasetlerini hatta programını dönem dönem tartışmalı, gözden geçirmeli ve gerektiğinde güncellemelidir. Partimiz ancak ve ancak toplum içerisinde kök salmış üyeleri ve örgütleri vasıtasıyla toplumdaki dinamikleri ve çelişkileri anlayabilir. Sağlıklı ve gerçekçi siyasetler de ancak bu üye ve örgütlerin karar alma süreçlerine katıldığı bir yapıyla olanaklı olabilir. O halde Partimizin her kademeden yöneticisi, Parti içerisinde canlı bir düşünce ve tartışma ortamını yaratmak durumundadır. Partimizin il ya da ilçe örgütlerinde karar alma süreçleri genelde işletilmemekte, birkaç arkadaşın bazen ayaküstü istişareleriyle kararlar alınmaktadır. Hâlbuki üyelerinin ve örgütlerinin rapor ve önerilerini dinlemeyen bir önderlik, toplumun gerçekliğinden hızla kopar, ayakları yere basmayan taktik ve siyasetler üretmeye başlar.

Parti örgütleri üç-beş kişinin kafa kafaya vererek karar aldığı ve uyguladığı bir tarzı terk etmelidir. Bunun için çeşitli yöntemler vardır. Örneğin bir ilçe ya da il yönetimi düzenli aralıklarla (1 ay, 2 ay gibi) genel üye toplantıları düzenleyebilir. Bu, bir meclis gibi değerlendirilebilir. Burada çıkan görüş, öneri ve yönelimler titizlikle değerlendirilebilir.
İl ya da ilçe yönetim kurulları, dönem dönem görüşülecek gündeme göre toplantıya bazı üyeleri katarak kendisini genişletebilir. Böylece o gündemde konunun muhatabı olabilecek üyelerin katkıları alınmış olur. Örneğin bir ilçe örgütümüz yöredeki köylü mücadelesi hakkında görüşme yapacaksa köylü üyelerimizin mutlaka görüşlerini almalı, ayrıca bu görevi onlara vermeli, işi birlikte planlamalıdır.

Benzer biçimde Partimizin Genel Merkezi de sürecin uygun olduğu koşullarda il başkanlarının görüşlerinin alınacağı toplantılar düzenlemelidir. İl başkanları toplantıları, önceden alınan kararların tebliğ edildiği toplantılar değil, kararların müşterek biçimde alındığı toplantılar olmalıdır. Örneğin, Partimizin katılacağı bir seçimle ilgili siyasetleri, il başkanlarının fikirleri alınmadan kesinlikle belirlenmemelidir.
Farklı görüşlerden korkmak özgüvensizlik belirtisidir. Her şeyi en iyi kendisinin bildiğini düşünen yönetici de aslında en az şey bilen yöneticidir. Fikirlerin ve eleştirilerin önünü açmak Partimizi daha da ileri götürecektir. Partimizin en başarılı örgütleri, demokratik katılım süreçlerini en iyi işleten örgütleridir. Bunu yapmayanlar ise giderek daralmakta, sığlaşmakta ve “kafadarlar örgütü” biçimine dönüşmektedir. Bu örgütlerde arkadaşlık ve yoldaşlık değerleri yıpranmakta, eleştiri ve düzeltmenin yerini dedikodu ve entrika almaktadır. Demokrasi ve katılım, Parti yaşantısının olmazsa olmazıdır.
“Yönetim kurulları, çeşitli Parti görevleri için oluşturulan kurullar ve Partinin seçimlerde göstereceği adaylar, ilke olarak seçimlerle belirlenir.”

Partimiz tüzüğünde, her türlü keyfiyetin önüne geçecek tedbirler almıştır. Yukarıdaki ifade de bu durumun en önemli örneklerinden biridir. Partimiz seçim yapma ilkesini sadece örgüt yönetimlerinin belirlenmesi için koymamıştır. Parti içinde kurulacak çeşitli komitelerin oluşturulmasında dahi ilke olarak seçim usulünün uygulanmasını önermiştir. Partimiz bu yönüyle Türkiye’nin en demokratik partisidir.
“Partinin halka önderlik yeteneğini yükseltmek ve iktidar hedefine ilerlemek, disiplinin yol gösterici ilkeleridir. Kararların uygulanmasında ve görevlerin yerine getirilmesinde, azınlık çoğunluğa, alt kademeler üst kademelere, bütün Parti Merkez Karar Kuruluna uyar. Üst kademeler Parti kararlarının uygulanmasını denetler. Alt kademeler, üst kademelere rapor verir. Üst kademeler, raporları değerlendirir ve cevaplar.”
Tüzüğümüzün “Demokratik Merkeziyetçilik” başlığında “merkeziyetçilik” vurgusunun yapıldığı tek paragraf burasıdır. Disiplin, devrimci mücadelenin olmazsa olmazıdır. Düşmanımız olan emperyalist kapitalist düzen, alabildiğine hiyerarşik ve disiplinli bir biçimde örgütlenmiştir. Bu düzene karşı mücadele de kurallarla ve disiplinle gerçekleştirilebilir.
Üyelerin ve alt örgütlerin mümkün olduğunca katılımlarıyla alınan kararlar, yine o üyeler ve alt örgütler tarafından tartışmasız ve tereddütsüz uygulanır. Karar alma sürecinde, alınan karara itiraz eden Parti üyeleri de bu kararı benimsemek ve uygulamakla yükümlüdür. Üyelerimiz, karar alma süreçlerine katılamadıkları durumlarda, örneğin acil ya da ani karar verilmesi gereken durumlarda, yine alınan kararın gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür. Eylem boyunca itirazlar bir kenarda bırakılır. Her etkinliğin sonunda (örneğin bir seçim çalışması, basın açıklaması, piknik vb.) değerlendirme toplantıları yapılmalı ve eleştiriler burada dile getirilmelidir. Böylece tespit edilen hatalar, örgütün ortak hafızasına alınmış olur.
Raporlar, Partimizin belleğidir. Alt örgütler üst örgütlere düzenli aralıklarla sayısal veriler içeren raporlar vermelidir. Ayrıca çeşitli eylem ve etkinliklere ilişkin bilgilendirme ve değerlendirme raporları da (örneğin 1 Mayıs etkinliği, herhangi bir miting vs.) yine raporlanarak iletilmelidir. Bu raporlar hem o örgütte hem de iletildiği üst örgütte titizlikle arşivlenmeli ve daha sonra o örgütümüzü yönetecek kişilerin bilgisine sunulmalıdır. Tecrübeler bu şekilde yazılı ve somut olarak aktarılmış olur. Tecrübe aktarımında sözlü değil yazılı aktarım çok daha önemlidir. Bu raporlar yardımıyla üst örgüt aldığı kararların uygulanıp uygulanmadığını ya da ne kadar uygulandığını denetler ve sonuçlar çıkarır. Raporlarda kesinlikle öznel değerlendirmelerden kaçınılmalıdır. Sayılar gerçek olmalı ifadeler olgulara dayanmalıdır. Partimizde dönem dönem “abartma” hastalığı görülmektedir. Hâlbuki doğru siyasetler üretebilmemiz için doğru bilgilere ihtiyaç vardır. Yanlış bilgi, Partimizi yanıltır ve yanlışa sürükler.
Parti hayatında, demokrasi olmadan merkeziyetçilik güdüklüğe ve sığlığa, merkeziyetçilik olmadan demokrasi ise liberalizme ve keyfiliğe yol açar. Bu iki kavram gerçek anlamlarını ancak birlikte bulabilir.

Üyelerin ve Alt Organların Girişkenliğini Geliştirmek
Tüzüğümüzde şu ifade vardır: “Merkez organlar ve üst kademeler, alt kademelerin ve üyelerin girişkenliğini geliştirir, onların Partinin yönetimine ve genel olarak Parti yaşamına en etkin ve yaratıcı biçimde katılmaları için gerekli işleyişleri kurar ve geliştirir.“
Parti içi görevlendirmelerde üyenin niteliği ve isteği öne alınmalıdır. Özel yetenekleri olan üyelerimize o yeteneklerini köreltecek iş ve görevler tarif edilmemelidir. Tersine o yeteneklerini milletin çıkarı için kullanabileceği görevler verilmelidir. Bu şekilde üyelerimiz en verimli olacağı alanlarda değerlendirilmiş olur. Görevlendirmeye ilişkin kararlar üyenin gıyabında alınmamalı, kendisine danışılarak, fikirleri ve istekleri değerlendirilerek alınmalıdır. Örneğin makine mühendisleri mücadelesinde büyük başarılar kazanabilecek bir üyemizi, ilgisiz alanlara zorla yönlendirmemeliyiz.

Üyelerimiz görev alma konusunda iştahlı olmalıdır. Kendisinin Partiye ve dolayısıyla milletimize en büyük katkıyı sağlayabileceği görevi tespit etmeli ve talep etmelidir. Partimizde bazen üyelerimiz görev alma konusunda tutukluk yaşamaktadır. Bunun çeşitli sebepleri vardır. Bazı üyelerimiz görev isteme ya da yeni bir görev icat etme durumunda bunun yadırganacağını düşünmektedir. Bazı üyelerimiz ise bir göreve talip olduğu zaman o görevi yürüten arkadaşın üzüleceğini ya da darılacağını düşünmektedir. Partimizde bu gibi anlayışlar olmamalıdır. Göreve birçok arkadaş talip olmalı, diğer üyelere neden talip olduğunu ve neler yapacağını anlatmalı, sonuçta devrimci rekabet içerisinde en doğru kişi seçilmelidir. Partimizde küskünlükler olmaz.
Yöneticiler her Parti üyesinin gönül rahatlığıyla görev talep edebileceği demokratik bir ortam yaratmakla yükümlüdür. Yöneticiler yine üyelere ve alt örgüt yönetimlerine geniş karar ve hareket alanları tanımalıdır. Başarılı örgüt, karşılaştığı bir sorun karşısında herhangi bir talimat beklemeden harekete geçen, refleksleri güçlü ve kendi dinamiklerini hızla harekete geçirebilen örgüttür. Burada üst örgüt, alt örgütüne güvenmeli, hata yapsa bile o örgütü cesaretlendirmelidir.

Saydamlık
Tüzükten: “Vatan Partisi’nde teoriye, programa ve siyasete ilişkin sorunlar, açık tartışmayla çözülür.”
Saydamlık, Partimizin olmazsa olmaz ilkelerinden biridir. Saydamlığın önemli bileşenlerinden birisi, açık tartışmadır. Partinin teoriye, programa ya da siyasete ilişkin sorunlarının üstü örtülmez, demokratik bir biçimde seçilmiş organlarda ya da üye toplantılarında özgürce ve kısıtlama olmaksızın tartışılır. Örneğin Partimizin 2006 yılında kabul ettiği bugünkü tüzüğü, geniş bir tartışma sürecinin sonucunda kabul edilmiştir. Tüzük taslağı hakkında birkaç ay boyunca temel örgütlerden başlayarak yoğun bir tartışma yürütülmüş, yayın organlarına fikirler yazılmış ve bu sürecin sonunda toplanan 7. Genel Kongre’de yapılan görüşmelerle tüzük taslağı oylanmış ve onaylanmıştır.
Genel üye toplantıları, kadro toplantıları, kurultaylar ve çeşitli yayın organları bu tartışmaların açıklıkla yapılabileceği ortamlardır.
“Vatan Partisi’nin gelir ve giderleri, organların ve üyelerin bilgisine sunulur. Her kademedeki Parti yöneticileri, milletvekilleri, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ve il genel meclisi üyeleri, seçildikleri ve görevi bıraktıkları ilk hafta içinde bağlı bulundukları Parti örgütüne mal beyanında bulunurlar. “
Partimizin mali kaynakları üyelerimize ve milletimize dayanmaktadır. Bütçelerimiz buralardan toplanan kaynaklardan oluşmaktadır. Bu yüzden 1 kuruşuna dahi özen göstermek durumundayız. Parti üye ve yöneticileri her türlü harcamada milletin parasının ve devrimin kaynaklarının kullanıldığının bilinciyle hareket etmek zorundadır.
Hesaplarımız açık, şeffaf, belgeli ve denetlenebilir olmak zorundadır. Her gelirin karşılığında mutlaka bir belge verilmeli, her gider de mutlaka belgelendirilmelidir. Hesaplar, üyelerimizin denetimine açık olmalıdır. Gelirleri ve giderleri gösteren raporlar, kalem kalem Parti binalarında bulunan panolara aylık olarak asılmalıdır. Alt örgütler mali durumlarını gösteren raporları üst örgütlerine beyan etmelidir. Partimizin mali işlemlerinde güven değil belge esastır.

Paylaş:

Yorum Yap