Ana Sayfa Haberler AYNI DÜŞMANA KARŞI İKİ ZAFER BAYRAMI

AYNI DÜŞMANA KARŞI İKİ ZAFER BAYRAMI

693

Deniz Bozkır/Öncü Gençlik Ankara İl Yöneticisi
Gözen Esmer/Öncü Gençlik DTCF Temel Örgütü üyesi

20. yüzyılda kapitalizmin en yüksek aşamasına yani emperyalizme ulaşmasıyla dünyadaki baş çelişki proleterya ve burjuvazi arasında olmaktan çıkıp ezen ve ezilen uluslar arasında oluştu. Ve 20.yüzyılda dünyada mazlum milletler tarih sahnesine çıkarak emperyalizme karşı milli kurtuluş savaşlarını gerçekleştirdi.

Tarihi Değiştiren İttifak: Sovyet-Türk Dostluğu

Denilebilir ki dünya devrimlerinin büyük bir çoğunluğu vatan savaşı verilerek gerçekleştirilmiştir.

Birinci Dünya Savaşı’yla birlikte paylaşım savaşına girişen ülkeler mazlum dünya milletlerinin vatanlarına ve özgürlüklerine göz diktiler. Toprakları kendi aralarında harita üzerinden rahatlıkla paylaşıp işgale kalkıştılar. Dünya savaşında iki emperyalist cepheden birinde savaşa katılmış olan Rusya’da gerçekleşen Ekim Devrimiyle beraber Rusya saf değiştirerek mazlumların cephesine katıldı.

Emperyalistler, gizli paylaşım anlaşmalarını açığa çıkartan Rusya’yı işgal etmeye kalkıştı. Onbinlerce askerle Sovyet topraklarına saldırdı, Bolşevik Devrimi’ni yıkmaya çalıştı. Keza Kurtuluş Savaşımız emperyalizme karşı mücadelede umut kaynağı olmuş ve mazlum milletlerin ve insanlığın önünü açmıştır. Türk ve Rus devrimleri emperyalizme karşı mücadele ile ilerlemiş ve bu mücadelede birbirlerine dayanmıştır. Aralov anılarında Lenin’in Atatürk ve Türk Kurtuluş Savaşı hakkında kendisine söylediklerini şöyle anlatıyor: “Türkler, milli kurtuluşları için savaşıyorlar. Emperyalistler Türkiye’yi soyup soğana çevirdiler, hala da soyuyorlar. Köylüler ve işçiler buna katlanamadılar ve baş kaldırdılar. Sabır bardağı taştı, gerek Doğu halkları gerek biz, emperyalist kuvvetlere karşı savaşıyoruz. Sovyetler Birliği emperyalistlerle olan işini bitirdi. Onları bozguna uğrattı ve memleketten kovdu. Onların dişlerini söktük, keskin tırnaklarını vücudumuza geçirmelerine izin vermedik. Mustafa Kemal Paşa tabii ki sosyalist değildir ama görülüyor ki iyi bir teşkilatçı, kabiliyetli bir lider, milli burjuva devrimini idare ediyor. İlerici akıllı bir devlet adamı. Bizim sosyalist devrimimizin önemini anlamış olup Sovyet Rusya’ya karşı olumlu davranıyor. O, istilacılara karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. Kapitalistlerin gururunu kıracağına, padişahı da yardakçılarıyla birlikte silip süpüreceğine inanıyorum. Halkın ona inandığını söylüyorlar. Ona yani Türk halkına yardım etmemiz gerekiyor. İşte, sizin işiniz budur…”

Lenin Aralov’a bunları söylerken aslında şu gerçeğe dayanıyordu: Emperyalizme karşı mücadelede başarı kazanmanın yolu iki şartı yerine getirmektir. Birincisi ülke içinde, millet arasında birliği ve bütünlüğü sağlamak, en geniş cepheyi kurmak, ikincisi ise emperyalizme karşı olan kuvvetlerle ve milletlerle işbirliğine gitmek ve ittifak kurmaktır. Türk ve Rus Devrimleri işte bu iki şartın yerine getirilmesiyle ilerledi ve 20.yüzyılın ve 21.yüzyılın kaderini belirledi; Asya’da ve tüm mazlumlar dünyasında devrimlerin fitilini ateşledi.

Öncelik İç Cephede Birlik

Tarih iç cepheyi birleştirebilenlerin zaferine de iç cepheyi birleştiremeyenlerin, dağıtanların bozgununa da şahit oldu. Somut durumun somut tahlilini yapanlar, baş çelişkiye göre konumlanan kuvvetler her zaman başarı kazandı.

1939 yılında başlayan emperyalist savaşa Sovyetler Birliği Nazi Almaya’sının kendisine saldırmasıyla 1941 yılında dahil oldu. Savaşın adı tüm dünya için 2. Dünya Savaşı olmasına karşın Sovyet ülkelerinde ve Sovyetler Birliği’nde adı Büyük Anavatan Savaşı olarak adlandırıldı. Savaş sırasında faşist birlikleri Sovyetler Birliği’nin 2 büyük şehri Leningrad ve Stalingrad’ı ve başkent Moskova’yı kuşatmıştı. Stalin ve Komünist Parti liderleri 20 yıl önce devirdikleri İmparatorluğun bayraklarıyla Sovyet vatandaşlarını faşist işgale karşı direnmeye çağırdı. Kutuzov’un ve diğer birçok İmparatorluk generalinin yaptığı gibi anavatanı için savaşmaya, direnmeye çağırdı. İşgale karşı en büyük cepheyi oluşturdu. Emperyalist işgale karşı tüm vatanı birleştirdi. Mazlum milletlerin bayrağını faşizmin kalbine sapladı.

Keza Çin’de ise Japon işgaline karşı Çin Komünist Partisi ve Mao Zedong ülke içinde karşı karşıya geldiği Sun Yat-Sen’in üç halk ilkesinden sapmış Çan Kay Şek ve Guomidang ile iki kez ittifak kurmuştur. Savaş sırasında Çan Kay Şek’in saldırılarına rağmen ittifakı bozmamıştır. Yine Mao Zedong Japon İşgaline karşı bütün milli sınıfları birleştirmiş bu süreçte Sun- Yat-Sen’in Üç Halk İlkesi’nde bir program belirlenmiştir. Ayrıca Çin Devrimi gerçekleşirken Mao Zedong Guomidang üyesi generallerden, bürokratlardan faydalanmış ve bütün milleti birleştirmiştir. Bugün Çin Halk Cumhuriyeti’nin bayrağındaki 4 yıldız ülkedeki milli sınıfları beşinci yıldız ise onları birleştiren partiyi temsil etmektedir.

Türkiye’de ise Kurtuluş Savaşı yıllarında TBMM saltanatı ve hilafeti kurtarmak adına açılmış daha sonra Atatürk’ün önderliğinde TBMM Cumhuriyet Devrimi’nin meclisi olmuştur.

Bugün ise dünyadaki baş çelişki emperyalist devletler ile milli devletler arasında, ezen milletler ile ezilen milletler arasındadır. Sınırlarımıza ABD tankları dayanmışken, ABD işbirlikçileri ülkemiz içinde terör eylemleriyle, medyada bozguncu fikirleriyle milletin bütünlüğünü bozmaya çalışırken Türk Milleti’ne ve bize düşen bu tarihsel dostluğa dayanmak ve emperyalizme karşı hem ülke içinde hem de dünyada en geniş cepheyi kurmaktır. Dünya yeniden mazlum milletlerin tarih sahnesine çıktığı ve milli devletlerin küreselleşmeyi, neoliberalizmi yendiği günleri yaşamaktadır.

oncugenclik.org.tr, 12.05.2017