Ana Sayfa Yazılar BERAT KARAASLAN YAZDI: DÜNYAYI SARSAN YÜZYIL: ATLANTİK VİRÜSÜNÜN SONU

BERAT KARAASLAN YAZDI: DÜNYAYI SARSAN YÜZYIL: ATLANTİK VİRÜSÜNÜN SONU

1149

Berat Karaaslan, İstanbul Üniversitesi

Dünya büyük bir karamsarlık içerisinde debeleniyor. Milyonlarca insan ülkenin her köşesinde virüsten korunmak için evlerine kapanmış durumda. Her gün televizyonlar, yeni yayınlanan hasta ve vefat eden insanların durumunu haber olarak veriyorlar. Covid-19 virüsü tüm dünyayı derinden etkiledi. Başarılı politikalar sayesinde Çin bu süreci atlatmış ve hayat normale dönmüşken, insana değer vermeyen ABD’de virüs ciddi kayıplar yaratmaktadır. Yaşanan süreç önümüze çok net bir tablo sunuyor. Bir tarafta virüsü yenen Çin ve ülkelerin yardımına koşan Küba, Türkiye gibi kamucu toplumlar varken diğer yanda emperyalist politikaları nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü’ne yaptığı yardımı kesen, insani yardımları engelleyen Atlantik bloku var.

Yüz Yıllık Güncel Tespit: Gerici Avrupa, İlerici Asya

Bundan yüz yıl önce Sovyet Devrimi lideri Lenin bu tespiti yapmıştı. “Emperyalizm döneminde mazlum Asya dünyasına saldıran sömürgeci Batı” tespiti bugün gene tüm haşmetiyle karşımızda durmaktadır. Ülkemizin devrimci önderi Mustafa Kemal Atatürk de özetle şöyle söylemişti. “Asyai bir milletiz. Halkımız mazlum ve mağdur bir halktır ve mazlum milletler emperyalizmi mahv ve nabut edecektir.” Yüz yıl önce ordularıyla mazlum milletleri hedef alan Emperyalist sistem yükselen Asya uygarlığı karşısında mağlup oldu. Bugünün dünyasını dikkatle tetkik edelim.

Siyasi tabloya baktığımızda çerçeve nettir. Doğu Akdeniz’de, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’yi tehdit eden blok Atlantik merkezlidir. İç siyasette gerici ve bölücü politikaları destekleyen ve milli devletimize savaş açan projeler aynı şekilde Atlantik merkezlidir.

Ekonomik tabloda ise gene aynı iki çizgi ile karşı karşıyayız. 24 Ocak 1980 döneminden beri Türkiye’ye dayatılan küreselleşme adlı neoliberal ihanet politikası gene Atlantik merkezlidir.

Sadece Türkiye değil dünya üzerinde sadece özel çıkara odaklanan, sermaye çıkarlarını gözeten emperyalist piyasa sistemi tüm dünyayı zulmü altında inletme hülyasından vazgeçmiyor. Bu politikanın karşısında direnen toplumlar ise verdikleri mücadele ile ilerici dünyanın öncüleri oluyorlar. İnsanlığı sömüren, neoliberal gericiliğin karşısında Asya’nın kamucu bayrağı mazlum milletlere bir umut olarak yükseliyor.

Atlantik Enkazından Avrasya Öncülüğüne

Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek Merhaba Kamuculuk yazılarının ilkinde şöyle demişti.

“Ellerimizdeki bayrak, Kamuculuk ve İnsancılıktı. Türkiye’de Namık Kemallerden, Genç Türklerden, İttihatçı Devrimcilerden başlar bu süreç, Atatürk önderliğinde doruğa yükselir. 1930’larda kamuculuğun şampiyonlarındandık. Aynı zamanda Hümanizmin yeni öncülerinden olduk. Refik Saydamlar, bu yoksul ülkeden sıtma, verem, trahoma, tifo, tifüs, cüzzam ve frengi gibi hastalıkları kamuculukla temizlerken, Hümanizm bayrağını Asya topraklarında yükseltiyorduk” (1)

Türkiye özellikle Covid-19 belası ile tanıştıktan sonra tüm dünya ile beraber şunun farkına vardı. Devlet kontrolünde olmayan hiçbir unsur toplum yararını gözetmez. Toplum yararını gözetmeyen her unsur ise toplumun düşmanıdır. O halde ya kamucu politika ya barbarlık! İşte akşam saat 21.00’da balkonlardan yükselen alkışların sebebi bu toplumsal bilinçtir. Türk toplumu bu bilince ulaşmıştır. Çünkü tarihimiz zorluklar karşısında toplum çıkarı ekseninde bir araya gelişlerin tarihidir, kamuculuğun tarihidir.

Özel çıkar odaklı Atlantik ülkelerini dikkatle izleyelim. Hasta oranlarının her gün ikiye katlandığı, ölüm oranlarının düşürülemediği, vefat eden insanların ise bir bavul gibi toplu mezarlara, kimsesizler misali gömüldüğü bir tablo karşımıza çıkacaktır. Medeniyet denen tek dişi kalmış canavar bu dönemde daha da belirginleşti. Emperyalist Batı ülkelerinin kendi insanına hayrı dokunamamaktadır. Çünkü çıkar odaklı Atlantik sisteminin ülkeleri virüs karşısında çaresiz kalmış ve büsbütün iflas bayrağını çekmiştir. Virüsün yıkıcı bir hasar bıraktığı Çin, kamucu politikasıyla virüsün üstesinden gelmeyi bilmişken, kibirli emperyalist ülkeler Çin’den gelecek ilaçlara muhtaç kalmışlardır. Kökeninde imparatorluk geleneği olan, hamuru kamuculukla, dayanışma ile yoğrulmuş Asya toplumları bu süreci birey odaklı değil toplum odaklı bir süreçle idare ettiğinden başarılı olmuş ve kurulacak yeni dünyanın da işaret fişeğini atmışlardır.

Ve sonuçta emperyalist sistemin topluma öcü diye gösterdiği, neoliberal taarruz altında ölüme mahkûm etmeye çalıştığı Küba, Çin, Türkiye gibi ülkeler, Atlantik sistemi içerisinde boğulan insanların hayatlarına umut olmaktadır. İtalya’da, İspanya’da, Fransa’da insanlar gözlerini Çin’den gelecek ilaca, Küba’dan gelecek doktorlara, Türkiye’den gidecek sağlık malzemesine dikmiş, elleri kalplerinde gözyaşları ile beklemektedir.

Türkiye Atlantik sisteminden kopma sürecinde olan bir ülke olarak Avrasya’nın insancıl uygarlığının öncüsü konumuna yerleşmiştir.

Atlantik Sisteminin Beklenen Kırılması

Dünya böylesi bir kargaşa içerisinde iken ve insanlığa karşı işlenen bir suç varken kesinlikle bunun bir cezası da olacaktır. İnsanlığa düşman Atlantik emperyalizmi, emeğin, dayanışmanın karşısında mahv ve nabut olmaya mahkumdur. Tarih bunun sayısız örnekleri ile doludur. Toplumların, devletlere ve sistemlere güvenmesi için o sistemlerin tehlikeyi öngörme, mücadele etme, mücadele ederken toplumu olabildiğince koruma ve tehlikeyi savuşturduktan sonra ise istikrarı yeniden oluşturmayı başarabilmesi şarttır. Bu model Asya toplumlarının uyguladığı kamucu politikalarla ve süreç içerisindeki başarılarla kendini kanıtlamıştır. ABD ve Avrupa ülkeleri ise daha problemin birinci ayağında tökezlemişlerdir. Tehlikeyi önceleyip mücadele etmemiş ve yatırımlarını yapmamışlardır. Toplum refahı değil çıkar odaklı işleyen bir sistemin ise yatırım yapması beklenemezdi zaten ve bu sebeple salgın, Atlantik ülkelerini yıkıp geçmiştir. Bütün bu olan biten tüm dünyanın özellikle Avrupa toplumlarının gözleri önünde olmuştur. Emperyalist ülkeler suçu İran’a, Çin’e atarken, halkları hastanelerde ölümü beklemektedir. En nihayetinde Avrupa halkları da bu insanlık düşmanı politikaları görecek ve kamucu ekonomiye yönelecektir. Bu yöneliş Avrupa’nın siyasi durumuna bakılırsa anti emperyalist, milliyetçi, kamucu bir yöneliş olacağından gelecek süreçte Avrupa’da net program değişiklikleri görmek çok olasıdır. Bu tabloda belki de otoriterlikle suçlanacak Avrupa siyasi iktidarları, Atlantik sisteminden programatik bir kopuşu simgeleyeceğinden yükselen Avrasya uygarlığının ön cephesinde birer ittifak unsuru olacaktır. Atlantik sistemi büyük bir kırılmanın eşiğindedir.

Dünya büyük bir devrimci sürece doğru yürümektedir. Aydınlık gazetesinde çıkan bir çeviride Henry Kissenger’in ifade ettiği gibi “Covid-19 salgını bittiğinde, pek çok ülkenin kurumları başarısız olarak algılanacaktır. Bu yargının nesnel olarak adil olup olmadığı önemsizdir. Gerçek şu ki, dünya koronavirüsten sonra asla aynı olmayacaktır” (2)

“Kara Ölüm” olarak bilinen Veba salgını döneminde insanlar, kiliseler tarafından yakılıyordu. İnsanlık o dönemde toplumlara kilisenin sistemini sorgulatmış ve büyük bir devrimci sürece katkı sunmuştu. O dönemde bu bir devrimdi. Dr. Doğu Perinçek, Merhaba Kamuculuk yazılarının yedincisinde “Büyük tehditler büyük çözümler doğurur.” diyor. Birinci ve ikinci dünya savaşları kitlesel ölümlerle sonuçlanmıştı. İnsanlık bu süreçlerden de devrimlerle çıktı. (3) Yaşadığımız süreçte de toplumlar gene büyük bir hamle ile ayağa kalkacaktır.

İnsanlık, Avrasya uygarlığının öncülüğünde kamucu, dayanışmacı, planlı ve insanların değil eşyaların yönetildiği bir sisteme yürüyecek ve gerici, emperyalist Atlantik sistemi layık olduğu yere, tarihin çöplüğüne atılacaktır.

KAYNAKÇA

  1. https://www.aydinlik.com.tr/haber/merhaba-kamuculuk-1-liberalizmin-humanizme-ihaneti-203511-2
  2. https://www.aydinlik.com.tr/haber/henry-kissinger-koronavirus-salgini-dunya-duzenini-ilelebet-degistirecek-205371
  3. https://www.aydinlik.com.tr/haber/merhaba-kamuculuk-7-mill%C3%AE-demokratik-devrimler-zamani-204125

oncugenclik.org.tr