Ana Sayfa Teoman Alili Akademisi Halil Yiğit Gök yazdı: ❝KÜRESELLEŞMENİN AYGITI SİVİL TOPLUMCULUK❞

Halil Yiğit Gök yazdı: ❝KÜRESELLEŞMENİN AYGITI SİVİL TOPLUMCULUK❞

1205

Sivil Toplumculuk ülkemizde özellikle 12 Eylül Amerikancı darbenin bir ürünü olarak gelişmiş, sistemle bütünleşmenin yanı sıra mafya – Gladyo – tarikat rejiminin bir uzantısı olarak varlığını sürdürmüştür. Sivil toplumculuk sol hareketlerin içerisine ise Sovyet sosyal emperyalizmi döneminde dahil olmuş, pek çok sözde sol hareketin ‘sosyalizm öldü’ yalanına dayanarak sistemle bütünleşmesini sağlamıştır.

STK’LARIN KÖKENİ

NGO (Non-Governmental Organisation) yani hükümet dışı kuruluşlar ‘Yeni dünya düzeni’ denilen sürecin örgütlenme aygıtıdır. ABD’nin neo liberal sistemi dünyaya yaymak istediği dönemde ortaya çıkmıştır. Küreselleşme adı altında ABD denetiminde bir dünya hedeflenmiştir. Bu kapsamda milli devletler ve milli ekonomiler hedef alınmıştır. STK’lar milli devletlerin içine yerleştirilerek operasyon malzemesi olarak kullanılmıştır. STK’lar devrimci ulus devletlerin altını oymaya çalışarak ABD emperyalizmine hizmet etmiş ve küreselleşmenin bir parçası olarak varlığını sürdürmüştür.

YENİ ORTA ÇAĞ DÖNEMİNİN ÜRÜNÜ

Sivil toplumculuk yeni orta çağ dönemi olarak adlandırılan bugün ki küreselleşmenin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Fransız devriminin özgürlüklerinden vazgeçen sivil toplumculuk, karşı özgürlükleri çağdaş uygarlıklara dayatmaya başlamıştır. Milli demokratik devrimlere karşı emperyalizmin sivil toplumculuğa dayanması da çürümüş toplumsal ilişkileri yaygınlaştırma arzusundan kaynaklanmıştır. Sivil toplumculuk ile Milli demokratik devrimlerin tüm kazanımlarına saldırılmış, yurttaşlık yerine cemaatçilik, ulus kavramı yerine etnik milliyetçilik dayatılmıştır. Ülkemizde Neo-Liberal sol olarak adlandırılan ÖDP gibi pek çok sol örgütler yeri geldiğinde orta çağ ve emperyalizm ile bütünleşmiş cemaatleri dahi savunmuştur. Bu sayede küreselleşme sivil toplumculuk adı altında dini olsun veya olmasın her türlü cemaatleri toplumun bir parçası haline getirmiştir.

SOSYALİZM ÖLDÜ YALANI

Küreselleşme ve sivil toplumcu akımın destekleyicileri ‘devrimcilik ve sosyalizm öldü’ yalanına sarılmışlardır. SSCB Başkanı Mihail Gorbaçov’un fikirlerinde dahi dünyanın sözüm ona sosyal kapitalizme gittiği yalanı söylenmiştir. Küreselleşmenin misyonerlerine göre devrimciliğin modası geçmiş, sivil toplumculuk adı altıda etnik milliyetçilik, mezhepçilik, feminist hareketler ve cinsel marjinalizm savunuculuğu yapılmaya başlanmıştır.

ABD’NİN İDEOLOJİK SALDIRISI

ABD emperyalist saldırı altında tuttuğu ülkelerde devrimci bir gelenek ve devrim tarihi bulunuyorsa tarihten koparmak için ayrıca çaba sarf etmektedir. 12 Eylül Amerikancı darbesinin ardından sivil toplumculuk ideolojik saldırısı, işçileri, çiftçileri, köylüleri kendi devrim tarihinden koparmaya çalışmıştır. Sivil toplum ideolojisini savunanlar öncü partiden vazgeçmiş, işçi sınıfı ile bağ kurmamış ve devrim tarihini inkar etmişlerdir. Öncü partinin inkar edilmesi ise başlı başına devrimcilikten kopuş olarak kayıtlara geçmiştir. Devrimci için en önemli aracın parti ve partizanlık olduğunu iddia etmeyenler ABD’nin ideolojik saldırısının esiri olmuş ve ona hizmet etmişlerdir.

STK’LAR SORUNLARI ÇÖZER Mİ?

STK’ların her türlü alanda örgütlenmesi sivil toplumcular arasında alternatif devlet anlayışının yerleşmesine sebep olmuştur. STK’lar hemen her alanda örgütlenmiş ve toplumun gözünü boyayacak hamleler yapmaya başlamıştır. Devletin olmadığı yerde biz varız propagandası STK’lar tarafından milletler arasında yayılmış ve ulus devletler hedef alınmıştır. Küreselleşme ile birlikte gelişen yeni anlayışlar sayesinde sağlıktan, kültüre hatta güvenliğe kadar STK’ların devlete ait sorumlulukları yerine getirmesi gerektiği savunulmuştur. Ancak küreselleşmenin misyonerleri açısından durum böyle gelişmemiştir. Tüm dünya yayılan COVİD-19 pandemisi emperyalizm çağının STK’larının iflası olmuştur. COVİD-19 döneminde kamucu, halkçı yeni çağdaş uygarlığı kuran Asya ülkeleri eşi benzeri görülmemiş bir mücadele vermiştir. Başta Türkiye olmak üzere, Çin, İran, Rusya COVİD-19 mücadelesinde oldukça başarılı olmuştur. Asya uygarlığının başarısının anahtarı ulus devletleri ile disiplinli, halkçı, kamucu, eşit bölüşüme sahip bir sistemi uygulamasından kaynaklanmıştır. Buna karşılık Sivil toplumcu neo-liberal devletler ise felaketi yaşamıştır. Başta ABD olmak üzere sağlık sisteminin bozukluğu, sigorta sisteminin yetersizliği ne yazık ki toplu ölümlere sebebiyet vermiştir.

Çağdaş Uygarlık Asya, COVİD-19 salgınını devletçilik ile bertaraf ederken, sivil toplumcular tam anlamıyla dökülmüştür. Küresel pandeminin ardından gelişecek süreçte ise ulus devlet güçlenmeye başlayacaktır. Bu durum devrimler çağının uygarlıklarının toplu halde kamuculuk ile başarıya ulaştığını göstermektedir. Asya terör örgütleri ile mücadele eden bir coğrafyadır. Suriye, Türkiye, İran, Rusya, Çin hem ulusal hem de küresel terör ile mücadele etmektedir. Güvenliği devletin sağlamaması gerektiğini savunan sivil toplumcular ise devletin sağladığı güvenliğin altında konuşmaktadır. Sivil toplumcularında terör sorununu ulus devletler dışında bir sistemin çözemeyeceğini kavraması gerekmektedir. STK’lar silahlı yoldan terörü bastırabilecek bir mekanizma oluşturmayı düşünemeyecek kadar kötü durumdadır. Terör ordu – devlet – millet geleneği güçlü devletlerin mücadele edebileceği bir alandır. Küreselleşmenin misyonerleri sivil toplumcular her alanda olduğu gibi terör alanında da ABD’nin planlarına hizmet ederek, ABD eksenli politikaların uygulanması için direniş eksenini kırmaya çalışmaktadır.

Hem sağlık hem sosyal hem de kültürel alanda sivil toplumculuk iflasın eşiğindedir.

ÇÖZÜM

Çözüm ulus devletler ve milli demokratik devrimlerdedir. Kamucu, halkçı, paylaşımcı uygulamalar sivil toplumculuğun yıkımının önüne geçmektedir. Halkın örgütlenme aracı ise çağdaş uygarlıklarda dernekler, sendikalar, meslek örgütleri ve her ülkenin öncü partisidir. Demokratik kitle örgütleri, sivil toplumculuk ile mücadele ederek halkın emperyalizme ve kapitalizme karşı mücadelesini dalga dalga ilerletmektedir. Çözüm halkın öncü partide örgütlü mücadele ederek iktidara gelmesidir. Sivil toplumculuğun yıkımı öncü partinin iktidarında son bulacaktır.

SONUÇ

Çağdaş uygarlık günümüzde Asya’dan yükselmektedir. Asya uygarlığı tarihin önüne geri dönülmez bir kamucu, halkçı toplum modeli koymuştur. ABD denetiminde tek hakimli dünya, küreselleşme ve onu aygıtı sivil toplumculuk yükselen uygarlıkta kan kaybederek varlığını sürdüremeyecektir. Sivil toplumculukta çözüm yoktur.

Sivil toplumculuk küreselleşmenin misyonerliğini görev edinmektir.

Halil Yiğit Gök
Psikolojik Savaş ve İdeolojik
Hegemonya Çalışma Grubu Üyesi