Ana Sayfa Yazılar RAŞİT EKİNCİ YAZDI: TÜRKİYE’NİN ENERJİ POLİTİKASI VE VATAN PARTİSİ’NİN ÇÖZÜMLERİ

RAŞİT EKİNCİ YAZDI: TÜRKİYE’NİN ENERJİ POLİTİKASI VE VATAN PARTİSİ’NİN ÇÖZÜMLERİ

2293

Raşit Ekinci, Öncü Gençlik Antalya İl Yöneticisi

Enerji kaynaklarının rezerv durumu, üretimi ve çeşitliliği ülkelerin enerji politikalarına ve birbirleriyle olan ilişkilerine doğrudan yön vermektedir. Bu politikaların en önemli hedefleri enerjiye sahip olma ya da enerji ulaşımını elinde bulundurmaktır.

TÜRKİYE’NİN ENERJİ TİCARETİNDEKİ YERİ

Türkiye, özellikle petrol ve doğalgaz rezervlerinin büyük bir çoğunluğuna sahip bölge ülkeleri ile tüketici pazarları arasında stratejik bir konuma sahiptir. Bu konum Türkiye’nin enerji politikalarını doğrudan etkilediği gibi birçok avantaj sağlarken aynı zamanda çeşitli sorumluluklar yüklemektedir. Konumundan dolayı enerji taşımacılığında transit ülke olan Türkiye, Avrasya’daki enerji kaynaklarının Avrupa’ya taşınmasında çok önemli roller üstlenmektedir. Stratejik geçiş ülkesi olan Türkiye, aynı zamanda enerji pazarı olmaya aday bir ülkedir. Ortadoğu ve Hazar Bölgesi’ni, Akdeniz’e, Balkanlar’a ve Avrupa’ya bağlayan hemen hemen tüm karayolları ve denizyolları Türkiye’den geçmektedir. Enerji güvenliği konusunda da Türkiye’ye görevler düşmektedir. Özellikle terörün enerji güvenliğini tehdit eden önemli faktörlerden olması Türkiye’nin terörle mücadeledeki başarısının doğrudan enerji güvenliğini de etkileyeceğini göstermektedir. Bölge ülkeleriyle işbirliği içinde hem güvenlik problemlerini aşmak hem de ekonomik olarak işbirliği içinde bulunmak Türkiye’nin en önemli sorumluluklarından biridir. Aynı zamanda dünyadaki günlük petrol tüketiminin yaklaşık %3’ünün Türk boğazları yoluyla taşınması nedeniyle enerji güvenliği açısından Türk boğazlarının ayrı bir önemi vardır.1

TÜRKİYE’NİN ENERJİ PROJELERİ

Hızla artan enerji talebi neticesinde Türkiye’nin, başta petrol ve doğalgaz olmak üzere enerji ithalatına bağımlılığı artmaktadır. Ülkemizin enerji talebinin sadece %26’sı yerli kaynaklardan karşılanmaktadır. Türkiye enerjide dışa bağımlılığın azaltılması için çeşitli projeler yapmaktadır. Bunlardan en önemlileri artan enerji talebinin karşılanması amacıyla Sinop ve Akkuyu Nükleer Güç Santralleri Projesi, Rusya’dan Türkiye’ye oradan da Avrupa’ya doğal gaz taşıması planlanan Türk Akım projesi ve Hazar Denizi’nden çıkarılan doğal gazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya transferini sağlayan TANAP projeleridir. Aynı zamanda Türk karasularında doğal gaz ve petrol arama çalışmaları sürmektedir.

DIŞ POLİTİKANIN ENERJİ POLİTİKASINA ETKİSİ

    Özellikle bölgedeki enerji kaynaklarında hegemonya kurma çabasında olan ABD’nin izlediği politikalar Türkiye’nin politikalarını da etkilemektedir. ABD bölgedeki kaybettiği gücü tekrardan sağlamak ve enerji kaynaklarında söz sahibi olmak için bölge ülkelerini askeri, siyasi ve ekonomik anlamda tehdit etmekten geri durmuyor.  Türkiye NATO üyesi bir ülke konumunda olduğu için ABD bizden de kendi lehine beklentiler içine girmekle berber Türkiye ‘yi zaman zaman kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek için politikalar izliyor. Burada Türkiye’nin izlediği politika özellikle kendi menfaatlerini gözetmesi ve kendi iç dinamikleri ABD’nin istediği bir Türkiye olmasına engel teşkil ediyor ve gerek ekonomik gerekse siyasi açıdan Türkiye’nin ABD merkezli politikaları terk ederek komşularıyla ilişkilerini ön planda tutmasını zorunlu kılıyor. Özellikle Rusya ile ilişkilerimiz ABD’yi oldukça rahatsız ediyor. Rusya sahip olduğu enerji kaynakları ve Avrasya ülkelerinin enerji taşıma yolları üzerinde bulunmasın nedeniyle bölgede bir güç merkezi halindedir. Türkiye’nin stratejik konumu, askeri gücü ve enerji taşımacılığındaki rolü bölge ülkeleriyle olan iş birliği ile birleşince ABD’nin bölgedeki hakimiyetini azaltmıştır. ABD bölgedeki NATO üyesi ülkelerden de çeşitli siyasi, ekonomik yollardan beklenti içindedir. Ukrayna-Rusya krizini de tetiklemekle beraber aynı zamanda bölgedeki NATO üyesi ülkelerden Rusya karşısında Ukrayna’yı destekleyecek adımlar beklemesini örnek olarak verebiliriz.

Bunun yanı sıra Doğu Akdeniz’deki karasularımızın ABD güdümündeki ülkeler tarafından tehdit edilmesi ve oradaki hakkımız olan enerji bölgelerinin taciz edilmesi ABD’nin bölgedeki enerji kaynaklarına sahip olabilmek için neler yaptığını göstermektedir.

SONUÇ

Türkiye konumu itibariyle enerji ticaretinde önemli ülkelerden biridir. İzlenecek doğru politikalar ile dünyada söz sahibi olan bir ülke konumuna gelmesi kaçınılmazdır. Enerji politikasını yönlendirirken milli doğal kaynaklarımıza önem verilmesi ve ithal fosil yakıta bağımlılığın en aza indirilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesi, enerji üretiminin kamucu bir anlayışla yönetilmesi Türkiye’nin en önemli hamlelerindendir. Aynı zamanda Komşularımızla işbirliği enerji politikamıza yön vermede önemli bir faktördür. Türkiye komşularıyla işbirliği içerisinde tam güvenlikli transit bir ülke konumunda olursa petrol ve doğal gazın Avrupa’ya taşınmasında başrol ülkelerden olması çok doğaldır. TürkAkım, TANAP gibi projeler komşularımızla olan işbirliğini güçlendirdiği gibi bundan sonraki süreçte de ekonomik ve siyasi olarak bölgesel işbirliğinin altyapısını hazırlamaktadır. Avrasya’daki zengin enerji kaynakları bölgesel işbirliği konusunda Türkiye için bir seçenek değil zorunluluk haline gelmiştir. Burada izlenecek kararlı politikalar ile özellikle ABD güdümündeki NATO başta olmak üzere ülkemizin çıkarlarına ters düşen bütün siyasi, ekonomik, askeri ilişkileri sonlandırıp kaderi olan bölgesel işbirliği konusunda önündeki bütün engelleri kaldırmalıdır. NATO üyeliğinde çıkan bir Türkiye ekonomik, askeri ve siyasi açıdan bölgede bir güç olma yolundaki en önemli adımı atmış olur.

Enerji güvenliği konusunda da Türkiye’ye çok iş düşmekte. Özellikle terör örgütleriyle mücadele ve dış tehditlere karşı sınır güvenliğini sağlama çok önemli görevlerindendir. Kıta sahanlığındaki doğal kaynakları üzerindeki haklarını her türlü müdahaleye karşı korumak zorundadır. Doğu Akdeniz’deki tehditlere karşı petrol ve doğal gaz çalışmalarına devam etmesinin yanı sıra 27 Şubat-3 Mart arasında yapılacak olan “Mavi Vatan” tatbikatı Türk karasularını tehdit eden devletlere verilecek cevap niteliğindedir.

Sonuç olarak Türkiye, coğrafyamızın getirmiş olduğu birçok fırsata sahip olmakla beraber bu fırsatları ancak kararlı ve bağımsızlıkçı politikalarla yönetebilir. Bu politikalara sahip tek parti de Vatan Partisidir. Enerji üretim, iletim ve dağıtımının kamu eliyle yürütülmesi, milli doğal kaynaklarımıza öncelik tanınması ve ithal fosil yakıta bağımlılığın en aza indirilmesi, madenlerimizin kamu eliyle işletilmesi enerji politikalarına yön verirken ülkemizin önündeki biricik çözüm yollarıdır. Türkiye’nin ekonomik olarak tam bağımsızlığı da ancak yer altı ve yer üstü kaynaklarının Vatan Partisi programları doğrultusunda kamucu bir anlayışla yönetilmesi, stratejik doğal kaynakların, madenlerin yabancı sermaye ruhsatlarının kontrolü ve kendi menfaatlerimiz doğrultusunda kamulaştırılması önemlidir. Yer altı kaynaklarımızın devlet kontrolünde denetlenmesi, yeni arama çalışmalarının yapılması bölgemizdeki zengin kaynaklardan yararlanmamızı azami seviyeye çıkarmak için önemlidir.

Başta enerji ticareti olmak üzere birçok ticari faaliyette komşularımızla siyasi ve ekonomik işbirliği konusunda Türkiye’nin üzerine sorumluluklar düşmektedir. Bu işbirliği bölge ülkelerinin ortak çıkarlarını göz önünde bulundurularak ve aynı zamanda sağlam duruşlu politikalarla mümkündür. Türkiye’nin ihtiyacı olan bu kararlı politikalara sahip tek parti Vatan Partisi’dir.

Aynı zamanda ancak NATO’dan çıkmış tam bağımsız bir Türkiye bölgedeki imkanlardan tam anlamıyla yararlanıp bölge ülkeleri arasında bir güç merkezi haline gelebilir. Türkiye’nin stratejik konumundan ve bölge ülkeleriyle arasındaki ilişkileri menfaatleri doğrultusunda geliştirmesinin önündeki en büyük engellerden biri olan NATO’dan çıkılmasının gerekliliğini söyleyen tek parti Vatan Partisi’dir. Vatan Partisi iktidarında Türkiye, dünyada ve bölgemizde güvenlik ve barış için, başta Rusya, Çin Halk Cumhuriyeti, Orta Asya Cumhuriyetleri, Hindistan, Pakistan olmak üzere Avrasya ülkeleriyle işbirliği ve dayanışmasını güçlendirecek, dünya dengelerini değerlendirecektir. Türkiye, Şanghay İşbirliği Örgütü içindeki bağımsız yerini alacaktır. Böylece ülkemizin ABD ve AB ile ilişkilerini normalleştireceği ve karşılıklı yarar esasına oturtacağı koşullar da yaratılmış olacaktır.2

Türkiye, NATO’ya rağmen sınırlarını korumak için askeri ve ekonomik olarak mücadelesini sürdürüyor. Özellikle terörle mücadele ve sınır güvenliğimiz konusunda Mehmetçik büyük bir kararlılıkla mücadele ediyor. Türkiye’nin kendi dinamikleri yükselen Asya’daki yerini almasını da zorunlu kılıyor. Türkiye Vatan Partisi iktidarında daha kararlı siyasi ilişkiler kurarak NATO ile bağlarını koparmış bir ülke konumunda siyasi, askeri ve ekonomik yönden daha güçlü bir ülke haline gelecektir.

KAYNAKÇA

  1. EIA, Dünya Petrol Transit Geçiş Noktaları Raporu, 2012 ve 2016
  2. Vatan Partisi Tüzüğü, Bağımsız dış politika, milli savunma ve güvenlik, sayfa 59

oncugenclik.org.tr, 20.1.2019