Ana Sayfa Yazılar UMUT KOCABIYIK YAZDI: MEHMET KAYGISIZ – TÜRKLERDE MÜZİK

UMUT KOCABIYIK YAZDI: MEHMET KAYGISIZ – TÜRKLERDE MÜZİK

581

Umut Kocabıyık, Müzik Eğitimcisi

Mehmet Kaygısız’ın “Türklerde Müzik” isimli kitabı bu alanda materyalist kavrayış ve yöntemlerle yapılan çalışmalardan birisi. Türklerin müzik anlayışını ve gelişimini sade bir kronolojik tarih anlatımıyla değil, süreç içerisinde yaşanılan ideolojik-kültürel dönüşümleri ve değişen toplumsal sistemleri irdeleyerek anlatıyor. Eser, bir tarih kitabı değildir fakat Türklerin müzik geçmişini Tarih biliminin verileriyle inceliyor. Bu bakımdan son derece bilimsel. Yazarın “… Tükettiğimiz kültür- sanat ürünleri, belli bir evrimden geçerek geldi. Bunun bir tarihsel geçmişi, dayandığı toplumsal temeli olması gerekir… Hiçbir insan, hiçbir halk, hiçbir ulus, hiçbir devlet bir günde, bir anda köksüz bir şekilde ortaya çıkmadığına göre, tarihsel kökleri olduğuna göre bizim de tarihsel köklerimiz bulunmaktadır…” ifadeleri eserin tarihsel materyalist bir ufukla yazıldığını gösteriyor.

 Kitapta müzik tarihimiz Osmanlı döneminden başlatılarak anlatılıyor. Bunun nedeni müzik ile ilgili bilgilerimizin Osmanlı dönemiyle sınırlı olması. Hatta 18.yy. a kadar geçen sürede müzik anlayışı ve ürünleri pek bilinmemektedir. Ortaya çıkarılan bulguların yeterliliğine bakıldığında esaslı bir değerlendirme yapabilmek için 18. yy ve sonrasının incelenmesi gerekiyor. Bilindiği üzere Türkler Orta Asya’dan Doğu Avrupa’ya kadar, Ön Asya, Kafkasya, Kuzey Afrika ve Balkanlar gibi geniş bir coğrafyada farklı kültürlerle tanıştılar. Öz kültürümüze cepheden karşı olmayan yani bize uygun olan kültürleri aldık ve kendi kültürümüzle birleştirdik. Türk kültürü bu yönüyle bir sentezdir. İki bin yıllık bir süreci kapsar.

Kültürlerin önemli bir bölümünü sanat ürünleri oluşturur. Bu ürünler belli sanat anlayışlarının toplam sonucudur. Bu bakımdan sanat ürünlerimizde binlerce yıllık süreçte doğan, gelişen, değişen ve dönüşen bir sentezdir.. Yazar Türk kültürünün köklerini detaylı bir şekilde anlatıp bu köklerden beslenip gelişen sanat Müziği ve halk müziğimizin temel özelliklerini, çeşitlerini ve biçimlerini doyurucu bir şekilde anlatıyor. Müziğimizin Osmanlı döneminde ki serüveni incelendikten sonra en köklü dönüşümleri yaşadığı Cumhuriyet dönemi ele alınıyor.

Her devrim en sonunda toplumu dönüştürmek içindir. Devrim, kendi insan tipini yaratır. Eski sistemin kurumlarını yıkarken aynı zamanda eski toplumsal ilişkilere de müdahale eder. Devrim, yıktığı sistemin kültürüne karşı kendi kültürünü ortaya koyar. Atatürk Devrimi de kendi toplumunu yaratmak amacındaydı. Oluşturulmak istenilen insan profili kimseye kul köle olmayan, özgür düşünen, sorgulayan, üreten, bilimle uğraşan, sanattan zevk alan bireylerdi. Cumhuriyetimizin devrimci kültüründe sanat çok önemli bir yere sahipti. Büyük önderimiz Atatürk; “Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki bilimin gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmek gerekir ki, o milletin uygarlık yolunda yeri yoktur” diyordu. Atatürk’e göre Osmanlı müziği zümreseldi ve halkla ilişkisi yoktu; üstelik uyuşuk ve ruhsuzdu. Bu nedenle “yeni toplumun ihtiyaçlarına yanıt veremezdi ve devrimleri ifade edemezdi” Yeni bir müzik yaratmak icap ediyordu. Zira Atatürk, “Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, müzikte ki değişikliği alabilme kabiliyetidir” diyerek devrimin en önemli ayağının sanat olduğunu da vurguluyordu.

Osmanlı döneminde padişahın kulu, şeyhin müridi olan toplum, Cumhuriyet devrimiyle orta çağ ilişkilerinden kurtulmuş bir millet haline getirilmek isteniyordu. Yeni müzik de oluşturulmak istenilen toplumu birleştirecek ve ileriye götürecek bir müzik olmalıydı. Türk insanının duygu ve düşüncelerini yansıtan, kökleri içimizde olan fakat yeterince ortaya çıkıp yayılmamış olan Halk Müziğimizin ortaya çıkarılıp geliştirilmeliydi. Bu amaçla Halil Bedii Yönetken, Muzaffer Sarısözen, Bela Bartok gibi araştırmacılar yurt çapında araştırmalarda bulundular. Anadolu’nun ücra köşelerinde saklı kalmış binlerce türkü derlendi ve kayda geçirildi. Halk müziğimiz ile ilgili çok sayıda makale yazıldı. Fakat bu yeterli değildi.

Milletimizin yüksek karakterini yansıtan halk müziği, ilerleme ve çağdaş medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma hedefimizde yeterli olmuyordu. İhtiyacımız olan; Geleneksel halk müziğimizi en son müzik kurallarına göre işlemek ve evrensel nitelikler taşıyan yeni bir müzik anlayışıydı. Yazara göre “Mahalli olanı evrenselle birleştiren ve böylelikle ulusalı ortaya çıkarmaya yönelen” bir anlayıştı bu. Bu amaçla “Türk Beşleri” adıyla ünlenen Cemal Reşit Rey, Necip Kazım Akses, Ulvi Cemal Erkin, Hasan Ferit Alnar, Ahmet Adnan Saygun Devrimci Cumhuriyet eliyle yurt dışına Batı müziği ile ilgili araştırmalar yapmaları için gönderilmiştir. Klasik Batı müziği ile halk müziğimizi birleştirme gayreti içine girilmiştir. Kitabın devamında 1980′ lere giden süreçte sanat anlayışında ki bozulmalar ve yozlaşmalarda ele alınıyor. Yazar burada devrimin oluşturmak istediği toplum ile karşıdevrimin oluşturmak istediği toplumun özelliklerini de karşılaştırmış oluyor.

Yazımda olabildiğince ayrıntıya girmemeye özen gösterdim. Milletimizin müzik serüvenini ayrıntılı bir şekilde öğrenmek isteyenler Kaynak Yayınlarından çıkan bu eşsiz kitabı okuyabilirler.

#OkuyanYazsın

oncugenclik.org.tr