ALEVİLİĞİN BİRLEŞTİRİCİ DİNAMİĞİ

ALEVİLİĞİN BİRLEŞTİRİCİ DİNAMİĞİ

Doğu PERİNÇEK
TEORİ DERGİSİ, Aralık-Ocak 1994–1995
Aleviliğin Birleştirici Dinamiği

Tarihte Alevilik

Alevilik, Anadolu’da ezilen köylü ve göçebe kitlelerin hareketi olarak ortaya çıktı. Selçuklu ve Osmanlı sultanlarına ve beylerine karşı ezilen halk, Alevi-Kızılbaş bayrağı altında mücadele etti. İlk ve Ortaçağ’da bütün sınıflar ideolojilerini dinsel kalıplarla ifade eltiler. Sünnilik, Emevi, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı hâkim sınıflarının ideolojisiydi. Alevilik ise, ezilen halkın ideolojisi. Dinel ifadeler, burada bütünüyle kabuktur. Özü, sınıfsaldır.

Alevilik, tek bir kavmin, yalnız Türklerin yolu değildir. Türk olun, Kürt olsun Anadolu ezilenleri Alevilikte buluşlular. Hatta Alevilik, isyanlarda Anadolu’nun Rum köylüsünü de safına çekti. Bu olgu da, Aleviliğin dinsel veya kavimsel değil, sınıfsal olduğunu gösterir.

Sınıflaşmaya ve sınıfsal baskıya karşı muhalefet hareketi olan Alevilik, eski sınıfsız toplumun eşitlik, kabile kardeşliği, dayanışma, paylaşma, birlik, kadın-erkek eşitliği gibi değerlerini yaşattı ve günümüze taşıdı.
Özet olarak Alevilik, Ortaçağ’da feodal devlete karşı halk muhalefeti ve halk örgütlenmesidir. Tarihçiler, 15. yüzyıl Anadolu’sunun bütünüyle Alevi olduğunu belirtirler. O zaman, feodal hâkim sınıf ve çevresi Sünni’dir. Ne var ki, Osmanlı zulmü Aleviliği ezdi, dağlara sürdü ve halk kitlesini zorla Sünnileştirdi.

Günümüzde Alevilik

Günümüzde Alevilik, zulme isyan geleneğini günümüze taşımak, emekçi hareketini tarihle beslemek açışından değer taşır. Bu açıdan Alevilik, yalnız Alevi kitlelerin değil, Sünni mezhebinden olan halkın da devrimci tarihidir ve kültürel kaynağıdır. Nitekim Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Baba İshak, Baba İlyas, Şeyh Bedrettin, Pir Sultan Abdal, Kazak Abdal, Kaygusuz Abdal, Karacaoğlan, Şahkulu, Kızıl Deli gibi Alevi geleneği içinde düşünebileceğimiz isyan önderleri ve ozanlar, artık yalnız Alevilere değil, bütün halka aittir. Çünkü Anadolu ve Trakya halkımızın Alevi-Kızılbaş hareketi dışında bir isyan geleneği ve emekçi karakterde kültür kaynağı yoktur.

Çağımızda emekçi hareketini Alevilik bayrağı altında örgütleme olanağı yok. Kapitalizmle birlikte emekçiler dinsel değil, din dışı ideoloji ile kendilerini ifade ediyor ve örgütleniyorlar. Artık emekçilerin ideolojisi, Bilimsel Sosyalizmdir. Alevilik ise, Türkiye’de emekçi hareketini besleyen bir pınar, bir tarih damarıdır. Bu olgu, özellikle Türkiye’de çok büyük önemle dikkate alınmalıdır. Çünkü yurdumuzda hem Sünni, hem de Alevi emekçiler yaşıyor Bu durumda emekçileri ayrıca mezhep farkları nedeniyle Sünnilik ve Alevilik temelinde birleştiremeyiz. Sünni ve Alevi emekçileri Bilimsel Sosyalizm bayrağı ve İşçi Partisi’nde birleştirebiliriz. Alevilik ise, birleşen emekçileri, paylaşmanın, dayanışmanın, kardeşliğin ve zulme başkaldırının değerleriyle besleyen tarihsel bir kaynak olarak değer taşır.

Örgütlenme

Alevi halk kitlelerinin sırf Alevi oldukları için örgütlenmeleri hem haklarıdır hem de demokratik bir işlev görür. Çünkü Alevilik, ezilen bir harekettir. Ancak başarıya götüren örgütlenme modeli, Alevi halkın Sünni emekçileri de kucaklayan halk muhalefet örgütlerine yönelmeleridir.

Pir Sultan derneklerinin Alevi-Sünni ayrımı gözetmeden bütün halkı örgütlemeye yönelik pratikler yaratmaları örnek alınmalıdır. Bu örnekler, Aleviliğin ancak Sünnileri de kucaklayan bir halk hareketiyle özgürleşebileceğini saptamışlardır. Artık Sünnileri Alevi yapma olanağı bulunmadığına göre, Sünnileri de kucaklayacak bir Emekçi Kimliği ve emekçi örgütlenmesi inşa etmek, halk muhalefetinin ihtiyacıdır. Aleviler özgürleşmek için, Sünnileri de özgürleştireceklerdir; bu amaçla halk hareketi saflarına, demokratik devrim saflarına omuz vereceklerdir. Burada omuz vermek ifadesi, aslında yetersiz kalır. Alevi halk, emekçi hareketine ve emekçi örgütlenmesine kendi isyan geleneğini, Ortaçağ köylü ve göçebelerinin emekçi değerlerini ve erdemlerini katacaktır.

Alevilik, ezilenlerin hareketi olduğu için, halkı birleştirmede güçlü bir dinamiktir. Çünkü birleşmeyi halkın en ezilen kesimi ister. Birleşmek ve özgürleşmek, öncelikle en ezilen kesimlerin sorunudur ve onların sorumluluğundadır. Alevilerin varlıklı kesimleri de inançları nedeniyle çeşitli haksızlıklarla karşı karşıyadır. Bu durumda Alevilik, bütünüyle Türkiye’nin demokratik halk devriminin önemli itici güçlerinden ve birleştirici dinamiklerinden biridir.

Hâkim sınıflar ve devlet de, Aleviliğin bu birikimini biliyor. O nedenle ta Osmanlıdan beri Aleviliğe el atmış ve etkilemeye çalışmıştır. Yeniçeriliğin Bektaşi ocağı olmasının kaynağında bu politika vardır. Devlet, Aleviliği dinsel yönüyle yakalamaya ve Aleviliğin sınıfsal yönünü, bir halk hareketi olmasını törpülemeye çalışıyor. Bu durumda demokrasi güçlerinin politikası, Aleviliğin özündeki sınıfsal yöne sarılmak, dinsel yönün aslında biçimsel ve görüntü olduğunu anlatmaktır.

Devlet, Aleviliği dinsel bir harekete dönüştürerek halkı bölmeye çalışmaktadır.

Demokrasi güçleri, Aleviliğin halk hareketi olduğu gerçeğinde direnerek Alevilikle bütün halkı birleştirmeye çalışmaktadır.

Devlet bölücüdür, halk hareketi birleştiricidir.

Demokrasi güçleri, kuşkusuz Alevilerin inançlarına ve ibadetlerine saygılıdırlar. Biz, inanan inanmayan herkesin inançlarına ve düşüncelerine saygılıyız. Bu açıdan Aleviliğin inançla ilgili hak ve taleplerini de destekleriz.
Ama asıl önemli olan, Aleviliğin özgürlük ve laiklik hareketine katkısıdır. Aleviler, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devrimi’nin getirdiği değerlere büyük katkıda bulunmuş ve sahip çıkmışlardır. Aleviler çok iyi bilir ki, Türkiye halkı mezhep temelinde değil, özgürlük ve laiklik temelinde birleşebilir ve kurtulabilir. İşte Aleviliğin, demokratik devrime asıl katkısı buradadır.

Partileşme

Alevi halkın kitlesel örgütlenmesi yanında, partileşmesi de tartışılıyor. Alevilerin isterlerse partileşmeleri, haklarıdır. Ancak yalnız Alevileri örgütleyen ve Aleviliği bayrak edinen bir parti kurmak, ne Alevilerin yararınadır ne de halkın. Çünkü siyasi parti, iktidar amacıyla, toplumu yönetmek için kurulur. Alevilerin tek başına iktidar olmaları ve toplumu yönetmeleri olanağı yoktur. Emekçi halkın böyle bir dinsel-azınlık yönetimine ihtiyacı da yoktur. Ancak Alevilik, Bilimsel Sosyalizmi kabul eden işçi sınıfı partisine halkın devrimci tarihini ve günümüzün önemli bir ezilen dinamiğini katar. Böylece hem kendisinin hem de bütün toplumun iktidara gelerek kurtulmasına büyük katkılarda bulunur. O nedenle, halkın yararına olan, Alevilerin işçi sınıfının öncü partisi saflarında yer almalarıdır. Bugün Alevi halk içinde güçlü olan eğilim de budur. Çünkü Alevilik, “Gelin canlar bir olalım” çağrısını günümüzde de seslendirmektedir.

Paylaş: