AYKUT DİŞ YAZDI: BU MESELE “KARŞIT GÖRÜŞLÜ ÖĞRENCİLER” MESELESİ DEĞİLDİR

AYKUT DİŞ YAZDI: BU MESELE “KARŞIT GÖRÜŞLÜ ÖĞRENCİLER” MESELESİ DEĞİLDİR

Aykut Diş, Vatan Partisi Öncü Gençlik Genel Başkanı

 

PKK Sempatizanı: Bu okula bu faşist afişi asamazsın!

Vatan Partili Öğrenci: Neyi, nereye asacağımıza sen mi karar veriyorsun? Ayrıca Cumhuriyet Bayramı kutlamasının neresi faşist?

PKK Sempatizanı: Faşist işte, faşist devletinizin zihniyeti… Asamazsın! İndirmezsen, olacaklara katlanırsın…

Vatan Partili Öğrenci: Sen bizim muhatabımız değilsin. Haydi, git işine!

 

Mübalağa etmiyoruz. Yüzde yüz yaşanmıştır. İçerik bazen, “Bu okulda etkinlik yapamazsın”dır; bazen de “Sen faşistsin üniversiteye giremezsin!”

Maruz kalan bazen ülkücüdür, bazen AKP’li, bazen de herhangi aidiyeti bulunmayan bir öğrenci.

Fakat sonuç değişmez. Yukarıdaki konuşmanın devamı “Üniversitede Karşıt Görüşlü Öğrenciler Çatıştı” başlığıyla çıkan haberlerdir.

Olayın aslı ise diyalogdan da anlaşılacağı üzere başkadır. Mesele bir “karşıt görüşlülük” ya da sağ-sol meselesi değildir. Çünkü ortada bir “görüş” yoktur. Dolayısıyla “karşıt görüşlü öğrenciler” de yoktur: Terör sempatizanı militanlar ve vatansever öğrenciler vardır.

 

MAGANDALIK ZAMANLARI

 

Gaflet zamanları olan açılım dönemlerinde, kollanan bir azınlık olan ve şımarıkça eylemlerde bulunan PKK sempatizanları, üniversiteleri adeta bölücü terörün propaganda merkezlerine çevirmişlerdi. Amfileri, kantinleri ve bahçeleri örgütün çiftliği gibi kullanıyorlardı. Kendisinden olmayan herkese zorbalık uygulamaya kalkıyorlardı.

Öldürmeyi göze alacak kadar pervasızlaşmışlardı.

Nitekim öldürdüler. Ege Üniversitesi öğrencisi, ülkücü kimliğiyle bilinen Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nu bıçaklayarak öldürmüşlerdi.

Üniversiteler PKK’nın militan kazanma yataklarına dönmüştü.

Üniversitede şiddetin tartışmasız öznesi olan bölücü terör örgütü, çıkardığı provokasyonlarla bir yandan öğrencinin eğitim hakkını gasp ediyordu, bir yandan da can güvenliğini tehdit ediyordu.

 

VATANSEVER GENÇLİK AĞIRLIĞINI KOYDU

 

24 Temmuz 2015’de başlayan ve HDP’li milletvekillerinin soruşturulmasıyla devam eden kararlı mücadele ile birlikte PKK’nın üniversitelerdeki hegemonyası da kırıldı.

Vatansever gençlik üniversitelere ağırlığını koydu.

Eylül ve ekim aylarında, Vatan Partili öğrencilerin başını çektiği çok sayıda öğrenci topluluğu, pek çok üniversitede teröre karşı büyük toplantılar gerçekleştirdi. Üniversiteler “Şehitlere ve Türkiye’ye Sahip Çıkma” eylemleri ile ayağa kalktı.

Her kesimden öğrencinin birliği ile sağlanan bu tablo, Türk gençliğinin vatanseverlik duygularının sanılandan daha güçlü olduğunu gösterdi.

 

MÜSAMAHALI TAVIRLARA SON VERİLSİN

 

Eski etkisini gösteremese de bölücü terör örgütü hala, paravan oluşumlar; dernek, platform gibi yapılar altında güç toplamaya çalışıyor ve sansasyonel çıkışlar için fırsat kolluyor.

Geçtiğimiz hafta Ankara Üniversitesi’nin Hukuk, Siyasal Bilgiler, İletişim ve Eğitim fakültelerini kapsayan Cebeci Yerleşkesi’nde, Cumhuriyet Bayramı’na davet ilanları dağıtan Atatürkçü öğrencilere saldırmaya kalkıştılar. Bu deneme, kalkışmaya girişenlerin ilk vukuatları değildi. Aynı isimler daha önce defalarca kez benzer şeyleri yapmışlardı.

Bu durum bazı fakülte dekanlıklarının müsamahalı tavırlarının o ya da bu niyetle sürdüğünü göstermektedir.

Özellikle de üniversitelerde, terörle mücadeleyi yalnızca güvenlik güçlerine havale etmek büyük yanlıştır. Çünkü üniversitelerde terör sorunu, PKK hareket alanları buldukça var olacaktır.

 

GERÇEK “ÇÖZÜM” İÇİN ÜÇ ADIM

 

Çözüm basittir.

Bir: Üniversite öğrencisi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası doğrultusunda her türlü fikri açıklamada ve eylemi yapmada özgür olmalı; fakat anayasaya aykırı ve Türkiye düşmanı faaliyetlere izin verilmemelidir, müsaade edilmemelidir.

İki: Öğrencinin eğitim hakkını gasp eden, can güvenliğini tehlikeye atan ve üniversite içinde şiddet körükleyenlere; sağ-sol ayrımı yapmaksızın, adli soruşturmalar ve disiplin soruşturmalarıyla caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.

Üç: Yönetim-öğrenci işbirliğiyle bilim, sanat, kültür ve spor etkinlikleri vatanseverlikle yoğrularak arttırılmalıdır. Üniversitenin yasal unsuru olan öğrenci topluluklarının ve kulüplerinin önleri daha da açılmalıdır.

Cumhuriyet üniversiteleri, Türkiye’nin varlığına ve birliğine meydan okuyanlara teslim edilemez. En başta biz vatansever öğrenciler buna izin vermeyiz. Vermedik de…

Vatan Partisi olarak üniversitelerde teröre karşı 1968’den beri verdiğimiz kavgayı sonuna kadar götüreceğiz.

Üniversiteleri vatanseverliğin yıkılmaz karargâhları haline getireceğiz.

Üniversiteler bölücülüğün canlı bomba devşirme yuvaları olamaz!

 

oncugenclik.org.tr, 9.11.2016

Paylaş: