Ana Sayfa Haberler CANSU CANTÜRK YAZDI: AYNI “SOLSUZLUĞUN” LACİVERTLERİ

CANSU CANTÜRK YAZDI: AYNI “SOLSUZLUĞUN” LACİVERTLERİ

809

Cansu Cantürk, Öncü Gençlik İzmir İl Başkanı

ABD – Türkiye arasındaki vize gerginliğiyle , diğer süreçlerde olduğu gibi  Türkiye nin “vatansız solcuları” toplumu “en iyi donüştürebildiklerine” inandıkları alanda (sosyal medyada) bir atılım gerçekleştirdi.

Savaştan Korkan Tüm sözde “Solcular” Birleşin!

Türkiye’nin tek yumruk , yek vücut olduğu bu yıllarda kendini Türk milletinin dışına itenler bugünlerde teşkilatlanmayı ve teşkilatçılığı unutmuşlardır. Savaş çığırtkanlığını bir üst seviyeye çıkaracak insan yığınını bulmak için sosyal medyaya yönelmişlerdir. Bu yönelişin nedeni masum bir savaş karşıtlığı değildir.Elbette savaş aşkı ile yanıp tutuşan bir toplum değiliz. ”Vatansız solculardan” farkımız herşeyi olduğu gibi savaşı da tarihsel koşullar içinde değerlendirmektir .Fakat bağımsızlığımız ve geleceğimiz tehdit altına girmiştir. Hal böyleyken savaş bizim için kaçınılmazdır ve sonuna kadar haklıdır.

Öncüler kaygılarını toplumla ortaklaştırabilenlerdir.  Kaygımız milletimizin de kaygısı olan  ABD’ye karşı giriştiğimiz vatan savaşının başarıya ulaşmasıdır.

Toplumla aynı kaygıları taşıyanlar,  geleceğin inşaası için teşkilatlanmanın heyecanıyla yanıp tutuşanlardır. Tıpkı tarihten örnek aldığımız Lenin , Mao, Mustafa Kemal gibi…

Kaygıları Türk milletiyle ortaklaşmayanlar Türkiye’nin gerçek tablosunun dışında kalırlar. Bu tablonun dışında kalanlar “sosyal medya çığırtkanlığına”  dönüşmüşlerdir.Ülkenin artık iflah olmaz bir durumda olduğunu tespit eden “vatansız solcularımız”, Türkiye’nin ABD ‘yle yaşadığı gerginliği, bölgesel ittifakların ilerlemesini , Rusya’yla Türkiye’nin yakınlaşmasını , Mehmetçiğin terör örgütlerini temizleme operasyonlarını  çığlık ve isyanla karşılarlar.

Çığlığın sebebi ; çaresizlik, korku,

isyanın sebebi ; başıboşluk ve amaçsızlık.

İsmail Saymaz, Fatih Yaşlı gibiler bunlara örnektir…

Siyasi hayatları entelektüel gevezelikle başlayarak yenilgicilik fetişizmine ulaşmıştır. Kaygıları Türk milletinden kaygılarından uzak olduğu için ,  emekçi halkımıza bağlılıkları da bir pamuk ipliği gibidir. Milletin gerçekliğini görmedikleri için örgütsüzlerdir ve  mücadeleden hoşlanmazlar. Mücadeleyi sevmeyen irade yoksunu “aydın ve solcularımızın” emperyalizmle savaşan Türkiye’de milletine güvenmeleri beklenemez. Kurtuluşlarını Atlantik ötesinden bekleyenlerin bozgunculukarı işte burada başlar!

“Medet Ya ABD ! ”

Türkiye’nin Amerika’ya bakışı, ülkemizde her daim siyasi mevzilenmenin belirleyicisi olmuştur.

Türkiye’den kopuş, emperyalizme yaklaştıkça hızlanır. Amerika’yla yaşanan vize restleşmesiyle bunu daha açık gözlemliyoruz. Cümle Amerikancının kirli çamaşırları ortaya döküldü. Türkiye’nin geçmişte olduğu gibi bugün de Amerika’dan kopamayacağını düşünenler ve Amerika’nın yeryüzündeki en güçlü ülke olduğunu varsayarak, ezilen milletlerin Amerika’ya kafa tutmasını hor görmeye ve küçümemeye başladılar. Kibirli ve burnu büyük Amerikancılar Türk milletinin mücadele ruhunu beğenmeyerek bu toprakların cevherlerini göremezler . Örneğin  ; Türkiye ve ABD arasında yaşanan gerginlikte buhrana kapılarak, psikolojileri  bozulmuş, çıkmaza girmişlerdir.Vize hamlesinden sonra, Almanya’nın AB üyelik müzakerelerinin durdurulmasını devreye sokacağını düşünerek ağlamaya başlamışlardır.

Amerika’yla savaşan Türkiye’nin antiemperyalist olduğunu ifade eden Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Soner Yalçın, Nedim Şener gibi isimleri  “zırvalık” yapmakla nitelendirerek Amerikancılık çıtasını Kaf Dağı’na kadar yükseltmişlerdir.

Zırvalık; anti emperyalistim diyerek Amerika’dan medet ummaktır!

Zırvalık; savaşın ortasındaki Türk milletini laik-anti laik, ilerici-gerici kesimlere ayırarak cephe gerisinde bozgunculuk yapmaktır!

Zırvalık; sosyal medyada siyasi eleştiri yapanlara terbiye öğreticisi görevine bürünerek tartışmadan usulca kaçmaktır. Liberal, sosyal demokrat, vatansız, Amerikancı çevresinin dikkatinden kaçmamaya çalışmaktır!

 

Yenilgiciliğe Teslim Olmak Türk milletinin mayasında yoktur!

Ülkenin çıkarları söz konusu olduğunda geriye kalan her şeyin teferruat olması Türk gençliğinin en önemli özelliğidir. Gençlik bir sosyal medya furyasıyla ABD seviciliği yapan kalemşörlerin safında yer almayacaktır. Türk gençliği , “Vatansız solcularımızın” yakalandığı akıl tutulmasından esinlenerek CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gibi İdlib’ten gelecek her şehidi Erdoğan’a bağlamayacaktır. Şehitlerimizin katilinin emperyalizm ve onların taşeron terör örgütleri olduğunu bilecektir.

Mehmetçik bugün itibariyle İbdib’te Türkiye’nin ve bölgenin toprak bütünlüğü için savaşırken bazı kesimlerin bu duruma sessiz kalmasına elbette ki şaşırmıyoruz. CHP Gençlik Kolları , adalet ve barışı sıkıştırabileceği her eylem ve faaliyete sınıfının en başarılı çocuğu gibi el kaldırırken, Türk-Amerikan savaşının ortasında yaşanan gelişmelere nasıl bu kadar kayıtsız kalınabilir sorusunu sorduyor insana. Bana örgütünü söyle , sana faaliyetlerinin ne olduğunu söyleyeyim…

Siyasi süreçlerde ülkenin konumlanışındaki ihtiyaçları doğru tespit etmek  “solcu olmaktan” öte dünyaya bilimsel ve sınıfsal bakmayı gerektirir. Sosyalist olmanın özü; olaylara ve gelişmelere bilimsel ve sınıfsal bakabilmek, Mustafa Kemal’in lise defterinin arasına not düştüğü gibi  maddeyi anlamaktır. Eğer gelişmeleri madden anlamakta diretilirse Türkiye’de adaleti, üniversitelerde terör örgütlerinin peşinde salya sümük dolaşan gençlik örgütlerinde aramak zorunda kalınır. Kavram kıtlığı çekildiğinin gerçekliğiyle yüzleşilmezse Türk milletiyle ve Mehmetçikle kalplerin aynı anda atması yerine DHKP-C üyesi Nuriye ve Semih’e hak – hukuk talep etmek zorunda kalınır. Olguları değerlendirme yeteneğiniz olmazsa ABD’nin silahıyla karşı karşıya gelen Mehmetçik’in kayıplarına sessiz kalır, PKK ve FETÖ çamuruna bulanır , millet nezdinde kendinizi bir daha aklayamaz duruma düşersiniz.

Türkiye siyasetine ülkemizin çıkarları doğrultusunda bakmazsanız , küçük kaygılarınız dünyanızı daraltır. Dünyanız daraldıkça bu topraklara sığamaz hale gelirsiniz ve bir sabah uyandığınızda ABD’ye vizelerin kalkması neticesinde her yanınızı korku dağları sarar. İşte o saatten sonra sizin için yapılacak hiçbir şey kalmamış demektir.

Türkiye gibi emperyalizmin doğrudan hedefinde olan bir ülkede, siyasi süreçlerin değişkenliğini anlamak için üstün zekaya sahip olmak gerekmiyor. Sizler için reçeteyi sunuyoruz; halka ve vatana koşulsuz güven, aklını sistemin esaretinden kurtararak kalemini bağımsızlık mücadelesinin gerekliliği olan vatan savaşı mevzisinde kullanmaktır!

oncugenclik.org.tr , 16.10.2017