‘ERDOĞAN YAHUDİ LOBİSİNE DEĞİL TÜRKİYE’YE GÜVENMELİ’

‘ERDOĞAN YAHUDİ LOBİSİNE DEĞİL TÜRKİYE’YE GÜVENMELİ’

Genel Başkanımız Doğu Perinçek, (13 Nisan 2017) İstanbul İl Merkezimizde bir basın toplantısı düzenleyerek Tayyip Erdoğan’ın ABD’nin New York kentinde görülen Rıza Zarrab davası konusunda Yahudi lobisine nasıl sığındığını resmi belgelerle açıkladı.
Perinçek, şunları belirtti:

RUBİN’İN KÜSTAHÇA TEHDİTLERİ

ABD derin devletinin elemanlarından Rubin’in son günlerde Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a twitter üzerinden yönelttiği küstahça tehditler, kamuoyunun dikkatini çekmişti. Rubin, Türkçe yazılan bu tehditlerinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın ismini Rıza Zarrab ve Halk Bank Genel Müdür Yardımıcısı Mehmet Hakan Atilla’dan sonra üçüncü sıraya koyuyordu.

M1

Rubin, en son Tayyip Erdoğan’ı idamla tehdit edecek kadar ileri gitti.M2

TAYYİP ERDOĞAN’IN ABD BOMBARDIMANINA DESTEĞİ
Bu tehditlerden sonra, Tayyip Erdoğan’ın Suriye’yi hedef alan ABD saldırısını kışkırtan ve destekleyen tutumu, Türkiye’de AKP dahil, herkeste kaygılara neden oldu.
Vatan Partisi olarak, Türkiye Cumhurbaşkanına yönelen tehditleri dikkatle izliyoruz. Bu tehditlerin etkili olması, Türkiye’nin geleceğini ilgilendirmektedir. Sessiz kalmamız mümkün değildir.
Rıza Zarrab davasında Tayyip Erdoğanların Yahudi lobisi ile işbirliğine yöneldiğini gösteren olgular, bizi kaygılandırmıştır ve konuyu Türkiye kamuoyu ile paylaşmayı zorunlu görüyoruz.

ZARRAB DAVASINDA YENİ İDDİANAME
VE YENİ ŞÜPHELİLER
ABD’nin New York kentinde görülen Rıza Zarrab davasında yeni aktörler sahne aldı. Bilindiği gibi, sanık sandalyesinde Rıza Zarrab’ın yanında, Halk Bank Genel Müdür Yardımıcısı Mehmet Hakan Atilla da oturuyor. Her iki sanığın da tutuklanmasıyla birlikte Türkiye üzerindeki baskılar da ağırlaşmış bulunuyor.
Bu arada davada yeni savcı ile birlikte yeni iddianame de hazırlandı.
Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın 27 Mart 2017 günü tutuklanmasıyla birlikte Tayyip Erdoğan davanın doğrudan hedefine girdi. Zarrab’ı suçlayan iddianame yeni kanıtlar eklenerek yenilendi ve Halk Bank Genel Müdür Yardımıcısı Mehmet Hakan Atilla da sanık olarak davaya dahil edildi. Yöneltilen suçlamalar şöyle:
– İran’a yönelik ambargoyu düzenleyen yasaların örgütlü, kasıtlı ve tekrarlanarak ihlal edilmesi,
– kara para aklama,
– bankaların dolandırılması.
İDDİANAMEDE SUÇLARI SAPTANAN
FAKAT ADLARI ANILMAYAN YEDİ ŞÜPHELİ
İran’dan Suriye’ye silah ve savaşçı sevkiyatı da, henüz yeni bir suç olarak nitelenmemekle birlikte, İddianamenin tespitleri arasında yer aldı. Ayrıca iddianame, adı anılmayan yedi şüphelinin daha bulunduğu belirtiliyor.  Bu şüphelilerin suç oluşturan eylemlerinin saptandığı vurgulanıyor.
Bu şüpheliler arasında Tayyip Erdoğan’ı yakından ilgilendiren kimselerin bulunduğu ABD basınında açıkça belirtiliyor. Rubin’in tehditleri buna bağlanıyor.

ZARRAB TARAFININ YENİ DANIŞMANLARI
YAHUDİ LOBİSİNDEN GİULİANİ VE MUKASEY
Washington’da çok sert tartışmalara ve suçlamalara yol açan yeni gelişme, Zarrab davasının içine Neocon’ların girmesi oldu. Geçen Şubat ayında Zarrab tarafı, Rudolph Giuliani ve Michael B. Mukasey’in danışman olarak tuttuklarını duyurdu. Giuliani ve Mukasey’in yeni konumları, savcılığın hakime gönderdiği bir yazıyla, Atilla’nın tutuklanmasından iki gün sonra ortaya çıktı.
Rudolph Giuliani, önemli bir kişilik: New York Eski Belediye Başkanı, Trump’ın danışmanı, İsrail lobisinin temsilcisi, Neo Conların önemli kadrolarından.
YAHUDİ LOBİSİNİN ERDOĞAN’LA GÖRÜŞMELERİ
DAVA DOSYASINDA BELGELİ
New York Savcılığının, Zarrab’ın avukatları ile 24 Mart’ta yaptıkları görüşmeden sonra yaptığı saptamalar şöyle:
  Zarrab’ın yeni danışmanları Giuliani ve Mukasey 24 Şubat 2017 günü Başsavcı Jeff Sessions’ı bilgilendirdiler ve kısa bir süre sonra Türkiye’ye gittiler.
 Başsavcı Sessions, Trump tarafından atandı. Öncesinde Kongre üyesi olan Sessions da son altı ayda Türk hükümeti temsilcileri ile görüşmüş.
 Rudolph Giuliani ve Mukasey, Şubat ayı sonunda ABD Başsavcısı’nın bilgisi dahilinde Tayyip Erdoğan’la görüştüler (Belgeli). Amaç, davaya “diplomatik bir çözüm” bulmaktı.
 Bu görüşmede davanın olası çözümü ele alındı.
 Giuliani ve Mukasey, ABD’ye döndükten sonra ABD hükümeti temsilcileri ile görüşmeler yaptılar.

 

TAYYİP ERDOĞANLAR İÇİN ÇALIŞAN GUILIANI’NİN KİŞİLİĞİ
Giuliani’nin kişiliği önemli:
– New York Eski Belediye Başkanı,
– Trump’ın danışmanı,
– İsrail lobisinin temsilcisi,
– Neo Conların önemli kadrolarından,
– Giuliani’nin özgeçmişi, İsrail devletiyle sıkı bağlarını açık bir şekilde sergiliyor. En son Trump’ın “özel mesajını” Netanyahu’ya götürdü.
– Giuliani’nin hissedarı olduğu Greenberg Traurig şirketi, Türkiye’nin lobi faaliyetlerini yürütüyor (Resmi belgeli).
– Aynı şirket, aynı zamanda Barzanistan’ın lobi faaliyetini yürütüyor (Resmi belgeli).

Böylece Rıza Zarrab davasında, Trump, Yahudi lobisi, Neo Conlar, Barzani ve Tayyip Erdoğan arasında bir işbirliği manzarası ortaya çıkıyor.

SAVCININ İTİRAZI VE ZARRAB’IN AVUKATLARININ
VERDİĞİ GÜVENCELER
Savcının itirazları üzerine, Rıza Zarrab’ın avukatları dava hakimine 30 Mart 2017 günü gönderdikleri mektupta, Giuliani ve Mukasey’in “duruşmaların hiçbir oturumuna katılmayacaklarını, savcı ile uzlaşma görüşmelerine katılmayacaklarını ve cezaya hükmedilirse hükmün uygulamasına müdahil olmayacaklarını” belirtti.

SAVCI GÖREVDEN ALINDI
Giuliani ve Mukasey’in danışman olarak davaya katılıp Türkiye’yi ziyaret etmesinden sonra davada önemli bir gelişme daha yaşandı. New York Güney Bölgesi ve davanın savcısı Preet Bharara, Trump yönetimi tarafından görevden alındı. Amerikan basının haberine göre Bharara Trump’a karşı dosyalar hazırlıyordu ve seçilmiş Devlet Başkanı, savcıyı Obama’nın atadığı 46 diğer savcı ile istifaya davet etmişti.
Bharara’nın yardımcısı Joon H. Kim, bölge savcılığını vekaleten üstlendi. Ancak Trump’ın atayacağı yeni savcının Kongre tarafından onaylanması ve görevine başlaması aylarca devam edecek bir süreç.
New York Times Gazetesine göreyse Giuliani, savcılık görevine Mukasey’in oğlu Marc L. Mukasey’in atanmasını önermiş.

HAKİMİN KARARI: TAYYİP ERDOĞAN’DAN ALINAN

ÜCRETİ AÇIKLAYIN!
Savcılığın Giuliani ve Mukasey’in danışman sıfatıyla davaya katılmasına itirazları üzerine dava hakimi Richard Berman, Zarrab’ın avukatından ikilinin oynadıkları roller hakkında yazılı bildirim istedi. Talebe göre avukat, Giuliani’nin avukatlık şirketinin Türkiye ile ilişkilerini ve davada Zarrab’tan alınan ücret dışında elde ettiği kazancı açıklamak zorunda. Savcılık, üstü kapalı olarak Giuliani ve Mukasey ikilisinin Tayyip Erdoğanlardan para aldığını ileri sürmektedir.
Zarraf’ın avukatı Berman’ın 14 Nisan’a değin bildirimde bulunması gerekiyor. Avukat bildirimi kapalı olarak sunma talebinde bulundu. 14 Nisan yarın.
Diğer yandan hakim davanın bir dahaki duruşma tarihi olarak 24 Nisan’ı belirledi.

GİULİANİ’YE KARŞI SERT ELEŞTİRİLER
Rudolph Giuliani’nin Zarrab davasında Ankara’dan uzlaşma önerisi getirmesine karşı New York’ta sert eleştiriler var. Hatta şiddetli itirazlar demek daha doğru.
Davanın savcısı, Giuliani’nin Zarrab’ı savunmak yanında, Türkiye hükümeti için lobi çalışması yapmasının çıkar çatışması yaratacağını ileri sürdü.
Demokrat Partiye yakın olan Bipartsian Policy Center (BPC) ise 9 Nisan 2017 günü yayımladığı bir haberde, Giuliani’nin hem Zarrab’ı savunup, hem de Zarrab tarafından dolandırıldığı iddia edilen şirketlerin danışmanlığını yapmasını “skandal” olarak nitelendi. BPC “Giuliani’nin Türk Hükümeti’nden aldığı ücret listesi rahatsız edicidir” ifadesini kullandı.
DAVA ÜZERİNDEN RAKKA HAREKATI BASKISI
Clinton, Bush ve Obama dönemlerinde ABD Dışişleri Bakanlığı’nda çalışmış olan, “Güvenilmez bir müttefik: Erdoğan Diktatörlüğü Altında Türkiye” adlı kitabın yazarı David Philipps, Alternet haber sitesine verdiği 10 Nisan günlü demeçte “Trump Rakka harekâtına Türkiye’nin onayını almak için davayı kapatabilir. Bu hukuk devletine aykırı olur” dedi.
11 Nisan 2017 günü Huffington Post gazetesine bir makale yazan Philipps, “İran ambargosunu delen birisini savunarak Giuliani kendisinin ve şirketinin güvenilirliğini bütünüyle yok etmiştir. Adalet Bakanlığı siyasal baskıya boyun eğerse büyük hata işler. Adalet, yakınlarını korumak için siyasilerin müdahale ettiği Türkiye’de satılık olabilir, ABD’de değil” gibi ağır ifadeler kullandı.
Philipps, 5 Nisan’da da ABD Temsilciler Meclisi oturumunda bildirge sunmuş, Türkiye’yi PKK ve FETÖ operasyonları nedeniyle “diktatörlük” olarak tanımlamıştı. Rıza Zarrab davası, Türkiye düşmanlarına saldırı olanakları sunmaktadır.
TAYYİP ERDOĞAN TEHDİTLERE KARŞI
YAHUDİ LOBİSİNE DEĞİL TÜRKİYE’YE GÜVENMELİ
ABD’deki Zarrab Davası, artık bir Türkiye davasına dönüşmüş bulunuyor.
Türkiye Cumhurbaşkanı, bu dava üzerinden açıkça tehdit ediliyor.
Bu tehditler, artık Cumhurbaşkanının kişiliğine yönelik olmanın ötesinde Türkiye’yi de hedef almaktadır.
Tayyip Erdoğan’ın en son ABD’nin Suriye’ye yönelik bombardımanını desteklemesi, Türkiye’nin güvenliğinin korunamadığını gösteriyor.
Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin çok ciddî tehditlerle yüz yüze bulunduğu bugünkü koşullarda, Zarrab Davasıyla ilgili tehditleri kamuoyuyla paylaşmalıdır.
ABD’nin tehditlerine karşı kararlı bir tavır almak, Tayyip Erdoğan’ın meselesi olmanın ötesinde Türkiye’nin meselesidir.
Kamuoyu aydınlanmayı beklemektedir.

oncugenclik.org.tr, 14.04.2017

Paylaş: