Ana Sayfa Teoman Alili Akademisi LENİN’İN EMPERYALİZM TEORİSİ VE EMPERYALİST SAVAŞ

LENİN’İN EMPERYALİZM TEORİSİ VE EMPERYALİST SAVAŞ

450

Lenin’e göre; emperyalizm, genel anlamda, kapitalizmin bazı özelliklerinin gelişimi ve doğrudan doğruya devamı olarak ortaya çıkmıştır.1 Kapitalizmin getirdiği serbest rekabet ortamının yerini tekellerin savaşına bırakması emperyalizmi doğurmuştur. Kartellerin ve tröstlerin oluşumu bir sanayi kolundaki toplam üretimin büyük bir çoğunluğunu tekelinde bulundurduğu için serbest rekabetin zorlaşmasına neden olmuştur. Pazarları, fiyatları, imal edilecek olan ürünleri istedikleri gibi rahatça kontrol altında tutabildikleri için rakiplerinin rekabet gücünü kırabilmektedirler. Emperyalizmin başlıca ekonomik temeli, tekeldir.2 Tekellerin sermeye ihtiyacı ve pazar arayışı beraberinde sömürge yarışlarını da getirmiş ve ülkeler arasında bir emperyalist savaşın başlamasına neden olmuştur.

LENİN’İN EMPERYALİZM TANIMI VE MARX’IN KAPİTALİZM TANIMI

Marx’tan önce İngiliz iktisatçıları, piyasada bütün malların, üretilmesi için gerekli ortalama toplumsal emek miktarına göre değiştiğini belirlemişlerdi. Marx ise işgücünün fiyatını açıkladı. Bir tek işgücü, eşdeğeriyle değişmiyordu. İşgücünün fiyatını, işçinin kendisinin ve ailesinin hayatını sürdürmesi için gerekli giderler belirliyordu. İşçinin emeğinin karşılığı ödenmiyordu. Ödenen ve ödenmeyen emek ayrımı, kârın kaynağını açıklıyordu. Eğer işgücü de diğer mallar gibi eşdeğeriyle değişse, ödenmeyen emek, dolayısıyla kâr olmayacak ve sermaye birikmeyecekti.4 Marx’ın yaşadığı 19. yüzyılda dünya devriminin odağı, gelişmiş kapitalist ülkelerdi. Marx ve Engels, emperyalizm dönemini yaşamadılar. Marx, sömürülen işçi sınıfını şu şekilde belirtir; “Kapitalist sömürü, ağırlıklı olarak üretken işçilerin yarattığı ve sermayedarın el koyduğu artık değere dayandığı sürece, kapitalizme karşı mücadelenin temel ve öncü gücü, bu sömürüye doğrudan maruz kalan ve bu sömürü nedeniyle kapitalist düzende cehennemi yaşayan işçi sınıfıdır.”5

Lenin, emperyalizmi ekonomik özüyle tekelci kapitalizm olarak tanımlar. Serbest rekabetten doğan tekel, kapitalist rejimin daha yüksek bir toplumsal ve ekonomik düzene geçişini ifade eder. Tekeller, daha yüksek bir gelişim aşamasına ulaşmış üretimin yoğunlaşmasından doğmuştur. Kapitalist toplumun en fazla kartelleşmiş ana sanayi kollarında (kömür, demir sanayi) başlıca hammadde kaynaklarına el konmasını gerektirmiştir. Bu nedenle de hammadde kaynaklarının tekel altına alınması kartelleşmiş ve kartelleşmemiş sanayi arasında uzlaşmazlığı getirmiştir. Tekeller, bankalardan çıkmıştır ve bankalar mali sermaye tekelini ellerinde tutmuşlardır. Tekeller sömürgecilik siyasetinden doğmuşlardır. Dünyanın paylaşılması gerçekleştiği zaman kaçınılmaz olarak bir sömürge tekeli çağı açılmış ve yeniden bölüşülmesi için şiddetli bir savaşım başlamıştır.1 Lenin’e göre emperyalizm, can çekişen kapitalizmdir. Sermaye ihtiyacını milletleri sömürerek karşılayan bir düzendir.

LENİN’İN EMPERYALİST DEDİĞİ ÜLKELER

Lenin, Emperyalizm Kapitalizmin En Yüksek Aşaması kitabında geçen şu sözlerle 19. yy emperyalist devletlerini belirtmektedir. “7 Eylül 1901’de, 1899’dan 1901’e kadar sürmüş olan Boxer isyanının bastırılmasından sonra, emperyalist güçler (İngiltere, Avusturya-Macaristan, Belçika, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Rusya, Hollanda, İspanya ve ABD) ile Çin arasında imzalanan Pekin (son) protokolünü kastetmektedir. Yabancı sermaye, böylece, Çin’i sömürmek ve yağmalamak için yeni fırsatlar elde etmiştir. Burada, 1900 yılında, yabancı emperyalist egemenliğine karşı Çin halkının başkaldırması demek olan Yi Hotuan (Uyumun ve Adaletin Yumruğu) hareketi söz konusudur. Alman generali Waldersee’nin komutasındaki birleşmiş emperyalist kuvvetler, bu baş kaldırmayı vahşice bastırmıştır. 1901’de, Çin, kendini yabancı emperyalizmin bir yarı sömürgesi haline getirecek ağır yükler altına sokan “son protokolü” imzalamak zorunda kaldı.”1

“İngiltere için başlıca sermaye yatırım alanları, Asya’yı söz konusu etmezsek, Amerika’da da çok büyük olan İngiliz sömürgeleridir (sözgelimi Kanada). Çok büyük ölçüler içindeki sermaye ihracı, geniş sömürgelerin varlığına sıkı sıkıya bağlıdır.”

“Fransa’nın durumu ise farklıdır. Bu ülkenin dış sermaye yatırımları, daha çok Avrupa’ya, özellikle de Rusya’ya (en az 10 milyar frank) yapılmıştır. Bunlar da sınai girişimlere yatırılmış sermayelerden çok, istikrazlar, devlet borçlarıdır. Sömürgeci İngiliz emperyalizminden farklı olarak, Fransız emperyalizmini, tefeci olarak adlandırabiliriz.”

“Almanya’nın durumu ise, üçüncü bir türü ortaya çıkarmaktadır; Almanya’nın sömürgeleri azdır, yabancı ülkelere akan sermayesi de Avrupa ile Amerika arasında eşit ölçülerde dağılmaktadır.”

HAKLI SAVAŞ VE ANA VATAN SAVUNMASI

Kapitalizmin emperyalizm aşamasına girmesiyle birlikte, emperyalizm insanlığın geleceğinin önündeki en büyük engel haline geldi. Toplumsal mücadelenin merkezi, gelişmiş kapitalist ülkelerden ezilen dünyaya kaymaya başladı.2 Avrupa işçi sınıfı, Avrupa sosyalistleri, Lenin’in tarifiyle “lafta sosyalist fiiliyatta emperyalist, sosyal-emperyalist”3 olan “sosyalistler”, 19. yüzyılın sonunda ezilen milletlerin karşısında kendi emperyalistlerini desteklediler. Sömürgelerden elde edilen kardan pay alan işçi sınıfı tekelci sermayenin yanında konumlandı. Bu koşullar Devrimlerin ekseninin emperyalist işgallere maruz kalan coğrafyalara kaymasına neden oldu. Ve bu devrimler işgallere karşı verilen vatan savaşlarıyla birlikte gelişti. 20. Yüzyıl başlarında Rusya, Türkiye, İran ve Çin’de başlayan demokratik devrim atılımlarının beraberinde yaşanan Rusya’da Ekim Devrimi, Türkiye’de Cumhuriyet Devrimi emperyalizme karşı ezilen dünya milletlerinin sesi oldu.

Emperyalist paylaşım savaşında paylaşanların savaşı haksız savaştır, paylaşılanların savası haklı savaştır. Emperyalistlere karşı vatanını savunanların savaşı haklı savaştır. Japon emperyalistlerine karşı Çin’in yürüttüğü vatan savaşı, İngiliz emperyalistlerine karşı Türkiye’nin yürüttüğü vatan savaşı haklı savaştır. Ve bu savaşlar beraberinde ezilen milletlerin devrimleriyle sonuçlanmıştır.

Çin Devrimi, 2. Dünya Savaşı sırasında emperyalist Japon işgaline karşı yürütülen mücadele içerisinde perçinlendi ve 1949’da Çin Halk Cumhuriyeti Kuruldu. Cumhuriyet Devrimi, 1. Dünya Savaşı ve devamında gelişen Kurtuluş Savaşı sırasında işgalci İngilizlere, işgalci Yunan ordusuna karşı verilen mücadele içerisinde kendini gösterdi ve emperyalist kuvvetlere karşı verilen mücadelenin zaferle sonuçlanmasıyla Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Bu iki devrim vatan savunmasının sonucu gerçekleşen ve dünyanın ezilen milletlerine örnek olan devrimlerdir.

TÜRK – SOVYET DOSTLUĞUNDA EMPERYALİZM TEORİSİNİN ÖNEMİ

1905 Rus Devrimi, 1908 Hürriyet Devrimi ve 1917 Ekim Devrimi, 1920 Cumhuriyet Devrimi birbirlerini etkileyen devrimlerdir. Osmanlı Devleti ve Rus Çarlığı birbirleriyle uzun yıllar savaşan iki imparatorluktu ve bu iki imparatorluk çökerken bu iki milletin kaderi birbiriyle birleşti. Türkiye’nin Çanakkale’deki direnişi İngiliz ve Fransızlara geçit vermedi ve Rusya’da devrim hareketi güç kazandı ve Ekim Devrimi gerçekleşti. Türk Milleti emperyalizme karşı dişe diş savaşırken Sovyet Rusya her yönden Türk Kurtuluş Savaşını destekledi. Zorlu günlerde gelişen bu dostluk emperyalizme ve kapitalizme karşı ezilen milletlerin tavrını ortaya koymuştu. 20. yüzyıl ezilen milletlerle ezen milletlerin savaşını yaşarken, emperyalizme karşı Türk milletinin verdiği mücadele ezilen milletlerin mücadelesini temsil ediyordu. Emperyalist işgallere karşı yürütülen vatan savunması, Türk – Sovyet dostluğunun temellerinin atılması bakımından önemli bir yere sahiptir.

Necdet Fatih Onur
Öncü Gençlik Denizli İl Sekreteri

KAYNAK:

1-) Lenin, Kapitalizmin en yüksek aşaması, sayfa 132-148-189-190-191-232

2-) Semih Koray, Teori Dergisi, Emperyalizmin dünü, bugünü ve yarını, Sayı 359, Sayfa 9.

3-) Emrah Maraşo, Bilim ve Ütopya Dergisi, Materyalist Lenin ve emperyalizm, https://bilimveutopya.com.tr/materyalist-lenin-ve-emperyalizm

4-) Doğu Perinçek, Bilimsel Sosyalizm ve Bilim, Kaynak Yayınları, 11. Basım, Sayfa: 242-243.

5-) Yıldırım Koç, Marksist Emek Değer Kuramı ve Emperyalist Dönemde Kapitalist Sömürü, Bilim ve Ütopya Dergisi, Mayıs 2014, Sayı: 239, Sayfa: 11.