Ana Sayfa Yazılar RAŞİT EKİNCİ YAZDI: GÜNÜMÜZÜN AMERİKAN MUHİPLERİ CEMİYETİ: BİDEN TAYFASI

RAŞİT EKİNCİ YAZDI: GÜNÜMÜZÜN AMERİKAN MUHİPLERİ CEMİYETİ: BİDEN TAYFASI

1145

Raşit Ekinci, Öncü Gençlik Antalya İl Başkanı

“Erdoğan’ı iktidardan indirmek için Türkiye’deki muhalefeti destekleyeceğiz” diyen Joe Biden ABD Başkanlık seçimlerinde başkanlık için gerekli delegeye ulaşır ulaşmaz başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, CHP-HDP/PKK ve FETÖ bir hayli heyecanlanmıştı. Bu heyecanın nedeni her gün yapılan yeni bir Türkiye karşıtı açıklama ile anlaşılıyor.

Geçtiğimiz günlerde Amerikan Alman Marshall Fonu (GMF) adlı düşünce kuruluşunun “Türkiye’nin 2021’de Dış Politika Öncelikleri: Ana Muhalefet Partisinden Bir Bakış” başlıklı çevrimiçi panelinde konuşan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Dış İlişkilerden Sorumlu Başdanışmanı Ünal Çeviköz’ün açıklamaları ise üzerinde durulması gereken bir mesele.

Ünal Çeviköz’ün açıklamalarının muhasebesini yapmadan önce bu açıklamaları nerede yaptığını inceleyelim. 1972 yılında Amerika’da kurulan GMF’nin politikalarını, çok uzaklara gitmeden bölgemizdeki faaliyetlerini inceleyerek görmek mümkün.

GMF’nin Yıkıcılık Faaliyetleri

ABD’nin Alman Marshall Fonu tarafından yaratılan Bölgesel İş Birliği İçin Karadeniz Vakfı, Ermenistan, Azerbaycan, Bulgaristan, Gürcistan, Moldova, Romanya, Ukrayna’da, RF (Krasnodar ve Rostov bölgelerinde) ve Türkiye’de “demokratik siyasi kurumları güçlendirme” ve istikrarın sağlanması için “siyasi, sosyal ve ekonomik kalkınmayı teşvik etme” hedefiyle faaliyetler göstermek için kurulmuş bir hibe verme girişimidir.1

Kasım 2002’de gerçekleştirilen NATO’nun Prag Zirvesi’nin ardından dönemin Romanya Dışişleri Bakanı Mircea Geoana tarafından ortaya atılan “Genişletilmiş Karadeniz Projesi”, yine GMF tarafından desteklenmektedir.2 Genişletilmiş Karadeniz Projesi, ABD’nin bölgedeki egemenliğini artırmak ve enerji kaynaklarına hâkim olmak için yıllardır bölge ülkelerine çeşitli fonlar aracılığı ile dayatmaya çalıştığı projelerden birisidir. Bu projeyi incelediğimizde kapsamının Güney Kafkasya, Karadeniz, Hazar Havzası, Boğazlar ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi, hatta Kuzey Kafkasya ve Orta Asya’ya kadar uzandığını görüyoruz. ABD, Karadeniz’de yaptığı bu ve benzeri tüm girişimlerinde bu bölgeyi kendi egemenliğine dahil etme amacı taşır. Ki bu amaca hizmet etmek için de özellikle bölge ülkelerinin iktidarlarını turuncu devrimlerle belirlemeye kadar bir dizi girişimde bulunmaktan da sakınmamıştır.

Ukrayna’da, Kasım 2004’te yapılan devlet başkanlığı seçimlerine hile karıştığı iddialarının ardından aralıkta yenilenen seçimle, Rusya’ya daha yakın politikalar izleyen Viktor Yanukoviç’e karşı yarışan Viktor Yuşçenko devlet başkanı oldu. Adeta bir “turuncu devrime” sahne olan bu süreçte GMF ve Özgürlük Evi tarafından desteklenen “Pora (Şimdi Zamanı)” isimli gençlik örgütü önemli rol oynadı.3

Ülkemizde de çalışmalarına yoğun bir şekilde devam eden bu kuruluşun neye hizmet ettiğini incelediğimizde CHP’li Çeviköz’ün bu panele neden katıldığını anlayabiliyoruz.

Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanı Ünal Çeviköz’ün,

  • ABD’den yardım dilenmesinin;
  • Türkiye’nin dış politikasından duyduğu rahatsızlığı dile getirmesinin;
  • S-400’lerin aktif edilmemesi için çaba göstereceğini söylemesinin tek bir açıklaması var: CHP, ABD’nin Türkiye’deki iktidar planlarında rol almak istiyor!

Biden Demokrasisi(!) ve Türkiye

“Biden’ın, Türkiye’ye çağrılarında, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, yargı sisteminin siyasetten arındırılmasına, güçler ayrılığına, demokratik reformlara, medya, ifade, toplanma özgürlüğü gibi tüm temel hak ve özgürlüklere çok güçlü bir vurgu yapmasını bekliyoruz.”

Ünal Çeviköz’ün bu sözleri ve ABD’nin demokrasisi bize ne anlatıyor?

Amerika’nın kendisini özgürlük(!) ve demokrasi(!) elçisi tayin edip Irak’ta, Libya’da, Suriye’de neler yaptığını, ne acılar yaşattığını biliyoruz.

PKK ve FETÖ aracılığıyla ülkemize saldıran ABD emperyalizmine karşı canla başla mücadele ediyoruz. Bu mücadele sadece cephede topla tüfekle verilmiyor. Bir de propaganda savaşı veriliyor. Mehmetçiğin hendeklere gömdüğü, Türk yargısının cezaevlerine attığı Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve diğer aparatları “demokrasi, özgürlük ve adalet” palavralarıyla kurtarmaya çalışıyorlar. İnsanlığın elde ettiği en büyük kazanımları ihanet planlarıyla kirletiyorlar.

Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz diyen Selahattin Demirtaş’a ve CIA ajanlarıyla birlikte 15 Temmuz gecesi Türk milletinin üstüne bombalar yağdıran Osman Kavala’ya özgürlük isteyenlerin Biden demokrasisine el açarak düştüğü acziyeti acıyarak izliyoruz. Ancak biliyoruz; ABD’nin dünyanın herhangi bir yerine demokrasi taşıyacak gücü kuvveti kalmamıştır. ABD emperyalizmi dünyanın her yerinde yenilmektedir. Türkiye’de ona el açan Biden Tayfası da kısa zamanda bozguna uğrayacaktır.

Türkiye’nin ABD ile İlişkileri ve Dış Politikası

“Türkiye NATO’dan uzaklaşıp Rusya ve Çin’le stratejik bir ittifak kurma seçeceğine mi yaklaşıyor? Böyle bir şey yok ama böyle olmadığını göstermeliyiz. “

“CHP iktidar olursa S-400’leri aktif hale getirmeyeceğiz, F-35 programına geri döneceğiz.”

“Kapalı Maraş’ın kısmen açılmasını desteklemiyoruz. Bu, BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı. Kapalı Maraş, uluslararası hukuka ve Güvenlik Konseyi’nden geçen düzenleme ve kararlara uygun şekilde açılmalı.”

Türk milleti için bir namus davasına dönüşen Kapalı Maraş’ın açılmasını uluslarası hukuka uygun görmeyerek eleştirmek tam da ABD’nin Türkiye’de kurmak istediği iktidardan beklenebilecek sözlerdir. Ünal Çeviköz, Maraş’ın KKTC ve Türkiye için hem ekonomik hem de siyasi açıdan ne kadar önemli bir bölge olduğunu görmezden gelerek, Mavi Vatanımıza yapılan tehditleri yok sayarak ABD planlarına kendini siper ediyor.

S-400’lerin alınması ve test edilmesi Türkiye için basit bir manevra olmadığını Biden Tayfası da görmektedir. Bunu bildikleri için ABD’ye teminat veriyorlar. Türkiye’nin yeniden Atlantik kapısına bağlanması için “Eğer bizi desteklerseniz S-400’leri iade eder, anlaşmaları yırtarız” diyorlar. S-400’ler için dünyanın en büyük hurdasına sahibiz diyenlerin, test atışları başladığında nasıl telaşa düştüğünü izledik.

Türkiye, Birleşmiş Milletler kürsüsünde “tarihin sarkacının yeniden Asya’ya kaydığı” tüm dünyaya ilan ederken, ABD ve Avrupa’nın yayın organlarında Türkiye’nin Avrasya’da yükseldiği sayfa sayfa yazılırken Ünal Çeviköz bunun tam aksini iddia ediyor ve bundan duyduğu kaygılarını anlatıyor. Ünal Çeviköz ve yola arkadaşları kaygılanmakta çok haklı. Haklı çünkü Asya’da yükselen bir Türkiye’de Amerikancıların iktidarı kurulamaz.

Üreten, başı dik ve tam bağımsız bir Türkiye’yi kurmak için başarılı bir mücadele vermenin en önemli koşulu tehdidin nerden geldiğini saptamak ve ittifak birikimini doğru değerlendirmektir.

Bugün, CHP her ne kadar NATO’yu ve ABD’yi müttefik olarak görse de sınırlarımızı tehdit eden, Doğu Akdeniz’de namlularını donanmamıza doğrultan ve haklarımızı gasp etmeye çalışan, Türkiye’de “demokrasi yok” vurgularıyla PKK ve FETÖ’ye özgürlük isteyen ABD, müttefikimiz olmayı bir kenara bırakalım asıl tehdidin kendisidir. Türkiye’nin önünde sadece iki seçenek vardır. Birincisi CHP’nin de özlemi olan ABD güdümüne tekrardan giren ve Atlantik Sisteminde boğulan Türkiye, diğer seçenek ise komşuları ile iş birliğini güçlendiren, ABD’nin taşeronu PKK ve FETÖ’nün kökünü kazıyan, Atlantik’deki bataklıktan kurtularak Avrasya’da üreten başı dik bir Türkiye. 

Sonuç

Biden Tayfası, Ünal Çeviköz’ün yukarıda ifade ettiğimiz programını hayata geçirmeyi arzularken, Türkiye, ordusuyla ve milletiyle ABD planlarını bozguna uğratmaya devam ediyor.

Türkiye’nin 2014 baharından sonra ABD emperyalizmine karşı mücadelesine her alanda başlaması, 15 Temmuz darbe girişimi ile Amerika’nın Türkiye’de iktidar belirlemeye çalışması ve başarısız olması, Mehmetçiğin PKK’nın kökünü kazımak için hem sınır ötesi hem de sınırlarımızın içinde vermiş olduğu mücadele, yargımızın FETÖ ile aslanlar gibi mücadele etmesi, her alanda millileşmenin ve üretimin hükümet politikası olarak görülmesi, komşulara işbirliğinin geliştirilmesi… Yaşanan gelişmeler bize ABD’nin Türkiye’deki hakimiyetini nasıl kaybettiğini, ülkemizin vermiş olduğu mücadeleyi ve Türkiye’nin Atlantik’te boğulmak yerine, komşularıyla beraber Asya çağının öncüsü olma mücadelesini gösteriyor.

Türkiye’ye yönelen tehditler, her cephede ABD ve İsrail tarafından gelmektedir. Bu durumda Türkiye için her cephede farklı müttefikler ya da düşmanlar bulunmuyor. ABD merkezli yürütülen propagandalar, Türkiye’nin her cephede farklı düşmanlara karşı mücadele ettiği gibi çeşitli argümanlar ile ABD’ye karşı kurulan mevziiyi zayıflatmaya çalışıyor. ABD merkezli yürütülen algı operasyonları, bugün “Rusya ve Çin’in kucağına düşeriz” türünden uydurma tehditler ile Türkiye’nin ittifak potansiyeline gölge düşürmeye çalışılıyor.

Türkiye, siyasi, jeopolitik hem de ekonomik potansiyeli bakımından bölgemizdeki en önemli ülkelerden birisi olmanın vermiş olduğu avantajları iyi bir şekilde değerlendirmeye devam ederek ABD emperyalizmine karşı verdiği savaşı başarıya ulaştıracaktır. Biden’den medet uman CHP ve tayfasının hayalini kurduğu BM’ye, NATO’ya ve ABD’ye el açanlar hüsrana uğrayacaktır. PKK ve FETÖ ile beraber Amerikancı bir iktidarın peşinde koşanların Türk Milleti nezdinde hiçbir karşılığı yoktur.

Partimizin açıklamış olduğu  “Karadeniz-Akdeniz Dostluk Ve Barış Planı”4, Ülkemizin dış politikada izleyeceği yolu gösteren bir rehber niteliğindendir. Biden Tayfasının muhalefet üzerinden yapmaya çalıştığı yıkıcılık projesinin de reçetesi Partimizin politikalarındadır. Karadeniz’den Umman Denizi’ne kadar olan ittifak potansiyelimizi doğru değerlendirmek ve dış politikamızı ABD emperyalizmine karşı mücadele mevziisinde kurmak, başı dik, üreten bir Türkiye kurmak için atılacak en önemli adımdır.

Türkiye, dünyada ve bölgemizde güvenlik ve barış için, başta Rusya, Çin Halk Cumhuriyeti, Orta Asya Cumhuriyetleri, Hindistan, Pakistan olmak üzere Avrasya ülkeleriyle işbirliği ve dayanışmasını güçlendirecek, dünya dengelerini değerlendirecektir..5 (Vatan Partisi Milli Hükümet Programı 2.18)

Kaynakça

1 – https://www.gmfus.org/program/black-sea-trust-regional-cooperation

2 – Veliev, Cavid (2007), “Genişletilmiş Karadeniz Projesi”, Cumhuriyet Strateji, 3/150: 16-17.

3 – Oğan, Sinan (2004), “Gençlik Örgütlerinin Sivil Devrimlerdeki Rolü: ‘Baby-boom’”, Sinan Oğan (der.), Turuncu Devrimler (İstanbul: Birharf): 76-108.

4 – http://vatanpartisi.org.tr/genel-merkez/haberler/karadeniz-akdeniz-dostluk-ve-baris-plani-calistayi-29468

5 – http://vatanpartisi.org.tr/genel-merkez/temel-belgeler/milli-hukumet-programi-4126