Ana Sayfa Yazılar SAMET KUNT YAZDI: İDLİP: FIRAT’IN DOĞUSUNDAN ÖNCEKİ SON DÜĞÜM

SAMET KUNT YAZDI: İDLİP: FIRAT’IN DOĞUSUNDAN ÖNCEKİ SON DÜĞÜM

292

Samet Kunt, Öncü Gençlik İzmir İl Sekreteri

İDLİP: SAVAŞI BİTİRECEK DÜĞÜM NOKTASI

3,5 milyonluk nüfusa sahip İdlip Türkiye sınırına 130 km uzaklıkta Suriye’nin kuzeyinde yer alıyor. Hatay’ın, Lazkiye’nin ve Afrin’in komşusu. Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmak istenen PKK koridorunun Akdeniz’e uzanan kritik bir kavşağında yer alıyor. Ayrıca Suriye’nin başkenti Şam’ı Halep’e bağlayan son şehir durumunda. İki önemli şehri birbirine bağlayan M4-M5 karayollarının kesişim noktasında.

İdlip, ülkenin çeşitli yerlerinde Suriye Ordusu tarafından bozguna uğratılan radikal örgütlerin sığındıkları son liman durumunda. Son saptamalara göre şehrin büyük bir çoğunluğu Heyetül Tahrir Şam (HTŞ) adlı El-Kaide türevi bir örgütün kontrolünde.[1] HTŞ’yi Türkiye de terör örgütü olarak kabul ediyor. Geri kalanında ise (Türkiye’nin desteklediği grupların da içinde bulunduğu) çeşitli muhalif gruplar hâkim.

İdlip, şu anda ülkenin üçte ikisini kontrol eden Suriye’nin meşru hükümetinin denetimine girdiği taktirde Suriye’de ABD tarafından kışkırtılan iç savaşta sona yaklaşmış olacağız. Şam ile Halep’in birbirine bağlanması ve HTŞ’nin bitirilmesi, 2011’den beri devam eden savaş için bir dönüm noktası olacak.

Ancak Erdoğan Hükümeti, geçmişten gelen yanlış politikaların etkisi ve göç dalgası gibi güncel kaygılarla İdlip’in Suriye ordusu tarafından temizlenmesine karşı çıkıyor. Bölgede Türkiye ile Suriye arasındaki gerginliğin tırmanmaması adına Türkiye ve Rusya arasında 17 Eylül 2018 tarihinde İdlip Mutabakatı imzalandı. Bu Mutabakat’a göre; Türkiye ve Rusya’nın kontrolünde silahsızlandırılmış bir bölge kurulacak (10-15 km), ateşkes ilan edilecek, başta HTŞ olmak üzere radikal örgütler silahları ile birlikte bu bölgeden çıkarılacaktı.[2]

Ancak süreç böyle işlemedi. Bunun üzerine Rusya desteğiyle Suriye ordusu İdlip’e operasyon düzenlendi. Operasyona karşı ÖSO’nun Halep’e saldırı düzenlemesi ile saldırının sonunda 4 Rus askeri hayatını kaybetti. Süreç askerlerimizin Suriye ordusu tarafından şehit edilmesiyle devam etti.[3]

MUTAKABAT SONRASI YAŞANANLAR

23-24 Ocak 2017’de Kazakistan’ın Başkenti Nur Sultan’da Türkiye ve Rusya öncülüğünde İdlip için ateşkes ilan edildi. Süreci takip etmek, provakasyonlara mahal vermemek amacıyla Türkiye, Rusya ve İran tarafından 4 adet gerginliği azaltma bölgesi oluşturuldu. Ancak teröristler ateşkese uymadı, Suriye Ordusu’na karşı saldırılarına devam etti.

Suriye Ordusu saldırılara karşı hızlıca harekat düzenledi. Harekatın sonucunda İdlip haricinde kalan bütün bölgeler teröristlerden temizlendi. Gerginliğin artması üzerine garantör ülkeler Türkiye, Rusya ve İran bir araya geldi ve 2018 yılında tekrar bir mutabakat imzalandı. Mutabakata göre, teröristlerle ılımlı muhalifleri ayırmak ve sivillerin zarar görmesini engellemek için silahlardan arındırılmış tampon bölgeler kuruldu. Türkiye o tampon bölgelere 12 adet gözlem noktası kurdu. Ilımlı muhalifleri teröristlerden arındırma görevini Türkiye üstlendi. Ne yazık ki süreç bu mutabakattan sonra da sağlıklı işlemedi. Çünkü, terösistlerle ılımlı muhalifleri ayırmayı başaramadık, ateşkes fırsatından yararlanan HTŞ, ÖSO vb.  örgütleri hızlıca dağıtarak tasfiye etti ve İdlip’te hakim kuvvet haline geldi.

Bu gelişmelere karşı Suriye’nın İdlip’e başlattığı her operasyon Türkiye’nin itirazları ile engellendi. Ancak Türkiye’nin itirazlarına rağmen Suriye Ordusu Rus Hava desteğiyle  geçtiğimiz Aralık ayında idlip’e büyük bir operasyon başlattı. ABD, Suriye ile yaşadığımız çelişmeyi fırsat bildi ve 30 Ocak’ta ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, “Bildiğiniz gibi Türkiye’nin İdlib’de önemli sayıda askerleri var. Türk askerleri bizim NATO müttefikimiz. Onların başına bir şey gelmeyeceğinden emin olmak istiyoruz. Türkiye’ye yardım edeceğiz” diyerek açıklama yaptı.

30 ocak’ta ÖSO, Suriye Ordusu’na savaş ilan etti. 31 Ocak ve 1 Şubat’ta El Bab’da konuşlu ÖSO, Suriye ordusuna karşı saldırı düzenledi. 1 Şubat’ı 2 Şubat’ta bağlayan gece Rus savaş uçakları Bab ilçe merkezindeki üç noktayı hedef aldı. 2 Şubat’ı 3 Şubat’a bağlayan gece Milli Savunma Bakanlığı, “Suriye rejim güçleri”nce açılan ateş sonucu 5 asker ile 3 sivilin şehit olduğunu açıkladı.[4]

İDLİP’TEN SONRA SIRA FIRAT’IN DOĞUSUN’DA

Öncelikle Suriye ordusunun yaptığı bu saldırı kabul edilemez. Suriye stratejik olarak büyük bir hata yaptı. Türkiye ve Suriye arasında yaşanacak olan her çatışma ABD’ye yaramaktadır ve bu   durumdan da en başta Türkiye ve Suriye zarar görmektedir. Bunu unutmadan, kin ve intikam duygusunu bir kenara bırakarak Türkiye’nin çıkarları ekseninde hareket etmeliyiz. Zaten Türkiye gerekli misillemeyi de yaptı. Bu saatten sonra yapılacak olan çatışmayı devam ettirmek değil, Suriye’nin bölünmesini engelleyecek siyasetler üretmektir.

Suriye devleti 2011 yılından beri ülkesini bütünleştirmek için büyük bir savaş vermektedir. İç savaştan yararlanan PKK, ABD’nin desteğiyle 2012 yılından beri Suriye’nin kuzeyine yerleşmiştir. PKK’nın Suriye’nin kuzeyinde kurmaya çalıştığı koridorun hedefi en başta Türkiye’yi ve Suriye’yi bölmektir. İşte Türkiye ve Suriye işbirliğinin temelini bu tehdit oluşturmaktadır. Suriye, İdlip tehditini ortadan kaldırdıktan sonra bütün kuvvetiyle Fırat’ın doğusuna yönelecektir. Bu sebeple İdlip’te Suriye’nin işini zorlaştıracak her hamle en başta bize zarar vermektedir ve PKK’ya yarar sağlamaktadır.

Zaten Suriye ve İran, Fırat’ın doğusu için gerekli mesajı aylar öncesinden verdi. Yakalanan bir PKK’lının Afrin Harekatı olmasaydı PKK İran’a saldıracaktı itirafı [5], İran’ın dini lideri Hamaney’in danışmanı Ali Ekber Velayeti’nin İdlip’ten sonra hedefin Fırat’ın Doğusu olduğunu açıklaması [6], Suriye’nin PYD, ABD ve İsrail ile birlikte hareket ediyor, örgütün kontrolündeki toprakları geri alacağız ifadeleriyle BM’ye  mektup yazması [7], geçtiğimiz eylül ayında ise Ankara’da yapılan Suriye zirvesinde Türkiye, İran ve Suriye tarafından Fırat’ın doğusunun temizlenmesi için net mesajlar verilmesi [8] önemli gelişmelerdir.  Bu örnekler daha da arttırılabilir ancak gerçek şu ki; Fırat’ın doğusundaki ABD varlığı Türkiye, İran, Rusya ve İran’ı doğrudan tehdit etmektedir. Bu ülkeler birçok kez bunu ifade etmiş ve o tehdidi ortadan kaldırma kararlılığını göstermişlerdir. Bu ülkelerin bir araya gelmesinin ABD’yi bozguna uğratacak olması elbette sürpriz olmayacaktır.

ABD İÇİN SON ŞANS

ABD’nin bu birlikteliğe karşı koyacak gücü olmadığı için karşı cepheyi dağıtmaktan, aralarındaki çelişkileri derinleştirmekten başka çaresi kalmamıştır. Pentagon’un yan kuruluşlarından RAND Corporation geçtiğimiz günlerde Türkiye üzerine bir rapor hazırladı. Her sayfası olay olan raporun konumuz açısından önemli olan noktası Türkiye-Rusya ilişkileriydi. Raporda Astana üçlüsünün dağıtılması, Türkiye-Rusya arasındaki çelişmelerin kaşınması gerektiği yazılmıştı. [9]

Tam da bu sıra da İdlip’e, Fırat’ın doğusunu yakından ilgilendiren bir operasyon düzenliyor Suriye Ordusu. Bu operasyon sürecinde 4 Rus askeri ölüyor ve 7 askerimiz şehit oluyor. Bu durum Askerlerimize yapılan saldırının provoksayon olma ihtimalini oldukça yükseltiyor. [10] Çünkü, aynı senaryoyu Rus uçağı düşürüldüğünde de görmüştük. O uçağı düşüren Davutoğlu, yine aynı kurum tarafından ABD’nin Ankara’daki adamı [11] olarak nitelendirilmiş ve bu yıl yayınlanan raporda ise kurduğu partinin Millet İttifakı’na girmesi gerektiği belirtilmiştir. Davutoğlu’nun bugünkü konumu Türkiye-Suriye arasında çıkacak çatışmaların ne anlama gelebileceğini çok iyi gösteriyor.

ABD’nin bu sürece olan dahli yayınlanan raporla sınırlı değil. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus,’’ABD, Esad rejimi, Rusya, İran ve Hizbullah’ın İdlib halkına yönelik sürekli, yersiz ve acımasız saldırılarını kınıyor. Bu tür eylemlerin karşısında NATO müttefikimiz Türkiye’nin yanında duruyoruz ve hayatını kaybeden (askerler) için Türk hükümetine taziyelerimizi gönderiyoruz. Türkiye’nin meşru kendini savunma eylemlerini tamamıyla destekliyoruz. Bu konu hakkında Türk hükümeti ile görüş alışverişinde bulunuyoruz. ABD, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararının, İdlib de dahil olmak üzere tüm ülkede, ateşkesin sağlanması dahil tüm gereklilikleri yerine getirene kadar, Esad rejiminin uluslararası topluma yeniden entegrasyonunu engellemek için ABD elinden geleni yapacaktır.”[12] ifadelerini kullandı. Destek kervanına ünlü PKK destekçisi, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’de katıldı.

Provokatif açıklamalar ABD’li yetkililerin açıklamaları ile sınırlı kalmadı. Birçok Amerikancı isim de sürece dahil oldu. FETÖ firarisi Emre Uslu, Amerikancı T24 vb. yayın organlarının Rusya karşıtı yayına başlaması, dünden beri sosyal medya da yüzlerce FETÖ trolünün Genel Başkanımız Sayın Doğu Perinçek ve Rusya aleyhinde yalana başvurarak saldırıya başlaması, İYİ Parti lideri Meral Akşener’in Suriye ile savaşı kışkırtacak açıklamalar yapması içimizdeki ABD’nin de harekete geçtiğini göstermektedir. ABD’nin, Uygur yalanlarının dozunu arttırdığı, İsrail ile birlikte Filistin’i haritadan silme planlarını açıkladığı koşullarda İdlip’te bu provokasyonun yapılması ve Amerikancı şebekenin harekete geçirilmesi elbette bir planın parçası.

DÜĞÜM ÇÖZMEK TÜRKİYE VE SURİYE’NİN BİRLİĞİNDEN GEÇİYOR

Ancak bu hamle ölü doğmuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’ye karşı sert söylemlere devam ederken “katil Esad” söyleminden imtina etmesi ve “Rusya ile şu aşamada bir çatışma ya da ciddi çelişki içerisine girmemize gerek yok. Rusya ile çok ciddi stratejik girişimlerimiz var.” ifadesini kullanması ve S-400 konusunda en ufak bir geri adımın olmayacağını söylemesi gerilimin önümüzdeki süreçte azalacağını gösterecektir.

ABD ve PKK için sonun yaklaştığını söyleyebiliriz. PKK’yı Suriye içlerine süpürme stratejisinden PKK’yı tamamen bitirme ve dağıtma stratejisine geçmenin koşulları oluşmuştur. ABD-İsrail cephesi bölgemizde yenildi ve Türkiye-Rusya-İran-Suriye arasına ayrılık sokmak dışında başka çareleri kalmadı.

Türkiye’nin doğrudan Suriye ile görüşmeye başlaması, ılımlı muhalif grupların HTŞ’den ayrılarak Suriye’de af kapsamına alınması ve İdlip’in bölücü örgütlerden temizlenmesiyle İdlip düğümünü çözmüş olacağız. Böylece Türkiye-Suriye-Rusya-İran işbirliğiyle, ABD ve PKK’nın bölgeden sökülüp atılmasının önünde hiçbir engel kalmamış olacak.

Güncel Suriye Haritası

DİPNOT:

1) https://www.aydinlik.com.tr/idlib-de-yuksek-tansiyon-hts-saldirilari-yogunlastirdi-dunya-ocak-2019#3

2) https://www.aydinlik.com.tr/idlib-neler-oluyor-200198-30#2

3) https://aydinlik.com.tr/haber/turk-askerine-saldiri-goz-gore-gore-geldi-200312-1

4) https://www.aydinlik.com.tr/haber/idlib-neler-oluyor-200198-30

5) https://www.aydinlik.com.tr/haber/afrin-operasyonu-olmasa-ypg-pkk-iran-a-saldiracakti-200173

6) https://www.aydinlik.com.tr/haber/velayeti-idlib%E2%80%99den-sonra-sira-firat%E2%80%99in-dogusunda-200134

7) https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201909161040180485-suriyeden-bmye-sdg-mektubu-abd-ve-israil-ile-birlikte-hareket-ediyor-orgutun-kontrolundeki/

8) https://www.aydinlik.com.tr/turkiye-rusya-iran-suriye-firat-in-dogusu-temizlenecek-turkiye-eylul-2019

9) https://veryansintv.com/rand-corporationin-turkiye-raporu-hulusi-akari-isaret-ediyor/

10) https://aydinlik.com.tr/haber/turk-askerine-saldiri-goz-gore-gore-geldi-200312-1

11) https://www.hurriyet.com.tr/dunya/abd-ankaradaki-adamini-kaybetti-40100455 12-)https://aydinlik.com.tr/haber/turk-askerine-saldiri-goz-gore-gore-geldi-200312-1

oncugenclik.org.tr, 07.02.2020