Ana Sayfa Manşet Sezer Özseven yazdı: Çemberde bereket vardır

Sezer Özseven yazdı: Çemberde bereket vardır

131

Günümüzde masa düzenleri maalesef çoğunlukla dikdörtgen olarak tasarlanmıştır.

Kalabalık bir arkadaş ekibiyle bir yerde oturmak istediğinizde genelde uzun bir dikdörtgen masa etrafına oturmak zorunda kalırsınız. Öyle olunca da masanın bir ucuyla diğer ucu arasında bağlantı kalmaz. Masa birbirini görebilen insanlardan oluşan birkaç ekibe bölünmüş olur. Ekip olarak oturmanın bir anlamı kalmaz.

O yüzden bir arkadaş grubuyla sohbet etmek için bir parka gittiğimizde ya da evimizde oturmayı tercih ettiğimizde hep çember şeklinde oturmayı tercih ederiz.

Herkes birbirinin yüzüne bakar. Araya dallar budaklar, kolonlar duvarlar, başka başka suratlar girmez. Ekibin tamamı birbiriyle konuşurken göz teması kurabilir.

Çemberde mesafe yoktur. Samimiyet vardır. Herkes çemberin bir parçasıdır, eşittir. Çemberden birisi ayrılırsa çember daralır, eşitlik bozulmaz. Çembere biri eklenirse çember genişler, yine eşitlik bozulmaz.

Tabi çemberin bereketi yalnızca şekli özelliklerinden gelmiyor.

ÇEMBER ŞEKLİNDE DANS ETMENİN ANLAMI

Çember motifinin kültürümüzde de önemli bir yeri vardır.

Eski dönem Çin kaynakları Türklerin kendi etraflarında dönerek ve çember şeklini alarak dans ettiklerini yazar. Anadolu’da her yörenin ayrı bir dansı vardır. Herkes her yörenin dansını bilmeyebilir ama halay çekmeyi bilmeyen yoktur. Tüm düğünlerde halaylar hep birlikte çekilir.

Halayın yöresi yoktur. Hatta her yörenin ayrı ayrı halayı vardır.

Yine Alevilerde yaygın olan semah dönme ritüeli de Orta Asya şaman kültüründen bugüne ulaşan bir danstır. Semah dönenler çember şeklinde dizilirler ve birbirlerini takip ederek dönmeye başlarlar. Hem kendi etraflarında hem de çember boyunca dönerler. Bu ritüelin temelinde de bütün evrenin semah döndüğü ve insanın da bunun bir parçası olduğu anlayışı yatar. İnsan bu çemberin içinde bir varlığa sahiptir ve dayanışmayı, yardımlaşmayı ifade eden çemberin dışında bir hayatı yoktur.

Çember şeklinde dans etmenin dayanışmacı ve eşitlikçi yaşam tarzıyla da bir ilgisi vardır. Orta Asya konargöçer kültürünün temelinde dayanışmacılık vardır. Kaynaklar kıt, nüfus fazla olduğu için dayanışmacılık bir tercihin ötesinde bir zorunluluk olarak doğmuştur.

Dayanışmacılık ve eşitlikçilik de toplum içerisindeki hiyerarşiden yaşayış biçimine kadar, danslardan türkülere, destanlara kadar her şeyi etkilemiştir. Çember olmanın, eşitliği öne çıkarmanın temelinde de bu toplumsal durum yatar.

HALAYA KARŞI VALS

Kültürel değerler toplumların içerisinde bulunduğu sınıfsal çelişkilere göre şekillenir. Örneğin Doğu’da dayanışmacı ve eşitlikçi kültür halay gibi kitleler halinde eşitlenerek oynanan dansları ortaya çıkarırken Batı’da ise bireyci kültür vals gibi daha bireysel oynanan dansları ortaya çıkarmıştır.

Valsin kapitalizmin bireyi öne çıkaran, insana birey olarak değer veren kültürünün içerisinde doğması anlamlıdır. Vals Orta Asya’nın dayanışmacı toplumu içerisinde doğamazdı. Ya da Almanya’da Cermen kabileleri arasında da doğamazdı. Ancak ve ancak burjuva kültürünün değer kazandığı Avusturya Hanedanlık Sarayı’nda, İngiliz Kraliyet Sarayı’nda doğabilirdi.

Burada bir “vals mi daha ileri halay mı daha ileri” tartışması yapmıyoruz. Toplumların geldiği sınıfsal aşamanın kültürlere etkisi üzerinden bir karşılaştırma yapıyoruz. İnsanlık kapitalizme doğru ilerledikçe yaygın olan danslar da, masalarımızın şekilleri de ve hatta sevgi anlayışlarımız da değişiyor. Toplum içerisindeki sevgi anlayışı da hakim olan kültürle birlikte evriliyor.

İKİ KİŞİLİK AŞK YA DA SEVDAYI BÜYÜTMEK

Vals dansı aynı zamanda bireysel aşkın bir kültürel değer olarak yüceltildiği bir dönemde ortaya çıkıyor. Şüphesiz ki bireysel aşk kapitalizm öncesinde de var. Ancak aşk evliliğinin yaygın hale gelmesi burjuva kültürüyle, burjuva kültürünün bireyi öncelemesiyle ortaya çıkan bir şeydir.

İnsanın birey olarak değer görmesi görücü usulüyle evliliği ya da diplomatik evliliği zayıflatmış, aşk evliliğini yaygın evlilik biçimi haline getirmiştir. Bu durum insan açısında bir ilerlemeyi, bir özgürleşmeyi ortaya çıkarsa da aynı zamanda yalnızca iki kişilik hayat yaşayan ve topluma yabancılaşarak kendini fanusun içerisine hapseden bir yozlaşmayı da beraberinde getirmiştir.

Ataol Behramoğlu:

“Ölümdür tek başına yaşanan,

Aşk iki kişiliktir.” diyor.

Edip Cansever de geçmişten gelerek ona cevap veriyor:

“…Sen o karanfile eğilimsin, alıp sana veriyorum işte

Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel

O başkası yok mu bir yanındakine veriyor

Derken karanfil elden ele.

Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle”

Aslında iki farklı aşk tarifi çarpışıyor. Birinde aşk iki kişi arasında sıkışan ve bir süre sonra kaçınılmaz olarak ölüme mahkum olan bir şeyken, diğerinde karanfil bir çember içerisinde elden ele dolaşarak bir sevdayı büyütüyor.

Bu, iki kültürün çarpışması aynı zamanda. Kendisini toplumun içerisinde konumlandıran, toplum içerisinde var eden bir kültür ile yalnızca iki kişi arasında var eden kültür arasındaki çarpışma.

YENİ İNSANIN MAYASI

Peki buradan nereye geliyoruz? Kültür, toplumların içinde bulunduğu sınıfsal aşamaya göre şekilleniyor dedik. İnsanlık yeni bir toplumsa aşamanın eşiğine girmiş durumda. Yeni toplumun kültürel değerleri ne olacak?

Koronavirüs salgını hepimize şunu gösterdi: İnsanlık birbiriyle dayanışma halinde olmadan büyük sorunların üstesinden gelemez. Yeni toplumun en önemli kültürel değerlerinin başında dayanışma geliyor. Bir diğeri de eşitlik. İnsanlık emperyalizmin yarattığı yoz bireyci kültürü, tüketen insan kültürünü eşitlikçi olmadan da yenemez. Emperyalizmin kültürü insanı yutmak üzerine kurgulanmıştır. İnsanın hayatta kalabilmesi için bu kültüre savaş açması gerekir.

Türkler olarak yeni toplumun temelini oluşturacak olan dayanışmacılık ve eşitlikçilik ilkelerini derin köklerimizde barındırmamız bakımından ayrıcalıklı bir yere sahibiz.

Kültürümüzün özünde bulunan dayanışmacılık ve eşitlikçilik yeni toplumun da temelini oluşturacak. Yeni toplumda tüm milletler insanlık çemberi içerisindeki yerlerini eşit bir şekilde alacak.

Sezer Özseven
Vatan Partisi Öncü Gençlik Genel Sekreteri