Ana Sayfa Yazılar SEZER ÖZSEVEN YAZDI: İDLİB KRİZİNDE DÖRT YANLIŞ YAKLAŞIM

SEZER ÖZSEVEN YAZDI: İDLİB KRİZİNDE DÖRT YANLIŞ YAKLAŞIM

675

Sezer Özseven, Öncü Gençlik MYK Üyesi ve Ankara İl Başkanı

Türkiye’nin İdlib’de yaşadığı krizle birlikte Türkiye’nin yeniden Atlantik rotasına girmesini isteyenlere gün doğdu. Saldırı sonrası oluşan tepkileri dört başlık altında toplayabiliriz. Bu dört başlığın en temel ortak noktası Türkiye’nin önüne bir çözümsüzlük sunmasıdır.

1) Yapılan Saldırılar Üzerinden Hesapsız-Kitapsız Bir Savaş Kışkırtıcılığı

Verilen şehitler hepimizin şehididir. Milletimizin savaşma iradesi şehitler sayesinde bilenmektedir. Ancak verilen şehit sayısına bakarak hesapsız-kitapsız bir biçimde, Türkiye’nin çıkarlarını düşünmeden savaş çığırtkanlığı yapmak ülkemize daha çok şehit verdirir.

Türkiye verilen şehit sayısına göre değil devlet aklının gereklerine uygun bir karar vermek zorundadır. Devlet aklı duygularla, anlık tepkilerle değil stratejik bir bakışla, soğukkanlılıkla belirlenebilir. Şehitlerimiz üzerinden “yakalım, yıkalım” çağrısı yapmak, düşmanlık körüklemek gerçek düşmanımızın çıkarınadır.

2) Rusya’ya Karşı Savaş Kışkırtıcılığı

Türkiye’nin ABD karşısında bağımsızlığını koruyabilmesinin en önemli koşullarından biri bölge ülkeleriyle iş birliği halinde olmasıdır. Türkiye’ye yönelik stratejik tehdit ABD’den gelmektedir. Türkiye, ABD’nin Doğu Akdeniz’deki saldırganlığına karşı, ekonomik dayatmalarına karşı, sınır ötesindeki terör saldırılarına karşı ancak Rusya ve İran’la ve hatta Çin’le birlikte hareket ederek karşı durabilir. Türkiye’nin hem Rusya’ya hem de ABD’ye yumruk sallayarak ayakta kalabileceği formülün hiçbir gerçekliği yoktur.

Türkiye ya ABD’nin yanında olacaktır ya da Asya’da yükselen uygarlıkla birlikte olacaktır. Bu karar esasında çok önceden verilmiştir. Türkiye iç politikada ve dış politikada ABD planlarını kesip atmıştır. Ekonomisi Asya’da nefes almaktadır. Çoktan yeni kurulan dünyada yerini almıştır.

Bu koşullarda Rusya’ya karşı savaş kışkırtıcılığı yapmak ABD’nin kucağına düşmektir. Türkiye Rusya’nın yanlışlarını ABD’nin yanından düzeltemez. Rusya’nın yanlışlarını ancak ABD’ye karşı tutarlı bir siyaset belirleyerek ve dostlarına güven vererek düzeltebilir.

3) “Biz Uyarmıştık”çılık

Her fırsatta “Biz sizi uyarmıştık, bakın ne oldu şimdi” diyerek Türkiye’nin bugüne kadar vermiş olduğu mücadeleyi çöpe atan, emperyalizmin hedef aldığı devletimizi ve cumhurbaşkanımızı emperyalizmin yanında hedef alan tüm muhalefet yöntemleri düşmanın çıkarınadır.

“Biz uyarmıştık” tavrı sorumluluk almayan, kendi kendini tatmin etme hedefi güden muhalefetçi bir tavırdır. Gerçek muhalefetin iktidar sorumluluğu alıp müdahaleci olması gerekir. Bu sebeple sorumluluk almayan muhalefet içi boş bir muhalefettir.

Aynı zamanda emperyalizmin Türkiye’yi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanını hedef aldığı, iktidardan indirmeye çalıştığı koşullarda emperyalizmin yanından “Suriye bataklığı” söylemleriyle, “Bizi bu savaşa siz soktunuz” söylemleriyle iktidarı hedef alan tüm hareketler iktidarın emperyalizmle savaşma iradesine yönelik bir saldırıdır ve emperyalizmin lehinedir.

4) Hatalarda Israr

Türkiye Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı ve Barış Pınarı harekatlarıyla birlikte PKK’yı Suriye’nin kuzeyinde bitirme noktasına gelmiştir. Strateji, PKK’yı güneye süpürmek değil tamamen bitirmek olmalıdır. PKK’yı bitirmenin koşulu onu kuzeyden ve güneyden kıskaç altına alacak diplomasiyi ve silahlı gücü harekete geçirmektir. Ancak hükümetimiz de burada “PKK’yı bitirme değil süpürme” hatasında ısrar ederek, hedefi Suriye devleti olarak belirleyerek uzun süredir yaptığı hatada ısrar etmektedir.

Hükümetimizin bölgedeki terörü ve ABD işgalini kökünden bitirmek için geçmişte yapılan hatalarda ısrar etmemesi ve büyük stratejiye uygun taktik hamlelerde bulunması gerekiyor. Aksi durumda yapılan hamleler ABD’nin bölgeden kovulmasını ve PKK’nın bitirilmesini yavaşlatan hamleler olmaktadır.

Bir diğer ısrar edilen hata da muhalefet çevrelerinin meseleye Türkiye’den bakmamalarından kaynaklı bir hatadır. Suriye’yle Türkiye’nin kaderi ortaktır. Suriye parçalanırsa Türkiye, Türkiyeparçalanırsa Suriye parçalanır. Ancak burada Suriye’yi de kurtaracak olan bu Türkiye merkezli bakıştır.

Türkiye Suriye’de ABD’nin piyonlarını bir bir yok etmektedir. Burada Suriye toprağının işgal edildiğine dair “askerlerimizi geri çekin” merkezli yaklaşımlar Türkiye’nin terörle mücadelesini zafiyete uğratmayı amaçlamaktadırlar. Burada istenen barış PKK ile barıştır, ABD ile barıştır; çünkü Türkiye PKK ile savaşmaktadır. Bu yüzden bütün meselelere ayağımızı Türkiye toprağına basarak bakmak mecburiyetindeyiz.

Bu Dört Yanlışla Mücadele Edelim

 İdlib krizinin ardından filizlenen bu dört anlayışla Türkiye’nin bu krizi çözmesi mümkün değildir. Bu anlayışların tamamı çözümsüzlük sunmaktadır. Bu dört anlayış Türkiye’yi stratejik düşmanımız ABD’nin yanına iter.

Türkiye’ye asıl tehdit ABD’den gelmektedir. ABD’nin gelen şehit haberlerinden sonra zil takıp oynaması da bundandır. Türkiye’nin aklı selim bir şekilde, devlet aklını harekete geçirerek, tüm milli siyasi partilerden geniş bir tabana dayanarak stratejik dostlarımızla çözüm yolları araması ABD tehdidini yok etmek için gerçekleştirmesi gereken bir zorunluluktur.

Türkiye’ye yeniden Atlantik sistemi içerisinde nefes alma şansı yoktur. Bu yüzden Türkiye güçlerinin, Türkiye’yi yeniden Atlantik’e iten tüm anlayışlarla ortak bir mücadele yürütmesi gerekiyor.

oncugenclik.org.tr