SEZER ÖZSEVEN YAZDI: ‘NE YAZIK Kİ KADERE BAK…’

SEZER ÖZSEVEN YAZDI: ‘NE YAZIK Kİ KADERE BAK…’

Sezer Özseven, Öncü Gençlik Ankara İl Yöneticisi

Bugün(03.09.2017) ÖDP’nin gazetesi BirGün’de CHP Gençlik Örgütleri Genel Başkan’ı Emre Yılmaz’ın geçtiğimiz günlerde CHP’nin Çanakkale’de gerçekleştirdiği Adalet Kurultayı üzerine bir yazısı yayımlandı(http://www.birgun.net/amp/haber-detay/adalet-kurultayi-nda-genclik-oturumu-formul-genclikte-177636.html). Yazıda özetle CHP Gençlik Kolları’nın Öğrenci Kolektifleri ve Gençlik Muhalefeti gibi PKK kuyrukçusu örgütümsülerle birlikte yürüttüğü gençlik kurultayları ele alınıyor.

Kimler Kimlerle Beraber…

Doğanın en önemli kanunlarındandır: İnsanın bilincini belirleyen şey yaptığı eylemlerdir. Bunu bir toplumsal örgütlenmeye uyarlayacak olursak şöyle diyebiliriz: Bir örgütün karakterini belirleyen şey yaptığı faaliyetlerdir. CHP Gençlik Kolları açısından Adalet Kurultayı, kendi karakterinin oturması açısından önemli bir aşama oldu. Keza yıllardır “Hem Atatürkçü gençleri kucaklayayım hem de onlara küfredenleri gücendirmeyeyim” politikası güderek ilkesiz bir tutum alan CHP Gençlik Kolları, Adalet Kurultayı ile birlikte yaptığı işleri bir ilke haline getirerek Atatürk’e küfreden gençlik örgütümsüleriyle birlikte olduğunu tüm Türk gençliğine ilan etmiş oldu. Bu örgütümsüler ki Şehit savcı Mehmet Selim Kiraz’ın öldürülmesinden sonra halaylar çeken, canlı bombaları sitelerinde güzelleyen ve hatta onları kendi içlerinde yetiştiren, Kobane’de ABD silahıyla “devrim” yapmaya kalkan terör örgütlerinin altyapısı konumunda olan sol maskeli PKK kuyrukçularıdır. Onların internet sitelerinde boy boy yayınladıkları ABD güzellemeleri hala gün gibi ortadadır. CHP gençliği böylesine Türkiye düşmanı, canlı bomba yetiştiren, öğrenciye ve halka yabancılaşmış örgütümsülerle nasıl yan yana geliyor? Kimlerle beraber “devrim” halayına girdiğine bakmıyor mu?

Vatan Partisi Öncü Gençlik ve diğer vatansever kuvvetler yıllarca üniversitelerde PKK terör örgütü ve onun kuyrukçularıyla göğüs göğse mücadele ederken CHP Gençlik Kolları bu konuda hiçbir zaman tutarlı bir tavır almamıştı. Hatta üstüne üstlük PKK’nın üniversitelerde düzenlediği Kobane yürüyüşlerine, üniversite boykotlarına, Nevruzlara üniversite önderleri düzeyinde katılımlar sağlamışlardı. Üniversitelerde Atatürkçü öğrencilerin astıkları Türk bayraklarına “Atatürk’ün p*çleri” diyerek saldıran Öğrenci Kolektifleri gibi örgütümsülerle kurulan ittifakların temeli geçmişte yapılan ortak etkinliklere dayanıyor. CHP Gençlik Kolları’nın da karakteri zaman içerisinde bu gibi birlikteliklerle değişime ve dönüşüme uğramış oldu.

CHP GK Başkanı’nın yazdığı yazı vesilesiyle “Kiminle birlikte olursan ona benzersin” ilkesinin bu konuda geçerli olduğunu görmüş olduk. CHP GK, Öğrenci Kolektifleri gibi PKK kuyrukçusu örgütümsülerle iş yapa yapa onlar gibi konuşmaya başlamış. Yazılan yazıda Türkiye’nin en yakıcı sorunları olan PKK terörünün, emperyalizmin esamesi okunmuyor. Atatürk ağızlara dahi alınmıyor. Sloganlarla ve içi boş kalıplarla birtakım tespitler yapılıyor. CHP GK Başkanı’nın bu duruma düşmesinde hiç şüphesiz ki birlikte iş yaptığı örgütlerin kültüründen etkilenmesi birinci sırada yer almaktadır.

2012’nin AKP’si Olmaya Niyetlenen Yeni CHP

CHP GK’nın yaşadığı dönüşüm CHP’den bağımsız bir dönüşüm değil. AKP’ye karşı 2012 senesine kadar yükselen ve 2013 senesinde Haziran Ayaklanması ile patlama noktasına ulaşan toplumsal muhalefet şu temeller üzerinden yükselmişti:

-Atlantik sistemine bağlılık

-PKK açılımı

-FETÖ ile ortaklık

-Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı

AKP iktidarının 7 Haziran seçimlerinde iktidardan düşmesinin sebepleri toplumun yukarıda saydığımız konularda AKP’yi cezalandırmak istemesiydi. 24 Temmuz Vatan Savaşı süreciyle başlayan ve 15 Temmuz Amerikancı darbe girişimiyle aşama atlayan süreç, AKP’yi yukarıda saydığımız 4 meselede yola getirdi. Vatan Savaşı süreciyle birlikte Atlantik sistemiyle yaşanan kırılmalar 15 Temmuz’la birlikte zirveye ulaştı ve Türkiye’yi geri dönüşü olmayan bir rotaya soktu. CHP ise bu sınavlardan hiçbirini başarıyla veremedi. Türk Ordusu PKK’yı hendeklere gömdükçe CHP o hendeklere heyetler gönderdi, açılımı yeniden başlatalım dedi. Türk yargısı PKK’nın meclisteki uzantısı HDP’ye elini uzattıkça CHP ona kalkan oldu, “serden geçeriz de Selo’dan geçmeyiz” dedi. Türk yargısı, polisi, ordusu, bürokrasisi 45 yıldır tüm kılcal damarlarına sızan FETÖ’yü temizlemek istedikçe karşısında CHP’li milletvekillerini buldu. Türkiye rotasını Asya’ya döndükçe CHP tarafından Batı’ya şikâyet edildi, “yeniden AB” dedi. Daha birkaç sene önce uykusundan yeni uyandırılmışçasına asık suratla Anıtkabir’de huysuzluk çıkaranlar, Atatürk ve İnönü’ye etmedikleri küfür kalmayanlar bugün Atatürk’e teslim olmuşlarken, her gittikleri yerde kendilerini Atatürk’e dayandırmaya çalışırlarken; Atatürk’ün miras bıraktığı CHP, kurultaylarında “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganlarını yasaklatıyor, nurculara vaazlar verdiriyor. “Herkes için adalet” sloganının vardığı son nokta ise Said Nursi için, Şeyh Sait için, Seyit Rıza için adalet oluyor. CHP’yi bu akıl almaz döngünün içine sokan temel sorun ise muhalefetçilik hastalığıdır. Gençlik Kolları da bu derede akarak nihayetinde kendini PKK kuyrukçusu örgütümsülerin temsil ettiği dere yatağında bulmuştur. Aldığı oy itibariyle ana muhalefet olan bir partinin gençlik kollarının bu marjinal örgütümsülerle aynı yatakta akmaları CHP açısından hem üzücüdür hem de düşündürücüdür.

Taklitçi Solculuğun Cehaleti

CHP GK’nın “sol” çevreye açılma serüveni, bu çevrenin ileri ve devrimci birikimini değil cehaletini ve kafa karışıklığını almakla sonuçlanıyor. Emre Yılmaz yazdığı yazıda sınıf mücadelesinin İngiltere’de doğduğunu düşünüyor… Halbuki sınıf mücadelesi sınıflı toplumların ortaya çıkışından bu yana, yani üretim fazlasının ortaya çıkmasıyla doğmuş ve evrimleşmiştir. Liberalizmle sosyalizmin evliliğinden ne yazık ki bu gibi fikirler doğuyor. Bu kafa karışıklığı sosyal demokrasi düşüncesinin yarattığı bulanıklığı temsil ediyor. Yıldırım Koç hocamız “Sosyal Demokrasi’nin Öyküsü” kitabında bu düşüncenin temellerini ve yarattığı bulanıklığı çok iyi anlatıyor. CHP GK’nın düzenlediği çalıştaylarda işlediği “sivil toplumculuk” teorileri, Avrupa merkezli siyaset anlayışları, emperyalizmin payandalığına soyunmuş Avrupalı sosyal demokrat parti sevicilikleri sosyal demokrasi düşüncesinin bulanıklığı içerisinde tutarlı bir anlayışı ifade ediyor. CHP GK açısından bu bulanıklığı daha net bir şekilde taklitçi solculuk olarak ifade edebiliriz. Bu taklitçilik onları belki Marx’ı bir dergi adı zanneden mahalle içerisinde bir yere getirebilir ancak bu meseleye bilimsel yaklaşanlar açısından durdukları yer ne yazık ki emperyalizmin payandalığı olacaktır.

oncugenclik.org.tr , 5.9.2017

Paylaş: