Ana Sayfa Yazılar BERAT KARAASLAN YAZDI: BİR EŞ OLARAK İSMAİL ENVER: NACİYEM, RUHUM, EFENDİM KİTAP...

BERAT KARAASLAN YAZDI: BİR EŞ OLARAK İSMAİL ENVER: NACİYEM, RUHUM, EFENDİM KİTAP İNCELEMESİ

1989

Berat Karaaslan, İstanbul Üniversitesi

Tarih, öncüleri hep sahneye çıktıkları durumlara göre değerlendirme olanağı sunmaktadır. Mustafa Kemal’i devlet adamı ve asker olarak tanıdık ve daha sonra onun devrimci kişiliğini keşfettik. İşte bu yazımızda tarihimizde muhkem yerini koruyan bir karakterin, Enver Paşa’nın ne devrimci ne asker ne de devlet adamı yönünden bahsedeceğiz. Koronavirüsü salgını ile evlere kapandığımız şu günlerde, kendimizi kitaplara verdiğimiz şu zamanda, belki kitaplarda çok defa rastladığımız, ismini gururla andığımız bir ismin özel hayatında nasıl biri olduğunu incelemeye çalışacağız. Bir kitap incelemesi yaparak tarihte öncü bir kahramanın Enver Paşa’nın karısı Naciye Sultan’a “Enverin” diye bitirdiği mektuplar üzerinden onun kişisel dünyasını, bir diğer tabirle Bab-ı Ali basan Harbiye Nazırı Enver Paşa’yı değil, evin içindeki Enver’i inceleyeceğiz.

Enver Paşa’nın karısı Naciye Sultan’a 5/6 Mart 1920’den 26 Temmuz 1922’ye ölümünden 8 gün öncesine kadar yazdığı 417 adet mektubun tamamı “Naciyem, Ruhum, Efendim” ismiyle, Murat Bardakçı tarafından İş Bankası Yayınlarından yayımlandı. Enver Paşa’nın sürgün hayatı, aradan geçen artık yüz yıla yakın bir süre boyunca türlü tevatüre ve efsanelere bürünmüştür. Enver’in yaşadıkları ve o günler hakkında bizzat yazdıkları ile başkaları tarafından daha sonraları ileri sürülenler arasında büyük farklar da bulunmaktadır. Paşa’nın etmediği sözler ona aitmiş gibi gösterilmiş, hayali ifadeler zamanla slogan halini almış, ideolojiler doğrultusunda imal edilmiş düzmece mektuplar, kendisine isnat edilerek sosyal medyada dolaşmıştır.  Enver Paşa’nın İngiliz Emperyalizmine son vererek kurmak istediği güçlü imparatorluk bile adeta bir Turan devleti gibi lanse edilerek Enver Paşa’dan ırk temelli bir Türkçülük çıkarılmaya çalışılmıştır. Enver Paşa’nın hayatını da bu tezin doğruluğunu ortaya koymaktadır. Türk milletini bir ulus temelinde bir araya getirerek emperyalizm karşıtı bir devlet sistemi kurmaya odaklanan İttihat Terakki önderlerinden Enver Paşa’nın 41 yıllık hayatının son 10 ayı Basmacı hareketi içerisindedir. Burada gördüğümüz Türkçülük bir ideolojik bağlılıktan öte bahsettiğimi Türk milletini bir araya getirmek üzere yürütülen taktiksel bir hamleden fazlası değildir. Belki bu tarz kargaşalıklara karşı bir savunma olsun diye belki de başka bir sebepten Enver Paşa yazdığı mektuplarını sıkı şekilde tanzim etmiş. Bununla alakalı 18 Nisan 1921 tarihli mektubundan şöyle diyor:

“Evvelce dediğim gibi, bu mektupları büyükçe bir deftere yapıştırırsan iyi olacaktır. Sen üşenirsen Kâmil yapıştırsın. Çünkü her gün sana her şeyimi yazıyorum. Aman rica ederim bunlar da kaybolmasın”

Bir defterde toplamı 952 sayfa eden mektuplarda belirgin olarak göze çarpan ilk özellik Enver Paşa’nın eşi Naciye Sultan’a hitap şekilleri olmuştur. Bu hitaplardan sadece 12 tanesini örnek olarak yazmak gerekirse durum şudur:

“Yegane sevgilim, Naciyeciğim”, ”Güzel Sultanım, Naciyeciğim”, “Arslanım, ruhum, Naciyeciğim”, “Naciyem, ruhum, efendim”, “Benim dünyada her şeyim , Pek muazzez, mukaddes ruhum Naciyeciğim”, “Dünyada güzel ümidim, hayatım, sevgilim”, Pek güzel kalpli, ruhlu, görünüşlü biricik Naciyeciğim”, “Kainatta en sevdiğim Naciyeciğim”, “Sevgili ruhum, canım, bir tanecik efendim”, “Elmasım, ruhum, cicim Naciyeciğim”, “Dünyalar kadar sevdiğim güzel Naciyeciğim”

Bu şekilde hitapların sayısı ve çeşidi de artmaktadır. Enver Paşa mektuplarında sanki karısına değil de adeta bir hayale hitap edermişçesine sıfatlar kullanıyor ve günümüzde benzerine az rastlanılır yaratıcılıkta sözcüklerle sevgisini ifade ediyor. Tabi mektuplar sadece aşk sözcükleri ile dolu değil aynı zamanda Enver Paşa için de sürgün senelerine dair bir otobiyografi hükmü icra ediyor. Naciye Sultan’a hasret sözcüklerinin hemen ardından onu hiç alakadar etmeyecek kadar uzun ve teknik ayrıntı ile dolu mülahazalardan bahsediyor.

“2 Nisan 1922

Bu gece Anarhoy’daki Kerki Türkmenleri’nden bir çok mühürler bir mektup gelip benden ne suretle hareket etmemi sordular. Fakat maksatları Afgan Hükümeti’nden müsaade istihsalidir. İki gün evvel Ruslar’a ve Şura vekiline gönderdiğimiz hatlara cevaben bir hat geldi. Ruslar “Basmacıların Başkumandanı” diye bana hitab eyliyorlar. Neyse zaten yazdığımız mektup Buhara Şura Hükümetini tanımadığımızdan ve Ruslar bizimle harbetmekte olduğundan onlara muhabere ettiğimizi vesaireyi haki idi.

Of! Naciye, her şeyi bırakıp, dizinin dibine uzanarak yalnız seninle ve yalnız senin için yaşayayım. Yavrularımızın kulağımda çınlayan cıvıltısı seni ve yavrularımı ne kadar hasretle düşündürüyor, siz yuvamızda mes’ud iken ben biçare, garip sizlerden uzakta bütün bir alem-i İslam’ı uyandırmak için didişiyorum…”

Aynı zamanda Enver Paşa’nın mektuplarını dikkatle incelediğimizde karşımıza çıkan diğer bir husus o dönemde teknik ayrıntılardan bahsederken tekdüze bir anlatımla ama eşine yazdığı bölümlerde gayet üzerinde düşünülen, edebi bir dil kullanmaya gayret etmesidir.

“2 Kasım 1921

Naciye sensiz, senin hikayeni dinlemek bile sevinç yerine keder ve gözyaşı getiriyor. Gene de Hayriye Hanım’a saatlerce seni söyletmekten vazgeçemedim. Çünkü seninle ilgili duyduğum teessürde bile bir tatlılık var

7 Kasım 1921

Bana sıkça yaz ve sadece benim için yaşa. Eline istemediğim bir el bile sürülmesin. Kendini benim için sakla. Ben de bütün ruhumla, mevcudiyetimle yalnız senin için yaşadım, yaşıyorum, yaşayacağım. Emin ol ki, her yapacağım şey senin içindir.”

Mektuplar incelendiğinde gene okuyucuyu hüzünlendiren bir başka husus Enver Paşa’nın bu kadar önemseyerek, özenerek yazdığı mektuplara karşı Naciye Sultan’ın kayıtsız kalmasıdır. 417 kaleme alınmış mektuba verilen ve bugün elimizde bulunan cevap sayısı sadece beş mektuptur. Mektuplarında Enver Paşa’nın kendisi de bundan fazlasıyla yakınmaktadır.

“23 Şubat 1921

“Rica ederim bana çok ve sık yaz, yaz ki onları okuyarak hiç olmazsa yalnızlık elemimi azıcık olsun teskine çalışayım. Senin güzel kalbin benim bu kadar üzüldüğüme hiç razı olmaz bilirim. Bilsen hani o evvelki gezintilerinin hatırası olan resimlerini sonra yavrularımla yatakta çıkarttığın fotoğraflarını masamın üzerinde, her an gözümün önünde sonra cebimde kalbim üzerinde tutuyorum…”

26 Şubat 1921

“İlk adımda sözünü böyle mi tutacaktın? Kamil’den mektup aldım. Gazete göndermiş, halbuki senden iki kelimecik olsun yok. Böyle yaparsan pek sıkılır, pek müteessir olurum. İnşallah böyle devam etmez. Geçen seferlerde olduğu gibi oralarda Potsdamlar’da güzel güzel gezip eğlenirken yazmamazlık etme. İstanbul’a sevmediklerine her gün yazıyordun. Eğer bana yazmazsan sevilmediğimi düşünür pek elem çekerim.”

28 Şubat 1921

“Ah yaramaz Naciye! Bir mektubunu olsun henüz almadım. Ne olur? Bana yazmasan eğer bir daha elime geçersen canını öyle bir yakacağım ki tarif edemem. Hem de doğrusu üçüncü yavrumuz da buna mâni olamaz. Bana yaz. Şimdilik seni hasretle öper koklarım sultanım. Enver’in”

Lakin mektuplara sadece beş adet cevap gelmiştir.

Enver Paşa aynı zamanda siyasi faaliyetleri hakkında bir faaliyet raporu verir gibi yazılar kaleme almaktadır.

“17 Mart 1921

Yemekten sonra Bedri Beyler geldiler. Tuhaf, biraz telaşlı idi. Meğer Talât Paşa hazretleri bir Emeni tarafından evinin önünde şehit edilmiş. Doğrusu pek müteessir oldum. Fakat buna da kader böyle imiş demekten başka ne çare. Herhalde cicim haremini taziye için ziyaret edecektir.

22 Ağustos 1921

…Sonra Anadolu Ajansları’nı görmüşler. Hem malum havadis. Mustafa Kemal Paşa Başkumandan olmuş, bizimkiler Yunanlıları bozuncaya kadar devam edeceklermiş. Allah muvaffak etsin.  Mustafa Kemal Paşa’nın bu işi beceremeyeceğinden bahsediyor bizim arkadaşlar. Ben de, eğer biz işin içinde olursak, Rusların da daha müsait davranacaklarına kani oluyorum. Hem de Avrupa’ya karşı ayrılık-gayrılık kalmamış olur. Fakat bakalım bunu Ankara’ya daha doğrusu Kemal’e nasıl anlatacağız.

12 Eylül 1921

Sakarya’da zaferden haber getirdiler. Anadolu’da şenlikler yapılıyormuş. Herkes Mustafa Kemal Paşa’nın alkışlandığı resimleri basan gazeteleri getiriyor önüme. Ben ise pek seviniyorum. Bize karşı gösterdiği davranışa rağmen kazanılan zafer biçare Anadolu için bir iyilik ve saadet müjdesidir. Sonra da arkadaşların hala şahsi emellerden vazgeçmediklerini ve Kemal’e laf söylediklerini görünce pek sinirlendim…”

Enver Paşa mektuplarında geleceğe bir belge bırakmak istediği anlaşıldığından bir sürü mesajlar da vermektedir. Lakin hangi koşul ve şartta olursa olsun yapmayı asla ihmal etmediği şeyler karısına düzdüğü güzel cümleler ve çocuklarına duyduğu derin sevgi… 23 Ocak 1921 tarihli mektubundan daha doğmamış olan çocuğuna şu sözcükleri yazmaktadır.

“Benim saadet nurum, yavrum

Nesin? Ne oldun, erkek mi kız mısın? Hala bilmiyorum.  Her ne ise, Allah seni uzun ömürlü; annenle bana da saadetle senin ak saçlı olduğun torunlarını kucakladığın günleri görmeyi nasip etsin. Seni uzun uzun öper, Hakk’a emanet ederim.

Baban Enver”

Enver Paşa eşine yolladığı son mektubu 26 Ağustos 1922 tarihlidir. Sadece askeri durumu anlattığı bu son mektubundan bir gün önce yazdığı 25 Ağustos tarihli mektupta ise Enver adeta Naciyesi ile vedalaşmaktadır.

“25 Ağustos 1922

İşte efendiciğim, hemen şu satırları yazarak mektubumu kapatıyorum ve içine her gün sana topladığım, buranın çiçeklerinden maada ve kaç gecedir altında yattığım karaağaçtan kopardığım ufak bir dalı hediye ediyorum.

Seni öper, sever, kucaklar ve bütün varlığımla, aşk ve iştiyakımla sarılır seni ve biricik yavrularımı ebeden Hüda’nın birliğine emanet ederim ruhum. Karaağaca çakımla ismini kazıdım

Enverin”

Türk Devrimi önderlerinin siyasi, askeri konumlanışlarının altında yatan duygu dünyalarını en iyi yansıtan ögeler onların bizzat kalemlerinden çıkan özgün yazılarıdır. İncelediğimiz mektuplarda siyasi ve askeri faaliyetleri ile tanıdığımız Enver Paşa’yı değil, kişisel duygu dünyasındaki İsmail Enverden söz etmeye çalıştık. Mektuplarında her şart ve koşulda dahi kararlılığı ve ana gaye olan Emperyalizm karşıtlığında vazgeçmeden uyguladığı stratejileri gördüğümüz gibi bu mücadele uğruna arayışçılıktan doğan savrulmaları da görüyoruz. Bu mektuplar her devrimci, vatansever için hem bir ders hem de büyük bir mirası ifade etmektedir.

Türk Devriminin önderi Enver Paşa’yı ve mücadele kahramanlarını bir kere daha saygıyla ve minnetle anıyoruz.

#OkuyanYazsın

oncugenclik.org.tr