AYKUT DİŞ: “AYDINLIKÇILAR TÜRK DEVRİMCİLİĞİNİN BUGÜN VÜCUT BULMUŞ HALİDİR”

AYKUT DİŞ: “AYDINLIKÇILAR TÜRK DEVRİMCİLİĞİNİN BUGÜN VÜCUT BULMUŞ HALİDİR”

Vatan Partisi Öncü Gençlik, 1. Olağanüstü Genel Kurultayını Türkiye Barolar Birliği’nde gerçekleştirdi. Kurultayda Öncü Gençlik delegeleri yeni dönemde Türkiye gençlik hareketine önderlik edecek kadrolarını seçti.

 

Vatan Partisi’nin bir süre önce başlattığı partiyi gençleştirme harekâtı kapsamında birçok Öncü Gençlik yöneticisi, gençlik örgütünden mezun olarak partinin il örgütlerinde görev almaya başlamıştı.

Yeni dönemde Vatan Partisi Ankara İl Başkanlığı görevini yürütecek olan 10.Dönem Öncü Gençlik Genel Başkanı Aykut Diş, kurultayda konuşmasını yaptı.

 

Aykut Diş’in konuşmasının tamamı:

 

“Öncü Gençlik Genel Kurultayının Değerli Delegeleri,

Değerli Arkadaşlarım,

 

Bu bir veda konuşması değildir. Çünkü asıl şimdi sınanmalara-denenmelere başlıyoruz; rüştümüzü ispat edebilme hakkına erişiyoruz.

O nedenle, bu bir ikrar konuşmasıdır.

“İkrar vermek” bir Anadolu adedidir. Hak yoluna baş koymaya talip olan kişi —yani iyilikle, güzellikle, dürüstlükle ve yiğitlikle yaşamak isteyen kişi— ulu olduğuna inanılan kişilerin huzuruna çıkar; bilerek, isteyerek ve gönülden inanarak sözler verir.

Benden önce konuşan ve onun öncesinde bu kürsüden alkışlarla uğurlanan arkadaşlarımız gibi Partime ikrar veriyorum.

Bugün Vatan Partisi’yle temsil edilen şanlı Aydınlık Hareketinin varisleriyiz. Oranların, sayıların, örgütsel zayıflıkların ve seçim başarısızlıklarının esaslar yönünden hiçbir önemi yok! Arkada kalan süreçler gösterdi ki, Aydınlıkçılar Türk devrimciliğinin bugün vücut bulmuş halidir. Beşinci taşıyıcı kolonudur.

O devrimcilik, o namus:

  • Anadolu Erenlerinin sırtından

(Türk devletlerinin kurucuları, Anadolu’yu ve Balkanları Türkleştirenler),

  • Jön Türklerin omuzlarından

(Yeni Osmanlıcılar ve İttihatçılar),

  • Kemalistlerin süngülerinden ve urganlarından

(Atatürk önderliğinde Kurtuluş Savaşı verenler ve Cumhuriyet Devrimlerini yapanlar; İstiklal Mahkemelerini kuranlar ),

  • Eski kuşak sosyalistlerin tırnaklarından

(Şefik Hüsnü Deymer, Reşat Fuat Baraner, Hikmet Kıvılcımlı)

Aydınlıkçılara teslim edildi.

Aydınlıkçılar Türk devrimciliğinin bugünkü bedeni, beşinci taşıyıcı kolonudur.

Aydınlıkçı:

  • Manda ve himayeciliğe karşı tam bağımsızlığı,
  • Teslimiyete ve kendiliğindenciliğe karşı her şart altında partili mücadeleyi,
  • İthal devrimciliğe karşı Türk devrimciliğini,
  • Maceracılığa karşı doğru eylem çizgisini,
  • Kapitalizmin ve emperyalizmin yıkım kültürüne karşı Anadolu’nun yapıcılığını ve ortakçılığını savunur.

Öncü Gençlik, genlerini işte bu DNA’dan almıştır.

Öncü Gençlik’in can suyu, işte bu yataklardan süzdürülerek verilmiştir.

Öncü Gençlik partinin ruhudur.

O ruhu Kerim Öztürk’ten, Bora Gözen’den, Filistin üstünden şahin gibi uçanlardan alıyoruz.

Öncü Gençlik partinin vicdanıdır.

O vicdanı partimizin isimsiz kahramanlarından, gözü tok karnı aç ama her zaman dinç emektarlarından alıyoruz.

Öncü Gençlik partinin emeğidir.

O emeği varını yoğunu, son lokmasını, kefen parasını partiye veren büyüklerimizden alıyoruz.

Öncü Gençlik partinin aklıdır.

O aklı ortak aklın müstesna devrimcisi Hasan Yalçın’dan, onu tanıyanların deyimiyle Maksim Gorki’nin romanlarından fırlayıp gelen işçi Halil Alkan’dan, partili olmakta tereddüt etmeyen 27 Mayıs devrimcisi subay Suphi Karaman’dan alıyoruz.

Öncü Gençlik partinin bilincidir.

O bilinci tek başına kalsa dahi hakikat işçiliğinden ve savaşçılığından vazgeçmeyen liderimiz Doğu Perinçek’ten alıyoruz.

Öncü Gençlik’in 17 Nisan 1994’ten bugüne yarattığı tüm başarıların arkasında Parti var.

Türkiye devrimci gençlik hareketinin 68’den bugüne en büyük dersiydi. Partisi olmayan gençlik hep öksüz kalmıştı… Örneğin: 68’in en büyük şanssızlığıydı kendisinden önce bir 68 olmayışı… Bizim ise en büyük şansımız 68’in partisinin çocukları olmak… Nitekim hep birlikte defalarca gördük partisiz gençlik kitlelerinin hezimetlerini, bölünmüşlüklerini, sapkınlıklarını, kötü yola düşüşlerini… Demek ki neymiş? İsmin, cismin, cakan; ne olursa olsun yeterli değilmiş.

Türk gençliğini, Amerikan yörüngesine sıkıştırmalarına izin vermedik!

Yalanlar, dolanlar, manipülasyonlar, operasyonlar; yine de başaramadılar.

Türk gençliğini devrimci milliyetçi kimliğinden koparamadılar.

Vatanseverliğin ve devrimciliğin gür sesi olduk.

Parti sayesinde!

Bu yüzden büyük usta Nazım Hikmet’in TKP’ye düşkünlüğü gibidir Öncü Gençlik’in partiye düşkünlüğü…

Bu parti bizim, safında olmakla övündüğümüzdür.

Gözünü, gözümüzdan sakındığımızdır.

Bu partiye düşmanlık peşinde olanlar —isimleri lazım değil, çünkü hepsi zavallı vesile— gazabımızdan korksunlar!

Çünkü Öncü Gençlik aynı zamanda güldür, zeytin dalıdır, yumruktur, zımparadır, testeredir, Zülfikârdır!

Bugün burada Öncü Gençlik bayrağını emin ellere teslim ediyorum. MYK üyesi Özgür Bursalı’yı Öncü Gençlik Genel Başkanlığına öneriyorum.

Huzurunuzda söylemekten ayrıca onur duyuyorum. Hasan Yalçın ağabeyimizin deyişiyle “mesleklerin mesleği”, diğer bir deyişle “hayat akademisyenliği”; profesyonel devrimciliği seçerek partimize Ankara İl Başkanı olacağım.

Varlığını milletinin varlığına ve büyük insanlık davasına adamaktan daha yüksek bir statü yoktur.

“Bir insan ömrünü neye vermeli?” sorusunun yanıtını “insanlık” olarak veriyorum. Atatürk’ün de askerliği bırakarak bu yolu tercih ettiğini biliyoruz. Hepinize tavsiye ediyorum.

Sizlere söz veriyorum.

  • İnsana, tabiata, insan emeğinin ve tabiatın ürünü olan maddi manevi her şeye tevazu ile yaklaşacağıma,
  • Elime, belime, dilime sahip olacağıma,
  • Dört tek (Tek Parti, Tek Program, Tek Merkez, Tek Disiplin) bir esas (her şart altında mücadele) usulü ile son nefesime kadar en ön safta partiyle mücadele edeceğime,
  • Atatürk başta olmak üzere Türk devrimcilerinin yolundan ve Bilimsel Sosyalizm davasından ayrılmayacağıma SÖZ VERİYORUM!

Kendisini haksız yere kırdığım ya da sürçü lisan ettiğim bir büyüğüm, arkadaşım ya da kardeşim varsa hakkını helal etmesini rica ediyorum.

Tarihin biz Aydınlıkçı gençlere yüklediği sorumluluklar ağır. Bu sorumluluklardan kaçamayacağız. Çünkü boşuna yaşanmadı o eylemler, yürüyüşler, ayaklanmalar, tertipler… Bu salonda o günlere tanıklık eden çok kadro var. Boş yere tanıklık etmedik o günlere. Tarihin cilvesi bu… Her bir an, sorumluluğu tanıklarına yükledi. Tarih bize meydan okuyor. Bizi Türk Milletiyle karşı karşıya getirmekle tehdit ediyor. Çünkü yapamazsak bu millet kalanlarıyla, şehitleriyle, fedaileriyle yakamıza yapışır! O zaman kabul ediyoruz.

“Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin

Dönersek kahpeyiz millet yolunda bin azimetten”

 

Sözümüz bütün Türk milletinedir.

İkrarımız kadim olsun.

Yüzümüz ak olsun.

Türkiye’miz ve partimiz var olsun.

Yoldaşımız çok olsun.

Yolumuz açık olsun.

Kurultayımız vatana ve millete hayırlı, uğurlu olsun.”

oncugenclik.org.tr, 4.9.2018

Paylaş: