Ana Sayfa Yazılar MİHRİ SERAP SAYIN YAZDI: “TÜRK KADININA DNA OPERASYONU: LAS TESİS”

MİHRİ SERAP SAYIN YAZDI: “TÜRK KADININA DNA OPERASYONU: LAS TESİS”

482

Mihri Serap Sayın, Öncü Gençlik Muğla İl Başkanı

Geçtiğimiz günlerde Şili’de başlayan daha sonra birçok ülkeye yayılan bir eylem… Şimdilerde ise Türkiye’de…


Nedir Bu Las Tesis?
Şili’deki Las Tesis isimli feminist grup, yaptığı danslı protesto gösterilerine de ismini verdi. Şili’de geniş katılımlarla ülkenin farklı noktalarına yayılarak yapılan eylemler, yılda 600 kadının cinayete kurban gitmesi ve son olarak 2 kadının polis tarafından öldürülmesinin sonucunda, bütün Şili’ye yayılıyor. Batı emperyalizminin dayattığı bu sistemde, kadınlar sisteme ve devlete karşı böyle çözüm arıyorlar. Bu iklimde, bu anlayışta nasıl çözüm bulacakları soru işareti.

Peki Ya Türk Kadını?
Las Tesis bütün dünya ülkelerinde vücut bulurken Türkiye’de de meclis başta olmak üzere İstanbul, İzmir, Ankara ve birçok ilimizde de karşımıza çıkıyor. CHP Milletvekili Sera Kadıgil “Bu eylemi yapmak için dokunulmaz olmamız gereken tek ülke Türkiye oldu.” diyerek mecliste eylemi başlattı. Ardından PKK uzantısı Kadınların Birleşik Devrim Hareketi’nden de Las Tesis eylemine destek gecikmedi.
Batı kadınının öncelikli sorunu tecavüz olabilir. Peki ya Türk kadınının?
Türkiye’de bu eylemlerin hayata geçirilmesi ne kadar haklı ve yerinde?
Las Tesis’e Sahip Çıkanlar Hacire Akar’a Sırtını Dönüyor
Kadın sorununun çözülmesi için Meclis’te konuşma yapan pek çok “vekil” devlete, polise görevini yapmalarını yönünde çağrıda bulunuyorlardı. Ancak şimdi aynı vekiller aynı göreve davet ettikleri polisimize, devletimize “katil” diyorlar, “tecavüzcü” diyorlar. Ve yine aynı vekiller Las Tesis dansını sosyal medyadan “Kız kardeşik bunu gerektirir” diyerek paylaşıyor. Çünkü, bu anlayışa göre kız kardeşlik sadece kalaşkinoflu danslarda geçerli.
Türkiye’nin gerçeği Hacire Ana’dır. Diyarbakır’da PKK’nın dağa kaçırdığı evlatlarını geri alabilmek için HDP binasının önünde 4 aydır nöbet tutan analardır.
Türkiye’nin gerçeği vatan için cephede canını ortaya koyan oğlunun tabutuna sarıldığında “Vatan sağ olsun!” diyen anadır.
Evladı uyuşturucu batağına düşmüş ananın “Bana çocuğumu verin” feryadıdır.
Evladına bakabilmek için; elleri tarlada çapa yapmaktan, fabrikada çalışmaktan nasır tutmuş analardır.
Türk kadını sokakta bugün tecavüz sırası bende mi korkusuyla yaşamıyor. Kocam beni nasıl öldürecek korkusuyla yaşamıyor.
Türkiye’de kadın sadece sabah akşam alışveriş merkezlerinden çıkmayan, yurt dışında yaşama hayalleri kuran, lüks hayat süren, bencil ve şımarık kadına indirgenemez.


Erkek Düşmanlığı
Kadına şiddet ya da bir erkeğin kadına tacizi, tecavüzü sadece erkeğin veya kadının sorunu değildir. Türkiye’nin toplumsal sorunudur.
Sokaklara çıkıp “Tecavüzcü sensin, polisler, hakimler, devlet ve başkan, direnen kadınlar” çığlıkları atmak, mahkemeleri basıp hakimlere bağırmak, erkeği ya da kadını yalnızlaştırmak çözüm değildir. Erkeğin sorunu aynı zamanda kadının sorunudur. Kadının sorununda karşımıza alacağımız güç erkek değil, toplumsal feodal ilişkilerdir.
Erkek toplumda; babadır, abidir, kardeştir, eştir. Tarih boyunca kadın ve erkek toplumda hep yan yanadır, birdir, birliktedir.
Batı emperyalizminden gelen Mor Çatı baskıları kadını ve erkeği ayrıştırmaktadır. Bu baskılar kadını ve erkeği bir tutmuyor karşı karşıya getiriyor. Aileyi bölüp parçalamayı savunuyor.


Avrupa’dan Önce Türk Kadını
5 Aralık 1934 yılında Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı verildi. 5 Aralık 1934 tarihinde “Kadınlara Milletvekili Seçme ve Seçilme Hakkı” veren yasanın kabulü ile her yıl “Kadın Hakları Günü” olarak kutlanmaktadır.
Türk kadınına “Milletvekili Seçme ve Seçilme Hakkı” tanınması birçok Avrupa kadınından önce bu hakka sahip olmalarını sağlamıştır. Kadınlara, Fransa’da ‘Seçme ve Seçilme Hakkı’’ 1944, İtalya’da 1945, Yunanistan’da 1952, Belçika’da 1960 ve İsviçre’de 1971 yılında bu hak tanınmıştır.
Atatürk, 1923 yılında “Şuna inanmak lazımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir” ya da “Toplumun başarısızlığının asıl sebebi kadınlara karşı olan bilgisizlikten ileri gelir, bir toplumun bir organı faaliyette iken diğer bir organı işlemez ise o toplum felç olur.” demiştir.
Kadına verilen değerin, tanınan hakların bu denli olduğu bir ülkede, hala kadın erkek eşitsizliği çığırtkanlığı yapanların amaçları ve çözümleri sorgulanmalıdır.
Türk Kadını Birdir
Türk kadını şehit Öğretmen Aybüke Yalçın’dır.
Türk Kadını şehit Yarbay Songül Yakut’tur.
Türk Kadını Şerife Bacı’dır.
Türk Kadını Hacire Ana’dır.
Türk Kadını Özgecan Aslan’dır.
Türk Kadını Emine Bulut’tur.
Türk Kadını cephedeki Mehmetçik’tir, Şule Çet davasında sanığa müebbet hapis veren hakimdir, canı pahasına kendini kurşunların önüne atan polistir, kızını okutmak için kendi elleriyle kilometrelerce yol açan babadır, emperyalizmin baskı ve zorbalıklarına boyun eğmeyen Türk milletidir.

oncugenclik.org.tr, 29.12.2019