Ana Sayfa Yazılar SEZER ÖZSEVEN YAZDI: TERAKKİ’Yİ KAVRAYAMAYAN İTTİHAT’I SAĞLAYAMAZ!

SEZER ÖZSEVEN YAZDI: TERAKKİ’Yİ KAVRAYAMAYAN İTTİHAT’I SAĞLAYAMAZ!

847

Sezer Özseven, Öncü Gençlik Ankara İl Yöneticisi

Gün geçmiyor ki “sansasyonel” haberleriyle gündem olan Akit gazetesi bir başka gerici metnin altına daha imzasını atmasın… Geçtiğimiz günlerde Aydınlık Gazetesi’nin Kültür-Sanat bölümünde Payitaht Abdülhamit dizisine yönelik yayınlanan eleştiri yazısı Akit gazetesini çok rahatsız etmişe benziyor. Bugün(20.02.2017) gazetelerinde kendilerince bir haber kaleme alarak Aydınlık Gazetesi’ne ve Aydınlık hareketine dil uzatma cüretini kendilerinde bulmuşlar. [1]

İttihat ve Terakki’ye Yaslanmak ile Abdülhamit’e Yaslanamamak

            Aslında aklı başında olan her insan için İttihat ve Terakki demek meşrutiyetin siyasi örgütü demektir. Eğer bir Abdülhamit ve İttihat ve Terakki kıyası yapacak olursak buradan başlamak gerekir. II. Abdülhamit en temelde Meclis-i Mebusan’ın feshini, jurnalciliği, ilerleme düşmanlığını temsil etmektedir. II. Abdülhamit I. Meşrutiyet ile birlikte demokratik devrim sürecine giren Osmanlı İmparatorluğu’nun ilerlemesine 30 yıllık istibdat dönemiyle birlikte büyük bir ket vurmuştur. Bu süre boyunca yetişmekte olan aydın kesimine büyük bir baskı uygulamakla kalmamış içte ve dışta Osmanlı İmparatorluğu’nu çöküşe götürecek işlere imza atmıştır. Osmanlı İmparatorluğu Abdülhamit istibdadı boyunca toprak kayıpları ve ekonomik gerilemeyle birlikte gittikçe daha dışa bağımlı bir hale gelmiştir. Osmanlı Devleti’ndeki ekonomik çöküşle ters orantılı olarak Osmanoğlu hanedanı II. Abdülhamit özelinde servetine servet katmıştır. Akit gazetesi yaptığı haberde vatanseverliğin ölçütünü Abdülhamit’i anlamak olarak koymuştur. Evet, vatanseverliğin ölçütü Abdülhamit’i anlamaktır. Ancak anladığımız kadarıyla Akit gazetesi Abdülhamit’i yanlış anlamıştır. Çünkü Abdülhamit için vatan denilen şey içinde pineklediği sarayından başka bir şey değildir. İttihat ve Terakki için ise vatan, Resne dağlarından Erzurum ovasına kadar uzanan, düşmana karşı savunulması gereken toprak demektir. Bu yüzden Abdülhamit’i anlamak gerçekten de vatanseverliğin kıstasıdır.

Bir geleneğin dimdik ayakta durabilmesi için arkasını yasladığı dağların sağlam olması gerekir. Arkasını İttihat ve Terakki’ye yaslamak demek arkasını vatan ve hürriyet mücadelesine yaslamak demektir. Resne dağlarına çıkıp hürriyet aramak, Trablus çöllerinde vatan savunmak demektir. Abdülhamit’e yaslanmak ise vatanını bin odalı sarayın bellemek demektir. Topraklarını İngiliz’e ve Fransız’a peşkeş çekip servetine servet katmak demektir. Bu yüzden arkasını İttihat ve Terakki’ye yaslayanlar göğsünü gericiliğin her türlüsüne gerebilirken arkasını Abdülhamit’e yaslayanların yaslandıkları dağlar bir bir devrilmektedir. Akit gazetesi, yaptığı her çıkışla toplum tarafından tokatlanarak bunun en öne çıkan örneğini oluşturmaktadır.

“İttihat ve Terakki Ruhu Vatan Partisi’nde sürüyor”

Akit gazetesinin yaptığı haberdeki belki de tek doğru cümle alt başlıkta yazdığımız cümle olsa gerek. İttihat ve Terakki’nin ruhu bugün gerçekten de Aydınlık hareketinin son partisi olan Vatan Partisi’nde sürüyor. Vatan Partisi’nin yaslandığı 150 yıllık demokratik devrim geleneği dün olduğu gibi bugün de vatan ve hürriyet kavgasının en ön cephesinde mücadele ediyor. Dün, eksiğiyle fazlasıyla İttihatçılar Osmanlı Devleti’ni İngiliz ve Fransız emperyalistlerine karşı savunmuşlar ve 1919’da eski bir İttihatçı olan Mustafa Kemal’in önderliğinde başlayacak olan Kurtuluş Savaşı’na zemin hazırlamışlardı. Milli Mücadele önderleri, İttihatçıların yarattığı vatanseverlik ve fedailik mirasını devralarak Kurtuluş Savaşı’nı zafere ulaştırdı. Cumhuriyetin önderleri, İttihatçıların yarattığı Meşrutiyet deneyiminden dersler çıkararak Türkiye Cumhuriyeti’ni şekillendirdi. Bugün Amerikan emperyalizmine ve onun taşeronu olan terör örgütlerine karşı verdiğimiz mücadele de 150 yıllık demokratik devrim savaşımızın bir parçasıdır. Akit gazetesi bunu anlayamadığı için de Vatan Savaşı’nı anlayamamıştır.

Abdülhamit’le Vatan Savaşı Verilir Mi?

Vatan Savaşı, ülkesini emperyalistlere peşkeş çekip milletine bir zorba olarak hükmeden II. Abdülhamit ile mi başarıya ulaşır yoksa vatan uğruna hiçbir karşılık beklemeden ölmeyi göze alan İttihat ve Terakki geleneğiyle mi başarıya ulaşır? Bu soru Akit gazetesinin kendine sorup cevaplaması gereken bir sorudur. Eğer Vatan Savaşı’nda başarılı olup emperyalistleri bu ülkeden kovmak istiyorsak birleştirici olmamız gerekir. Bu milleti birleştiren değerlerin en başında ise vatanseverlik gelir. Vatanı pineklediği sarayı olarak bilenlerin “vatanseverliği” göz boyamaktan ibarettir. Milleti birleştirmeyip ayrıştırmaya hizmet eden her şey Vatan Savaşı’nda savaştığımız Amerika’ya ve onun taşeronu terör örgütlerine hizmet eder. Bu süreçte Abdülhamit ayrıştırıcı, İttihat ve Terakki ise birleştiricidir. Abdülhamit sevdası başkanlık hayalleriyle ortaya çıkan yalnızlaşma, İttihat ve Terakki ise güçlü meclisin birleştirdiği milyonlardır. Bu yüzden onların da dediği gibi Abdülhamit’i anlamak Vatan Savaşı’nı anlamaktır. Bu söze bir yeni yaklaşım da biz getirelim: Terakkiyi anlamak ittihadı sağlamaktır. Yani İttihat ve Terakki’nin tarihsel süreç içerisinde oynadığı ileri rolü anlayamayanlar bu milleti ortak bir savaş için birleştiremezler.

 

Dipnot:

  1. www.yeniakit.com.tr/haber/kizil-maocularda-it-ruhu-suruyor-281359.html

oncugenclik.org.tr, 21.02.2017