Ana Sayfa Yazılar CEMİL GÖZEL YAZDI: BAŞKANLIK MÜMKÜN MÜ?

CEMİL GÖZEL YAZDI: BAŞKANLIK MÜMKÜN MÜ?

575

Cemil Gözel,Teori Dergisi Yazı Kurulu Sekreteri

Devlet Bahçeli yoğun çaba göstererek, başkanlık sitemini yeniden tartışmaya açtı. Aslında gelinen aşama tartışmanın da ötesinde, fiili adımların planlandığı bir aşama.

 

Yıldırım-Bahçeli görüşmesinin “uyumlu” geçmesi; AKP kadrolarının Bahçeli’nin araladığı kapıdan geçmek için sıraya girmesi; Bahçeli’nin referandum açıklamasıyla, “330’a” destek sinyali vermesi işleyen bir planın aşamaları olarak okunabilir.

 

Çalkantılı bir aradan sonra, başkanlık tartışmalarında ciddi bir aşamaya geldiğimiz anlaşılıyor. Bu çalkantılı aradan, AKP’nin başkanlık sisteminden vazgeçtiği sonucunu çıkarmamıştık ancak AKP’nin geri adım attığı herkes tarafından görülmekteydi. 15 Temmuz öncesinde yoğunlaşan başkanlık dayatmasının birdenbire sonlanmasının nedeni, Türkiye’nin içerisinde bulunduğu, ABD’nin silahlı müdahalesi koşulunda, başarısızlıkla sonuçlanacağının anlaşılmasıydı. Bu başarısızlık öngörüsü AKP aklıyla dahi anlaşılabilecek açıklıktaydı.

 

Bahçeli’yi ne ikna etti?

 

Devlet Bahçeli sisteme entegre muhalefetçiliğiyle sahnedeki yerini yeniden aldı. Hekim iyi olacak hastanın ayağına gidermiş. Bahçeli ise tam tarsi, iyi olacak hastanın kapısından geçmiyor; fakat son nefesini veren hastaya, işi gücü bırakıp koşuyor. İsmet Özçelik Aydınlık’taki köşesinde bu durumu “ölüyü diriltmek” örneklendirmesiyle açıklıyor. Bahçeli’nin “diriltme” marifetlerini sıralamaya takat kalmaz.

 

Fakat bu açıklama Bahçeli’nin tavrını değerlendirmede yetersiz kalıyor. Görünenin ötesinde bir gerçek olmalı. Bazı senaryolar yazılıp, çiziliyor. En dikkate değeri “erken seçim kozu”. “Erken seçim kozu” oldukça kuvvetli bir ihtimal. Yaşadığımız gerçekle de uyumlu. Türkiye ara kuvvetlerin silindiği bir siyasal süreçten geçiyor. Hele ki kendi ayakları üzerinde duramayan siyasal hareketlerin hiç şansının kalmadığını, son iki sene kanıtladı. MHP, her şeyden önce Vatan Savaşında dik durmaması, savaşın gerektirdiği gibi konumlanmaması ve ABD’nin Türkiye’deki politik manevralarına göre mevzi alması sonucunda gitgide “geçersizleşti”; MHP’nin seçimlerde aldığı sonuç ve tabanındaki kaynama bu tablonun bir sonucu olarak yansıdı.

 

Bugün, MHP siyasetlerini dizayn etmenin kilit aracının “erken seçim kozu” olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü herhangi bir erken seçimin MHP’yi silip süpüreceğini anlamak için, anket sonuçlarına bakmaya gerek yok.

 

Başkanlık ne kadar mümkün?

 

Bekir Bozdağ’ın, istediğimiz kadar yok diyelim, bugün Türkiye’de fiili başkanlık var, açıklaması hatırlanacaktır. Aslında, Bahçeli’nin “yumurtasından” çıkan “sürpriz” tartışma da tam olarak bu tahlil üzerinden yürüyor. Oluşturulan bir fiili durumun, hukuka bağlanması istemi…

 

Tarih bize hukuksal durumların, oluşan fiili durumların sonucunda ortaya çıktığını söylüyor. Bizim tarihimiz açısından en bilinen örnek, cumhuriyetin ilanıdır. Ancak tarihin genel gidişatının karşısına dikilen herhangi bir fiili durumun başarılı olduğunu gösteren bir örneğe rastlanmıyor.

 

Plehanov, Tarihte Bireyin Rolü makalesinde, genel tarihsel koşullar’ın en güçlü bireylerden daha güçlü olduğunu söylüyor. Siyasal atılımların veya değişimlerin ancak genel tarihsel koşullarla uyumlanarak toplumsal gelişmede etken bir rol üstlenebileceği biliniyor. Tarihsel koşulların dışında, ondan güç almayan isteklerin yeri, toplumsal gelişmenin çöplüğüdür.

 

Türkiye ABD’ye karşı, sınır ötesinde cephesi Musul’a uzanan bir savaş yürütüyor. Ulusal sınırlar içerisinde ise, ABD’nin operasyon örgütlerini temizlemeyi sürdürüyor. Bu koşullar içerisinde başkanlık dayatması, ulusal birliğe yönelen bir silah olmaktan öte bir anlam taşımaz. Bu da, savaş koşullarında, yığınakta yapılmış en büyük hata olur.

 

Başkanlık, ulusal birliği bozmanın ötesinde bir anlam taşımaz çünkü, Türkiye’nin içerisine girdiği yönelimi ilerleten değil, zayıflatan bir niteliğe sahip. Onun için bu dayatma tarihsel bir ters gidiş anlamına gelir ki; Türkiye’nin içerisine girdiği genel gidişat ya da tarihsel koşul, bu ters gidişi kaldıracak boyutta değil.

 

AKP bunu kaldırabileceğini düşünüyorsa, kibrik suyunu kendi köküne, kendisi dökecek demektir.

 

oncugenclik.org.tr, 19.10.2016