Ana Sayfa Yazılar ÇKP’nin Tarihine “Kısa” Bir Bakış: 1921

ÇKP’nin Tarihine “Kısa” Bir Bakış: 1921

298

Geçen gece Öncü Gençlik üyesi arkadaşlarımızla 1921 adlı bir film izledik. Aslında “1921” bir filmin çok ötesinde…


            Çin Komünist Partisi’nin kuruluşunun 100. yıl dönümü vesilesiyle, ÇKP’nin ilk ulusal kongresinin hazırlanması ve düzenlenmesini anlatan 1921 filmi, Çin Devrimi’nin öncü partisi ÇKP’nin kuruluşunu anlatıyor.


            1921 bir filmin ötesinde dedik çünkü ÇKP kurulurken yaşanan devrimcilik, yoldaşlık, kadın-erkek ilişkisi ve mücadele azmi o kadar güzel sahneye yansıtılmış ki filmi izlerken 1920’lerin Çin’ine gidiyorsunuz. Devrimcileri canlandıran filmin oyuncuları gerçekten de Çin Devrimi’nin mimarları sanki…  Filmde Mao Zedung’u, Deng Şioping’i Sun Yat Sen’i, görmenin verdiği mutlulukla o karakterlere yoldaş oluyorsunuz… 

Ulusal Bir Organizasyon (Parti) Kurma Fikri


            Filmin hikayesi Li Dazhao ve Chen Duxiu’nun cezaevinde yaptığı konuşmayla başlıyor. Tutuklu olan Chen’in mücadele şevki, Li Dazhao’nun şu sözleriyle ateşleniyor; “4 Mayıs Hareketi’ne aydınlar, öğrenciler ve işçiler hatta patronlar dahi katıldı. Bu eylemler Çin tarihinde bir ilk oldu. Ufukta umut var.” Li’nin bu sözleri üzerine heyecanlanan Chen teşkilat kurmanın ihtiyacını şu cümlelerle ifade ediyor: “Yani… Bunu yaygınlaştıracak ve hayata geçirecek ulusal bir organizasyona ihtiyacımız var.”

            ÇKP’nin kuruluşuna karar veren bu konuşma, konuşmanın yapıldığı tarihten bir buçuk sene sonra hayata geçiyor. Film boyunca çokça gördüğümüz bir diğer vurguysa öncü partinin hareket kabiliyetinin devrimler tarihine sahip çıkarak gelişeceğiydi. O nedenle film boyunca Rus Devrimi’nin nasıl başarıldığı tartışılıyor ve Rus Devrimi’nin başarısının sırrı, Marksizmin rehberliğine yani bilimsel sosyalizme bağlılığı olarak tanımlanıyor.


Kurucuların Hepsi Genç

 
            Film boyunca sahnelere yeni dahil olan kişilerin isimleri ve yaşları da ekrana yansıtılıyor. Hem Çin Devrimi’nin öncülerini tanıyor hem de o dönemdeki yaşlarını öğreniyorsunuz. Elbette bu sahnelerde tüm öncülerin çok genç yaşta olması dikkat çekici bir detay olarak hafızalarımıza kazınıyor.

 
4 Mayıs Hareketi’ne önderlik edenlerin aynı zamanda ÇKP’nin kurucuları olmasının bir tesadüf olmadığı gösteriliyor. Eğer bu filmi Türkiye’den izliyorsak Çin’in 4 Mayıs eylemlerine önderlik edenlerin ÇKP’yi kurmasını, 68 Hareketine liderlik edenlerin Vatan Partisi’ni kurmasına benzetiyorsunuz.


Emperyalizmin hegemonyasına karşı çıkan, halk düşmanı sisteme isyan eden, düzeni değiştirmek için mücadeleye atılan Çinli gençlerin, Çin Devrimi’ndeki rolünü görmek üzerimizdeki sorumlulukları tekrar kendimize hatırlatıyor. Elbette sadece gençliğin kitlesel eylemlerine, dinamizmine bel bağlayan bir anlayışla devrim yapamazsınız. O nedenle filmde de bu hareketlere önderlik eden gençlerin aynı zamanda ÇKP’yi kurmasına özel vurgu yapılıyor.


Çin, Çinlilerindir


            Sun Yat Sen’in tasfiye edilmesi, Japonya’nın 21 maddelik ültimatomu, Çin topraklarının Almanya ve Japonya arasında peşkeş konusu olması, Shandong eyaletinin Japonya’ya verileceğinin savaş ağaları tarafından kabul edilmesinden sonra Çin toplumunda bir dönüşüm yaşandı. Toplumun tüm siyasi ve sınıfsal kesimleri ‘Çin’in bağımsızlığı’ talepleri etrafında birleşti.


            Film boyunca siyasi olarak en çok dikkat çeken detay da bu olmuştur. Çin Sosyalizminin, Milli Demokratik Devrim aşamasında olduğunu kolayca anlayabiliyorsunuz. Savaş ağalarına, Japon emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadelede en birleştirici unsur, Çin’in bağımsızlığı talebidir. Çin’in bağımsızlığı talebi, toplumun tüm kesimlerini birleştiriyor olması çok çarpıcı detaylarla işlenmiştir.

            Li Dazhao’nun eşiyle yaptığı bir sohbette kurduğu şu cümle filmin en etkili sahnelerinden biridir. Japon ürünlerinin boykot edilmesine öncülük ederken kibritin bile Japon üretimi olduğunu gördüm. İşte o zaman büyük bir umutsuzluğa kapıldım. O kadar büyük bir ülkeyiz ama kendi ateşimizi yapamıyoruz.”

Devrimci Sevgi         
            Filmin dikkat çekici bir yönüyse kadın-erkek ilişkilerdir. Filmin başından itibaren tüm öncülerin eşleriyle birlikte mücadelenin en önde olduğu gösteriliyor. Eşlerine olan bağlılığın özünün de mücadeleye olan bağlılık olduğunu görmek sevginin gerçek anlamını bir kez daha ortaya koyuyor.

 
            ÇKP’nin kuruluş toplantısı için Hunnan’dan yola çıkacak olan Mao ve eşinin veda sahnesi, filmin sonuna yaklaşırken bir daha kavuşamamak üzere yaşanan ayrılık, sevgiye olan inancı tazeleyecek nitelikte…

1921, devrimciler arasında yaşanan aşkı ölümün dahi ayıramayacağı bir insanlığa ışık tutuyor. Günümüzde cinsellik olmadan aşkı anlatamayan filmlere bakınca, sevgi sözcüğü dahi kullanmadan birbirlerine olan aşkları nasıl bu kadar saf
duygularla yansıtılmış diye düşündürüyor.


Bu Filmden Çok Şey Öğreneceğiz

Filmin sonlarına doğru ÇKP’nin kuruluş heyecanını hep beraber yaşıyorsunuz.

            Toplantıya giden süreç, toplantıda yapılan tartışmalar, Komintern’den gönderilen Sovyet elçi… Sosyalizme olan inanç iliklerimize kadar işlerken, uzun soluklu mücadelenin azmi, parti kurulduktan bir sene sonra 40 üyeden 150 üyeye ulaşmanın mutluluğu, eylemlerde atılan sloganların çarpıcılığı ve burada sayamadığımız birçok detayla müthiş bir işe imza atılmış.

            1921, Lenin’in “Ezen millet ezilen millet” kamplaşmasını tekrar bilinçlerimize çıkarıyor. Kendi ülkemizle kilometrelerce ötemizdeki Çin’in nasıl benzer mücadelelere önderlik ettiğini görüyoruz. Elbette bu film bir Hollywood yapımı olmadığı, sistemin hegemonyasına hizmet etmediği için sosyal medya mecraları bu filmle çalkalanmadı. Film platformunda yer almadı. O nedenle kendimiz izlemekle kalmayalım, çevremizdeki insanlarla da bu destansı mücadeleyi paylaşmaya bir vesile olalım.