Ana Sayfa Manşet Devlet Bahçeli’nin Saptaması, Vatan Partisi’nin Programı: Türkiye’nin Stratejik Mecburiyeti

Devlet Bahçeli’nin Saptaması, Vatan Partisi’nin Programı: Türkiye’nin Stratejik Mecburiyeti

10

Öncü Gençlik Genel Başkan Yardımcısı İlyas Yılmaz yazdı:

19. yüzyılda, Türk Devrimi’nin şafağından önce, Osmanlı İmparatorluğu için kullanılan “Hasta Adam” tabiri, emperyalizm açısından zayıflayan ve “paylaşılması gereken” bir imparatorluğu nitelerken, bir de tarihin sarkacının gösterdiği gerçek vardı:

Tarihin sarkacı, dünya çapında imparatorluklar çağının kapandığını ve tarihin “Ulus Devletler” çağını dayattığını haber veriyordu.

Bugün tarih, aynı büyük ölçekli kırılmayı bir kez daha yaşatıyor: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 13 Ocak Salı günü, partisinin grup toplantısındaki “Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika’dır” ve “ABD’nin 50 parçaya ayrılacağı günler uzak değildir” saptamaları, tek kutuplu Atlantik düzeninin tarihsel ömrünü tamamladığının ve “Çok Kutuplu Yeni Dünya” düzeninin geri dönülemez bir biçimde şafağının söktüğünün hükümet düzeyinden ilanıdır.

Bahçeli’nin bu çıkışı, bizzat ABD emperyalizminin bağrına iade edilen bir yafta olmanın ötesinde, Vatan Partisi’nin on yıllardır savunduğu “Atlantik Çağı’nın Sonu” ve “Asya Çağı’nın Yükselişi” tezlerindeki siyasetlerin hükümet katında somutlaşmış bir tescilidir.

Bu durum, mızrağın artık çuvala sığmadığının ve Türkiye’nin önündeki nesnel zorunluluğun kanıtıdır. Devletin zirvesinden duyulan bu sesler, devrimci sürecin siyasi aktörleri Vatan Partisi’nin programında kristalleşen Milli Hükümet mevziisine doğru nasıl şiddetle zorladığını göstermektedir. Atlantik’in batan gemisinde bekleyecek vakit kalmamıştır; tarih, Türkiye’yi kendi bağımsızlık ve üretim rotasına çağırmaktadır.

ABD’nin iddiası ve kuvveti arasındaki uçurum

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin işaret ettiği “50 parçaya bölünme” öngörüsü, ABD’nin küresel ölçekte çarptığı “tarihsel duvarın” iç cephedeki kaçınılmaz yansımasıdır. ABD emperyalizmi bugün, sürdürmeye çalıştığı saldırganlık ile bu saldırganlığı besleyecek ekonomik ve askeri güç arasındaki uçurumun içinde debelenmektedir. Vatan Partisi’nin uzun süredir vurguladığı üzere; ABD’nin küresel iddiaları ile gerçek gücü arasındaki uyumsuzluk, artık sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır.

ABD ekonomisi, artık dünya çapındaki askeri yayılmacılığını finanse edecek güçten yoksundur. Üretim merkezinin Atlantik’ten Asya’ya kayması, Bahçeli’nin “kristal vazo” olarak nitelediği o kırılgan hegemonya yapısını kökünden sarsmaktadır.

ABD, artık dünyayı “hizaya getirme” kabiliyetini yitirmiştir. Kendi anakarasından on binlerce mil uzaktaki cephelerde Türkiye, Rusya, Çin ve İran gibi caydırıcı askeri güçlerle karşı karşıya gelen ABD saldırganlığı, stratejik bir çıkmaza girmiştir. Üstelik bu çıkmaz sadece “düşman” bellediği ülkelerle sınırlı değildir; en yakın müttefiki olan Avrupa’yı dahi kaybetmekte, NATO içinde derin çatlaklar ve dağılma krizleri yaşamaktadır.

ABD, iç cephesinden de çatlamaktadır. Dışarıda yenilen ve ekonomik olarak gerileyen bir merkezin, kendi içindeki 50 eyaleti ve toplumsal yapısını bir arada tutma şansı kalmamıştır. “Kristal vazo” dışarıdaki sert kayaya çarptığı için içeriden parçalanmaktadır. Türkiye için bu durum; Atlantik’in dayattığı rolleri, Trump’ın “ortak çözümlerini” reddederek, Avrasya’daki dostlarıyla, TRÇİ ittifakıyla milli çıkarları lehine yönetme sürecidir.

Milli devletlerin egemenlik iradesi, ABD haydutluğuna son verecek

ABD’nin küresel ölçekte yaşadığı gerileme, en somut ve kanlı biçimiyle Batı Asya’da tezahür etmektedir. Bahçeli’nin “Siyonist haydutluk” ve “Evanjelizmin felaket senaryoları” olarak nitelediği süreç, aslında ABD emperyalizminin bölgedeki son kalesi olan İsrail üzerinden yürüttüğü çaresiz bir hayatta kalma stratejisidir. Vatan Partisi’nin yıllardır saptadığı “İkinci İsrail” planı, bugün bölge devletlerinin ve direnen halkların ortak duvarına çarpmıştır.

Bahçeli’nin dikkat çektiği “Donroe doktrini” vurgusu, ABD’nin artık dünyayı ikna ederek değil, milletleri kendi coğrafyalarından ve kaynaklarından kopmaya zorlayarak yönetme çabasını simgelemektedir. Ancak bu baskı ya da daha doğru bir ifadeyle bu “haydutluk”, bizzat hedef aldığı güçleri birleştiren bir etkene dönüşmüştür. Venezuela’yı teslim alamaması, İran’da CIA-MOSSAD ajanları üzerinden İran devletini yıkmaya yönelik girişimlerinin, devletinin yanında tek vücut olan ve ABD-İsrail’e karşı meydanlarda milyonlar olan İran halkına çarpması bunun en iyi örnekleridir. Bugün “Dünya ABD ve İsrail’den müteşekkil değildir” gerçeği, Birleşmiş Milletler’deki 191 ülkenin iradesinde değil, bizzat sahada; Türkiye, İran, Rusya, Çin ve Lübnan, Filistin, Venezuela gibi birçok devletin oluşturduğu stratejik direnç hattında somutlaşmaktadır.

ABD’nin Latin Amerika’dan Batı Asya’ya kadar enerji kaynaklarını sömürme planları, yükselen Asya uygarlığının ve milli devletlerin egemenlik iradesi karşısında “son çırpınışlar” niteliğindedir. Vatan Partisi’nin savunduğu “Komşularla Tam İşbirliği” ve “Batı Asya Birliği” siyaseti, sadece bir tercih değil, ABD’nin haydutluğunu durduracak yegâne askeri ve siyasi kuvvettir.

Milli Hükümet Programı güç kazanıyor

Devlet Bahçeli’nin ABD’yi cepheden hedef alan ve “kristal vazonun parçalanışını” saptayan açıklamaları, yalnızca bir söylem değişikliği değildir. Bu çıkış, milli güçlerin devlet katında artık daha net bir biçimde görüldüğünü ve Türkiye’nin Atlantik prangalarından kurtulma iradesinin geri dönülemez bir noktaya ulaştığını göstermektedir.

Ancak bu tarihsel eşik, tek bir partinin ya da mevcut ittifakların omuzlayabileceği yükün ötesindedir. Vatan Partisi’nin önümüzdeki zorlukları yenmek için sunduğu iktidar formülü; AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, Kılıçdaroğlu CHP’si ve Vatan Partisi’nin oluşturacağı Üreticilerin Millî Hükümeti’dir.

Milli Hükümetin Mimarı, Üreten Türkiye’nin Öncüsü

Türkiye’nin çarptığı bu tarihsel duvarın aşılması için gereken kurmaylık ve siyasi cephane, on yıllardır Vatan Partisi’nin Milli Hükümet Programı ile istikrarlı bir şekilde güçlendirilmiştir.

Genel Başkanımız Doğu Perinçek’in liderliğinde şekillenen bu program; bugün Türkiye’nin içine girdiği ekonomik ve güvenlik çıkmazında yegane reçete olarak öne çıkmaktadır. Üreticilerin Milli Hükümeti Programı, Atlantik sisteminin dayattığı “borç batağı ekonomisine” son vererek; tasarruf, yatırım, istihdam ve üretimi odağa alan bir “Üretim Devrimi”ni hayata geçirecektir.

Türkiye’yi kuşatmalardan çıkaracak ve devleti “Milli Hükümet” menziline taşıyacak olan yegane pusula Vatan Partisi’dir.

AK Parti’siz Olmaz, Tek Başına Hiç Olmaz: Milli İktidarın Nesnel Gerçekliği

Bugünün toplumsal ve siyasi gerçekliği, AK Parti için tek başına iktidar döneminin nesnel olarak kapandığını göstermektedir. AK Parti’nin Türkiye’yi tek başına yöneteceği bir toplumsal zemin kalmadığı gibi, aynı gerçeklik AK Parti’siz bir milli iktidar seçeneğinin de mümkün olmadığını kanıtlamaktadır. AK Parti, Türkiye’yi yönetmek ve bekasını korumak istiyorsa; vatanımızı hedef alan ABD-İsrail tehditlerine karşı çözümü Trump ile “ortak çözüm” yollarında değil, Türkiye’nin milli kuvvetleriyle “ortak çözüm” yolunda, iktidar mevziisinde buluşmalıdır. Hem AK Parti’nin hem de Türkiye’nin önündeki tek seçenek budur.

CHP’de Kemalist Köklerin İradesi: Kılıçdaroğlu CHP’si

Öte yandan, Kemal Kılıçdaroğlu CHP’si de bu Milli Hükümetin bir kuvvetidir. Kemal Kılıçdaroğlu şahsı nezdindeki milli bir dönüşümün ötesinde Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu liderliğinde Atlantik’e teslim edilmiş CHP için milli, Kemalist köklerine dönüşü sağlayacak bir rolü sergilemektedir.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun; “CHP, Orta Doğu’da tökezlememizi bekleyen İsrail ve ABD belasını bertaraf etmek ve devletin âli menfaatleri için sürecin içinde olmak zorundadır” şeklindeki 22 Kasım 2025 tarihindeki çıkışı ve son süreçteki açıklamaları da göstermektedir ki Kılıçdaroğlu CHP’si, CHP’yi Atlantikçi prangalarından kurtararak milli eksene yerleştirecek ve Üreticilerin Milli Hükümeti’nde yer alacak bir kuvvettir.

İktidarın Mecburi Denklemi

Türkiye’nin önünde artık iki seçenekli bir yol yoktur; tek gerçekçi yol, Atlantik’in çöken düzenine karşı milli devletin egemenliğini her alanda tesis etmektir. AK Parti, MHP, Kılıçdaroğlu CHP’si ve Vatan Partisi’nin oluşturacağı Üreticilerin Milli Hükümeti; komşularıyla el ele veren, üretim çarklarını milli çıkarına göre döndüren ve vatan savunmasını Ankara’dan Şam’a, Şam’dan Doğu Akdeniz’e kadar tavizsiz sürdürecek bir iradenin adıdır.

Görünen o ki; devletin içindeki vatansever birikim ile Türk milletinin bağımsızlık iradesi, tarihin bu büyük kırılma anında aynı mevzide buluşmaktadır. Bu buluşma, Türkiye’yi çözüme, yani Atlantik’in değil, yükselen Asya’nın ve üreticilerin Türkiye’sini kuracak olan Milli Hükümet hedefine her geçen gün daha fazla yaklaştırmaktadır. Bahçeli’nin sözleri de bu yolun açıldığının müjdeli haberlerinden birisidir; şimdi görev, bu yolu devrimci bir kararlılıkla yürümek ve Türkiye’yi yeni dünyanın kurucu başkenti yapmaktır.