Ana Sayfa Yazılar EMİN AKSOY YAZDI: 2. KURTULUŞ SAVAŞI’NIN İHTİYAÇLARI VE BAŞKANLIK REJİMİ

EMİN AKSOY YAZDI: 2. KURTULUŞ SAVAŞI’NIN İHTİYAÇLARI VE BAŞKANLIK REJİMİ

618

Emin Aksoy, Öncü Gençlik Muğla

“Millet ve memleket adına ve hesabına tek başvurulacak yer burasıdır; yani Yüksek Meclisinizdir. Bu yasal hakkı, bu milli hakkı, bu doğal hakkı hiçbir sebep ve bahane ile ve hiçbir düşünce ile hiçbir kimseye ve hiçbir kurula terk edemeyiz.”

Mustafa Kemal Atatürk

 

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk yukarıdaki sözünde kısaca özetlediği gibi, millet ve memleket adına başvurulacak tek yer Millet Meclisidir. Kurtuluş Savaşımızın temelleri bu mecliste atılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk savaşı kazanmak için öncelikle milleti seferber edecek bir meclisin savunurken diğer paşalar önceliği ordunun örgütlenmesine vermiştir fakat Mustafa Kemal Paşa’nın haklı olduğu istiklal savaşınızda test edilmiş ve doğrulanmıştır.

 

Öncelikle 24 Temmuz sürecinden sonra yaşanan gelişmeleri göz önünde bulunduracak               olursak; Türkiye PKK’sıyla FETÖ’süyle terör örgütleriyle topyekün bir mücadeleye başlamıştır. İkinci istiklal savaşı olarak adlandırılan bu süreç içerisinde PKK hendeklere gömülmüş ve FETÖ’nün beli kırılmıştır. Bu gelişmelerin yanı sıra şimdi ülkemiz kritik bir sürece girmiştir. İkinci istiklal savaşı verdiğimiz bir dönemde Başkanlık Sistemi tartışmaları ülkemizin gündeminin ortasında yer almaktadır.

 

Peki, Başkanlık Sistemi niçin Türkiye’nin ihtiyacı değildir?

 

Geçtiğimiz süreç içerisinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan  ”İkinci istiklal savaşı verdiğimiz bu süreçte Milli Seferberlik başlatmalıyız.” diyerek Türkiye’nin asıl ihtiyacına vurgu yapmıştır. Sözleri teorik olarak doğrudur ancak söylerken unutulan bir nokta var ki oda milli seferberlik ilan etmenin koşulu, Millet Meclisi olduğudur. Ancak seferberliği yürütecek mekanizma yani meclisimiz etksizi hale getiriliyor. Yetkisiz bir meclis ve sorumsuz bir hükümetle, devletle toplum arasında bir disiplin sağlanamaz. İkinci istiklal savaşının ihtiyacı Meclis yetkilerini zayıflatmak değil aksine daha da güçlendirmektir.

Dört Maddede Türkiye’nin Zorunlu İhtiyaçları

Yaşadığımız son dönemi göz önünde bulundurduğumuz zaman ülkemizin ihtiyaçlarını dört temel başlık altında toplayabiliriz.

  • Bölücü Teröre ve FETÖ’ye karşı başlatılan mücadeleyi sonuca ulaştırmak ve birliği sağlamak.
  • Amerikan koridorunu bozarak vatanın bütünlüğünü güvence altına almak.
  • İçine girdiğimiz ekonomik krizi aşmak içim Milli Direnme Ekonomisini oluşturmak.
  • Komşularımızla ve Yükselen Avrasya ülkeleriyle dayanışma içine girerek Atlantik’ten gelen dış tehditleri bertaraf etmektir.

Önem sıralamasına göre baktığımız zaman Türkiye’nin can yakıcı sorunları yukarıda ki şekildedir. Bu tespitleri yaptıktan sonra getirilmeye çalışılan sisteme bakıyoruz: Millet iradesi cumhurbaşkanının rafına kaldırılıyor.

Yeni getirilen sisteme göre, Bakanlar Kurulunun TBMM’ye karşı sorumluluğu kaldırılıyor. Bakanlar Kurulu Cumhurbaşkanına sorumlu oluyor. Burada siyasal sorumluluk ile ceza sorumluluğu kasıtlı olarak birbirine karıştırılıyor. Bakanlar Kurulu üyelerinin suç işlediği iddia edilmesi durumunda, Meclisin üye tam sayısının beşte üçünün oyuyla soruşturma açılabiliyor ve üye tam sayısının üçte ikisinin oyuyla Yüce Divana gönderilebiliyor. Ancak buradaki sorumluluk, ceza sorumluluğudur, siyasal sorumluluk yalnız Cumhurbaşkanına karşıdır. Açıkçası bakanların millete hesap vermesi artık söz konusu olmayacaktır.

TBMM’nin denetleme yetkisi kaldırılıyor. Getirilen Hükümet sisteminde, Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve Bakanlar Kurulu üyeleri Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. Görevlerine son verme yetkisi de yine Cumhurbaşkanında. Böylece Hükümet Meclisin ve Milletin denetiminden koparılıyor. O kadar ki, bir milletvekili Cumhurbaşkanı Yardımcılığına veya Bakanlığa atanırsa, TBMM üyeliği son buluyor. Cumhurbaşkanlığı sistemine göre, bakan yok, Cumhurbaşkanının atadığı memurları var. Bu bağlamda meclis güvenoyu ve güvensizlik oyu mekanizmalarıyla hükümetin kuruluşu ve düşürülmesi konusunda yetkisizleştirilmektedir. Meclis sözlü soru ve gensoru ile hükümeti denetleyemeyecek. Aynı zaman da başkanlık sistemini savunan cephenin söylemlerinde yer alan “Terörle daha iyi mücadele etmek için bu sisteme ihtiyacımız var.” Mademki terörü bitirmek için bu sisteme ihtiyacımız var neden 2019’dan sonra yürürlüğe girecek diye sormazlar mı hiç? Bugün ülkemizin birinci ihtiyacı Vatan Savaşında ve Üretim Ekonomisine geçişte milletin ve devletin birliğini ve güvenliğini sağlamaktır. Yukarıda yaptığımız tespitler doğrultusunda görülüyor ki başkanlık sistemi ülkenin sorunlarına çözüm değildir. Vatan savaşını kazanmanın üretim ekonomisine geçisin yolu başkanlık sistemi değildir. Mevcut sistemin tabanını genişleterek (AKP, CHP, MHP, VATAN PARTİSİ) oluşturulacak olan Milli Seferberlik Hükümetidir. Ancak bu şekilde sorunları aşmakta üstlenilecek sorumlulukları eşit bir şekilde paylaştırılıp toplumun büyük bir kesimini temsil edecek olan bir meclisle ülkemizin birliğini ve bütünlüğünü sağlayabiliriz.

Vatan Partisi 11-12-13 Mart’ta düzenleyeceği 10. Genel Kurultayı ile vatan savaşı sürecinden milli hükümeti çıkaracak iradeyi, programı ve siyasi önderliği milletimize sunacaktır. Milletimiz en doğru kararı verecek ve HAYIR’lara vesile olacaktır.

oncugenclik.org.tr, 6.03.2017