Ana Sayfa Haberler PROFESÖR KÖYLÜ PARTİLİ DEVRİMCİ DURMUŞ UYANIK’I SAYGIYLA ANIYORUZ

PROFESÖR KÖYLÜ PARTİLİ DEVRİMCİ DURMUŞ UYANIK’I SAYGIYLA ANIYORUZ

996

Aydınlık Gazetesi yazarlarından Ercan Dolapçı, devrimci köylü önderi Durmuş Uyanık’ın ölüm yıldönümünde dostlarının gözünden onu anlattı. İşte o yazı:

Aydın’ın incirinden ve pamuğundan daha önemli özelliği efeleridir. Haksızlığa ve işgale başkaldırılarıyla tarihe mal olmuşlardır. Yörük Ali Efe, Demirci Mehmet Efe, Gökçen Efe ve Sökeli Cafer Efe bunlardan en namlılarıdır! Her biri destan ve anıttır!

Milli Mücadeledeki önderlikleriyle tarihe mal oldular. Cafer Efe, 3 Temmuz 1919 günü Aydın’dan atılan Yunan ordusuyla Germencik istasyonunda çarpışırken şehit olmuştu. Girit’ten göçüp gelen bir ailenin çocuğuydu. Bir Rum’un tokatıyla dağa çıktı ve mücadeleye önder oldu. Söke’de Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı, Çerkez’i birleştirmişti. Onlardan kalan ruh bugün Söke ve Aydın dağlarında hâlâ dolaşıyor. 1932 yılında Söke Avşar Köyü’nde dünyaya gelen Durmuş Uyanık’a da bu ruh bulaşmış olacak ki; onu 1970’li yılların toprak eylemlerinde en önde görüyoruz. Bununla ünlendi. 1960 İhtilalinden sonra başlayan aydınlanma ortamında kendisini sosyalist hareketin içinde buldu. TİKP ve Vatan Partisi saflarında uzun yürüyüşünü yılmadan sürdürdü. Cumhuriyet’in ‘efendi’ köylülerindendi. Geçen yıl 12 Eylül günü 83 yaşında dim dik, bir zeytin ağacı kadar da zengin insan mirasıyla Hakk’a yürüdü. Arkadaşları, özel olarak yaptırdıkları mezarı başında onu 17 Eylül günü anacak. Mezar taşında “Üryan geldi, üryan gitti” yazıyor.

DEVRİMCİ KÖYLÜ ÖNDERİ

Durmuş Uyanık, Yörük bir ailenin çocuğu olduğu için, göçer hayat nedeniyle ilkokula gidemedi. Kendi imkânlarıyla okuma yazmayı öğrendi. Biraz dini eğitim yoluyla, biraz da ‘ecem’ dediği ağabeyi sayesinde… Okuma yazmayı öğrendikten sonra eline ne geçtiyse okumaya başladı. Aydın bir köylü olmanın yolunda hızlı adımlarla ilerledi. 1960 ihtilalinin yarattığı özgürlükçü ortamdan o da etkilendi. 1964 yılında Türkiye İşçi Partisi’ne girdi. 1965 seçimlerinde dağ taş dolaşarak çalıştı. 1970 yılında Söke Ovası’nda toprak mücadelesinin içinde buldu kendini. Bu yıllarda direnişe önderlik yapan Aydınlıkçılarla tanıştı. Hayatı değişti. Uzun yürüyüşte onlardan kopmadı. İnatla ve sabırla çalıştı. Eğilmez, bükülmez örnek kişiliği ve güleç yüzüyle arkadaşlarına moral verdi. Güç kattı… Halkın sevgilisi oldu. 12 Mart ve 12 Eylül darbe süreçlerinde yargılandı. Mücadeleden kopmadı. 1978 yılında kurulan Türkiye İşçi Köylü Partisi (TİKP)’nin ‘kasketli’ kurucuları arasında yer aldı. Merkez Karar Komite Üyesi oldu. Ayrıca İzmir İl Başkanlığı da yaptı. 12 Mart darbesi anılarını ve Beşparmak dağlarındaki Aydınlıkçı mücadelesini “Aşılı Zeytin” adlı kitabında anlattı.

ARKADAŞLARI ANLATIYOR

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, 14 Eylül 2015 tarihli köşesinde ‘Ece (Ağabey)’sini şöyle anlatır: “Hangi resmine baksanız, size gülmektedir. 1972 yılında İzmir’in sıkıyönetim bodrumlarında karşılaşsaydınız, size yine gülerek bakacaktı. Ya da 1970’li yılların Mamak Cezaevi’nde veya 1980’li yıllarda yine Mamak B Blokta, D Blokta… Şiddetin, zorbalığın, ateşlerin, ihanetlerin, kahpeliklerin içinde hep sakin ve hep gülümseyen devrimcidir.”

Partili arkadaşı Prof. Dr. Ercan Enç, onu geçen yıl mezarı başında yaptığı konuşmada şöyle anlatır: “O sadece iyi bir devrimci, iyi bir yurtsever değil aynı zamanda iyi bir eş ve iyi bir baba idi. Beraber olduğumuz süre içerisinde, eşine sert bir sözünü değil, sert bir bakışını dahi görmedim. Eşi de vefakâr ve cefakâr, eşinin yanında dimdik duran yiğit bir Türk kadınıydı. Söke’nin tüm ovalarında ve dağlarında Durmuş Ece’nin ayak izleri vardır. Onun ayak izleri bize rehber olsun!”

Vatan Partisi İzmir İl Yönetim Kurulu Üyesi Ali Karşılayan ise Uyanık’la 1970’li yıllarda toprak mücadelesi sırasında tanıştığını hatırlatarak şunları söyler: “dağlarının yücelerinde Avşar Yörüklerinden bir Durmuş Uyanık vardı. Darbelere, baskılara, tehditlere, işkencelere boyun eğmedi, dimdik durdu. Başı dik, onurlu duruşuyla bizlere örnek oldu. Aşılı Zeytinkitabında çok güzel anlatır, 12 Mart 1971 darbesiyle gelen sıkıyönetim günlerinde köylüleri öncü partide nasıl örgütlediğini.”

PROFESÖR KÖYLÜ

40 yıllık dava arkadaşı Daşar Karadağ: “Durmuş Ağabey bizim için tereddütsüz insan olmanın sembolüdür. Her şart altında devrimci mücadelenin neferi olmanın örneğidir. Yoksul köylünün devrimci aydın olmasıdır. Partisini, gözünden daha çok koruyandır. Her şart altında hiç korkmayan, evinin kapısını devrimcilere açan misafirperverdir. İnsan sevgisi derin olan, arkadan konuşmayan, her türlü fikrini paylaşan bir çelebidir. Yardımlaşma ve dostluk duygusu yüksek olan çelebi bir insandır. Eksik yanlarını gizlemeyen, okumayı, şiir ve anılarını yazmayı; özen ve disiplinle ele alan bilgedir. Hayatı seven, çiçekleri ile zeytin ağacına düşkün aile sevenidir. Sınıfsız toplum aşığıdır. Adı parti tarihine önemle yazılacak militandır. Onu saygıyla anıyoruz.”

Arkadaşı Vahit Dikilitaş: “Durmuş Ağabeyi 1980 darbesinde tanıdım. Mamak’ta duruşmalarında kasketiyle salona girişiyle hatırlıyordum. Onunla karşı karşıya sohbet etme fırsatı bulmuştum. Çok okuyan bir insandı. Bu alışkanlık yıllarca sürdü. Birgün odasına girdiğimde çok şaşırmıştım. Masasında yeni çıkan kitaplar vardı. Odası tam bir kütüphaneydi. Çeşitli ülkelerin parti yöneticileriyle çekilmiş bir sürü de fotoğrafı vardı. Durmuş Ağabey ve arkadaşı Murat Nizam gibi insanlar tam bir profesör köylülerdi. Ülkemizde böyle köylüleri görünce çok daha umutlandım. Durmuş Ağabeyi saygıyla anıyor, Murat Ağabeye de uzun ömürler diliyorum.”

Uyanık’ın bilinmeyen şiiri:

“Pamuk Tarlasında

Onlar, batırınca küreği

Toprağın bağrına

Öfkeyle

Hınçla

Ve neşeyle

Coşardı toprak

Ve kaynardı

Ta derinliğinden

Oynardı bulgur gibi

 

Onlar, cetvel yapardı orada

Çift çift pamuk tarlasında

Ve uzaktan bakınca onlara

Gri ve ipil ipil ılgımın içinde

Sanki uçuyorlardı bir boşlukta”

 

oncugenclik.org.tr, 12.09.2016