Ana Sayfa Yazılar BİRKAN BURKAN YAZDI: CUMHURİYET’İN HAZİN SERÜVENİ

BİRKAN BURKAN YAZDI: CUMHURİYET’İN HAZİN SERÜVENİ

661

Ülkemiz son dönemlerde önemli siyasi kırılma noktaları yaşadı. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri. Onların arasında da 24 Temmuz. Haziran’dan Kasım’a birçok toplumsal algı yerle bir edildi ve taşlar yerinden oynadı. Güneyimizde hat safhaya gelen koridor ve  tabii bölünme tehdidi TSK’nın harekete geçmesine neden oldu ve terörle kararlı bir mücadele başladı.

Bütün bunlar yaşanırken Türkiye halkının gerçekliklerini ıskalayanlar, halk nezdinde itibarı yerle bir olmuş ABD enstürmanı terör örgütüne barış ve demokrasi kalkanı olmaya çalışanlar, terörle mücadeleyi “saray savaşı” olarak adlandırdı ve 1 Kasım’dan hüsranla ayrıldı.

Yeni bir sürece girmiştik, TSK kararlı operasyonlarını devam ettiriyor ve PKK gittikçe köşeye sıkışıyordu. Tam burada sistemin arayışları başladı ve PKK’yı kurtarma planları ortaya konuldu. “Barış olsun”, “insanlar ölmesin”, “savaşa hayır” söylemleri havada uçuşuyordu. Ancak göremedikleri şey şuydu ki; Türk ve Kürdün ayrılmazlığı emperyalizmin kara gücü Pkk’yı bitirmeye başlamıştı.

Savaşın Başka Yönü: Propaganda ve psikolojik taarruz

Bu savaşın iki yöntemi var: Yalan üretimi ve akılsızlaştırma. İkisi de iç içe, birbirinden ayrı şeyler değil. Emperyalizm her dönem zihinleri bulandıran ve toplumu akılsızlaştıran siyasetler güdüyor elbette. Ancak bu sefer daha acil; PKK kurtarılacak!!!

İtibarsızlaşan terör örgütünü yeniden şirin göstermeli, halkın nefretini başka yerlere kanalize etmeli, açılımı yeniden başlatmalıydı. “PKK’yı hayatta tutma” acil eylem planı bu 3 maddeden oluşuyordu.

Bunları yapabilmek için de, yalan üretmeli ve duygular üzerinden bilinçleri kör etmeliydi. Sert bir ideolojik saldırı ve duygu sömürüsü başlatıldı.

Cumhuriyet’i kuran partiye Cumhuriyet’i yıkma görevini veren emperyalizm, Cumhuriyet Gazetesine’de gerçeğin saptırılması, milletin kandırılması rolünü biçti.

Cumhuriyet’in Hazin Serüveni: Yunus Nadi ve İlhan Selçuk’tan, Gülen ve Demirtaş’a

Gazete, Cumhuriyet’in ilanından sonra Mustafa Kemal’in önerisiyle İstanbul’da hilafet yanlısı basına karşı mücadele etmek için Yunus Nadi tarafından 7 Mayıs 1924’de kuruldu. Kuruluş yeri İttihat ve Terakki Genel Merkez binası ( pembe köşk).

Adı üzerinde Cumhuriyet Devrimini kökleştirmek ve ideolojik mücadelesini vermek için var olmuştu. 1978’den bu yana birçok yazarı suikaste uğradı. Uğur Mumcular, Muammer Aksoylar, Bahriye Üçoklar, Ahmet Taner Kışlalılar… Hepsi Cumhuriyet devrimi adına hayatlarını ortaya koyan aydınlarımızdı.

Böylesine bir kökenden gelen gazete, PKK’nın yayın organı Özgür Gündem’in bile yapamadığı haberleri yapmaya, atamadığı maşetleri atmaya başladı. Çünkü esas olan halkın bu kısmını psikolojik etki altında bırakmak. Terör örgütü itibarsızlaştığı noktada, onun siyasetlerini yayacak farklı araçlar geliştirmek… Cumhuriyet Gazetesi de tam buna uygun.

Operasyonların yoğunlaştığı dönem, açılım manşeti atmak Uğur Mumcu’dan öğrenilmemiş olsa gerek. Ya da cemaat operasyonlarına tepki manşetleri atmak Muammer Aksoy’dan.

En hazin olanı da ABD Başkan yardımcısı Biden’ın Türkiye’ye geldiği gün “ACİL DEMOKRASİ” manşetiyle çıkan gazetenin tarihine yaptığı ihanettir. Her fırsatta Pkk’nın en üst mercilerinden dile getirilen çözüm süreci için “ABD ve Avrupa devreye girmeli” söylemi, artık Cumhuriyet’in manşetlerinden girilir oldu. Bu tarihi sorumluluğun altında hiçbir kuvvet kalamaz, ezilir.

12 Mart döneminde işkenceler yaşamış, emperyalizm tarafından Ergenekon tertibiyle hedef alınmış İlhan Selçuk’un gazetesi, 24 Temmuz’da başlayan terörle mücadeleyi 26 Temmuz 2015 tarihli sayısında manşetten şöyle görüyor: “BARIŞKES DÖNEMİ: Hükümet sınırdaki çatışmaları gerekçe göstererek baskı politikalarını devreye soktu.”

Hemen altında da Hpg ve Kck’nın tepki açıklamaları. Yani TSK terörle mücadele etmiyor. Güney sınırımızdaki olaylar bahane edilerek, devlet tarafından o bölgedeki insanlara baskı ve şiddet uygulanıyor. Bu denli iddialı sözleri aynı dönem Özgür Gündem’den bile okuyamıyorduk.

Yine Barış için akademisyenler adıyla çıkış yapan, terörle mücadeleyi halka uygulanan baskı ve şiddet olarak tanımlayan sözde akademisyenlerin bildirisini, Türkiye’nin büyük çıkış noktası, en devrimci atılımıymışçasına görmek; 56 Üniversiteden 133 Öğrenci topluluğunun imzaladığı “Çocuklar ölmesin diye kahrolsun PKK” bildirisini görememek(!) gazetenin Türkiye açısından karşı cepheye yerleşmiş olduğunu gözlerimizin önüne seriyor.
Demek ki derdimiz çocukların ölmemesi değil, birilerini kurtarma siyaseti.

Bunlar işin PKK tarafı. ABD güdümüne girmenin ikinci sonucu da cemaat savunucusu konumlanma. Türkiye’nin bütün milli değerlerine düşman olan, Vatan Partisi’ne, TSK’ya ve birçok aydına kumpas kuran F tipi örgütü savunur hale gelmek. Tarihinde cumhuriyet devriminin en büyük aydınlarını barındıran gazetenin yazarları şimdi, Gülen’in onursal başkanı olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Platformu’nun düzenlediği Abant Platformu toplantısında boy gösteriyor.

İki gün önce, Suriye’yi Rusya mandası ilan eden manşetiyle de tüm siyasi çelişmelerde Türkiye merkezli değil, ABD merkezli hareket ettiğini tescillemiş oldu.

Gazetenin devrimci kimliğinden tamamen kopmuş ve emperyalizmin psikolojik savaşının en büyük medya ayaklarından birisi haline gelmiş olduğunu söylemek, ayakları yere basan doğru bir önermedir.

HDP Milletvekillerinin ağlamaklı hallerini büyük dramlar gibi sunarken, mazlum Kürt anasının gözyaşlarıyla haykırdığı “Onlar şeytandır, asker benim ruhumdur” sözlerini bakamaz, göremez, duyamaz hale gelecek kadar vicdanlar taşlaşmış, bilinçler körelmiş, gözler kapanmış demektir.

Türkiye’nin içerisine girdiği süreç böylesine büyük ihanetler barındırmakla beraber, devrimci köklerinden hala kopmayan Anadolu’nun içerisinde yüzlerce yıldır beraber yaşayan, kaynaşmış bir halk görüyoruz.

Şırnak’ta Türk Bayraklarıyla ayaklanıp Pkk’ya lanet okuyan kürt köylüsü, Siirt’te şehidimizi uğurlayan binlerce kürt köylüsü ve “Onlar şeytandır” diye haykıran Kürt anası; Yunus Nadilerin, Uğur Mumcuların, Muammer Aksoyların geleneğini devam ettiriyor. ettirecek…

Birkan Burkan

Öncü Gençlik GYK Üyesi/ İzmir İl Başkanı

 

oncugenclik.Org

03.02.2016