Ana Sayfa Yazılar METE UTKU KILIÇ YAZDI: MEHMET PERİNÇEK – AVRASYACILIK TÜRKİYE’DEKİ TEORİ VE PRATİĞİ

METE UTKU KILIÇ YAZDI: MEHMET PERİNÇEK – AVRASYACILIK TÜRKİYE’DEKİ TEORİ VE PRATİĞİ

1987

Mete Utku Kılıç, Öncü Gençlik Sakarya İl Yöneticisi

Ülkemizde Avrasya’yı inceleyen kaynakların neredeyse tümü Atlantik cephesi perspektifiyle yazılmış, psikolojik savaşa hizmet eden ve Doğu’ya karşı kirli propaganda üreten eserler olma özelliği taşıyor. Aynı zamanda Avrasya’ya karşı psikolojik savaş kapsamında yıllardır yürütülen kirli propaganda sadece teorik düzlemde kalmamış, Türkiye içerisindeki Amerikancı yapılar; Türkiye’nin kurtuluş rotasının Avrasya olduğunu söyleyen vatanseverlere saldırmış, onları mahkûm etmeye çalışmıştı. Bu kapsamda saldırıya uğrayan ve mahkûm edilmeye çalışılanlardan biri de, bu kitabın yazarı Mehmet Perinçek’ti. Mehmet Perinçek’in “Avrasyacılık, Türkiye’de Teori ve Pratiği” adlı eseri de Vatan Savaşı’nın henüz başlamadığı ve Türkiye’de hala Amerikancı rüzgarların estiği 2006 yılında, kumpasların ve operasyonların başlamasına birkaç sene kala yayımlandı. Türkiye’nin dinamikleri, halkın mücadelesi vatanseverlerin mahkumiyetine izin vermemiş ve Gladyo yenilmişti. O günün koşullarında sert esen Amerikancı rüzgâra karşı savaşan Vatan Partisi, Türkiye’nin Avrasya’ya yönelmesinde etkin rol almış, Silivri’den çıkan aydınlarımızla birlikte ülkemiz, Avrasya’ya yönelmeye başlamıştı. “Avrasyacılık, Türkiye’de Teori ve Pratiği” kitabı, bu yönelişten itibaren Türkiye’nin rotasını öğrenmek ve mevcut siyaseti anlayabilmek için büyük önem kazanmıştır. Ülkemizin öncü kimliğini kavraması ve Avrasyacılığın tam anlamıyla ne olduğunu öğrenmesi için de bu eser kritik öneme sahiptir.

Bu kitap; Atlantik ideolojisini ve emperyalizmi korkudan titreten Avrasyacılık doktrinini, halkın anlayabileceği şekilde ancak objektif ve bilimsel tavırdan ödün vermeden inceleyen en önemli eserlerden biri olarak karşımıza çıkmakta. Kitapta, Avrasyacılık iki bölüm altına inceleniyor. İlk bölüm de ezen ve ezilen milletler çelişkisi, dünyadaki saflaşma inceleniyor, Avrasya doktrini teorik düzlemde ele alınıyor. İkinci bölümde ise, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Amerika’nın “küreselleşme ve tek kutuplu dünya” adı altında küresel hegemonya çalışmalarına başlaması ve bunun sonucunda ezilen milletlerin; milli devletlerini, ulus kimliklerini ve bağımsızlıklarını korumak için sarıldıkları Avrasyacılık stratejisi pratik düzlem de ele alınıyor. Teorik ve pratik açıdan ülkemizde ve uluslararası arenada gelişimi incelenen Avrasyacılığın ne olup ne olmadığı, Türk-Rus dostluğunu zedelemeye çalışan ve Rusya’nın emperyalist bir tehdit olduğunu iddia eden kimselere karşı; Türkiye ve Rusya’nın emperyalizm tehdidi altında aynı cephede olduğu ve iki devletin çıkar ortaklığı olgularla birlikte açıklanıyor. Kitabın, 41. Sayfasında, Avrasyacılığın Rus emperyalizmi olduğunu söyleyen kuvvetlere karşı, Avrasyacılık teorisi için çok önemli bir isim olan Aleksandr Dugin’den çok önemli bir alıntı yapılıyor.

4-5 Aralık 2004 tarihinde Ankara’da gerçekleşen Avrasya Sempozyumu’nda, Dugin:

“Avrasyacılık mı Avrusyacılık mı? Avrasyacılığı, Rusya’da Rus emperyalizmin devamı olarak algılamamak ya da Sovyetler Birliği’nin yeniden yaratılması olarak algılamamak gerekir. Bu mümkün değil, çünkü bunun için kaynak yok, psikolojik kaynak yok, maddi kaynak yok, ekonomik kaynak yok; yani emperyalist Ortodoks fikri de yok. (…) Öyle ise bunu yeni bir yaklaşım olarak algılamak gerekir. Yani Rusya bir hegemonya gücü olarak ortaya çıkmıyor, fakat bir devlet olarak, uygarlık olarak ortaya çıkıyor. Bu devlet yada uygarlık, yerini çok kutuplu dünya çerçevesinde aramak zorunda. Rusya’da bugün şu çok açık: Rusya’nın tek kutuplu dünyada yeri yok. (…) Bu da şu anlama geliyor: Stratejik müttefik ittifaklar sistemi kurmalı, yani Rusya gibi aynı problemlere yüz yüze bulunan milletlerle, oluşumlarla ittifaklar kurmalı. (…) Avrasyacılık fikri nedir? Çok kutuplu dünya oluşturulması konusunda ortak arama fikridir bir bakıma. Bizim için Avrasyacılık ittifak kurmak demektir.”

Tek bir alıntıda ve pasajda, Avrasyacılığın ne olduğu ve Rus emperyalizmi ile en ufak bir ilgisi olmadığı basit bir dil ile açıklanıyor.

Kitabın arka kapağında, ekler bölümünde Avrasyacılığın teori ve pratiğinin daha iyi anlaşılması için bazı temel bilgilere yer verildiği söyleniyor. Zannımca bazı temel bilgiler ifadesi, kitabın ekler bölümünde yer verilen ve 148 sayfadan oluşan onlarca metini, konuşmayı ve makaleyi tanımlamak için yetersiz kalıyor. Attila İlhan’ın “Türkiye/Rusya, Stratejik Partner” makalesinden Süleyman Demirel’in 4 Aralık 2004 tarihinde, Gazi Üniversitesi’ndeki Avrasya Sempozyumunda yaptığı konuşmaya kadar kolay kolay bulunamayacak birçok konuşmadan ve materyalden oluşan bu bölüm, Avrasya konusunda çok fazla kaynak barındırıyor.      Özellikle uluslararası ilişkiler öğrencilerinin ve uluslararası sisteme ilgi duyan herkesin okuması gereken bir kitap. Bunun yanında Türkiye için Avrasya’nın önemini, ABD/Avrasya denkleminde Avrupa’nın rolünü ve yeni dünya düzeniyle birlikte başlayacak Asya Çağını anlamak için de bir başucu kitabı.

#OkuyanYazsın

oncugenclik.org.tr